Digital Age Dergisi Kasım 2010 sayısı ile birlikte E-Ticaret Satışta Tsunami Etkisi isimli kitap ücretsiz olarak veriliyor. Bu kitabı Türkiye’deki az sayıda sektör profesyonelinden biri olan Anıl’ın kısa süre önce kaleme almış olduğunu görünce mutlu oldum. Yazılar içerisinde interneticaret'ten alıntılara yer verilmiş olması da ayrı bir sürpriz oldu ☺ Son birkaç yılda sektöre dair kitaplar araştırıldığında sadece Şule Özmen tarafından yayına hazırlanmış E-Ticaret Ağ Ekonomisinde Yeni Ticaretin Yolu isimli yayına ait bilgiye ulaşılabilen ülkemizde, malesef bugüne kadar elektronik ticaret sektörü üzerine (bu konuda) çok da fazla kitap yayınlanmadı. Eticaret siteleri aracılığı ile birçoğunu elde etme şansı bulduğum kitaplar ile yaptığım araştırmalar sonucunda bilgilerine eriştiğim kitapların listesini bir özet yapmak amacıyla birleştirmek istedim.
Türkiye’de e-ticaret konusunda yazılmış kitapları 5 grupta toplayabiliriz: girişimcilerin tecrübelerinin paylaşıldığı röportaj havasıyla yazılan kitaplar, ders kitabı olması amacıyla teorik olarak kurgulanan kitaplar, e-ticaretin genel kapsamına dair el kitapları, altyapı ve yazılım konusundaki teknik kitaplar ve hukuksal, vergisel mevzuatlara dair kitaplar. Aşağıda isimlerini, basıldıkları yılları ve yazarlarını listelediğim kitapların yarıya yakını malesef satıştan kalkmış ve yine bir kısmı da basılı hale getirilemeyip sadece sanal ortamda paylaşılabilmiş.
Tecrübe Paylaşımı
Büyüyünce E-Ticaretçi Oldum (2004) – Adnan Tokalıoğlu
Kümesteki Kartal Neden Uçamaz (2005) – Burak Büyükdemir
E-Ticaret, Satışta Tsunami Etkisi (2010) – Anıl Altaş
Teorik Anlatım
Elektronik Tic@ret (2000) – Veysel Bozkurt
Deniz Ticaretinde Elektronik Satış Yönetimi (2004) – Umut Mehmet Yürüyen
Elektronik Ticaret, e-ticaret (2004) – Sabahat Özbay & Selma Akyazı
Elektronik Ticaret, Kavramlar ve Uygulamalar (2006) – Mustafa Taşlıyan
E-Ticaretin Temelleri (2006) – Dilek Olcay
Ağ Ekonomisinde Yeni Ticaret Yolu (2003, 2009) – Şule Özmen
Yeni Başlayanlar İçin
Türk Kaşığı İle E-Ticaret – Melik Çelikoğulları
E-Ticaret Rehberi (2003) – Adem Özbay & Jan Devrim
İnternet Ticareti (2003) – M. Emre Civelek & Edin Güçlü Sözer
Elektronik Ticaret El Kitabı (2006) – Nevzat Erdağ & Emel Batuman
E-Ticaret (2009) – Kenan Mehmet Ekici & Arif Yıldırım
E-Ticaret, İnternet Ortamında Ticaret (2010) – Betül Budak
E-Ticaret El Kitabı (Sanal, 2010) – Melih Torlak
Mevzuat Hakkında
Elektronik Ticarette Tüketicinin Korunması ve Bir Uygulama (2002) – Selda Ene
Avrupa Birliği Hukukunda Elektronik Ticaret ve Türkiye'deki Gelişmeler (2002) – Buket Öztuna Cox
Elektronik Ticaretin Hukuki ve Vergi Boyutu (2004) – Şaban Kayıhan & Habib Yıldız
Bilişim Ekonomisi ve E-Ticaret (2007) – Akın Akbulut
Elektronik Ticaret: E-Ticaret (2008) – Gazanfer Erbaşlar & Şükrü Dokur
Teknik Altyapı
Web’de Mağaza Açmak (2000) – Cahit Akın
10 Adımda Online Satış Sitesi (2010) – Zafer Demirkol
23 Kasım 2010 Salı
19 Kasım 2010 Cuma
Gazeteler (İnternet’ten) Nasıl Kurtulur?
Geçen haftalarda Sabah gazetesinin İnternet sitesindeki e-gazete uygulamasının ücretli hale geldiğine dair bir haber medyada kendine yer buldu. Son birkaç yıldır Hürriyet’in benzer hizmetlerini paralı hale getirmesi ve Habertürk gibi gazetelerin akıllı mobil cihazlara yönelik uygulamalarını hazırlamaya hız vermesi gibi dönemeçlerden geçen Türk basını, gün geçtikçe bu konuları daha fazla tartışmaya başladı. Herhangi bir dijital dünya etkinliğinde ilgili oturumlara katılmadıysanız, medyanın İnternet üzerindeki ücretlendirme modellerine olan yabancılığı ile ilgili olarak Serdar Kuzuloğlu’nun değerlendirmesi ve İsmet Berkan’ın bu klasik bakışı özetleyen ‘içeriden’ değerlendirmesi; basın sektöründe global olarak yaşanan ciddi dönüşüm üzerine bilgi altyapısı inşa etmenize yardımcı olacaktır.
