eMarketer verilerine göre ABD'de mobil cihaz ekranlarında geçirilen vakit, 2018 yılı itibariyle TV ekranları karşısında geçirilen zamanı geçti. Burada hiç şüphesiz aslan payı akıllı telefonlarda.
Mobil uygulamalar, akıllı telefonlarla birlikte hayatımıza giren ve internet kullanım tecrübesini bambaşka bir boyuta taşıyan en önemli katalizörler. Bu nedenle de akıllı telefonlarda geçirilen sürenin yaklaşık %90'ı mobil uygulamalarda geçirilse de ilginç bir bilgi olarak bu zamanın ise %90'ı sadece 5 mobil uygulamada geçiriliyor.
Mobil uygulamalardaki zamanın ise %13'ü mobil oyunlarda geçiriliyor.
Mobil oyunlar, kullanıcıların bu kadar zamanını aldığı halde oyun geliştiricileri gelir yaratma konusunda uzun yıllar boyunca sıkıntı çektiler. Bu dönemde mobil oyunlar için akla gelen en temel üç gelir kalemi İndirmeden Ücret Alınması, Uygulama İçi Özelliklerin Ücretlendirilmesi ve Uygulama İçi Reklamlar oldu. Burada temel sorun, oyunları oynayan kullanıcıların çok küçük bir bölümünün herhangi bir ücret ödemeye yanaşmasıydı.
Son birkaç yıldır diğer Uygulama İçi Reklam formatları arasından sıyrılarak popülerliğini hızla artıran Ödüllü Video İzleme Formatı, mobil oyun geliştiren firmaların en ciddi itici gücü olmayı başardı. Ödüllü Video Reklamlarının global olarak mobil uygulama reklam harcamasının dörtte birine ulaşıp en hızlı büyüyen kategori haline gelmesi, aslında oyun ekosisteminin de büyümesine katkı sağlayan bir sektörel ilerlemeye yol açtı. Ödüllü Video Reklamları, oyun geliştiriciler için aynı anda iki sorunu çözüyor; bir taraftan yaratılan aktif izleyici tecrübesi sayesinde uygulama indirtme maliyetlerinin düşmesine neden olurken diğer taraftan da reklamla ciddi bir gelir yaratabilme fırsatı sağlıyor. Hatta Google gibi reklam platformları bu formatı envanterlerine çoktan dahil ettiler ve öğrenimleri biriktirmeye başladılar.
Mobil oyunların yarattığı bu içiçe geçmiş gelir & büyüme iş modeli, mobil oyun dünyasında bu işe en uygun kategori olan 'komplike olmayan mobil oyunlar' kategorisinin ciddi yükselişine zemin hazırladı. Hyper-Casual olarak adlandırılan, çok fazla uzmanlık ve dikkat gerektirmeyen ve aynı zamanda da sürekliliğe ihtiyaç duyulmayan oyunlar; son hızla üretilip son birkaç yıl içinde tüm dünyadaki akıllı telefonlara yayılmayı başararak en yeni mobil trendi yaratmış oldu.
mobile app etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
mobile app etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
17 Şubat 2019 Pazar
28 Ağustos 2016 Pazar
Mobilin Domine Ettiği Çin, Hindistan ve Endonezya'dan Son Haberler ve Yenilikçi Örnekler
Asya Pasifik Bölgesi, mobilin güdümüne giren dünya internet ekosistemini ciddi anlamda etkilemeye başladı. Yaratıcı ve yenilikçi mobil teknolojilerin bu bölgede ortaya çıkmasının en önemli nedeni şüphesiz internet ile ilk kez tanışan kişilerin büyük bölümünün mobil cihazlarında bu tecrübeyi yaşaması (mobile-first). Bu yazıda nüfus faktörü nedeniyle 'mobile-first' etkisinin en ciddi hissedildiği Çin, Hindistan ve Endonezya hakkında birkaç değerlendirmeyi, kaçırmış olabileceğiniz perspektiflerle ve yaratıcı örnekleriyle paylaşmak istedim. Umarım aşağıdaki bilgiler sizlerin de ilgisini çeker.
ÇİN
- Akıllı yaşam / ev konseptini şimdiden yaşatan donanım geliştirme konusunda ciddi aşama kaydettiler. Örnek Xiaomi'nin akıllı bisiklet, bileklik, router, hava temizleyici, televizyon ve ev kiti ürünleri.
- Facebook ve Tencent'in kullanıcı adedi, ciro ve karlılık açılarından başabaş olduğunu fark etmiş miydiniz?
- En büyük perakendecileri, fiziksel mağaza sahipleri değil iki e-perakende firması (AliBaba ve JD).
YENİLİKÇİ ÖRNEK: WECHAT
- Birçoğu ilk kez internet ile mobil cihazda tanışan (mobile-first) 700 milyon üzerinde kullanıcıdan güç alan, anlık mesajlaşma gibi birçok özelliği içeren mobil uygulama formatındaki yeni jenerasyon internet portalı olarak düşünebiliriz.
- Hesap sahipleri takipçilerine reklam yayınlayarak gelir sağlıyor.
- Ödeme yapmak için kullanım sıklığı aylık kişi başına 50'den fazla. Çünkü bu özellik 100 bin alışveriş noktasında, 80 bin restoranda ve 400 bin park yerinde geçerli.
YENİLİKÇİ ÖRNEK: UCBROWSER
- İnternet ile ilk kez mobil cihazda tanışan (mobile-first) kullanıcı kitlesini hedefleyen ve 500 milyon civarında kullanıcısına kendi uygulama ekosistemini sunan mobil internet tarayıcısı (browser) formatındaki mobil uygulama.
