Sosyal medya kullanımı arttıkça bu direk iletişim kanalının tüketicilere ulaşmak için nasıl bir strateji ile kullanılacağı, çok daha önemli hale geldi. Araştırma şirketi Forrester tarafından desteklenen sosyal medya stratejisi kitabı Groundswell (Ani Patlama), bu konuda önemli bir kaynak. Charlene Li ve Josh Bernoff tarafından yazılan kitapta sosyal etkinin kontrol edilme yolları; müşterileri analiz etme ve sosyal kanallar aracılığıyla etkileşim kurma metodları, onlarca firmanın yaşadığı örnekler ışığında bir araya getirilmiş.
Müşterileri Anlamak
Groundswell stratejisinde öncelikli amaç, insanları daha iyi anlamak. Social Technographics Profile aracı ile tüketicilerin aşağıdaki alt gruplara ayrılması sağlanıyor. Ve hedef kitlenin içerisinde bu grupların ağırlıklarının analiz edilmesi amaçlanıyor.
1) Yaratanlar (Creators): blog yazanlar, video yükleyenler
2) Hoşsohbetler (Conversationalists): durum güncelleyenler
3) Eleştirmenler (Critics): yorum yazanlar
4) Toplayıcılar (Collectors): oylayanlar
5) Katılımcılar (Joiners): profilleri bulunanlar
6) Seyirciler (Spectators): blog okuyanlar
7) İlgisizler (Inactives): hiçbir sosyal aktivite yapmayanlar
Aşağıda Social Technographics Profile aracından aldığım grafikte göreceğiniz gibi ABD'de genel kitle içerisinde Joiners ve Spectators ciddi bir orana sahipken, Avrupa'da genel kitlede Inactives çok yüksek.
Bu arada İspanya ve İtalya gibi Türkiye'ye benzeyen ülkelerde erkeklerin ağırlıklı olduğu gruplar Critics ve Spectators olurken; kadınlar Joiners ve Inactive gruplarında daha yüksek bir orana sahip.
Aksiyon Almak
Hedef kitle ile bu analiz üzerine kurulacak iletişim stratejileri için ise POST (people-objective-strategy-technology) isimli bir metod öneriliyor.
Örnek verecek olursak; kitapta 'Hedef bölümü (objective)' için yapılabileceklerin listesi ise şöyle:
Dinleme (Listening): sosyal raporlama araçları ile markayı gözetlemek
Konuşma (Talking): blog oluşturmak
Tetikleme (Energizing): marka ile ilgili raiting ve yorum eklentileri kullanmak
Destekleme (Supporting): marka hakkında forumlar oluşturmak
Kucaklama (Embracing): müşteriler arasında öneri yarışmaları düzenlemek
Son olarak, kitabı okurken kafamda oluşan bir değerlendirmeyi paylaşmak istiyorum:
Öyle bir zamanda yaşıyoruz ki firmaların çalışanları, kurumun kendi iletişim gücünden daha fazla fayda sağlayabilir. Yani kollektif olarak, tek bir mesajı; ücretli ve planlanmış kanallar aracılığı ile vermek yerine her çalışanın medya kanalına dönüştüğü bir yeni dünya düzenine geçiyor olabiliriz. Çok pazarlama bütçesi olan firmaların değil; çok çalışanı bulunan firmaların daha büyük medya gücüne sahip olduğu bir dünyanın olabileceğini yadsımamalıyız. Tıpkı çalışanlarına ürettikleri araçları satmak gibi bir ölçek ekonomisi rüyası ile iş dünyasını değiştiren Henry Ford'un yenilikçi üretim modeli gibi; bireysel pazarlamanın gücünü kullanmayı deneyecek firmalara hazırlıklı olmalıyız.
sosyal medya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sosyal medya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
30 Aralık 2012 Pazar
5 Ağustos 2012 Pazar
M-Ticaret mi Daha Büyük Yoksa S-Ticaret mi?
Dijital dünyaya taşınan sosyal ilişkilerin (social), lokasyona bağlı özelleştirmelerin (local) ve akıllı mobil cihazların zenginleştirdiği özelliklerin (mobile) bir arada kullanılması, iletişimden ticarete her alana olumlu katkı sağlıyor. Tüm dünyada en çok kabul gören trendlerden biri haline gelen SOLOMO yaklaşımının farklı uygulamalarını, daha sık görmeye başladık. Bu kavramın alt bileşenleri hakkında ben de kişisel değerlendirmelerimi paylaşmak istedim.
Mobil ticaret (m-ticaret), klasik e-ticaret anlayışından çok daha geniş bir potansiyele sahip.
- Mobil ticaret kavramının kapsamı içerisinde mobil cihazlar kullanılarak yapılan İnternet alışverişi yanında, alışveriş akışını zenginleştiren lokasyondan / haritalardan faydalanma, fiyat karşılaştırma gibi kullanımlar da yer almakta. Bunların yanında cep telefonlarının dijital cüzdan veya ödeme aracı olarak kullanımları konusu da gitgide daha fazla önem kazanıyor.
- E-ticaretin toplam perakende içindeki oranı, ekonomik olarak gelişmiş ülkelerde %10 dolaylarına ulaşmış olsa da ticaretin büyük bölümü hala dijital dünya dışında (offline) olarak gerçekleşmekte. Akıllı telefonların alışveriş tecrübemizi geliştirecek kullanımlarının artışına paralel olarak daha fazla alışveriş, dijital dünyadan etkileniyor olacak.
- Gerek telefon ekranlarının ebatından kaynaklanan zorluklar, gerekse mobil cihaz dostu olmayan sitelerin yaşattığı olumsuz deneyim; mobil cihazlar üzerinden yapılan alışverişi kısıtlıyor. M-ticaret'te tüketiciler için alışveriş süresini ve potansiyelini düşüren bu dezavantaj, tablet cihazlar üzerindeki alışveriş (t-ticaret) tecrübesi ile ortadan kalkıyor. Üstelik üst segment markaların fiziksel alışveriş tecrübesinde yaşattıkları konfor, tabletler ve interaktif videolar aracılığı ile artık dijital dünyaya aktarılıyor.
Sosyal ticaret (s-ticaret), sosyal medya / platformlardaki ticaretin çok ötesinde bir kapsama sahip.
- Sosyal platformlar üzerinde açılan web mağazaları ciddi satış performansına ulaşmakta zorlanıyor, alternatif satış kanallarına dönüşemediler. Bunun temel nedeni, iletişim kurmak amacıyla bulunulan bir platformun tüketicileri alışverişe yönlendirmesinde yatan güçlük.
- Sosyal medya platformlarının üyelik altyapılarını diğer sitelere açarak, platforma giriş yapan kullanıcıların web'deki diğer sitelere otomatik olarak giriş yapmasını sağlayan ve bu profillerin sosyal medya siteleri dışındaki davranış verilerini de bir araya getiren uygulamalar genişliyor. Bu ortak profiller, her ne kadar kişisel mahremiyet konusunda tartışmalar yaratsa da web sitelerinde üyelik veya başka bilgilerin her ziyarette girilme verimsizliğini de düşürecek bir avantaj sağlıyor.
- Sosyal medyanın tüketiciler hakkında sağlayabileceği yeni verilerin sosyal CRM adı altında incelenebileceğine dair beklentiler, henüz verilerin yeterli düzeyde kullanılamaması sebebiyle karşılanamadı. Oysa dijital sosyal çevrelerimizin algılarına veya alışverişlerine nasıl bir etkimiz olduğunu analiz edip bu bilgileri markalama ve satış amaçlı kullanabilmenin sağlayabileceği verimlilik artışı tartışılamaz. Dijital ağımızdaki kişilerin özelliklerini ve özel günlerini içeren bilgileri süzüp arkadaşlarını alışverişe yönlendirecek önerilerde bulunabilecek mekanizmalar geliştirildikçe sosyal alışverişin etki alanı da genişleyecektir.
Yerel ticaret (y-ticaret), lokasyon bazlı özelleştirme gücü ile KOBİ'ler için iletişim fırsatı.
- Küçük ve orta ölçekli işletmeler; faaliyet alanları coğrafi olarak sınırlı olduğu ve belirli pazarlama bütçelerine sahip olmadıkları için tanıtım konusunda sorun yaşıyorlar.
- Lokasyon bazlı pazarlama metodlarını geliştiren uygulamalar sayesinde KOBİ'lerin daha hedefli ve kazançlı tanıtım ve satış kampanyaları yapmaları mümkün hale gelecek.
- Küçük ölçekli firmalar, İnternet'in doğal avantajı olan kolay ölçümleme sayesinde bölgesel mesajlarını daha iyi özelleştirip mobil ve dijital billboard'lar gibi farklı kanallardaki etkileşimi birlikte kullanma şansına sahip olacaklar.
Mobil ticaret (m-ticaret), klasik e-ticaret anlayışından çok daha geniş bir potansiyele sahip.
- Mobil ticaret kavramının kapsamı içerisinde mobil cihazlar kullanılarak yapılan İnternet alışverişi yanında, alışveriş akışını zenginleştiren lokasyondan / haritalardan faydalanma, fiyat karşılaştırma gibi kullanımlar da yer almakta. Bunların yanında cep telefonlarının dijital cüzdan veya ödeme aracı olarak kullanımları konusu da gitgide daha fazla önem kazanıyor.
- E-ticaretin toplam perakende içindeki oranı, ekonomik olarak gelişmiş ülkelerde %10 dolaylarına ulaşmış olsa da ticaretin büyük bölümü hala dijital dünya dışında (offline) olarak gerçekleşmekte. Akıllı telefonların alışveriş tecrübemizi geliştirecek kullanımlarının artışına paralel olarak daha fazla alışveriş, dijital dünyadan etkileniyor olacak.