Basılı medyanın bir diğer gelir kaynağı olan yayın satış gelirlerine baktığımızda da yine aynı şekilde olumsuz bir gelişim gözlemlenebilir. 2000 yılından itibaren basılı gazetelerin okunma adetleri yıllık %10 üzerinde düşüş göstermekte. Aşağıda grafiğine yer verdiğim ABD Gazeteler Birliği verilerine göre de baskı adetleri bu nedenle ciddi şekilde azalmış durumda.
Online Gazeteler ve Gelir Modelleri
Gazeteler, yukarıda belirttiğim dönüşüm sonucunda gelir modellerini İnternet siteleri üzerine kaydırma stratejilerine ağırlık vermeye başladılar. Klasik reklam alma modelinin, performans temelli oluşan İnternet pazarlaması üzerinde kısıtlı kalabileceğini öngören birkaç medya grubu, klasik basılı yayın satışına benzer modellerin denemelerini yoğunlaştırdı.
Bugüne kadar denemesi yapılan farklı gelir modellerini aşağıdaki şekilde listelemeye çalıştım. Eksikleri siz de belirtebilirseniz daha sağlıklı bir liste oluşturabiliriz.
Gazeteler ve Tehlike Çanları
Basılı medyanın, ağırlıklı parçası olarak da gazetelerin temelde iki gelir kaynağı bulunuyor: reklam alma ve basılı yayın satışı. Aşağıdaki tablonun yer aldığı Zenithoptimedia tarafından son açıklanan rapora göre tüm dünyada basın sektörünün reklam gelirleri ciddi bir azalma eğiliminde.
Basılı medyanın, ağırlıklı parçası olarak da gazetelerin temelde iki gelir kaynağı bulunuyor: reklam alma ve basılı yayın satışı. Aşağıdaki tablonun yer aldığı Zenithoptimedia tarafından son açıklanan rapora göre tüm dünyada basın sektörünün reklam gelirleri ciddi bir azalma eğiliminde.
Basılı medyanın bir diğer gelir kaynağı olan yayın satış gelirlerine baktığımızda da yine aynı şekilde olumsuz bir gelişim gözlemlenebilir. 2000 yılından itibaren basılı gazetelerin okunma adetleri yıllık %10 üzerinde düşüş göstermekte. Aşağıda grafiğine yer verdiğim ABD Gazeteler Birliği verilerine göre de baskı adetleri bu nedenle ciddi şekilde azalmış durumda.
Gazeteler ve İnternet
Gerçekçi olmak gerekirse insanların bilgiye erişme ihtiyacı hala çok önemli ve bu sebeple gazeteler en popüler bilgi kaynaklarından biri olarak olarak varlıklarını sürdürüyor. Geçmiş yıllar ile farklılık, sadece gazete içeriklerine erişimin yöntemi olarak İnternet’in hayatımıza girmiş olması. Son üç beş yıldır İnternet erişiminin ADSL ve mobil ile ulaştığı ciddi penetrasyon, bu konudaki artışın en temel nedeni. Gazeteleri İnternet’ten takip eden kitle, her yıl %25 oranında artış göstermekte. Bunun bir uzantısı olarak da gazetelerin web siteleri, İnternet kullanıcılarının en çok ziyaret ettiği siteler sıralamasında her zaman üst sıralarda yer almakta. Son araştırmaların bir tanesinde ABD’deki her üç İnternet kullanıcısından ikisi bir gazetenin sitesini ziyaret ettiğini belirtmiş. Türkiye’de de ComScore verilerine göre İnternet kullanıcıları arasında gazetelerin İnternet sitelerini ziyaret edenlerin oranı %80 dolaylarında. Yine bu ve benzeri bir çok araştırmada Türkiye’nin önde gelen gazetelerinin web siteleri, en çok ziyaret edilen ve zaman geçirildiği ifade edilen sitelerin arasında yer alıyor.
Gazeteler, yukarıda belirttiğim dönüşüm sonucunda gelir modellerini İnternet siteleri üzerine kaydırma stratejilerine ağırlık vermeye başladılar. Klasik reklam alma modelinin, performans temelli oluşan İnternet pazarlaması üzerinde kısıtlı kalabileceğini öngören birkaç medya grubu, klasik basılı yayın satışına benzer modellerin denemelerini yoğunlaştırdı.
News Corporation, Haziran 2010’dan beri üyelik sonrasında okuma hakkı veren bir modeli The Times ve The Sunday Times of London gazeteleri için deniyor. Ve son paylaşılan rakamlara göre bu yayınları İnternet üzerinden ücretli okuyan kişi sayısı 105 bin olmuş. The Times sitesini ziyaret eden 20 milyon kişiden sadece %0,5’inin ücretli modeli tercih etmesi, aslında burada ne kadar ciddi bir sorun (aynı zamanda da fırsat) olduğunu gösteriyor. The Financial Times, 189 bin ücretli okuyucusu ile bu sektörde dünyadaki önemli başarı hikayelerinden kabul edilse de 11 milyon İnternet sitesi ziyaretçisinin içerisinden öde ve oku sistemine geçişte ne kadar fire verildiği madalyonun bir diğer yüzü. Bu arada New York Times İnternet sitesi için de bir öde-oku modelinin 2011 yılı içerisinde denemeye alınması planlanıyor.
Henüz gazetelerin yeni gelir modellerine dair net bir parasallaştırma stratejisi bulunamasa da işlerin şimdi olduğu gibi tüm içeriği ücretsiz olarak okuyuculara sunma ile çözümlenemeyeceği de ortada. Ama arkasında durabildiğimiz tek öngörü, tablet bilgisayarların yaygınlaşması ile artık kâğıda geri dönüşün mümkün olmadığı.