- Reklam engelleme, pil güçlendirme ve bağlantı hızı değiştirme gibi mobil kullanıcılar tarafından tercih edilen özelliklere sahip.
- Reklam ortaklıkları (ad affiliate) modeli ile ciddi gelir yaratıyor
HİNDİSTAN
- Toplam nüfusa oranı %15 civarında olan internet kullanıcılarının %65'i sadece mobil cihazları kullanıyor. İnternet bağlantı hızı ve cihazların hafıza kapasitesi; kullanıcılar için o kadar önem taşıyor ki gelişmekte olan benzer ülkelerde iş yapmak için özel içgörüleri gözden geçirmelisiniz.
- 200 milyonluk kullanıcı hacmi ile akıllı telefon penetrasyonu telefon kullanıcılarının %50'sini oluşturuyor. İnternet ile ilk tanışılan cihazların Android'in düşük kapasiteli modelleri olması nedeniyle telefonda tutulan mobil uygulama adeti bölgenin en düşük seviyesinde.
- E-ticaret pazarının 2020 yılında organize perakendenin %25'ine ulaşarak 60 milyar dolara yükselmesi öngörülüyor. (Hızlı gönderim, geri iade ve garanti kapsamı üç önemli katalizör)
YENİLİKÇİ ÖRNEK: FLIPKART
- En büyük yerel e-perakendeci (pazaryeri) olan Flipkart'ın trafiğinin %70'inden fazlası mobil cihazlardan yapılırken cirosunun büyük kısmını uygulaması oluşturuyor. Android kullanıcılarının %37'si mobil uygulamayı indirmiş.
- Büyük Milyar (İndirim) Günü'nü sadece mobil uygulamada düzenleyerek sadece mobil uygulama olarak faaliyetini sürdürmek gibi bir stratejisini açıklasa da Chrome'un başını çektiği bir grup tarafından oluşturulan PWA isimli yeni web teknoloji altyapısı nedeniyle planlarını değiştirdi. Mobil sitesine; uygulama benzeri çevrimdışı kullanım, anlık bildirim, vb. özellikleri ekledi.
ENDONEZYA
- 2020 yılı itibariyle İnternet kullanıcılarının 215 milyona ve 2025 yılı itibariyle e-ticaret pazarının 46 milyar dolara ulaşması öngörülüyor.
- Akıllı telefon kullanıcılarının %49'u bunları ana cihazları olarak kabul ediyor.
- 13 bin adadan oluşan bu ülke için e-ticaretin katalizörleri, gönderim olanağı ve nakit ödeme olarak ifade ediliyor. Bu sorunları çözmek için e-ticaretçiler de lojistik firmaları kurup bu alanda birçok yatırım yapıyor.
YENİLİKÇİ ÖRNEK: GO-JEK
- Lokasyon bazlı mobil uygulama iş modeliyle 1 milyar dolar değerlemeyi geçen son dönemin en önemli e-ticaret girişimlerinden biri.
- Ciddi trafik sorunu yaşanan Jakarta'da motorsiklet-taksiler için pazaryeri modeli olarak başlayıp porföyüne bilet, kurye, araç kiralama, ödeme, hatta masaja kadar uzanan birçok kategoriyi ekleyerek iş modelini tüm hizmet türlerini içeren hale evirdi.
ÇİN
- Akıllı yaşam / ev konseptini şimdiden yaşatan donanım geliştirme konusunda ciddi aşama kaydettiler. Örnek Xiaomi'nin akıllı bisiklet, bileklik, router, hava temizleyici, televizyon ve ev kiti ürünleri.
- Facebook ve Tencent'in kullanıcı adedi, ciro ve karlılık açılarından başabaş olduğunu fark etmiş miydiniz?
- En büyük perakendecileri, fiziksel mağaza sahipleri değil iki e-perakende firması (AliBaba ve JD).
YENİLİKÇİ ÖRNEK: WECHAT
- Birçoğu ilk kez internet ile mobil cihazda tanışan (mobile-first) 700 milyon üzerinde kullanıcıdan güç alan, anlık mesajlaşma gibi birçok özelliği içeren mobil uygulama formatındaki yeni jenerasyon internet portalı olarak düşünebiliriz.
- Hesap sahipleri takipçilerine reklam yayınlayarak gelir sağlıyor.
- Ödeme yapmak için kullanım sıklığı aylık kişi başına 50'den fazla. Çünkü bu özellik 100 bin alışveriş noktasında, 80 bin restoranda ve 400 bin park yerinde geçerli.
YENİLİKÇİ ÖRNEK: UCBROWSER
- İnternet ile ilk kez mobil cihazda tanışan (mobile-first) kullanıcı kitlesini hedefleyen ve 500 milyon civarında kullanıcısına kendi uygulama ekosistemini sunan mobil internet tarayıcısı (browser) formatındaki mobil uygulama.
- Reklam engelleme, pil güçlendirme ve bağlantı hızı değiştirme gibi mobil kullanıcılar tarafından tercih edilen özelliklere sahip.
- Reklam ortaklıkları (ad affiliate) modeli ile ciddi gelir yaratıyor
HİNDİSTAN
- Toplam nüfusa oranı %15 civarında olan internet kullanıcılarının %65'i sadece mobil cihazları kullanıyor. İnternet bağlantı hızı ve cihazların hafıza kapasitesi; kullanıcılar için o kadar önem taşıyor ki gelişmekte olan benzer ülkelerde iş yapmak için özel içgörüleri gözden geçirmelisiniz.