- Gerek telefon ekranlarının ebatından kaynaklanan zorluklar, gerekse mobil cihaz dostu olmayan sitelerin yaşattığı olumsuz deneyim; mobil cihazlar üzerinden yapılan alışverişi kısıtlıyor. M-ticaret'te tüketiciler için alışveriş süresini ve potansiyelini düşüren bu dezavantaj, tablet cihazlar üzerindeki alışveriş (t-ticaret) tecrübesi ile ortadan kalkıyor. Üstelik üst segment markaların fiziksel alışveriş tecrübesinde yaşattıkları konfor, tabletler ve interaktif videolar aracılığı ile artık dijital dünyaya aktarılıyor.
Sosyal ticaret (s-ticaret), sosyal medya / platformlardaki ticaretin çok ötesinde bir kapsama sahip.
- Sosyal platformlar üzerinde açılan web mağazaları ciddi satış performansına ulaşmakta zorlanıyor, alternatif satış kanallarına dönüşemediler. Bunun temel nedeni, iletişim kurmak amacıyla bulunulan bir platformun tüketicileri alışverişe yönlendirmesinde yatan güçlük.
- Sosyal medya platformlarının üyelik altyapılarını diğer sitelere açarak, platforma giriş yapan kullanıcıların web'deki diğer sitelere otomatik olarak giriş yapmasını sağlayan ve bu profillerin sosyal medya siteleri dışındaki davranış verilerini de bir araya getiren uygulamalar genişliyor. Bu ortak profiller, her ne kadar kişisel mahremiyet konusunda tartışmalar yaratsa da web sitelerinde üyelik veya başka bilgilerin her ziyarette girilme verimsizliğini de düşürecek bir avantaj sağlıyor.
- Sosyal medyanın tüketiciler hakkında sağlayabileceği yeni verilerin sosyal CRM adı altında incelenebileceğine dair beklentiler, henüz verilerin yeterli düzeyde kullanılamaması sebebiyle karşılanamadı. Oysa dijital sosyal çevrelerimizin algılarına veya alışverişlerine nasıl bir etkimiz olduğunu analiz edip bu bilgileri markalama ve satış amaçlı kullanabilmenin sağlayabileceği verimlilik artışı tartışılamaz. Dijital ağımızdaki kişilerin özelliklerini ve özel günlerini içeren bilgileri süzüp arkadaşlarını alışverişe yönlendirecek önerilerde bulunabilecek mekanizmalar geliştirildikçe sosyal alışverişin etki alanı da genişleyecektir.
Yerel ticaret (y-ticaret), lokasyon bazlı özelleştirme gücü ile KOBİ'ler için iletişim fırsatı.
- Küçük ve orta ölçekli işletmeler; faaliyet alanları coğrafi olarak sınırlı olduğu ve belirli pazarlama bütçelerine sahip olmadıkları için tanıtım konusunda sorun yaşıyorlar.
- Lokasyon bazlı pazarlama metodlarını geliştiren uygulamalar sayesinde KOBİ'lerin daha hedefli ve kazançlı tanıtım ve satış kampanyaları yapmaları mümkün hale gelecek.
- Küçük ölçekli firmalar, İnternet'in doğal avantajı olan kolay ölçümleme sayesinde bölgesel mesajlarını daha iyi özelleştirip mobil ve dijital billboard'lar gibi farklı kanallardaki etkileşimi birlikte kullanma şansına sahip olacaklar.
17 Aralık 2011 Cumartesi
Oyun Pazarının Dinamiklerini ve Son Dönemde Kazandığı Önemin Nedenini Biliyor Musunuz?
Global dijital oyun pazarının 2011 yılı itibariyle 74 milyar dolar ciroya ulaşacağı tahmin ediliyor. Türkiye için tahmin edilen rakam ise 150 milyon dolar seviyelerinde. Sanırım bu bilgiler üzerine bir kısmınız, dünün atari oynayan çocuklarının, yaşları ve gelirleri büyüdükçe PlayStation'lara terfi edip oyun pazarını da büyüttüğünü düşünüyor. Aslında durum tam da öyle değil. Video oyuncularını temel olarak üç ana grupta toplayabiliriz: profesyonel oyuncular (hardcore gamers), düzensiz oyuncular (casual gamers) ve paylaşan oyuncular (social gamers):
1) Konsol oyunları olarak ifade ettiğimiz televizyona bağlanarak oynanan ve daha çok profesyonel oyuncu diye niteleyebileceğimiz kişilerin tercih ettiği oyunlara ait global pazar, 300 milyon dolar seviyesinde (Uncharted 3 piyasaya çıktığı ilk 3 günde 100 bin kopya satılmıştı.). Bu kategorideki gelirin büyük bölümü, oyun kopyalarının satışından oluşmakta. Gelirlerde önemli bir payın Guitar Hero gibi video oyunları içinde yeni çıkan şarkıların satın alınabildiği dijital mekanizmalar olduğunun altını çizmemiz gerekli.
2) Düzensiz oyuncular ise bilgisayarlarda yüklü gelen oyunları veya websitelerindeki flash bazlı oyunları oynamayı tercih eden kişilerden oluşuyor. Bunların yanında da iPhone başta olmak üzere akıllı telefonlar üzerinde geliştirilen mobil oyunları içeren bu kategorinin sektörel gelirleri ise oyun uygulamaları veya ek bölümleri için talep edilen indirme ücretlerinden oluşuyor.
3) Sosyal oyunlar diye nitelediğimiz ve sadece ABD’de 1 milyar dolarlık bir pazar haline gelen oyun pazarı ise büyük oranda oyun içindeki mikro ticaret (sanal ürünlerin satışı) ile gelir yaratıyor. Son dönemde AdMob ve diğer mobil reklam firmalarının geliştirdiği projeler ile reklam gelirleri üzerinden parasallaştırılan oyunlarda da ciddi bir artış bulunuyor.
Mobil Oyun
Oyunların mobil hale gelmesinin, 80’lerde yaygınlaşan Casio saatlerdeki basit grafiklere sahip kayak ve futbol oyunları ile 90’larda efsaneleşen Tetris cihazları ve Gameboy’larla başladığını düşünebiliriz. Mobil cihazların son yıllarda gerek donanım, gerekse İnternet bağlantısı konusundaki gelişimi sayesinde video oyunları, bu platforma uyarlanıp daha kişisel ve etkileşimli hale geldi. Nokia’nın oyun telefonu Engage’den Rovio’nun dünyaca ünlü bir fenomen haline gelen dokunmatik mobil platform oyunu Angry Birds’e geçen zaman aslında çok kısa. Evlerimizde televizyonlara bağlanan konsollardan cep telefonlarımıza yüklenen paylaşımlı oyunlara uzanan bu süreç, oyun oynamanın yaygınlaşmasını sağladı.
Sosyal Oyun Oyunların çoklu olarak oynanması aslında sosyal oyun ile başlamadı. Bu durum geçen hafta halka açılan Zynga’nın FarmVille’sinin çok öncesine dayanıyor. Sosyal oyun tarihçesinin çoklu oyuncu ve gerçek zamanlı oyun platformlarına dayandığını söyleyebiliriz. Bu ön dönemde profesyonel oyuncular, dünya çapında tanınan ve çoklu platformlarda oynanan World of Warcraft ve Counter Strike gibi oyunlarla, paylaşımlı oynama keyfini oluşturdular.
Facebook gibi sosyal paylaşım platformları üzerinde kurgulanan oyunlar, bireysel başarı yerine kollektif kazanmanın anahtarı olan paylaşımın ekseninde kısa sürede ciddi bir kullanıcı tabanına ulaştı. Günümüzde kullanılan haliyle sosyal oyunlarla ilgili belirtmemiz gereken önemli ayrıntılardan biri de hiçbir zaman oyun sektörü ile ilişkilendirilememiş olan orta yaşlı kadın ve erkeklerin bu yapıya kolayca dahil olması oldu.
Sosyal oyun üreten firmaların temel olarak iki iş modeli bulunuyor: başka bir ülkede yaratılmış / yazılmış oyunları dil ve kültür için lokalize etmeyi ifade eden Platformculuk (Publisher) ve bir oyunu sıfırdan yazmayı ifade eden Geliştiricilik (Developer). Dünya’da son dönemde çok popüler hale gelen sosyal oyunlar konusunda Türkiye’de projeler yapan birçok firmadan Gamester’ın geliştirme ağırlıklı projeleri ve Peak Games’in platform ağırlıklı gücü global ölçekte değer buluyor. Bu firmaların başarılarının bir nedeni de Türkiye’de Facebook üzerinde 10 milyonlarca kişinin oyun oynadığının tahmin edilmesi.
Dijital Oyunların Geleceği
Oyun sektörü; klasik çizgisinde iki boyutlu ve konsollu klasik video oyunu tecrübesini, hareket algılama ve 3 boyut teknolojileri ile zenginleştirme yoluna giderken gerçek zamanlı ve geniş katılımlı sanal dünya platformlarını büyütüyor. Bu performansı yüksek fakat karmaşık video oyunu tecrübesinin tam karşısında ise oynanabilirliği yüksek, sosyal paylaşımla zenginleşen tecrübeye sahip ve mobil cihazlarla her an etkileşim kurulabilecek bir sosyal oyun dünyası (SoMoGa – social mobile game) yer alıyor. Electronic Arts gibi her iki tarafta da ilerlemeyi tercih eden firmalar, şimdilik büyümenin tüm kategorilerde birden yaşanacağını düşünmemize neden oluyor.
Oyun dünyası üzerinde bu kadar detaylı bir şekilde durmamın nedeni; eğitim ve iş hayatı gibi (gerçek) konuların da Oyunlaştırma (Gamification) adı altında değişmeye başlaması. Bu süreç, iç dinamiklerin oyun mekanizması üzerinden yeniden kurgulanması anlamına geliyor. Oyunlaştırma konusunda Skylife ve Webrazzi'deki iki yazıda daha detaylı bilgilere ulaşabilirsiniz.