- Basılı gazetenin taranmış halini (E-Gazete) ücretli hale getirmek – Örn. Hürriyet
- Köşe yazılarını ücretli hale getirmek (hafifletilmiş İnternet sitesi) – Örn. Cumhuriyet
- Yazı devamını ücretli hale getirmek
- Arşivleri ücretli hale getirmek
- Tablet bilgisayarlar için özel ve ücretli versiyonlar hazırlamak
- Birkaç yazı ziyareti sonrasındaki makaleleri ücretli hale getirmek
- Mobil hizmeti (SMS) ücretli hale getirmek
31 Ekim 2010 Pazar
Online Bankacılık Sektörü ve Türkiye’nin Potansiyeli
Geçenlerde bir banka şubesini ziyaret ederken yaklaşık 2 yıldır kiramı, aidatlarımı, faturalarımı ve borçlarımı cep telefonumdan ödediğimi fark ettim. Fiziksel banka şubelerinin neredeyse birer ATM olarak algılanmaya başladığı günümüzde acaba siz en son ne zaman bir banka şubesine gittiniz? Gün geçtikçe daha fazla ‘zamansızlık’ kaygısına kapıldığımız hayatımıza, İnternet’in getirdiği en büyük katma değerlerden biri de artık finansal işlemler için bankalara gidip saatlerce sırada beklememize gerek kalmaması oldu. Bu avantajı nedeniyle Online finansal işlemler de sürekli büyüyen bir e-ticaret alanı olarak dünya ticaretini olumlu yönde geliştiriyor.
İnternet üzerindeki finansal işlemleri, bankacılık ve diğer finansal işlemler olarak (sigortacılık, vb.) iki grupta toplayabiliriz. Bu iki gruptaki önemli oyuncuları kısaca belirtmemiz gerekirse; bankaların ciddi yatırım yaptığı kendi web siteleri ile farklı finansal kurumların servislerini toplu halde tüketiciye sunan Türkiye’den sigortam.net ve İngiltere’den moneysupermarket gibi aracı web sitelerini örnek gösterebiliriz.
Online Finans Sektörü İstatistikleri
2010 yılına ait bir araştırmada ABD’deki İnternet kullanıcılarının %56’sı finansal konuda (bankacılık vb.) bir Online işlem yaptığını belirtirken %17’si ise sigorta ile ilgili bir Online işlem yaptığını belirtmiş. Yine 2010 yılında ABD’de yapılmış bir başka araştırmada İnternet bağlantısı bulunan 90,5 milyon hane bulunduğu ve bu hanelerin 72,5 milyon adedinin Online bankacılık işlemi yaptığı ortaya konmuş. Aşağıdaki grafikte yıllar içerisinde sürekli artış gösteren bu trendi görebilirsiniz.
Avrupa’da yapılmış araştırmalara göz attığımızda ise Online finansal hizmetlerin kullanım oranın, İngiltere dışındaki diğer ülkelerde ABD’ye göre biraz düşük olduğunu gözlemliyoruz. Aşağıda bu araştırmaların birinden aldığım grafikte görebileceğiniz gibi Türkiye’deki İnternet kullanıcıları arasındaki finansal işlem penetrasyonu, şaşırtıcı şekilde İspanya ve İtalya’dan daha iyi bir durumda.
Türkiye Bankalar Birliği’nin periyodik olarak yayınladığı raporlarda da Türkiye’deki Online bankacılık sektörünün ciddi büyüklüğü, net bir şekilde görülüyor. 2010 itibariyle son bir yıl içerisinde en az bir kez Online bankacılık işlemi yapmış bireysel müşteri adedi, 8 milyona yaklaşmış durumda. İşlem hacminin en yüksek olduğu kategoriler ise para transferleri ile yatırım işlemleri olarak belirtilmiş. 2007 yılında Nielsen tarafından yapılmış bir araştırmada da Online bankacılık ile krediler ve kredi kartları üzerine bilgi araştırması; İnternet’te finans ile ilgili en öncelikli aktiviteler olarak öne çıkmıştı.
Türkiye İstatistik Kurumu’na ait araştırma sonuçlarına baktığımızda ise kişilerin İnternet bankacılığı kullanım oranlarının son yıllarda ciddi bir yükseliş göstererek 2010 yılı itibariyle %17’ye ulaştığı görülüyor. Aşağıda yıllar süresince oluşan değişim, bir tablo üzerinde çok daha net anlaşılıyor.
Bu arada Online finans sektörü kendi içerisinde de değişip gelişiyor. Tıpkı benim apartman aidatlarımı işe giderken cep telefonumdan ödemem gibi ABD’de de cep telefonu kullanıcılarının %20’si artık finansal işlemlerini mobil cihazlardan gerçekleştiriyor. Ve bu oranın 2014 yılında %50’yi geçeceği öngörülüyor. ABD ile karşılaştırdığınızda önümüzde çok yol olduğuna inanıyorsanız, bankaların birbiri ardına çıkan Wap, iPhone, iPad ve Android uyumlu mobil sitelerinin farkında değilsiniz demektir.
İnternet üzerindeki finansal işlemleri, bankacılık ve diğer finansal işlemler olarak (sigortacılık, vb.) iki grupta toplayabiliriz. Bu iki gruptaki önemli oyuncuları kısaca belirtmemiz gerekirse; bankaların ciddi yatırım yaptığı kendi web siteleri ile farklı finansal kurumların servislerini toplu halde tüketiciye sunan Türkiye’den sigortam.net ve İngiltere’den moneysupermarket gibi aracı web sitelerini örnek gösterebiliriz.