- 200 milyonluk kullanıcı hacmi ile akıllı telefon penetrasyonu telefon kullanıcılarının %50'sini oluşturuyor. İnternet ile ilk tanışılan cihazların Android'in düşük kapasiteli modelleri olması nedeniyle telefonda tutulan mobil uygulama adeti bölgenin en düşük seviyesinde.
- E-ticaret pazarının 2020 yılında organize perakendenin %25'ine ulaşarak 60 milyar dolara yükselmesi öngörülüyor. (Hızlı gönderim, geri iade ve garanti kapsamı üç önemli katalizör)
YENİLİKÇİ ÖRNEK: FLIPKART
- En büyük yerel e-perakendeci (pazaryeri) olan Flipkart'ın trafiğinin %70'inden fazlası mobil cihazlardan yapılırken cirosunun büyük kısmını uygulaması oluşturuyor. Android kullanıcılarının %37'si mobil uygulamayı indirmiş.
- Büyük Milyar (İndirim) Günü'nü sadece mobil uygulamada düzenleyerek sadece mobil uygulama olarak faaliyetini sürdürmek gibi bir stratejisini açıklasa da Chrome'un başını çektiği bir grup tarafından oluşturulan PWA isimli yeni web teknoloji altyapısı nedeniyle planlarını değiştirdi. Mobil sitesine; uygulama benzeri çevrimdışı kullanım, anlık bildirim, vb. özellikleri ekledi.
ENDONEZYA
- 2020 yılı itibariyle İnternet kullanıcılarının 215 milyona ve 2025 yılı itibariyle e-ticaret pazarının 46 milyar dolara ulaşması öngörülüyor.
- Akıllı telefon kullanıcılarının %49'u bunları ana cihazları olarak kabul ediyor.
- 13 bin adadan oluşan bu ülke için e-ticaretin katalizörleri, gönderim olanağı ve nakit ödeme olarak ifade ediliyor. Bu sorunları çözmek için e-ticaretçiler de lojistik firmaları kurup bu alanda birçok yatırım yapıyor.
YENİLİKÇİ ÖRNEK: GO-JEK
- Lokasyon bazlı mobil uygulama iş modeliyle 1 milyar dolar değerlemeyi geçen son dönemin en önemli e-ticaret girişimlerinden biri.
- Ciddi trafik sorunu yaşanan Jakarta'da motorsiklet-taksiler için pazaryeri modeli olarak başlayıp porföyüne bilet, kurye, araç kiralama, ödeme, hatta masaja kadar uzanan birçok kategoriyi ekleyerek iş modelini tüm hizmet türlerini içeren hale evirdi.
29 Aralık 2015 Salı
E-Ticaret firmalarında neden Mobil Ticaret Yöneticisi pozisyonu olmalı?
Mobil internet kullanım tecrübesi, bildiğimiz bilgisayar kullanma tecrübesinden çok farklı.
Mobil cihazları kullanan tüketicilerin kullanım alışkanlıkları; fiyat karşılaştırması veya lokasyona dayalı araştırma gibi anlık etkileşim yanında yoğun oranda cihazlar-arası geçişi içeriyor.
Mobil ticaretin evrimi, masaüstü veya dizüstü bilgisayarlardaki alışverişe kıyasla yeni, kendine özgü bir yapıyı işaret ediyor.
Mobil varlıkların (mobil siteler ve mobil uygulamalar) yönetimi, bu konuda özelleşmiş bir tecrübe gerektiriyor.
Google'ın Asya Pasifik sitesine yazdığım bu yazıda, mobil varlıklar için dikkat edilmesi gereken önemli noktaları paylaştım.
Mobil pazarlama, dijital pazarlamadan daha çeşitli dinamiklere sahip.
Mobil için pazarlama stratejilerinden reklam kreatiflerine kadar uzanan önemli bir farklılık söz konusu. Bu konuda benim de içeriğine katkıda bulunduğum Capital Dergisi'nde yayınlanan aşağıdaki yazıya göz atabilirsiniz.
Mobil cihazların kullanım alışkanlıkları, performans değerlendirme faktörlerinin ve başarı kriterlerinin değişmesine yol açıyor.
Mobil, cihazların ekran genişliklerinin de etkisiyle, kullanıcıların daha sık fakat daha kısa süreli etkileşim kurdukları bir platform. Bu nedenle standart başarı kriterlerinin dışında değerlendirme yapmak önemli.
Mobil teknolojiler veya mobil altyapılar bambaşka platformlarda geliştiriliyor.
Flash'ın artık kullanılmadığı bir altyapı olan mobil için reklam kreatifleri ve websiteleri alanında HTML5 kilit önem kazanırken, mobil uygulamalar SDK altyapılarında çalışıyor.
Mobil pazarlama veya ticaret ölçümlemesi karmaşık bir yapıya sahip.
Çoklu cihazların, dijital pazarlama ve ticari satış kanallarının birbiriyle etkileşimi yanında fiziksel dünya ile ilişkiyi de içeren ölçümleme yöntemlerine dair Girişim Savaşçısı programında yaptığım sunumu, aşağıda inceleyebilirsiniz.
Mobil cihazları kullanan tüketicilerin kullanım alışkanlıkları; fiyat karşılaştırması veya lokasyona dayalı araştırma gibi anlık etkileşim yanında yoğun oranda cihazlar-arası geçişi içeriyor.