23 Ocak 2011 Pazar
Siyasetçiler İnternet’in kendilerine sağlayabileceği faydanın farkında mı?
Gündemde, siyasetçilerin sosyal medya iletişimlerinde kişisel mesajlarını ne düzeye kadar paylaşabilecekleri tartışması var. Değerlendirme yapan kişilerin bir kısmı sosyal medyanın sadece kişisel mesajları iletme platformu olduğunu öne sürse de İnternet, dünyada özellikle siyaset alanında seçmenlerle en yakın etkileşimin yapıldığı ve seçim kampanyaları için ciddi finansal kaynağın yaratıldığı bir platform haline geldi. ABD Başkanı Barack Obama’nın seçimi kazanmasında önemli bir rolü olduğu değerlendirilen sosyal medya kampanyasının sonuçları, bu konuda dünyanın nereye gittiğinin önemli göstergeleri kabul ediliyor. Obama’nın iş dünyası profesyonellerince kullanılan Linkedin'de bile profili olduğunu eklemeden geçmeyelim. Barack Obama için açılan resmi iletişim kanallarının en güncel rakamları şöyle:
Youtube hesabındaki kanalı 24 milyon kez görüntülenmiş.
Twitter hesabına 6.5 milyon kişi takipçi olmuş.
Facebook sayfasını 17 milyon kişi beğenmiş.
Bu platformlar aracılığı ile yapılan milyonlarca dolarlık ücretsiz pazarlama iletişiminin yanı sıra; barackobama.com sitesi üzerinden sağlanan 500 milyon dolara yakın Online bağışın rekor büyüklüğünün de altını çizmemiz gerekiyor. Bunun da ortalama bağış büyüklüğü 80 dolar olan milyonlarca kişi tarafından yapılmış olması, genel katılımı artırmanın toplam ölçeği nasıl büyütebileceğinin en geçerli kanıtı.
Yukarıdaki verileri aldığım Erik Qualman’ın Socialnomics kitabı, sosyal medyanın daha fazla konuşulmaya başladığı son dönemde adından söz ettiren başarılı bir kaynak. Kitapta 2008 yılı ABD başkanlık seçimi yanı sıra İnternet’te yayılan reklam kampanyalarından şirketlerin iş planlamalarına kadar çok geniş bir içerikte, bolca örnek ve analiz sunuluyor. Qualman, kitabında bu popüler alanın gelecekte iş dünyasında yaratacağı değişimlerle ilgili öngörülerini de paylaşıyor.
Peki ülkemizde siyaset alanında sosyal medya nasıl kullanılıyor?
Türkiye’de henüz İnternet üzerindeki iletişimin medya harcaması avantajı ve diğer finansal getirileri konusunda bir analiz yapıldığını düşünmüyorum. Ama seçmenlerin siyasetçilerle direk bir iletişim kurma (Online etkileşme) isteği, aşağıdaki rakamlarda gayet net görülebiliyor. Bakalım hangi siyasetçi bu alanı gerek reklam maliyetlerini azaltmada, gerekse ek kampanya finansmanı yaratmada daha başarılı şekilde kullanabilecek?
Abdullah Gül
Twitter hesabını 171 bin kişi takip ediyor.
Recep Tayyip Erdoğan
Twitter hesabını 42 bin kişi takip ediyor.
Facebook sayfasını 464 bin kişi beğenmiş.
Kemal Kılıçdaroğlu
Twitter hesabını 80 bin kişi takip ediyor.
Facebook sayfasını 838 bin kişi beğenmiş.
Devlet Bahçeli
Twitter hesabını 27 bin kişi takip ediyor.
Youtube hesabındaki kanalı 24 milyon kez görüntülenmiş.
Twitter hesabına 6.5 milyon kişi takipçi olmuş.
Facebook sayfasını 17 milyon kişi beğenmiş.
Bu platformlar aracılığı ile yapılan milyonlarca dolarlık ücretsiz pazarlama iletişiminin yanı sıra; barackobama.com sitesi üzerinden sağlanan 500 milyon dolara yakın Online bağışın rekor büyüklüğünün de altını çizmemiz gerekiyor. Bunun da ortalama bağış büyüklüğü 80 dolar olan milyonlarca kişi tarafından yapılmış olması, genel katılımı artırmanın toplam ölçeği nasıl büyütebileceğinin en geçerli kanıtı.
Yukarıdaki verileri aldığım Erik Qualman’ın Socialnomics kitabı, sosyal medyanın daha fazla konuşulmaya başladığı son dönemde adından söz ettiren başarılı bir kaynak. Kitapta 2008 yılı ABD başkanlık seçimi yanı sıra İnternet’te yayılan reklam kampanyalarından şirketlerin iş planlamalarına kadar çok geniş bir içerikte, bolca örnek ve analiz sunuluyor. Qualman, kitabında bu popüler alanın gelecekte iş dünyasında yaratacağı değişimlerle ilgili öngörülerini de paylaşıyor.
Peki ülkemizde siyaset alanında sosyal medya nasıl kullanılıyor?
Türkiye’de henüz İnternet üzerindeki iletişimin medya harcaması avantajı ve diğer finansal getirileri konusunda bir analiz yapıldığını düşünmüyorum. Ama seçmenlerin siyasetçilerle direk bir iletişim kurma (Online etkileşme) isteği, aşağıdaki rakamlarda gayet net görülebiliyor. Bakalım hangi siyasetçi bu alanı gerek reklam maliyetlerini azaltmada, gerekse ek kampanya finansmanı yaratmada daha başarılı şekilde kullanabilecek?
Abdullah Gül
Twitter hesabını 171 bin kişi takip ediyor.
Recep Tayyip Erdoğan
Twitter hesabını 42 bin kişi takip ediyor.
Facebook sayfasını 464 bin kişi beğenmiş.
Kemal Kılıçdaroğlu
Twitter hesabını 80 bin kişi takip ediyor.
Facebook sayfasını 838 bin kişi beğenmiş.
Devlet Bahçeli
Twitter hesabını 27 bin kişi takip ediyor.
19 Aralık 2010 Pazar
Elektronik Ticaretin Geleceği
Yeni bir yıla girerken son dönemdeki gelişmelerden yola çıkarak önümüzdeki yıllarda elektronik ticaretin hangi alanlarına dikkat edilmesi gerektiğine dair kişisel öngörülerimi paylaşmak istedim. Sektördeki eğilimleri ve ilgili örnekleri kişiselleştirme, araştırma, sosyal ve mobil olarak dört başlıkta topladım.
Kişiselleştirme
Genel tüketici kitlesinin elektronik ticaret ile tanışıklığı eskidikçe, işin sadece maliyet tarafının ağır bastığı bir tercih dünyasından uzaklaşacağımızı söyleyebiliriz. 2010 yılına kadar İnternet üzerindeki ticarette müşteriler için ürün kalitesi riskini azaltığı için uçak bileti, cep telefonu, otel rezervasyonu ve sigorta başvuruları gibi daha çok standart ürünlerin sürüklediği bir yapıdan bahsedilmekte idi. Gelecekte İnternet sitelerinin daha interaktif olması sayesinde ürünlerin her kullanıcıya göre özelleştirilebilmesine olanak tanıyan Online tecrübeler ortaya çıkabilecek. Bu nedenle de otomotiv, özel krediler ve ev eşyaları gibi (Örnek: Ford) kar marjı yüksek sektörler için elektronik ticaretin kullanım özellikleri ve hacminin artacağını düşünüyorum.
Fırsat: Ürünleriniz veya hizmetlerinizin kişiselleştirilmesini sağlayacak Online uygulamalar (siteler) sadece İnternet üzerindeki ticaretinizi artırmakta değil, müşterilerinizin tercihlerini anlamakta da önemli bir araştırma (CRM) aracı olabilir.
Araştırma
Tüketicilerin İnternet üzerindeki araştırma tercihleri de zaman içerisinde farklılaşma eğilimi gösteriyor. Önceki yıllarda ürün özelliklerinin metin tabanlı filtreler aracılığı ile azaltılıp, ürünlere ulaşılmasını (karşılaştırmayı) sağlayan ürün listeleme modeli, yavaş yavaş daha görsel bir hale geliyor. Bunda tüketicilerin giyim alışverişi konusunda İnternet’i daha sık kullanmaya başlamalarının da payı çok büyük. Anahtar kelime, ürün özellikleri tabanlı fiyat karşılaştırma sitelerinden (Örnek: Shopping.com) giyim sektörü için farklı bir deneyim sunan renk, desen ile karşılaştırma sağlayabilen, görsel tabanlı karşılaştırma sitelerine (Örnek: Boutiques.com) geçiş bunun bir ayağı gibi düşünülebilir.
Fırsat: Ürünleriniz veya hizmetlerinizin araştırma veya karşılaştırma tecrübesini standart yöntemlerin dışına taşımak, müşteri potansiyelinizi geliştirebilir.
Sosyal
2010 tartışmasız olarak grup alışveriş sitelerinin yılı oldu (Örnek: Groupon.com). Belli bir grup adedi ile limitlenen bu alışveriş modelinin büyüme dinamiği, üye tabanının genişletilip bu üyelere yapılan bilgilendirmelerle fırsatların tüketilmesine dayanıyor. Sosyal medya platformları üzerinde firmalar için oluşturulan gruplarda (hayran sayfaları) ürünlerin tanıtılmasına yönelik modüller de yine önemli bir sosyal alışveriş boyutu olarak kullanımını genişletti (Örnek: Pampers). Bu iki konseptin birleşebileceği hibrit modeller gelecekte daha yoğun kullanılabilir. Müşterilerin ürünlere dair özel tercihlerini belirtecekleri ve bu özel ürünler için satıcı (üretici) bulacakları interaktif platformların ortaya çıkacağı yeni bir ticaret modelinden bahsediyorum. Bu model, kişilerin sosyal çevreleri sayesinde ürünün talep adedini yükseltip birim fiyatları düşürebilecekleri bir mekanizmanın itici gücü ile ticaretin son noktası olarak idealize edilebilecek 'bireysel fırsat sitesi' (uygulaması) konseptinin doğumuna sebep olabilir.