Online Finans Sektörü İstatistikleri
2010 yılına ait bir araştırmada ABD’deki İnternet kullanıcılarının %56’sı finansal konuda (bankacılık vb.) bir Online işlem yaptığını belirtirken %17’si ise sigorta ile ilgili bir Online işlem yaptığını belirtmiş. Yine 2010 yılında ABD’de yapılmış bir başka araştırmada İnternet bağlantısı bulunan 90,5 milyon hane bulunduğu ve bu hanelerin 72,5 milyon adedinin Online bankacılık işlemi yaptığı ortaya konmuş. Aşağıdaki grafikte yıllar içerisinde sürekli artış gösteren bu trendi görebilirsiniz.
Avrupa’da yapılmış araştırmalara göz attığımızda ise Online finansal hizmetlerin kullanım oranın, İngiltere dışındaki diğer ülkelerde ABD’ye göre biraz düşük olduğunu gözlemliyoruz. Aşağıda bu araştırmaların birinden aldığım grafikte görebileceğiniz gibi Türkiye’deki İnternet kullanıcıları arasındaki finansal işlem penetrasyonu, şaşırtıcı şekilde İspanya ve İtalya’dan daha iyi bir durumda.
Türkiye Bankalar Birliği’nin periyodik olarak yayınladığı raporlarda da Türkiye’deki Online bankacılık sektörünün ciddi büyüklüğü, net bir şekilde görülüyor. 2010 itibariyle son bir yıl içerisinde en az bir kez Online bankacılık işlemi yapmış bireysel müşteri adedi, 8 milyona yaklaşmış durumda. İşlem hacminin en yüksek olduğu kategoriler ise para transferleri ile yatırım işlemleri olarak belirtilmiş. 2007 yılında Nielsen tarafından yapılmış bir araştırmada da Online bankacılık ile krediler ve kredi kartları üzerine bilgi araştırması; İnternet’te finans ile ilgili en öncelikli aktiviteler olarak öne çıkmıştı.
Türkiye İstatistik Kurumu’na ait araştırma sonuçlarına baktığımızda ise kişilerin İnternet bankacılığı kullanım oranlarının son yıllarda ciddi bir yükseliş göstererek 2010 yılı itibariyle %17’ye ulaştığı görülüyor. Aşağıda yıllar süresince oluşan değişim, bir tablo üzerinde çok daha net anlaşılıyor.
Bu arada Online finans sektörü kendi içerisinde de değişip gelişiyor. Tıpkı benim apartman aidatlarımı işe giderken cep telefonumdan ödemem gibi ABD’de de cep telefonu kullanıcılarının %20’si artık finansal işlemlerini mobil cihazlardan gerçekleştiriyor. Ve bu oranın 2014 yılında %50’yi geçeceği öngörülüyor. ABD ile karşılaştırdığınızda önümüzde çok yol olduğuna inanıyorsanız, bankaların birbiri ardına çıkan Wap, iPhone, iPad ve Android uyumlu mobil sitelerinin farkında değilsiniz demektir.
17 Ekim 2010 Pazar
Gazete kuponlarından gelinen son nokta, Foursquare
İndirim kuponu konsepti, Türkiye’de tüketiciler için uzun yıllardır önemini koruyor. 1990’lı yıllarda gazetelerin tiraj savaşları sayesinde kuponlar ile sadece ansiklopedi sahibi olunmayacağını öğrenen tüketiciler, porselenden televizyona kadar birçok ürüne ciddi indirimlerle hatta ücretsiz olarak sahip olabilme şansını elde etti.
İndirim kuponu konsepti tüketicilerin bilgiye ulaşma ve medya tüketim alışkanlıklarının değişimi ile birlikte gitgide formatını değiştiriyor. Son yıllarda tüketicilerin alışveriş öncesinde araştırma için İnternet’i kullanımları artış gösterdikçe Online kuponların kullanım oranları da çok hızlı şekilde arttı. İstatistikler üzerinden konuşmamız gerekirse 2006 yılında ABD’de indirim kuponlarının dağıtımı için en çok tercih edilen kanallar uzun yıllardır süre geldiği gibi %88 ile gazeteler ve %5 ile el ilanları olarak ifade edilirken yine aynı yıl içerisinde Online kupon sitelerinin trafiklerinin %12’lik bir ziyaretçi artışı gösterdiği ortaya çıktı. 2008 yılına geldiğimizde ise Online kupon sitelerini ziyaret edenlerin artışın yıllık %33 dolayına yükseldiği görüldü. Bu süreçte ABD’de kupon sitelerine yönelen ziyaretçi hacminin toplam ülke nüfusunun %18’ine yakın hale gelmiş olması, tüketici tercihlerindeki hızlı değişimin en önemli kanıtı.
2009 yılında kupon sitesi RetailMeNot’ın verilerine dayanarak hazırlanan ve aşağıdaki tablonun yer aldığı araştırmada Online kupon / indirim sitelerine bakmadan bir ön araştırma sürecini tamamlamayan tüketicilerin oranının %12'ye ulaştığı ortaya çıkmış. 2010 yılı içerisinde yenilenen bu araştırmadaki son verilere göre ise son bir senede Online kupon trafiği yaklaşık %50 civarında artış göstermiş.