Mobil ticaretin evrimi, masaüstü veya dizüstü bilgisayarlardaki alışverişe kıyasla yeni, kendine özgü bir yapıyı işaret ediyor.
Mobil web sitelerinde veya uygulamalarda en çok satan ürün veya hizmetler; site genelindeki en popüler kategoriler olmayabilir. 2015 yılının mobil perakendecisi seçilen Starbucks'tan bahsettiğim konuşmanın da yer aldığı IAB Singapur mobil eğitim günü özetine göz atabilirsiniz.
Google'ın Asya Pasifik sitesine yazdığım bu yazıda, mobil varlıklar için dikkat edilmesi gereken önemli noktaları paylaştım.
Mobil pazarlama, dijital pazarlamadan daha çeşitli dinamiklere sahip.
Mobil için pazarlama stratejilerinden reklam kreatiflerine kadar uzanan önemli bir farklılık söz konusu. Bu konuda benim de içeriğine katkıda bulunduğum Capital Dergisi'nde yayınlanan aşağıdaki yazıya göz atabilirsiniz.
Mobil cihazların kullanım alışkanlıkları, performans değerlendirme faktörlerinin ve başarı kriterlerinin değişmesine yol açıyor.
Mobil, cihazların ekran genişliklerinin de etkisiyle, kullanıcıların daha sık fakat daha kısa süreli etkileşim kurdukları bir platform. Bu nedenle standart başarı kriterlerinin dışında değerlendirme yapmak önemli.
Mobil teknolojiler veya mobil altyapılar bambaşka platformlarda geliştiriliyor.
Flash'ın artık kullanılmadığı bir altyapı olan mobil için reklam kreatifleri ve websiteleri alanında HTML5 kilit önem kazanırken, mobil uygulamalar SDK altyapılarında çalışıyor.
Mobil pazarlama veya ticaret ölçümlemesi karmaşık bir yapıya sahip.
Çoklu cihazların, dijital pazarlama ve ticari satış kanallarının birbiriyle etkileşimi yanında fiziksel dünya ile ilişkiyi de içeren ölçümleme yöntemlerine dair Girişim Savaşçısı programında yaptığım sunumu, aşağıda inceleyebilirsiniz.
27 Eylül 2015 Pazar
Omni-Channel Hakkındaki Yeni Trendler ve Okunması Gerekli Kitaplar
Artık Perakende Birlikleri dahi perakendecilikte e-ticaretin ana süreçlere entegrasyonu ile ilgili stratejilerden bahsediyor. Bu entegrasyon süreçlerinin en tepe noktası olan Omni-Channel yaklaşımı ise tüketicilerin odağa alındığı yeni bir yapıyı ifade ediyor. Tüketicilerin sadece alışverişlerine göre segmente edildiği bir dünyadan; marka veya mağazalarla etkileşimde olan fakat alışveriş yapmayan kişileri de içeren çok daha geniş bir hedef kitleyle ilgili lokasyon, beğenme ve ödeme tercihleri gibi birçok konuda analiz yapma olanağına kavuşulan bir dünyaya geçiş yapıyoruz. Bahsettiğim yeni dünyadaki en güncel eğilimlere göre akıllı telefon kullanıcılarının ciddi artışı ile bu cihazlardaki kamera, sensör, GPS gibi özellikleri sayesinde tüketiciler hakkında daha fazla bilgiye erişebilme fırsatına kavuşulduğunu görüyoruz. Akıllı telefonların perakende tüketici süreçlerinde artan rolü ile ilgili son raporlardan daha detaylı içgörüler alabilirsiniz.
Omnichannel yaklaşımının iki önemli bacağı; alışveriş yapmayan kişileri de ölçümleyebilmek ve tüketicilerle tamamen kişiselleştirilmiş şekilde iletişim kurabilmek.
Ölçümleme her ne kadar dijital analiz araçları sayesinde basitleşmiş ve herkesin kullanabileceği bir hale gelmiş olsa da alışveriş süreçleriyle ilgili benzer araştırmaların tarihi çok daha eskiye uzanıyor. 1970'lerde davranışsal psikolog Paco Underhill'in kurduğu Envirosell şirketi, fiziksel mağazalar içerisine kurduğu kamera sistemleri ve gözlemcilerin değerlendirmeleri ile kullanıcı anketlerinden oluşan ve 40 parametre için kayıt yapan büyük bir veri tabanı oluşturmaya başladı. Bunu Shopper Marketing kavramının ilk testi olarak düşünebiliriz. İşlenen veriler ürünlerin yerlerinden, raf yüksekliklerine, hatta satış elemanlarının müşterilere temas ettikleri vücut pozisyonlarına kadar alışveriş süreçlerinin (satışa dönüştürme hedefli olarak) daha verimli hale getirilmesi açısından fiziksel perakendeciliği ciddi şekilde etkiledi. Birkaç örnek vermek gerekirse; bir ürünü denemek için kabine giren erkekler müşterilerin %65'i satın alma kararı verirken, kadınlarda bu oran %25 seviyesindeymiş. Veya alışveriş sırasında dar raflar veya tecrübesiz satış temsilcileri nedeniyle müşterilere sırtlarından / arkalarından dokunulursa alışveriş yarım bırakılıyormuş. Paco Underhill'in mutlaka okumanız gereken 'Neden Satın Alıyoruz? (Why We Buy)' Kitabı'ndan birkaç önemli noktaya buradan ulaşabilirsiniz.