Fırsat: Sosyal alışveriş tecrübesini sadece sosyal iletişim platformları ile sınırlamayıp müşterilerinizin paylaşımlarından ihtiyaçlarına dair gerçek fayda sağlayacağı kampanya kurguları ile iş modelinizi yenilikçi bir şekilde geliştirebilirsiniz.
Mobil
Perakendeciler için mobil ticaret hacminin yükselişi, özellikle ABD’de bu yıl içerisinde düzenlenen toplu indirim günlerinde net bir şekilde gözlemleniyor (Örnek: eBay mobil). Özellikle tüketici elektroniği ürünleri için önemli indirimlerin sunulduğu Cyber Monday (Siber Pazartesi) gününde eBay’in mobil satışları, 2009 yılına göre %146 oranında artmış. Son raporlarda 2009 yılında 69 milyar USD dolayında bulunan dünya mobil ödeme hacminin, 2014 yılında mobil ticaret projelerinin artışı ile 490 milyar USD’ye zıplayacağı öngörülüyor.
Fırsat: Müşterilerinizin mobil ticaret tecrübesini öncelikle sizin ürün veya hizmetlerinizde yaşamasını sağlayarak rakiplerinizden ayrışabilirsiniz. Bu arada mobil uygulamaların cazibesine kapılıp mobil sitelerinizin ziyaretçilerini ihmal etmeyin.
Kişiselleştirme
Genel tüketici kitlesinin elektronik ticaret ile tanışıklığı eskidikçe, işin sadece maliyet tarafının ağır bastığı bir tercih dünyasından uzaklaşacağımızı söyleyebiliriz. 2010 yılına kadar İnternet üzerindeki ticarette müşteriler için ürün kalitesi riskini azaltığı için uçak bileti, cep telefonu, otel rezervasyonu ve sigorta başvuruları gibi daha çok standart ürünlerin sürüklediği bir yapıdan bahsedilmekte idi. Gelecekte İnternet sitelerinin daha interaktif olması sayesinde ürünlerin her kullanıcıya göre özelleştirilebilmesine olanak tanıyan Online tecrübeler ortaya çıkabilecek. Bu nedenle de otomotiv, özel krediler ve ev eşyaları gibi (Örnek: Ford) kar marjı yüksek sektörler için elektronik ticaretin kullanım özellikleri ve hacminin artacağını düşünüyorum.
Fırsat: Ürünleriniz veya hizmetlerinizin kişiselleştirilmesini sağlayacak Online uygulamalar (siteler) sadece İnternet üzerindeki ticaretinizi artırmakta değil, müşterilerinizin tercihlerini anlamakta da önemli bir araştırma (CRM) aracı olabilir.
Araştırma
Tüketicilerin İnternet üzerindeki araştırma tercihleri de zaman içerisinde farklılaşma eğilimi gösteriyor. Önceki yıllarda ürün özelliklerinin metin tabanlı filtreler aracılığı ile azaltılıp, ürünlere ulaşılmasını (karşılaştırmayı) sağlayan ürün listeleme modeli, yavaş yavaş daha görsel bir hale geliyor. Bunda tüketicilerin giyim alışverişi konusunda İnternet’i daha sık kullanmaya başlamalarının da payı çok büyük. Anahtar kelime, ürün özellikleri tabanlı fiyat karşılaştırma sitelerinden (Örnek: Shopping.com) giyim sektörü için farklı bir deneyim sunan renk, desen ile karşılaştırma sağlayabilen, görsel tabanlı karşılaştırma sitelerine (Örnek: Boutiques.com) geçiş bunun bir ayağı gibi düşünülebilir.
Fırsat: Ürünleriniz veya hizmetlerinizin araştırma veya karşılaştırma tecrübesini standart yöntemlerin dışına taşımak, müşteri potansiyelinizi geliştirebilir.
Sosyal
2010 tartışmasız olarak grup alışveriş sitelerinin yılı oldu (Örnek: Groupon.com). Belli bir grup adedi ile limitlenen bu alışveriş modelinin büyüme dinamiği, üye tabanının genişletilip bu üyelere yapılan bilgilendirmelerle fırsatların tüketilmesine dayanıyor. Sosyal medya platformları üzerinde firmalar için oluşturulan gruplarda (hayran sayfaları) ürünlerin tanıtılmasına yönelik modüller de yine önemli bir sosyal alışveriş boyutu olarak kullanımını genişletti (Örnek: Pampers). Bu iki konseptin birleşebileceği hibrit modeller gelecekte daha yoğun kullanılabilir. Müşterilerin ürünlere dair özel tercihlerini belirtecekleri ve bu özel ürünler için satıcı (üretici) bulacakları interaktif platformların ortaya çıkacağı yeni bir ticaret modelinden bahsediyorum. Bu model, kişilerin sosyal çevreleri sayesinde ürünün talep adedini yükseltip birim fiyatları düşürebilecekleri bir mekanizmanın itici gücü ile ticaretin son noktası olarak idealize edilebilecek 'bireysel fırsat sitesi' (uygulaması) konseptinin doğumuna sebep olabilir.
Fırsat: Sosyal alışveriş tecrübesini sadece sosyal iletişim platformları ile sınırlamayıp müşterilerinizin paylaşımlarından ihtiyaçlarına dair gerçek fayda sağlayacağı kampanya kurguları ile iş modelinizi yenilikçi bir şekilde geliştirebilirsiniz.
Mobil
Perakendeciler için mobil ticaret hacminin yükselişi, özellikle ABD’de bu yıl içerisinde düzenlenen toplu indirim günlerinde net bir şekilde gözlemleniyor (Örnek: eBay mobil). Özellikle tüketici elektroniği ürünleri için önemli indirimlerin sunulduğu Cyber Monday (Siber Pazartesi) gününde eBay’in mobil satışları, 2009 yılına göre %146 oranında artmış. Son raporlarda 2009 yılında 69 milyar USD dolayında bulunan dünya mobil ödeme hacminin, 2014 yılında mobil ticaret projelerinin artışı ile 490 milyar USD’ye zıplayacağı öngörülüyor.
Fırsat: Müşterilerinizin mobil ticaret tecrübesini öncelikle sizin ürün veya hizmetlerinizde yaşamasını sağlayarak rakiplerinizden ayrışabilirsiniz. Bu arada mobil uygulamaların cazibesine kapılıp mobil sitelerinizin ziyaretçilerini ihmal etmeyin.
12 Ekim 2010 Salı
Sosyal Pazarlamanın Tarihsel Süreci ve Konumlama Stratejisi
İnternet sayesinde iletişimin, pazarlamanın ve ticaretin kurgularının son yıllarda tamamen yenilendiğine şahit oluyoruz. İletişimin görüntülü ve ücretsiz hale gelmesi bir tarafa İnternet sayesinde ticarette lojistik ve sergileme maliyetleri çok ciddi olarak azaltılabiliyor. Pazarlama iletişiminin tarihsel gelişimi konusunda ise son dönemde karşılaştığım en başarılı görselleştirmelerden biri Thomas Baekdal'a ait.
‘Geleneksel Pazarlama’nın (Traditional Marketing) firmaların tüketicilerle yaptığı tek yönlü iletişim olmasından yola çıkan Baekdal, İnternet’in bu iletişimi karşılıklı hale getirdiği yeni süreci İnternet Pazarlaması (Internet Marketing) dönemi olarak ifade ediyor. Bunun ticaretteki yansıması ise önceleri basit birkaç pazar araştırması dışında tamamen firmalar tarafından oluşturulan ürünlerin, İnternet ile birlikte tüketicilerin alışkanlıklarına göre geliştirilerek piyasaya sürülmeye başlanması olarak görülebilir. Baekdal, sosyalleşen web ile birlikte tüketicileri etkilemede yeni bir yöntemin oluştuğuna işaret ederek, artık kişilerin birbirleri ile etkileşimde bulunduğu 3. bir pazarlama iletişimi boyutunun ortaya çıktığını söylüyor. Bu boyutta önemli olan firma veya marka olarak tüketicilere verilen mesaj değil onlara karşı yaklaşım ve sosyal medya varlıklarını firmanın tüketiciler ile arasındaki bağlılığı güçlendirmekte kullanılması olacaktır. Sosyal paylaşım platformlarının ticaret üzerindeki etkisi ise; tüketicilerin, firmaların piyasaya sürdüğü ürünlere dair her tür tecrübelerini (geri bildirimlerini) sosyal çevreleri ile paylaşabildiği bir sistem oluşturması olarak özetlenebilir. Bu da kulaktan kulağa pazarlama (WOM) gibi ticareti ölçümlenemeyecek şekilde etkileyen faktörlerin daha açık analiz edilebilmesine imkan sağlıyor. Sosyal medya, sonuç / performans odaklı bir iletişim kanalı olarak değil de tüketicilerin aidiyet duygularını ve kanaat önderlerinin etkileme gücünü gösteren bir araç olarak konumlandığında; bunun ticaret üzerindeki gerçek etkisi daha net bir şekilde ortaya konmuş olacaktır.