Akıllı telefonların kullanım oranları arttıkça mobil İnternet kullanımı, alışveriş sürecinde kendine yer edinmeye başladı. Önceki bir yazımda bahsettiğim gibi perakendeciler, tüketicilerin ürün seçimlerini kolaylaştırmaya yönelik bir çok proje üzerinde çalışmakta. Burada yalnızca birçok firma tarafından uygulanan SMS gönderimi gibi toplu bir erişim mantığı ile önceden gruplanmış tüketicileri tetiklemeye çalışmaktan bahsetmiyorum; tüketicilerin ihtiyaçları olan ürünlere / hizmetlere dair mobil cihazları ile araştırma yaptıklarında indirim kuponları ile karşılaşmasını da ifade ediyorum.
2008 yılında Jupiter Araştırma Şirketi tarafından yapılan bir araştırmada her on tüketiciden üçü telefonlarına indirim bilgisi (kupon) gönderilmesini tercih ettiklerini belirtmişler. Burada ek bilgi vermemiz gereken bir başka nokta ise mobil kupon kategorisinde şimdilik dar bir segment ile konuşuluyor olması. Forrester’ın yayınladığı bir araştırmadan aldığım aşağıdaki grafiğe göre 18-24 yaş aralığındaki tüketicilerde mobil kuponlara dair algı tahmin edeceğiniz gibi çok daha yüksek.
Son dönemde mobil cihazların yaygınlaşması ile ortaya çıkan Foursquare gibi lokasyon bazlı servislerin gelir modeli, kullanıcıların yakınlarında yer alan indirimlerden / fırsatlardan haberdar olması üzerine kurgulanıyor. Pazarlama stratejilerinin en köklü ve etkililerinden biri olan indirim kuponu konsepti, mobil cihazlar ve platformlar ile tarihsel evriminin son noktasına ulaşmış görünüyor. Aslında ‘tüketicilerin, ihtiyaçları olan ürün veya hizmetler hakkında coğrafi konumlarına en uygun satış noktalarındaki kişisel indirim fırsatlarına ulaştıkları’ bu ideal noktadan çok da uzak değiliz, değil mi?
İndirim kuponu konsepti tüketicilerin bilgiye ulaşma ve medya tüketim alışkanlıklarının değişimi ile birlikte gitgide formatını değiştiriyor. Son yıllarda tüketicilerin alışveriş öncesinde araştırma için İnternet’i kullanımları artış gösterdikçe Online kuponların kullanım oranları da çok hızlı şekilde arttı. İstatistikler üzerinden konuşmamız gerekirse 2006 yılında ABD’de indirim kuponlarının dağıtımı için en çok tercih edilen kanallar uzun yıllardır süre geldiği gibi %88 ile gazeteler ve %5 ile el ilanları olarak ifade edilirken yine aynı yıl içerisinde Online kupon sitelerinin trafiklerinin %12’lik bir ziyaretçi artışı gösterdiği ortaya çıktı. 2008 yılına geldiğimizde ise Online kupon sitelerini ziyaret edenlerin artışın yıllık %33 dolayına yükseldiği görüldü. Bu süreçte ABD’de kupon sitelerine yönelen ziyaretçi hacminin toplam ülke nüfusunun %18’ine yakın hale gelmiş olması, tüketici tercihlerindeki hızlı değişimin en önemli kanıtı.
2009 yılında kupon sitesi RetailMeNot’ın verilerine dayanarak hazırlanan ve aşağıdaki tablonun yer aldığı araştırmada Online kupon / indirim sitelerine bakmadan bir ön araştırma sürecini tamamlamayan tüketicilerin oranının %12'ye ulaştığı ortaya çıkmış. 2010 yılı içerisinde yenilenen bu araştırmadaki son verilere göre ise son bir senede Online kupon trafiği yaklaşık %50 civarında artış göstermiş.
Akıllı telefonların kullanım oranları arttıkça mobil İnternet kullanımı, alışveriş sürecinde kendine yer edinmeye başladı. Önceki bir yazımda bahsettiğim gibi perakendeciler, tüketicilerin ürün seçimlerini kolaylaştırmaya yönelik bir çok proje üzerinde çalışmakta. Burada yalnızca birçok firma tarafından uygulanan SMS gönderimi gibi toplu bir erişim mantığı ile önceden gruplanmış tüketicileri tetiklemeye çalışmaktan bahsetmiyorum; tüketicilerin ihtiyaçları olan ürünlere / hizmetlere dair mobil cihazları ile araştırma yaptıklarında indirim kuponları ile karşılaşmasını da ifade ediyorum.
2008 yılında Jupiter Araştırma Şirketi tarafından yapılan bir araştırmada her on tüketiciden üçü telefonlarına indirim bilgisi (kupon) gönderilmesini tercih ettiklerini belirtmişler. Burada ek bilgi vermemiz gereken bir başka nokta ise mobil kupon kategorisinde şimdilik dar bir segment ile konuşuluyor olması. Forrester’ın yayınladığı bir araştırmadan aldığım aşağıdaki grafiğe göre 18-24 yaş aralığındaki tüketicilerde mobil kuponlara dair algı tahmin edeceğiniz gibi çok daha yüksek.
Son dönemde mobil cihazların yaygınlaşması ile ortaya çıkan Foursquare gibi lokasyon bazlı servislerin gelir modeli, kullanıcıların yakınlarında yer alan indirimlerden / fırsatlardan haberdar olması üzerine kurgulanıyor. Pazarlama stratejilerinin en köklü ve etkililerinden biri olan indirim kuponu konsepti, mobil cihazlar ve platformlar ile tarihsel evriminin son noktasına ulaşmış görünüyor. Aslında ‘tüketicilerin, ihtiyaçları olan ürün veya hizmetler hakkında coğrafi konumlarına en uygun satış noktalarındaki kişisel indirim fırsatlarına ulaştıkları’ bu ideal noktadan çok da uzak değiliz, değil mi?