Akıllı telefonların getirdiği en önemli yeniliklerden biri de mobil uygulamalar. Bu sayede firmalar, son kullanıcıların kendi mini platformlarını sürekli yanlarında taşımasını sağlayabildiler. Son dönemde karşımıza çıkmaya başlayan Omnichannel çözümleri; mobil uygulamaların sağlayabildiği lokasyon verisi, gerektiğinde offline kullanım, diğer uygulamalarla etkileşim ve kullanım tercihlerini kaydetme gibi özelliklerin kullanımına yönelik olarak geliştiriliyor. George Berkowski'nin 'Milyar Dolarlık Uygulama Nasıl Yapılır (How to Build a Billion Dollar App)' Kitabı'nda ise mobil uygulama geliştirme evreleri basit bir şekilde açıklanıp kullanıcıların akıllı telefonlar ve mobil uygulamalarla etkileşim içgörüleri paylaşılıyor. Tüketicilerin kişiselleştirme ve kullanım sıklığı konusunda tercihleri hiç şüphesiz ilgi alanlarına yönelik doğru yaklaşımlardan kaynaklanıyor. Human Universals isimli bir kitaba göre insanlara özel olan ve tüm dünyada genel geçer 67 ortak payda bulunuyormuş: yaş ayrımı, atletik sporlar, vücut gösterme, takvim, temizlik eğitimi, .. vb. Aslında gün boyu kullanıcılardan en fazla 1 metre uzakta olan bir nesne ile olan etkileşimi de bu çerçevede düşünmek gerekiyor. Berkowski, gün içerisinde ortalama olarak 150 kez cihazlarına uzanan akıllı telefon kullanıcılarının en çok yaptıkları aktivitelerin mesajlarına bakmak, telefonla konuşmak ve saate bakmak olduğunu belirtiyor. Bu etkileşimlerin %5'inin de alarmla ilgili olduğunu da eklemeden geçmiyor. Kişiselleştirmeyi mobil uygulamalara indirgemek doğru olmasa da perakendecilerin işini basitleştirmesi açısından bu yeni dünyaya kolay bir giriş yapma şansı verecektir.
Omnichannel yaklaşımının iki önemli bacağı; alışveriş yapmayan kişileri de ölçümleyebilmek ve tüketicilerle tamamen kişiselleştirilmiş şekilde iletişim kurabilmek.
Ölçümleme her ne kadar dijital analiz araçları sayesinde basitleşmiş ve herkesin kullanabileceği bir hale gelmiş olsa da alışveriş süreçleriyle ilgili benzer araştırmaların tarihi çok daha eskiye uzanıyor. 1970'lerde davranışsal psikolog Paco Underhill'in kurduğu Envirosell şirketi, fiziksel mağazalar içerisine kurduğu kamera sistemleri ve gözlemcilerin değerlendirmeleri ile kullanıcı anketlerinden oluşan ve 40 parametre için kayıt yapan büyük bir veri tabanı oluşturmaya başladı. Bunu Shopper Marketing kavramının ilk testi olarak düşünebiliriz. İşlenen veriler ürünlerin yerlerinden, raf yüksekliklerine, hatta satış elemanlarının müşterilere temas ettikleri vücut pozisyonlarına kadar alışveriş süreçlerinin (satışa dönüştürme hedefli olarak) daha verimli hale getirilmesi açısından fiziksel perakendeciliği ciddi şekilde etkiledi. Birkaç örnek vermek gerekirse; bir ürünü denemek için kabine giren erkekler müşterilerin %65'i satın alma kararı verirken, kadınlarda bu oran %25 seviyesindeymiş. Veya alışveriş sırasında dar raflar veya tecrübesiz satış temsilcileri nedeniyle müşterilere sırtlarından / arkalarından dokunulursa alışveriş yarım bırakılıyormuş. Paco Underhill'in mutlaka okumanız gereken 'Neden Satın Alıyoruz? (Why We Buy)' Kitabı'ndan birkaç önemli noktaya buradan ulaşabilirsiniz.
Akıllı telefonların getirdiği en önemli yeniliklerden biri de mobil uygulamalar. Bu sayede firmalar, son kullanıcıların kendi mini platformlarını sürekli yanlarında taşımasını sağlayabildiler. Son dönemde karşımıza çıkmaya başlayan Omnichannel çözümleri; mobil uygulamaların sağlayabildiği lokasyon verisi, gerektiğinde offline kullanım, diğer uygulamalarla etkileşim ve kullanım tercihlerini kaydetme gibi özelliklerin kullanımına yönelik olarak geliştiriliyor. George Berkowski'nin 'Milyar Dolarlık Uygulama Nasıl Yapılır (How to Build a Billion Dollar App)' Kitabı'nda ise mobil uygulama geliştirme evreleri basit bir şekilde açıklanıp kullanıcıların akıllı telefonlar ve mobil uygulamalarla etkileşim içgörüleri paylaşılıyor. Tüketicilerin kişiselleştirme ve kullanım sıklığı konusunda tercihleri hiç şüphesiz ilgi alanlarına yönelik doğru yaklaşımlardan kaynaklanıyor. Human Universals isimli bir kitaba göre insanlara özel olan ve tüm dünyada genel geçer 67 ortak payda bulunuyormuş: yaş ayrımı, atletik sporlar, vücut gösterme, takvim, temizlik eğitimi, .. vb. Aslında gün boyu kullanıcılardan en fazla 1 metre uzakta olan bir nesne ile olan etkileşimi de bu çerçevede düşünmek gerekiyor. Berkowski, gün içerisinde ortalama olarak 150 kez cihazlarına uzanan akıllı telefon kullanıcılarının en çok yaptıkları aktivitelerin mesajlarına bakmak, telefonla konuşmak ve saate bakmak olduğunu belirtiyor. Bu etkileşimlerin %5'inin de alarmla ilgili olduğunu da eklemeden geçmiyor. Kişiselleştirmeyi mobil uygulamalara indirgemek doğru olmasa da perakendecilerin işini basitleştirmesi açısından bu yeni dünyaya kolay bir giriş yapma şansı verecektir.