‘Geleneksel Pazarlama’nın (Traditional Marketing) firmaların tüketicilerle yaptığı tek yönlü iletişim olmasından yola çıkan Baekdal, İnternet’in bu iletişimi karşılıklı hale getirdiği yeni süreci İnternet Pazarlaması (Internet Marketing) dönemi olarak ifade ediyor. Bunun ticaretteki yansıması ise önceleri basit birkaç pazar araştırması dışında tamamen firmalar tarafından oluşturulan ürünlerin, İnternet ile birlikte tüketicilerin alışkanlıklarına göre geliştirilerek piyasaya sürülmeye başlanması olarak görülebilir. Baekdal, sosyalleşen web ile birlikte tüketicileri etkilemede yeni bir yöntemin oluştuğuna işaret ederek, artık kişilerin birbirleri ile etkileşimde bulunduğu 3. bir pazarlama iletişimi boyutunun ortaya çıktığını söylüyor. Bu boyutta önemli olan firma veya marka olarak tüketicilere verilen mesaj değil onlara karşı yaklaşım ve sosyal medya varlıklarını firmanın tüketiciler ile arasındaki bağlılığı güçlendirmekte kullanılması olacaktır. Sosyal paylaşım platformlarının ticaret üzerindeki etkisi ise; tüketicilerin, firmaların piyasaya sürdüğü ürünlere dair her tür tecrübelerini (geri bildirimlerini) sosyal çevreleri ile paylaşabildiği bir sistem oluşturması olarak özetlenebilir. Bu da kulaktan kulağa pazarlama (WOM) gibi ticareti ölçümlenemeyecek şekilde etkileyen faktörlerin daha açık analiz edilebilmesine imkan sağlıyor. Sosyal medya, sonuç / performans odaklı bir iletişim kanalı olarak değil de tüketicilerin aidiyet duygularını ve kanaat önderlerinin etkileme gücünü gösteren bir araç olarak konumlandığında; bunun ticaret üzerindeki gerçek etkisi daha net bir şekilde ortaya konmuş olacaktır.
7 Ağustos 2010 Cumartesi
Sosyal ticaret (s-ticaret) hakkında ne biliyorsunuz?
Sosyal ticaret konseptini yeni bir alışveriş yöntemi olarak değerlendirmek yerine standart alışveriş tecrübesinin bugüne kadar Internet üzerine taşınamamış bölümü olarak görmemiz daha sağlıklı olacaktır. Kulaktan kulağa yayılan indirim veya iyi-kötü tecrübe haberlerinin dijital hale gelmesi elbette tüketimi doğrudan etkileyecek bir faktörün alışveriş sürecine dahil olması anlamına gelmekte.
Sosyal ticaret kavramı aslında ilk kez Amazon ve eBay gibi e-ticaret sitelerinde tüketici yorumlarının paylaşımı ile hayatımıza girdi. Genel kitlenin katılım konusunda pasif kaldığı bu süreç sonrasında Facebook ve Twitter gibi paylaşımı kolaylaştıran sosyal ağ veya platformların gelişmesi ile s-ticaret günlük hayatımıza daha da fazla eklemlenmiş oldu. Sosyal platformların son dönemde öne çıkardığı Open Graph gibi tüm web işleyişini kişisel etiketleme altyapısına çevirme vizyonu, gelecekte ürünler veya hizmetler hakkında yapılan değerlendirmelerin paylaşımlar çerçevesinde ticari hayata etkisini daha da artırmayı içeriyor. Fakat sosyal medya siteleri henüz arzu edilen olumlu kullanım tecrübesine sahip değil. Son açıklanan raporlara göre sosyal medya siteleri, tüketici memnuniyeti araştırmalarında diğer bilgi kaynakları ile karşılaştırıldıklarında son sıralarda yer alıyor.
Deloitte’nin 2009 yılında ABD’de yaptığı bir araştırmaya göre ise 14-26 yaş arasındaki İnternet kullanıcılarının %69’u İnternet’teki tüketici yorumlarının / değerlendirmelerinin satınalma kararlarını etkilediğini belirtirken bu oran 63-75 yaş aralığındaki kişilerde %43’e düşmüş. Sanırım kabul etmemiz gereken en önemli gerçek; artık müşterilerin alışveriş kararları öncesinde İnternet’i gitgide daha yoğun kullanmaya başladığı bu yeni tüketim çağında alışveriş tecrübesinin dijital dünyada, fiziksel dünyadaki halini yeniden yaratıp, yeni platformlarla daha da zenginleşiyor olması.
Sosyal ticaret kavramı aslında ilk kez Amazon ve eBay gibi e-ticaret sitelerinde tüketici yorumlarının paylaşımı ile hayatımıza girdi. Genel kitlenin katılım konusunda pasif kaldığı bu süreç sonrasında Facebook ve Twitter gibi paylaşımı kolaylaştıran sosyal ağ veya platformların gelişmesi ile s-ticaret günlük hayatımıza daha da fazla eklemlenmiş oldu. Sosyal platformların son dönemde öne çıkardığı Open Graph gibi tüm web işleyişini kişisel etiketleme altyapısına çevirme vizyonu, gelecekte ürünler veya hizmetler hakkında yapılan değerlendirmelerin paylaşımlar çerçevesinde ticari hayata etkisini daha da artırmayı içeriyor. Fakat sosyal medya siteleri henüz arzu edilen olumlu kullanım tecrübesine sahip değil. Son açıklanan raporlara göre sosyal medya siteleri, tüketici memnuniyeti araştırmalarında diğer bilgi kaynakları ile karşılaştırıldıklarında son sıralarda yer alıyor.
Deloitte’nin 2009 yılında ABD’de yaptığı bir araştırmaya göre ise 14-26 yaş arasındaki İnternet kullanıcılarının %69’u İnternet’teki tüketici yorumlarının / değerlendirmelerinin satınalma kararlarını etkilediğini belirtirken bu oran 63-75 yaş aralığındaki kişilerde %43’e düşmüş. Sanırım kabul etmemiz gereken en önemli gerçek; artık müşterilerin alışveriş kararları öncesinde İnternet’i gitgide daha yoğun kullanmaya başladığı bu yeni tüketim çağında alışveriş tecrübesinin dijital dünyada, fiziksel dünyadaki halini yeniden yaratıp, yeni platformlarla daha da zenginleşiyor olması.
26 Mayıs 2010 Çarşamba
Facebook E-Ticaret Dünyasını Nasıl Değiştiriyor?
ABD’de perakende sektörünün önemli yayınlarından olan Multichannel Merchant’ın perakende profesyonelleri arasında yapılan ve firmaların 2010 yılı planlarına dair Outlook 2010: E-Commerce isimli araştırması yayınlandı. Bu rapordan aldığım aşağıdaki tabloda göreceğiniz gibi perakendecilerin büyük bölümü sitelerindeki sosyal medya araçlarını ve videoları artıracaklarını ifade etmişler. Kısaca artık perakendeciler web sitelerini tüketiciler ile daha da etkileşimli hale getirmek istiyor.
Perakendeciler sitelerini daha ‘sosyal’ hale getirmeye çalışırken sosyal medya siteleri de kendilerini perakendeciler için daha kullanışlı hale getirmeye çalışıyor. Ürün sergileme, reklam ve hatta bu sitelerden doğrudan e-ticaret konularındaki son gelişmeleri de sizinle kısaca paylaşmak istedim.
Firmalar veya markalar için en öncelikli strateji adımı, her sosyal medya sitesinde kendilerine ait özel bir sayfa yaratmak. Facebook’taki bu konuda yapılan en önemli değişiklik ‘Hayran Sayfası’ oldu. Bu hayran sayfalarına üye olanların da arkadaşlarına kolayca haber vermesine dair mikro mesajlar geliştirildi.
Hayran sayfalarının perakendeciler için nasıl birer mağaza tecrübesine dönüştürülebileceğine dair son dönemde birçok uygulama da piyasaya çıktı. Bu konudaki en önemli modüllerin başında Payvment geliyor. Payvment, firmaların Facebook’taki Hayran Sayfalarına eklemlenebilen ve kendi e-ticaret siteleri ile köprü oluşturabilen bir Online sepet platformu uygulaması. Alışveriş tecrübesini sosyalleşme sitelerinde yaşattırmak için projeler üreten bir başka firma da BigCommerce. Bu ise firmaların Facebook’ta tüm ürünlerini sergilemeleri için Sosyalmağaza uygulamasını geliştirmiş. Yine bir başka firmanın oluşturduğu uygulama olan Alvenda da firmaların sosyalleşme sitelerinde vakit geçiren potansiyel müşterileri ile kaynaşmasını sağlamaya yönelik farklı ek modüller içeriyor. Facebook ve diğer sosyal ağlarda geçirdiğimiz zaman hayatımızın daha fazlasını kapladıkça yukarıda örneklerini verdiğim sistemler, şu anda dünyada Amazon ve eBay’in; Türkiye’de de Sahibinden ve GittiGidiyor’un yerine göz dikebilir.
Twitter için ise şimdilik e-ticarete yönelik projeler yavaş ilerliyor. Alternatif ödeme yöntemleri konusunda faaliyet gösteren Twitpay’in Twitter üzerinden özel ödeme uygulaması RT2Give dışında henüz başka uygulamalar yok. Firmaların veya markaların Twitter sayfalarının e-ticaret uygulamaları geliştirilmeye başlanmasa da ilintili tweet’lerde reklam gösterimine dair testler başladı.
Perakendeciler sitelerini daha ‘sosyal’ hale getirmeye çalışırken sosyal medya siteleri de kendilerini perakendeciler için daha kullanışlı hale getirmeye çalışıyor. Ürün sergileme, reklam ve hatta bu sitelerden doğrudan e-ticaret konularındaki son gelişmeleri de sizinle kısaca paylaşmak istedim.
Firmalar veya markalar için en öncelikli strateji adımı, her sosyal medya sitesinde kendilerine ait özel bir sayfa yaratmak. Facebook’taki bu konuda yapılan en önemli değişiklik ‘Hayran Sayfası’ oldu. Bu hayran sayfalarına üye olanların da arkadaşlarına kolayca haber vermesine dair mikro mesajlar geliştirildi.