12 Ekim 2010 Salı
Sosyal Pazarlamanın Tarihsel Süreci ve Konumlama Stratejisi
İnternet sayesinde iletişimin, pazarlamanın ve ticaretin kurgularının son yıllarda tamamen yenilendiğine şahit oluyoruz. İletişimin görüntülü ve ücretsiz hale gelmesi bir tarafa İnternet sayesinde ticarette lojistik ve sergileme maliyetleri çok ciddi olarak azaltılabiliyor. Pazarlama iletişiminin tarihsel gelişimi konusunda ise son dönemde karşılaştığım en başarılı görselleştirmelerden biri Thomas Baekdal'a ait.
‘Geleneksel Pazarlama’nın (Traditional Marketing) firmaların tüketicilerle yaptığı tek yönlü iletişim olmasından yola çıkan Baekdal, İnternet’in bu iletişimi karşılıklı hale getirdiği yeni süreci İnternet Pazarlaması (Internet Marketing) dönemi olarak ifade ediyor. Bunun ticaretteki yansıması ise önceleri basit birkaç pazar araştırması dışında tamamen firmalar tarafından oluşturulan ürünlerin, İnternet ile birlikte tüketicilerin alışkanlıklarına göre geliştirilerek piyasaya sürülmeye başlanması olarak görülebilir. Baekdal, sosyalleşen web ile birlikte tüketicileri etkilemede yeni bir yöntemin oluştuğuna işaret ederek, artık kişilerin birbirleri ile etkileşimde bulunduğu 3. bir pazarlama iletişimi boyutunun ortaya çıktığını söylüyor. Bu boyutta önemli olan firma veya marka olarak tüketicilere verilen mesaj değil onlara karşı yaklaşım ve sosyal medya varlıklarını firmanın tüketiciler ile arasındaki bağlılığı güçlendirmekte kullanılması olacaktır. Sosyal paylaşım platformlarının ticaret üzerindeki etkisi ise; tüketicilerin, firmaların piyasaya sürdüğü ürünlere dair her tür tecrübelerini (geri bildirimlerini) sosyal çevreleri ile paylaşabildiği bir sistem oluşturması olarak özetlenebilir. Bu da kulaktan kulağa pazarlama (WOM) gibi ticareti ölçümlenemeyecek şekilde etkileyen faktörlerin daha açık analiz edilebilmesine imkan sağlıyor. Sosyal medya, sonuç / performans odaklı bir iletişim kanalı olarak değil de tüketicilerin aidiyet duygularını ve kanaat önderlerinin etkileme gücünü gösteren bir araç olarak konumlandığında; bunun ticaret üzerindeki gerçek etkisi daha net bir şekilde ortaya konmuş olacaktır.
‘Geleneksel Pazarlama’nın (Traditional Marketing) firmaların tüketicilerle yaptığı tek yönlü iletişim olmasından yola çıkan Baekdal, İnternet’in bu iletişimi karşılıklı hale getirdiği yeni süreci İnternet Pazarlaması (Internet Marketing) dönemi olarak ifade ediyor. Bunun ticaretteki yansıması ise önceleri basit birkaç pazar araştırması dışında tamamen firmalar tarafından oluşturulan ürünlerin, İnternet ile birlikte tüketicilerin alışkanlıklarına göre geliştirilerek piyasaya sürülmeye başlanması olarak görülebilir. Baekdal, sosyalleşen web ile birlikte tüketicileri etkilemede yeni bir yöntemin oluştuğuna işaret ederek, artık kişilerin birbirleri ile etkileşimde bulunduğu 3. bir pazarlama iletişimi boyutunun ortaya çıktığını söylüyor. Bu boyutta önemli olan firma veya marka olarak tüketicilere verilen mesaj değil onlara karşı yaklaşım ve sosyal medya varlıklarını firmanın tüketiciler ile arasındaki bağlılığı güçlendirmekte kullanılması olacaktır. Sosyal paylaşım platformlarının ticaret üzerindeki etkisi ise; tüketicilerin, firmaların piyasaya sürdüğü ürünlere dair her tür tecrübelerini (geri bildirimlerini) sosyal çevreleri ile paylaşabildiği bir sistem oluşturması olarak özetlenebilir. Bu da kulaktan kulağa pazarlama (WOM) gibi ticareti ölçümlenemeyecek şekilde etkileyen faktörlerin daha açık analiz edilebilmesine imkan sağlıyor. Sosyal medya, sonuç / performans odaklı bir iletişim kanalı olarak değil de tüketicilerin aidiyet duygularını ve kanaat önderlerinin etkileme gücünü gösteren bir araç olarak konumlandığında; bunun ticaret üzerindeki gerçek etkisi daha net bir şekilde ortaya konmuş olacaktır.
7 Ekim 2010 Perşembe
Özel ve Grup Alışveriş Siteleri Ticareti Nasıl Değiştiriyor?
Tüketicilere tekstilden teknolojiye, yemekten özel eğitimlere kadar her tür konuda indirimler sunan özel ve grup alışveriş konseptleri, son bir yıldır tüm dünyada e-ticareti sürükleyen en önemli dinamik haline geldi. Türkiye’de özel alışveriş siteleri olarak Markafoni, Limango ve Trendyol ile grup alışverişi siteleri olarak Şehirfırsatı, Grupanya, Grupfoni ve Markapon öne çıkmış durumdalar. İç dinamikleri farklılık gösterse de Türkiye’de şimdilik ürünler için özel alışveriş ve hizmetler için grup alışveriş olarak ikiye ayrılmış bir yapıdan söz edebiliriz.