* Görsel itsdatatime.nl sitesinden alınmıştır.
26 Haziran 2015 Cuma
Dijital Pazarlama Ölçümlemesindeki Ana Sorunlar ve Çözüm Yolları
Pazarlamanın gitgide daha da ölçülebilen bir alan haline gelmesini, hiç şüphesiz internete borçluyuz. Dijitalin toplam pazarlama içerisindeki payı arttıkça, ölçümleme veya kazanımları takip etme üzerine daha fazla yetkinliğe kavuşsak da belli başlı ölçümleme problemlerinden haberdar olmamız gerekiyor.
Bu yazıda Emarsys Academy'de özetlemeye çalıştığım, dijital pazarlama profesyonellerinin karşılaştığı ölçümleme problemlerini Google'ın sahip olduğu AdWords reklam programı, DoubleClick reklam sunucusu ve Analytics ölçümleme aracı üzerinden sağlanan çözümler ile birlikte paylaşmaya çalışacağım. Bilmeyenler için: Analytics, AdWords ile birlikte diğer tüm trafik kanalları için ölçümleme yapılmasını sağlayan bir Online analiz aracı.
Akıllı telefonlar ve tablet bilgisayarlar yaygınlaşmadan önce dijital pazarlama etkinliğinin ölçümlenmesi konusunda üç temel sorun vardı:
1) Dijital trafik kaynaklarının aksiyona dönüştürme verimliliklerini ölçme (Conversion Tracking)
Bir trafik kaynağının gerçek katma değerinin hesaplanmasını, birkaç yıl önceki bir yazıda incelemiştim.
AdWords kampanyalarının geri dönüşümünü raporlarda görebilmek için dönüşüm izleme (conversion tracking) kodunu siteye eklemek yeterli oluyor.
DoubleClick raporlarında dönüşüm verilerini dijital varlıklarınıza Flootlight özelliğini kurarak veya dönüşüm izleme kodunu ekleyerek görebilirsiniz.
Analytics raporlarında hedefler (goal) belirleyerek veya e-ticaret izlemeyi (ecommerce tracking) aktif hale getirerek trafik kaynakları için dönüşümleri ölçebilirsiniz.
2) Dijital trafik kaynaklarının aksiyona dönüştürme verimliliklerini, kaynakları ayrıştırarak ölçme (Cross-Channel)
ABD'de alışveriş kategorisi için yapılan bir araştırmada sosyal medya ve görsel reklam ziyaretçileri yardımcı (assist interaction) etkisine sahipken direk ve e-posta trafiği ile markalı arama motoru kampanya ziyaretçilerinin alışveriş öncesi son etkileşimi (last interaction) yüksek çıkmış.
Tüm iletişim kanallarının takip edilebildiği bir reklam sunucusu çözümü olan Reklamverenler için DoubleClick (DFA) kurulumu ile dönüşüm ölçümlemesi bütünlükçü olarak yapılabilir.
Analytics raporları arasında yer alan çok kanallı dönüşüm hunileri (multi channel funnels) yardımı ile trafik kaynakları dijital kanallar arasında ayrıştırılabilir. Detaylı bilgi için.
3) Dijital trafik kaynaklarının fiziksel aksiyona dönüştürme verimliliklerini ölçme (Online-to-Store)
Türkiye'de tüketicilerin %47'si önce internetten araştırma yapıp sonra mağazalardan alışveriş yapmayı tercih ederken ABD'de mobil arama motoru kampanya ziyaretçilerinin %10'unun üzerindeki kısmı fiziksel mağazaları ziyaret ettiğini belirtmiş.
AdWords raporları içerisinde fiziksel mağaza ziyaretçi verilerini görebilmek mümkün; bunun için mağaza ziyaret dönüşümlerinin (store visit conversions) aktif hale gelmesi gerekiyor. Detaylı bilgi için.
Universal Analytics olarak adlandırılan ve Analytics'in veri toplama ve raporlama özelliklerini değiştiren versiyon yardımı ile fiziksel ticarete ait her tür bilgi, dijital veri havuzuna eklenip raporların resmin bütününü göstermesi sağlanabilir. Detaylı bilgi için.
İnternet'e bağlanma noktası olarak kullanımları hızla artan mobil cihazların internet kullanım alışkanlıklarına dahil olmasıyla, bu ölçümleme sorunlarına aşağıdakiler de eklendi:
4) İnternette sonlanan bir aktivitenin kaynağına dair cihazlar arası / çoklu cihaz ölçümlemesi (Cross-Device)
ABD perakende sektöründeki bir araştırmaya göre herhangi bir cihazda arama motoru reklamlarına tıklayan tüketicilerin %16'sı, görsel reklamlara tıklayanların ise %11'i işlemlerini başka bir cihazda bitirmeyi tercih ediyor.