Hayran sayfalarının perakendeciler için nasıl birer mağaza tecrübesine dönüştürülebileceğine dair son dönemde birçok uygulama da piyasaya çıktı. Bu konudaki en önemli modüllerin başında Payvment geliyor. Payvment, firmaların Facebook’taki Hayran Sayfalarına eklemlenebilen ve kendi e-ticaret siteleri ile köprü oluşturabilen bir Online sepet platformu uygulaması. Alışveriş tecrübesini sosyalleşme sitelerinde yaşattırmak için projeler üreten bir başka firma da BigCommerce. Bu ise firmaların Facebook’ta tüm ürünlerini sergilemeleri için Sosyalmağaza uygulamasını geliştirmiş. Yine bir başka firmanın oluşturduğu uygulama olan Alvenda da firmaların sosyalleşme sitelerinde vakit geçiren potansiyel müşterileri ile kaynaşmasını sağlamaya yönelik farklı ek modüller içeriyor. Facebook ve diğer sosyal ağlarda geçirdiğimiz zaman hayatımızın daha fazlasını kapladıkça yukarıda örneklerini verdiğim sistemler, şu anda dünyada Amazon ve eBay’in; Türkiye’de de Sahibinden ve GittiGidiyor’un yerine göz dikebilir.
Twitter için ise şimdilik e-ticarete yönelik projeler yavaş ilerliyor. Alternatif ödeme yöntemleri konusunda faaliyet gösteren Twitpay’in Twitter üzerinden özel ödeme uygulaması RT2Give dışında henüz başka uygulamalar yok. Firmaların veya markaların Twitter sayfalarının e-ticaret uygulamaları geliştirilmeye başlanmasa da ilintili tweet’lerde reklam gösterimine dair testler başladı.
15 Mayıs 2010 Cumartesi
İnternet'te İtibar Yönetimi Stratejisi
Daha önce ki bu yazımda sosyal medya ile e-ticaret arasındaki ilişkiye dair son araştırmaları paylaşmıştım.
Firmalar birçok farklı pazarlama kanalını kullanarak tüketicileri sitelerine veya ürünlerinin satıldığı elektronik mağazalara çekmeye çalışırken aynı zamanda yaratılan marka değerini korumak da çok büyük önem kazanıyor. Internet, özellikle sosyal paylaşım siteleri aracılığı ile tüketiciler tarafından yaşanan olumsuz tecrübelerin ve öznel yorumların kolaylıkla paylaşılıp yayılabilmesine büyük olanak sağlıyor. eMarketer’in son raporlarından birinde yer alan aşağıdaki tabloda; firmaların markaları veya ürünleri hakkında Internet’te paylaşılan olumsuz yorumları azaltma metodları sorgulanmış.
Sonsuz bir araştırma süreci olarak değerlendirilmesi gereken “Online itibar” konusunda en önemli nokta, marka profesyonellerinin kullanıcı yorumu içeren tüm paylaşım platformlarını dikkate almaları olacaktır. Bu platformların bir marka için önemi, aşağıdaki gibi bir gruplama ile farklı dinamiklerden oluşan bir süreç halinde ortaya konabilir:
Gazete ve Haber Siteleri
Kişisel bilgilerin tam olarak belirtilmesi gerekmediğinden yorum olarak okuyucuların paylaştığı içeriğin üslubu sert ve savunulan görüşler gerçeklikten uzak olabilir.
Savunma Yöntemi: Arama motorları ile marka hakkında çıkan haberlerin taranıp ilgili yorumların her gün kontrol edilmesi.
Sosyal Paylaşım Siteleri
Arkadaşlar arasındaki kulaktan kulağa iletişimin gücü yüksek olduğundan paylaşılan yorumların etkisi yüksek olabilir.
Savunma Yöntemi: Çok kullanılan sitelerde yapılacak araştırmalar ve arama motorlarının yeni modülleri kullanılarak markayı içeren paylaşımlar günde birkaç kez kontrol edilmeli. Paylaşımlar için diğer kişiler tarafından yapılan yorumlara daha fazla dikkat edilmeli.
Blog’lar
Takipçi adedine bağlı olarak blog içeriklerinin etkisi artabilir.
Savunma Yöntemi: Çok ziyaretçisi olan blog’larda özel olarak ve tüm blog’lar arasında arama motorları ile her gün marka araştırması yapılmalı.
Tüketici Yorum ve Şikayet Siteleri
Özellikle yeni müşterilerin araştırmalarında önemli bir yeri olan bu sitelerde marka ile ilgili tüm şikayetlerin yanıtlanmış olmasına çalışılmalıdır.
Savunma Yöntemi: Çok kullanılan siteler ile marka için yazılan şikayetleri gerçek zamanlı almak konusunda ilişkiye geçmeli ve müşteri ilişkileri bölümüne bu konuda eğitim verilmeli.
Bunlar dışında tüm arama motorlarında yapılan marka aramalarındaki sonuç sayfaları her hafta kontrol edilmeli (sidewiki’lere özellikle dikkat), müşteri yorumu eklenebilen e-ticaret sitelerindeki markaya ait yorumlar haftada birkaç kez kontrol edilmeli ve markanın sitesindeki müşteri ilişkileri bölümü ulaşılabilir ve yapılan geri bildirimler hızlı geri dönüşe sahip olmalıdır.
Firmalar birçok farklı pazarlama kanalını kullanarak tüketicileri sitelerine veya ürünlerinin satıldığı elektronik mağazalara çekmeye çalışırken aynı zamanda yaratılan marka değerini korumak da çok büyük önem kazanıyor. Internet, özellikle sosyal paylaşım siteleri aracılığı ile tüketiciler tarafından yaşanan olumsuz tecrübelerin ve öznel yorumların kolaylıkla paylaşılıp yayılabilmesine büyük olanak sağlıyor. eMarketer’in son raporlarından birinde yer alan aşağıdaki tabloda; firmaların markaları veya ürünleri hakkında Internet’te paylaşılan olumsuz yorumları azaltma metodları sorgulanmış.
Sonsuz bir araştırma süreci olarak değerlendirilmesi gereken “Online itibar” konusunda en önemli nokta, marka profesyonellerinin kullanıcı yorumu içeren tüm paylaşım platformlarını dikkate almaları olacaktır. Bu platformların bir marka için önemi, aşağıdaki gibi bir gruplama ile farklı dinamiklerden oluşan bir süreç halinde ortaya konabilir:
Gazete ve Haber Siteleri
Kişisel bilgilerin tam olarak belirtilmesi gerekmediğinden yorum olarak okuyucuların paylaştığı içeriğin üslubu sert ve savunulan görüşler gerçeklikten uzak olabilir.
Savunma Yöntemi: Arama motorları ile marka hakkında çıkan haberlerin taranıp ilgili yorumların her gün kontrol edilmesi.
Sosyal Paylaşım Siteleri
Arkadaşlar arasındaki kulaktan kulağa iletişimin gücü yüksek olduğundan paylaşılan yorumların etkisi yüksek olabilir.
Savunma Yöntemi: Çok kullanılan sitelerde yapılacak araştırmalar ve arama motorlarının yeni modülleri kullanılarak markayı içeren paylaşımlar günde birkaç kez kontrol edilmeli. Paylaşımlar için diğer kişiler tarafından yapılan yorumlara daha fazla dikkat edilmeli.
Blog’lar
Takipçi adedine bağlı olarak blog içeriklerinin etkisi artabilir.
Savunma Yöntemi: Çok ziyaretçisi olan blog’larda özel olarak ve tüm blog’lar arasında arama motorları ile her gün marka araştırması yapılmalı.
Tüketici Yorum ve Şikayet Siteleri
Özellikle yeni müşterilerin araştırmalarında önemli bir yeri olan bu sitelerde marka ile ilgili tüm şikayetlerin yanıtlanmış olmasına çalışılmalıdır.
Savunma Yöntemi: Çok kullanılan siteler ile marka için yazılan şikayetleri gerçek zamanlı almak konusunda ilişkiye geçmeli ve müşteri ilişkileri bölümüne bu konuda eğitim verilmeli.
Bunlar dışında tüm arama motorlarında yapılan marka aramalarındaki sonuç sayfaları her hafta kontrol edilmeli (sidewiki’lere özellikle dikkat), müşteri yorumu eklenebilen e-ticaret sitelerindeki markaya ait yorumlar haftada birkaç kez kontrol edilmeli ve markanın sitesindeki müşteri ilişkileri bölümü ulaşılabilir ve yapılan geri bildirimler hızlı geri dönüşe sahip olmalıdır.
14 Mart 2010 Pazar
Ücretsiz Sosyal Medya Takip Araçları
İnternet’te gerçek zamanlı olarak içerik takibi yapmak gün geçtikçe daha çok önem kazanıyor. Facebook, Twitter, Friendfeed ve Buzz gibi sosyal ağlarda ürün ve hizmetler hakkında yapılan paylaşımların ne gibi etkileri olabileceğine dair önceki yazıma buradan ulaşabilirsiniz. Aşağıda kolayca kullanabileceğiniz araçları kısaca açıklayarak listelemeye çalıştım. Burada bulunmayan Online araçlar hakkındaki bilgilerinizi paylaşabilirseniz, daha sağlıklı bir listeye sahip oluruz.
Trendistic: Twitter’a yapılan girişlerde geçen kelimelerin trendlerini karşılaştırmalı olarak analiz etmeye yarayan Online araç. Özellikle ciddi artış olan günleri görüp o tarihteki tweet’leri filter edebilmemize olanak sağlaması, popüler konuları kolayca analiz etmemize neden oluyor.
Twitalyzer: Sosyal medyada içerik üreten kullanıcıların performanslarını raporlayan Online araç. Özellikle bu konudaki isimlerin düşünüldükleri kadar güçlü olup olmadığının sorgulanabilmesi açısından firmaların çok işine yarayabilir.
Twitt(url)y: Twitter’da paylaşılan URL’lerin bilgisini toplayarak en popüler linkleri gösteren gerçek zamanlı bir Online araç.
TweetStats: Twitter kullanıcılarının içerik üretilen zamanlar ile ilgili istatistiklerine ulaşabileceğiniz Online araç.