Yurt dışında ise bu iki model içiçe geçmiş (yakınsamış) durumda. Hatta 1.5 milyar USD piyasa değeri ile grup alışverişi konusundaki lider şirket olan Groupon, ABD’de GAP ile gerçekleştirdiği satış kampanyası ile inanılmaz bir başarı elde etti. Tek günlük ve sadece Groupon üyelerine yarı fiyata sunulan bir tekstil ürünü için ulaşılan 450.000 adetlik satış rakamı perakende sektöründe uzun süredir karşılaşılmayan bir başarıya imza atılmasını sağladı.
Bu projenin getirisi olarak sadece oluşan satış hacmi düşünülmemeli. Yaptığı bu çalışmanın reklam / halkla ilişkiler etkisinin de önemini öngören GAP cephesinde, ürünün maliyetine satılması ile ortaya çıkan zarar, yapılan reklamın ‘fırsat’ maliyeti olarak değerlendiriliyor. İletişim penceresinden bakacak olursak kişilerin birbirine haber vermesi ile oluşan / kazanılan medya gücü bu şekilde fiyat açısından güçlü kampanyalar ile daha etkili hale geliyor. Önümüzdeki yıllarda benzer projelerin daha sık olarak karşımıza çıkacağını beklemek hiç de yanlış olmaz.
Bu konuda öne sürülen bir diğer değerlendirme ise özellikle üst segment markaları açısından ürünlerin çok fazla tüketici tarafından kullanılmasının marka algısını olumsuz yönde etkilediği yönünde. Markanın sıradanlaşması ile ciddi kar marjları üzerinden satış yapabilen markaların, tüketici gözünde erozyona uğrayacağı iddiası karşısında ise bu tip özel alışveriş sistemlerinin markaların (uygun) ürünlerinin müşteri bazını genişlettiği değerlendirmesi bulunuyor. Groupon’un açıkladığına göre üyelerin %22’si hizmetleri / ürünleri kullanım sonrasında orijinal ürün / hizmeti almak için markaya geri dönüklerini belirtmişler.
Yukarıda kısaca algı açısından etkisine değindiğim bu yeni e-ticaret modelleri aslında şimdiden ciddi cirolara ulaştı bile. ABD’de 2010 yılı itibariyle grup alışverişi kategorisinin yıllık toplam 350 milyon USD ve özel alışveriş sitelerinin de yaklaşık 1 milyar USD’lik bir ciroya ulaşacağı öngörülüyor. Türkiye’de de işler sektördeki yatırımcıların beklentilerinin çok üzerinde ilerlemeye devam ediyor.
Yurt dışında ise bu iki model içiçe geçmiş (yakınsamış) durumda. Hatta 1.5 milyar USD piyasa değeri ile grup alışverişi konusundaki lider şirket olan Groupon, ABD’de GAP ile gerçekleştirdiği satış kampanyası ile inanılmaz bir başarı elde etti. Tek günlük ve sadece Groupon üyelerine yarı fiyata sunulan bir tekstil ürünü için ulaşılan 450.000 adetlik satış rakamı perakende sektöründe uzun süredir karşılaşılmayan bir başarıya imza atılmasını sağladı.
Bu projenin getirisi olarak sadece oluşan satış hacmi düşünülmemeli. Yaptığı bu çalışmanın reklam / halkla ilişkiler etkisinin de önemini öngören GAP cephesinde, ürünün maliyetine satılması ile ortaya çıkan zarar, yapılan reklamın ‘fırsat’ maliyeti olarak değerlendiriliyor. İletişim penceresinden bakacak olursak kişilerin birbirine haber vermesi ile oluşan / kazanılan medya gücü bu şekilde fiyat açısından güçlü kampanyalar ile daha etkili hale geliyor. Önümüzdeki yıllarda benzer projelerin daha sık olarak karşımıza çıkacağını beklemek hiç de yanlış olmaz.
Bu konuda öne sürülen bir diğer değerlendirme ise özellikle üst segment markaları açısından ürünlerin çok fazla tüketici tarafından kullanılmasının marka algısını olumsuz yönde etkilediği yönünde. Markanın sıradanlaşması ile ciddi kar marjları üzerinden satış yapabilen markaların, tüketici gözünde erozyona uğrayacağı iddiası karşısında ise bu tip özel alışveriş sistemlerinin markaların (uygun) ürünlerinin müşteri bazını genişlettiği değerlendirmesi bulunuyor. Groupon’un açıkladığına göre üyelerin %22’si hizmetleri / ürünleri kullanım sonrasında orijinal ürün / hizmeti almak için markaya geri dönüklerini belirtmişler.
Yukarıda kısaca algı açısından etkisine değindiğim bu yeni e-ticaret modelleri aslında şimdiden ciddi cirolara ulaştı bile. ABD’de 2010 yılı itibariyle grup alışverişi kategorisinin yıllık toplam 350 milyon USD ve özel alışveriş sitelerinin de yaklaşık 1 milyar USD’lik bir ciroya ulaşacağı öngörülüyor. Türkiye’de de işler sektördeki yatırımcıların beklentilerinin çok üzerinde ilerlemeye devam ediyor.
28 Eylül 2010 Salı
E-ticaret'in Büyümesine Katkı Sağlayan Doğal Etkenin Farkında Mısınız?