AdWords reklam raporlarında bu verileri görmek için dönüşüm takibi (conversion tracking) kodunu hem masaüstü hem de mobil siteye eklemeniz gerekiyor. Detaylı bilgi için.
Cihazlararası dönüşümleri DoubleClick raporlarında kolayca görüp ayrıştırabilmek için kodun tüm dijital varlıklara konulması yeterli.
Analytics raporlarında çoklu cihazları ayrıştırabilmek için ise bir Universal Analytics özelliği olan User ID'yi kurmanız gerekiyor. Detaylı bilgi için.
5) Dijital trafik kaynaklarının mobil uygulamaya yönelik dönüşüm verimliliklerini ölçme (App Conversion)
Türkiye perakende sektöründeki bir araştırmaya göre tüketicilerin %50'si ön alışveriş süreçlerinde akıllı telefonlarındaki mobil uygulamalardan faydalanıyor.
AdWords kampanyaları aracılığı ile dijital platformlarda yapılan iletişimin mobil uygulama hedeflerindeki geri dönüşlerinin raporlanması için Android uygulamalara herhangi bir kod eklemeye gerek olmazken, iOs uygulamalara bir SDK eklenmesi gerekiyor.
DoubleClick raporlarında mobil uygulama kazanım verilerini ayrıştırabilmek için Floodlight kodunun uygulamalara düzgün olarak eklenmiş olması gerekiyor.
Mobil uygulama kazanım hedefli bütün iletişimlerin Analytics'te raporlanabilmesi için App Analytics SDK'lerinin tüm uygulamalara eklenmesi yeterli oluyor. Detaylı bilgi için.
Bu yazıda Emarsys Academy'de özetlemeye çalıştığım, dijital pazarlama profesyonellerinin karşılaştığı ölçümleme problemlerini Google'ın sahip olduğu AdWords reklam programı, DoubleClick reklam sunucusu ve Analytics ölçümleme aracı üzerinden sağlanan çözümler ile birlikte paylaşmaya çalışacağım. Bilmeyenler için: Analytics, AdWords ile birlikte diğer tüm trafik kanalları için ölçümleme yapılmasını sağlayan bir Online analiz aracı.
Akıllı telefonlar ve tablet bilgisayarlar yaygınlaşmadan önce dijital pazarlama etkinliğinin ölçümlenmesi konusunda üç temel sorun vardı:
1) Dijital trafik kaynaklarının aksiyona dönüştürme verimliliklerini ölçme (Conversion Tracking)
Bir trafik kaynağının gerçek katma değerinin hesaplanmasını, birkaç yıl önceki bir yazıda incelemiştim.
AdWords kampanyalarının geri dönüşümünü raporlarda görebilmek için dönüşüm izleme (conversion tracking) kodunu siteye eklemek yeterli oluyor.
DoubleClick raporlarında dönüşüm verilerini dijital varlıklarınıza Flootlight özelliğini kurarak veya dönüşüm izleme kodunu ekleyerek görebilirsiniz.
Analytics raporlarında hedefler (goal) belirleyerek veya e-ticaret izlemeyi (ecommerce tracking) aktif hale getirerek trafik kaynakları için dönüşümleri ölçebilirsiniz.
2) Dijital trafik kaynaklarının aksiyona dönüştürme verimliliklerini, kaynakları ayrıştırarak ölçme (Cross-Channel)
ABD'de alışveriş kategorisi için yapılan bir araştırmada sosyal medya ve görsel reklam ziyaretçileri yardımcı (assist interaction) etkisine sahipken direk ve e-posta trafiği ile markalı arama motoru kampanya ziyaretçilerinin alışveriş öncesi son etkileşimi (last interaction) yüksek çıkmış.Tüm iletişim kanallarının takip edilebildiği bir reklam sunucusu çözümü olan Reklamverenler için DoubleClick (DFA) kurulumu ile dönüşüm ölçümlemesi bütünlükçü olarak yapılabilir.
Analytics raporları arasında yer alan çok kanallı dönüşüm hunileri (multi channel funnels) yardımı ile trafik kaynakları dijital kanallar arasında ayrıştırılabilir. Detaylı bilgi için.
3) Dijital trafik kaynaklarının fiziksel aksiyona dönüştürme verimliliklerini ölçme (Online-to-Store)
Türkiye'de tüketicilerin %47'si önce internetten araştırma yapıp sonra mağazalardan alışveriş yapmayı tercih ederken ABD'de mobil arama motoru kampanya ziyaretçilerinin %10'unun üzerindeki kısmı fiziksel mağazaları ziyaret ettiğini belirtmiş.
AdWords raporları içerisinde fiziksel mağaza ziyaretçi verilerini görebilmek mümkün; bunun için mağaza ziyaret dönüşümlerinin (store visit conversions) aktif hale gelmesi gerekiyor. Detaylı bilgi için.
Universal Analytics olarak adlandırılan ve Analytics'in veri toplama ve raporlama özelliklerini değiştiren versiyon yardımı ile fiziksel ticarete ait her tür bilgi, dijital veri havuzuna eklenip raporların resmin bütününü göstermesi sağlanabilir. Detaylı bilgi için.