How Sociable: Anahtar kelimeleri (daha çok markaları) birçok sosyal medya platformunu gerçek zamanlı olarak tarayarak, kendi oluşturduğu ‘görünürlük puanı’ endeksine dönüştüren Online araç. Şimdilik sadece farklı markalar için karşılaştırma amacıyla kullanılabileceğini düşünüyorum.
Google Alerts: Anahtar kelimeler ile ilgili olarak Google arama motorunda yeni endekslenen sayfaların bilgisini otomatik e-posta olarak gönderen alarm sistemi. Bu otomatik alarm; Haber, Web, Bloglar, Videolar ve Gruplar olarak alt bölümlemelere göre de kurulabiliyor.
Google Bloglar: Tercih edilen bir zaman aralığı içinde anahtar kelimelerin geçtiği sayfaların aramasının yapılabildiği Online araç. Google arama motorundan en önemli farkı ise sürekli yeni içerik üretilen siteler olan blog’lar özelinde bir araştırma yapabilme olanağı vermesi.
Facebook Lexicon: Bu araca şubat ayından beri erişilemiyor olsa da Facebook üyelerinin profil, grup veya etkinlik duvarlarına ekledikleri içerikleri tarayan bir analiz aracı idi. Facebook üye adedi tüm dünyada gittikçe daha fazla arttığı için bu kitleyi analiz edebilmekte daha etkili bir araca ihtiyaç olduğu kaçınılmaz bir gerçek.
Facebook Kitle Analizi: Anahtar kelimelerin seçilen demografik ve coğrafi kriterlere göre kaç adet Facebook üyesinin profilindeki bilgilerde yer aldığını görmek mümkün. Üyelerin profillerinde yer alan Hobiler, TV Programları gibi bilgilerin otomatik olarak taranması ile oluşan bu verilere, ancak reklam oluşturma adımlarına başlanarak ulaşılabiliyor.
Trendistic: Twitter’a yapılan girişlerde geçen kelimelerin trendlerini karşılaştırmalı olarak analiz etmeye yarayan Online araç. Özellikle ciddi artış olan günleri görüp o tarihteki tweet’leri filter edebilmemize olanak sağlaması, popüler konuları kolayca analiz etmemize neden oluyor.
Twitalyzer: Sosyal medyada içerik üreten kullanıcıların performanslarını raporlayan Online araç. Özellikle bu konudaki isimlerin düşünüldükleri kadar güçlü olup olmadığının sorgulanabilmesi açısından firmaların çok işine yarayabilir.
Twitt(url)y: Twitter’da paylaşılan URL’lerin bilgisini toplayarak en popüler linkleri gösteren gerçek zamanlı bir Online araç.
TweetStats: Twitter kullanıcılarının içerik üretilen zamanlar ile ilgili istatistiklerine ulaşabileceğiniz Online araç.
How Sociable: Anahtar kelimeleri (daha çok markaları) birçok sosyal medya platformunu gerçek zamanlı olarak tarayarak, kendi oluşturduğu ‘görünürlük puanı’ endeksine dönüştüren Online araç. Şimdilik sadece farklı markalar için karşılaştırma amacıyla kullanılabileceğini düşünüyorum.
Google Alerts: Anahtar kelimeler ile ilgili olarak Google arama motorunda yeni endekslenen sayfaların bilgisini otomatik e-posta olarak gönderen alarm sistemi. Bu otomatik alarm; Haber, Web, Bloglar, Videolar ve Gruplar olarak alt bölümlemelere göre de kurulabiliyor.
Google Bloglar: Tercih edilen bir zaman aralığı içinde anahtar kelimelerin geçtiği sayfaların aramasının yapılabildiği Online araç. Google arama motorundan en önemli farkı ise sürekli yeni içerik üretilen siteler olan blog’lar özelinde bir araştırma yapabilme olanağı vermesi.
Facebook Lexicon: Bu araca şubat ayından beri erişilemiyor olsa da Facebook üyelerinin profil, grup veya etkinlik duvarlarına ekledikleri içerikleri tarayan bir analiz aracı idi. Facebook üye adedi tüm dünyada gittikçe daha fazla arttığı için bu kitleyi analiz edebilmekte daha etkili bir araca ihtiyaç olduğu kaçınılmaz bir gerçek.
Facebook Kitle Analizi: Anahtar kelimelerin seçilen demografik ve coğrafi kriterlere göre kaç adet Facebook üyesinin profilindeki bilgilerde yer aldığını görmek mümkün. Üyelerin profillerinde yer alan Hobiler, TV Programları gibi bilgilerin otomatik olarak taranması ile oluşan bu verilere, ancak reklam oluşturma adımlarına başlanarak ulaşılabiliyor.
13 Şubat 2010 Cumartesi
Twitter, Friendfeed ve Facebook; Halkla İlişkiler (PR) için mi yoksa E-Ticaret için mi daha etkili?
Twitter ve Friendfeed gibi mikro mesajlaşma olarak adlandırılan online iletişim sitelerinin kullanım oranları artışta. Medyanın bu yeni alanını da içine alan son yaklaşımlardan önceki bir yazımda bahsetmiştim. Kişilerin mesajlarını anlık olarak tüm ilişki ağları ile paylaşması olarak tanımlanabilecek bu sistemler o kadar başarılı hale geldi ki İnternet’in önemli siteleri de bu alana doğru evrim geçiriyorlar. Facebook’un yeni arayüzü ile herhangi bir içeriği paylaşmaya daha yatkın hale gelmesi, Google’ın Buzz ve Reader ile anlık paylaşım konusundaki atılımları ve YouTube’un artık bir sosyal paylaşım sitesine dönüşmesi, İnternet tecrübesinin uzun vadede ‘paylaşım’ üzerinden ilerleyeceğini gösteriyor.
Sosyal Medya’nın Büyüklüğü
Dünyadaki aktif Facebook kullanıcılarının adedinin 400 milyonu geçtiği bilgisi veriliyor. 2010 yılında ABD’deki İnternet kullanıcılarının %15’inin Twitter kullanması bekleniyor. Nielsen’in araştırmasına göre İngiltere’deki İnternet kullanıcılarının %60’ı Facebook’u kullanıyor.
Türkiye, comScore verilerine göre haftada ortalama 32 saat İnternet tüketimi ile Avrupa’nın açık ara İnternet’te en çok vakit geçiren ülkesi. Aynı zamanda, Facebook kullanıcıları toplam İnternet kullanıcılarının %81’ini oluştururken Twitter kullanıcıları da İnternet kullanıcısı hacminin yaklaşık %4’ü dolayında bulunuyor. Alexa’nın verilerine göre ise Türkiye, Friendfeed kullanımında dünyada 2. Sırada.
Firmaların İletişim Planında Sosyal Ağların Yeri
eMarketer’in bu raporunda yer verdiği Society of Digital Agencies araştırmasına göre pazarlamacıların 2010 yılı planları arasında sosyal ağlar, en öncelikli konu olarak ortaya çıkmış. Başka bir araştırmada da sosyal ağların iletişimde giderek daha önemli hale geleceği ifade edilmiş.
Halkla İlişkiler ve Müşteri İlişkilerinde Sosyal Medyanın Gücü
Webrazzi Sosyal Medya toplantılarındaki ilginç istatistiklere yer verilen Promoqube sunumunda sosyal ağlarda yazılan her olumsuz yorumun ortalama 45 kişiye ulaştığı ve bu kişilerin 30 adetinin de eleştiriye konu olan ürün / hizmetten kaçındığı bilgisi verilmişti. eMarketer’in 2009 yılı sonunda yayınladığı bir araştırmaya göre de ABD’de anne İnternet kullanıcılarının %51’i bir ürün / hizmet hakkındaki olumsuz yorumlarını İnternet üzerinden paylaştığını belirtmişti.
2009 yılında yapılan Marketing Profs araştırmasına göre dünyada Twitter’ın iletişimde kullanımasının en önemli nedenleri %47 ile halkla ilişkiler alanındaki sorunların gerçek zamanlı takibi ve %44 ile olumsuz yorum yapan kişilere ulaşması olarak ortaya çıkmıştı. Business.com tarafından yapılan bir diğer araştırmaya katılanların %67’si ise sosyal medyada firmalarının kurumsal profilini oluşturduklarını ifade ederken, %56’sı sosyal medyadan son kullanıcıların değerlendirmelerine ulaşmakta faydalandıklarını belirtmişti.
Eticaret Siteleri için Sosyal Medyanın Etkisi
Compete Inc. araştırmasına göre Twitter’ın ABD’deki önemli eticaret sitelerine (eBay, Amazon, ..) yaptığı ziyaretçi hacmi katkısı %0.3 dolaylarında olmuş. İnternetten alışveriş yapan tüketicilerle yapılan ankette katılımcıların %6o’ı herhangi bir eticaret sitesinin sosyal ağlardaki sayfasını ziyaret etmediklerini belirtirken, firmaların Facebook’taki hayran sayfalarını ziyaret edenlerin %68’i bunu promosyon kampanyaları hakkında bilgi almak için yaptıklarını belirtmiş. Twitter ve benzeri paylaşım sitelerinin eticaret hacmine yaptıkları katkı henüz düşük olsa da Dell Outlet gibi birkaç örnek başarı hikayesine bu siteden ve bu sunumdan ulaşabilirsiniz.
Sosyal medyanın marka algısına etkisi konusunda da ilginç araştırmalar yapılıyor. Sosyal-Medya blog’unda belirtildiğine göre GroupM ve comScore tarafından yeni yapılan bir araştırmada Facebook, Twitter ve YouTube gibi sosyal medya sitelerinde boy gösteren, insanları arkadaş listesine ekleyen, yani bir şekilde sosyal medya yatırımı yapan markaların Google aramalarının arttığı ve bu aramalardan sitelerine gelen kişi sayısının da ciddi düzeyde yükseldiği sonucuna varılmış. Bu sonuç belki de sosyal medya söyleminin, klasik pazarlama profesyonellerine, performans bazlı iletişim söyleminden neden daha fazla hitap ettiğinin de bir göstergesi; çünkü sosyal medya da aynen geleneksel medya gibi erişim (reach) mantığı ile kavranabilecek bir iletişim yöntemi.