Günümüzde tüm pazarlama profesyonellerinin şahit olduğu gibi ürün veya hizmetlerin tanıtım platformları; geleneksel iletişimin parçası olan kitlesel medya araçlarından (televizyon, gazete, ...) dijital dünyanın getirileri olan bireysel medya araçlarına (bilgisayar, cep telefonu, ...) geçmeye başlıyor. İletişimin performans tabanlı hale gelmesi bir yana, iletişim platformlarının tüketicileri etkileme güçleri de zaman içerisinde değişiyor. Advertising Age’de yayınlanan ABD’deki bir araştırmaya göre tüketicilerin etkilendiği, ‘gönülden bağlı’ olduğunu belirttikleri kaynaklar arasında televizyon kanalları geriye düşmüş görünürken İnternet’in popüler parçaları olan arama motorları ve paylaşım siteleri, bu listede ilk sırada kendilerine yer bulmuş durumda. Aşağıda bu araştırmadan alınan tablodaki karmaşık görünen yapı (Google Maps ile ESPN’in aynı düzlemde yer alması), zaman içerisinde medya kavramının da nasıl değişim gösterdiğinin ilginç bir kanıtı.

Symphonyiri Analiz Şirketi'nin 2009 yılında yayınladığı bir başka araştırma raporuna göre* ise tüketicilerin alışveriş ile ilgili kararlarını alma yerleri aşağıdaki grafikte görüldüğü gibi; birkaç yıl içinde mağazaların içlerinden, önceki (alışveriş öncesi ön araştırma) dönemlere kaymış. Bu veriler ışığında 2009 yılında tüketicilerin %83’ünün daha mağazaya gelmeden ne alacağına karar veriyor hale gelmesi, İnternet’in genel ticarete katkısının ne kadar arttığını göstermesi açısından son derece önemli.

Elektronik ticaretin gelişmesindeki öncelikli etkenleri düşündüğümüzde, akla ilk olarak firmalar ve tüketiciler tarafından doğrudan yapılan uygulamalar geliyor. Alternatif ödeme sistemlerinin oluşturulmasından, kapalı alışveriş sistemlerinin yaratılmasına kadar pek çok proje sektörün ilerlemesinde pay sahibi. Fakat yukarıda çizdiğimiz resim, başka bir doğal etkenin de gücünü arttırdığını fark etmemizi sağlıyor.
E-ticaret sitelerinin İnternet iletişimine hakimiyet konusunda klasik perakendecilere veya klasik kanallara karşı ciddi bir avantajları var. Tüketiciler yukarıda belirttiğim gibi ön araştırma için alışveriş öncesinde İnternet’i daha fazla kullandıkça, e-ticaret siteleri doğru iletişim kurguları ile tüketicileri daha sık ve fazla hacimde kendilerine çekiyor olacak. Bu da aslında e-ticaretin büyümesine etki eden doğal bir faktör olarak e-ticarete dair sürekli artan bir algının oluşmasını sağlayacak. Bu pencereden bakıldığından klasik perakendecilerin ana iş planları içerisine İnternet üzerinde ön araştırma yapan tüketicilere ulaşmayı da acil olarak koyması gerekiyor. Yoksa orta vadede fiziksel mağazalar, tüketiciler için e-ticaret sitelerinden sonra ziyaret edilen ikincil alışveriş alanları haline gelebilir.
* Rapora buradan ulaşabilirsiniz.

Symphonyiri Analiz Şirketi'nin 2009 yılında yayınladığı bir başka araştırma raporuna göre* ise tüketicilerin alışveriş ile ilgili kararlarını alma yerleri aşağıdaki grafikte görüldüğü gibi; birkaç yıl içinde mağazaların içlerinden, önceki (alışveriş öncesi ön araştırma) dönemlere kaymış. Bu veriler ışığında 2009 yılında tüketicilerin %83’ünün daha mağazaya gelmeden ne alacağına karar veriyor hale gelmesi, İnternet’in genel ticarete katkısının ne kadar arttığını göstermesi açısından son derece önemli.

Elektronik ticaretin gelişmesindeki öncelikli etkenleri düşündüğümüzde, akla ilk olarak firmalar ve tüketiciler tarafından doğrudan yapılan uygulamalar geliyor. Alternatif ödeme sistemlerinin oluşturulmasından, kapalı alışveriş sistemlerinin yaratılmasına kadar pek çok proje sektörün ilerlemesinde pay sahibi. Fakat yukarıda çizdiğimiz resim, başka bir doğal etkenin de gücünü arttırdığını fark etmemizi sağlıyor.
E-ticaret sitelerinin İnternet iletişimine hakimiyet konusunda klasik perakendecilere veya klasik kanallara karşı ciddi bir avantajları var. Tüketiciler yukarıda belirttiğim gibi ön araştırma için alışveriş öncesinde İnternet’i daha fazla kullandıkça, e-ticaret siteleri doğru iletişim kurguları ile tüketicileri daha sık ve fazla hacimde kendilerine çekiyor olacak. Bu da aslında e-ticaretin büyümesine etki eden doğal bir faktör olarak e-ticarete dair sürekli artan bir algının oluşmasını sağlayacak. Bu pencereden bakıldığından klasik perakendecilerin ana iş planları içerisine İnternet üzerinde ön araştırma yapan tüketicilere ulaşmayı da acil olarak koyması gerekiyor. Yoksa orta vadede fiziksel mağazalar, tüketiciler için e-ticaret sitelerinden sonra ziyaret edilen ikincil alışveriş alanları haline gelebilir.
* Rapora buradan ulaşabilirsiniz.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)