Sosyal ağlar; markalar için özellikle satış sonrası destek ve halkla ilişkiler / kriz yönetimi konularında çok ciddi avantajlar sağlayacak gibi görünüyor. Aynı zamanda eticaret sitelerinin hali hazırdaki üyelerine duyuru için kullandıkları eposta gönderimlerinin de yerini almaya aday. Sosyal medya, yeni üye kazanımı konusunda performans temelli iletişim kanalları ile şimdilik çok fazla rekabet edemese de yaratıcı kampanyalar ile proje bazlı büyük kazanımlar elde etmek mümkün olacaktır. Günümüzde ürün / hizmet araştırması konusunda başvurulan ilk bilgi kaynağının arama motorları olması nedeniyle; anlık mesajların bu endeksleme teknolojileri tarafından daha sağlıklı ve hızlı şekilde algılanmasının, sosyal medyanın eticaret sitelerinin satış performanslarına katkısını doğrudan arttıracağını da değerlendirebiliriz.
Sosyal Medya’nın Büyüklüğü
Dünyadaki aktif Facebook kullanıcılarının adedinin 400 milyonu geçtiği bilgisi veriliyor. 2010 yılında ABD’deki İnternet kullanıcılarının %15’inin Twitter kullanması bekleniyor. Nielsen’in araştırmasına göre İngiltere’deki İnternet kullanıcılarının %60’ı Facebook’u kullanıyor.
Türkiye, comScore verilerine göre haftada ortalama 32 saat İnternet tüketimi ile Avrupa’nın açık ara İnternet’te en çok vakit geçiren ülkesi. Aynı zamanda, Facebook kullanıcıları toplam İnternet kullanıcılarının %81’ini oluştururken Twitter kullanıcıları da İnternet kullanıcısı hacminin yaklaşık %4’ü dolayında bulunuyor. Alexa’nın verilerine göre ise Türkiye, Friendfeed kullanımında dünyada 2. Sırada.
Firmaların İletişim Planında Sosyal Ağların Yeri
eMarketer’in bu raporunda yer verdiği Society of Digital Agencies araştırmasına göre pazarlamacıların 2010 yılı planları arasında sosyal ağlar, en öncelikli konu olarak ortaya çıkmış. Başka bir araştırmada da sosyal ağların iletişimde giderek daha önemli hale geleceği ifade edilmiş.
Halkla İlişkiler ve Müşteri İlişkilerinde Sosyal Medyanın Gücü
Webrazzi Sosyal Medya toplantılarındaki ilginç istatistiklere yer verilen Promoqube sunumunda sosyal ağlarda yazılan her olumsuz yorumun ortalama 45 kişiye ulaştığı ve bu kişilerin 30 adetinin de eleştiriye konu olan ürün / hizmetten kaçındığı bilgisi verilmişti. eMarketer’in 2009 yılı sonunda yayınladığı bir araştırmaya göre de ABD’de anne İnternet kullanıcılarının %51’i bir ürün / hizmet hakkındaki olumsuz yorumlarını İnternet üzerinden paylaştığını belirtmişti.
2009 yılında yapılan Marketing Profs araştırmasına göre dünyada Twitter’ın iletişimde kullanımasının en önemli nedenleri %47 ile halkla ilişkiler alanındaki sorunların gerçek zamanlı takibi ve %44 ile olumsuz yorum yapan kişilere ulaşması olarak ortaya çıkmıştı. Business.com tarafından yapılan bir diğer araştırmaya katılanların %67’si ise sosyal medyada firmalarının kurumsal profilini oluşturduklarını ifade ederken, %56’sı sosyal medyadan son kullanıcıların değerlendirmelerine ulaşmakta faydalandıklarını belirtmişti.
Eticaret Siteleri için Sosyal Medyanın Etkisi
Compete Inc. araştırmasına göre Twitter’ın ABD’deki önemli eticaret sitelerine (eBay, Amazon, ..) yaptığı ziyaretçi hacmi katkısı %0.3 dolaylarında olmuş. İnternetten alışveriş yapan tüketicilerle yapılan ankette katılımcıların %6o’ı herhangi bir eticaret sitesinin sosyal ağlardaki sayfasını ziyaret etmediklerini belirtirken, firmaların Facebook’taki hayran sayfalarını ziyaret edenlerin %68’i bunu promosyon kampanyaları hakkında bilgi almak için yaptıklarını belirtmiş. Twitter ve benzeri paylaşım sitelerinin eticaret hacmine yaptıkları katkı henüz düşük olsa da Dell Outlet gibi birkaç örnek başarı hikayesine bu siteden ve bu sunumdan ulaşabilirsiniz.
Sosyal medyanın marka algısına etkisi konusunda da ilginç araştırmalar yapılıyor. Sosyal-Medya blog’unda belirtildiğine göre GroupM ve comScore tarafından yeni yapılan bir araştırmada Facebook, Twitter ve YouTube gibi sosyal medya sitelerinde boy gösteren, insanları arkadaş listesine ekleyen, yani bir şekilde sosyal medya yatırımı yapan markaların Google aramalarının arttığı ve bu aramalardan sitelerine gelen kişi sayısının da ciddi düzeyde yükseldiği sonucuna varılmış. Bu sonuç belki de sosyal medya söyleminin, klasik pazarlama profesyonellerine, performans bazlı iletişim söyleminden neden daha fazla hitap ettiğinin de bir göstergesi; çünkü sosyal medya da aynen geleneksel medya gibi erişim (reach) mantığı ile kavranabilecek bir iletişim yöntemi.
Sosyal ağlar; markalar için özellikle satış sonrası destek ve halkla ilişkiler / kriz yönetimi konularında çok ciddi avantajlar sağlayacak gibi görünüyor. Aynı zamanda eticaret sitelerinin hali hazırdaki üyelerine duyuru için kullandıkları eposta gönderimlerinin de yerini almaya aday. Sosyal medya, yeni üye kazanımı konusunda performans temelli iletişim kanalları ile şimdilik çok fazla rekabet edemese de yaratıcı kampanyalar ile proje bazlı büyük kazanımlar elde etmek mümkün olacaktır. Günümüzde ürün / hizmet araştırması konusunda başvurulan ilk bilgi kaynağının arama motorları olması nedeniyle; anlık mesajların bu endeksleme teknolojileri tarafından daha sağlıklı ve hızlı şekilde algılanmasının, sosyal medyanın eticaret sitelerinin satış performanslarına katkısını doğrudan arttıracağını da değerlendirebiliriz.
15 Kasım 2009 Pazar
Medyanın Yeni Terminolojisi ve Geleceği
Son dönemde okuduğum birçok yazıda reklam ve iletişim dünyasının İnternet ile yeni bir perspektif kazandığı ifade ediliyor. Bugüne kadar Üretilen Medya (Owned Media) ve Satın Alınan Medya (Paid Media) olarak iki boyutlu sürdürülen iletişim, İnternet sayesinde Kazanılan Medya (Earned Media) olarak adlandırılan üçüncü bir boyut kazandı. Hatta bunun da bir alt kırılımı olarak Sosyal Medya (Social Media) kavramı da artık iletişim gündemine girdi. Birçok etkinlikte ifade edilen trend ise; artık firmaların pazarlama iletişimindeki klasik Üretilen Medya ve Satın Alınan Medya ikilisine yatırım olgusunun değişeceği. Ve Üretilen Medya ile Kazanılan Medya’nın daha sıkı bir işbirliği içine gireceği. Bu değerlendirme aslında günümüzde Satın Alınan Medya’nın artık neden İnternet ve mobil dünyaya kaydığının ve “performans” temeline oturmaya başladığının da güzel bir açıklaması.
Aşağıda bu medya terimlerini, örnekler üzerinden açıklamaya çalıştım:
Üretilen Medya (Owned Media): Reklam filmlerinden basın bültenlerine hatta etkinlik katılımlarına kadar içeriği nedeniyle, firmaların iletişim için kullanılabilecek her tür varlığı
Satın Alınan Medya (Paid Media): Firmaların reklam filmlerini, ilanlarını veya web sitelerini ücretli şekilde yayınlayan iletişim araçları
Kazanılan Medya (Earned Media): Basın bültenleri gibi oluşturulmuş veya haber değeri taşıdığı için kontrolsüz olarak yayılan herhangi bir içeriği duyurmak için ücretsiz şekilde kullanılabilen iletişim araçları
Sosyal Medya (Social Media): İnternet temelinde; fazla sayıda bulunan katkı sağlayıcıların ve onların yarattığı paylaşım amaçlı içeriklerin kontrol edilemediği, ücretsiz iletişim araçları
Aşağıda bu medya terimlerini, örnekler üzerinden açıklamaya çalıştım:
Üretilen Medya (Owned Media): Reklam filmlerinden basın bültenlerine hatta etkinlik katılımlarına kadar içeriği nedeniyle, firmaların iletişim için kullanılabilecek her tür varlığı
Satın Alınan Medya (Paid Media): Firmaların reklam filmlerini, ilanlarını veya web sitelerini ücretli şekilde yayınlayan iletişim araçları
Kazanılan Medya (Earned Media): Basın bültenleri gibi oluşturulmuş veya haber değeri taşıdığı için kontrolsüz olarak yayılan herhangi bir içeriği duyurmak için ücretsiz şekilde kullanılabilen iletişim araçları
Sosyal Medya (Social Media): İnternet temelinde; fazla sayıda bulunan katkı sağlayıcıların ve onların yarattığı paylaşım amaçlı içeriklerin kontrol edilemediği, ücretsiz iletişim araçları
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)