İnternet'e bağlanma noktası olarak kullanımları hızla artan mobil cihazların internet kullanım alışkanlıklarına dahil olmasıyla, bu ölçümleme sorunlarına aşağıdakiler de eklendi:
4) İnternette sonlanan bir aktivitenin kaynağına dair cihazlar arası / çoklu cihaz ölçümlemesi (Cross-Device)
ABD perakende sektöründeki bir araştırmaya göre herhangi bir cihazda arama motoru reklamlarına tıklayan tüketicilerin %16'sı, görsel reklamlara tıklayanların ise %11'i işlemlerini başka bir cihazda bitirmeyi tercih ediyor.AdWords reklam raporlarında bu verileri görmek için dönüşüm takibi (conversion tracking) kodunu hem masaüstü hem de mobil siteye eklemeniz gerekiyor. Detaylı bilgi için.
Cihazlararası dönüşümleri DoubleClick raporlarında kolayca görüp ayrıştırabilmek için kodun tüm dijital varlıklara konulması yeterli.
Analytics raporlarında çoklu cihazları ayrıştırabilmek için ise bir Universal Analytics özelliği olan User ID'yi kurmanız gerekiyor. Detaylı bilgi için.
5) Dijital trafik kaynaklarının mobil uygulamaya yönelik dönüşüm verimliliklerini ölçme (App Conversion)
Türkiye perakende sektöründeki bir araştırmaya göre tüketicilerin %50'si ön alışveriş süreçlerinde akıllı telefonlarındaki mobil uygulamalardan faydalanıyor.AdWords kampanyaları aracılığı ile dijital platformlarda yapılan iletişimin mobil uygulama hedeflerindeki geri dönüşlerinin raporlanması için Android uygulamalara herhangi bir kod eklemeye gerek olmazken, iOs uygulamalara bir SDK eklenmesi gerekiyor.
DoubleClick raporlarında mobil uygulama kazanım verilerini ayrıştırabilmek için Floodlight kodunun uygulamalara düzgün olarak eklenmiş olması gerekiyor.
Mobil uygulama kazanım hedefli bütün iletişimlerin Analytics'te raporlanabilmesi için App Analytics SDK'lerinin tüm uygulamalara eklenmesi yeterli oluyor. Detaylı bilgi için.
27 Nisan 2015 Pazartesi
Mobil Uygulamalar ve Omni-Channel Nasıl Yakınsıyor?
İnternet üzerinden alışveriş ve mağaza alışverişlerinin entegrasyonunu da kapsayan süreçlerin tamamına Omnichannel denmekte. Bu süreçleri doğru kurgulayıp tüketicilerinin ihtiyaçlarını merkeze alarak işleyişlerini değiştiren firmalar, müşteri başı yıllık sipariş hacimlerini ciddi oranda yükseltebiliyor. İlgili bir durum ise, internet siparişlerinin fiziksel mağazalarda teslim alınma tercihlerinin artmasının beklenmesi. 2015 yılında İngiltere toplam perakende hacminin %4'ten fazlasının bu şekilde gerçekleşeceği öngörülüyor.
Tüm dünyada mobil internetin şekillendirdiği bir tüketici davranışı görülmeye başlandı. Tüketicilerin büyük bölümü bir mağazadayken akıllı telefonlarını kullanıyor. Mağaza içerisinde mobil cihazların kullanımı %75'e ulaşmış durumda, düzenli olarak fiyat karşılaştırmak için cep telefonlarını kullandıklarını belirtenlerin oranı ise neredeyse %50. Bu oran Türkiye'de de çok yüksek. Aradığı bilgilere daha hızlı ulaşmayı isteyenlerin %47'si mobil uygulamaları tercih ediyor.
Millward Brown'un son raporundan aldığım aşağıdaki grafikte göreceğiniz gibi akıllı telefonlarından alışveriş yapan tüketiciler, mobil tarayıcıları ve uygulamaları birlikte kullanmayı tercih ederken mobil alışveriş uygulaması kullanan tüketicilerin %72'sinin telefonunda bu kategoriden 5'in altında uygulama yer alıyor.
PWC'nin son raporunda Türkiye'de mobil uygulama kullanımının en önemli nedeni olarak 'kolaylık' seçeneğinin tercih edildiği belirtilmiş. 'Mobil Öncelikli' (mobile first) olarak nitelendirilen Asya Pasifik Bölge'sinde internetle mobil cihazlar sayesinde tanışan gelişmekte olan ülkelerde mobil uygulamaların başı çektiği bir dönüşüm yaşanıyor. Bu konuda ek bir destekleyici bilgi de Hindistan, Endonezya ve Filipinler gibi ülkelerde mobil internet bağlantılarının yavaş olması.
Mobil uygulamaları alışveriş süreçlerine entegre etmiş olan başarılı perakendecilerin kullandıkları özellikleri aşağıdaki şekilde listeleyebiliriz:
- Fırsatlar ve Promosyonlar (Offers and Deals and Promotions)
- Kuponlar (Coupons)
- Bölgesel Reklamlar (Local Ads)
- İstek Listesi (Wish List)
- Katalog ve Broşürler (Catalog and Flyer)
- Sipariş Takibi / Benim Siparişim (Track Order / My Order)
- Barkod Tarama (Barcode Scan)
- Üye Olma (Sign Up)
* Eposta (Email)
* Kısa Mesaj (SMS)
* Sosyal medya (Social Media)
- Mağaza Listesi (Stores List)
- Lokasyon / En Yakın Mağaza (Location / Nearest Store)
- Açılış Saatleri (Opening Hours)
- Mağaza İçi Planı (In-store Navigation)
- Harita (Map)
- Müşteri İlişkileri (Customer Service)
- İletişim (Contact Us)
Gelecekte mobil uygulamaların sahip olacağı özellikleri de şu şekilde öngörüyorum:
- Kişisel Tahmin (Personal predictive): Örneğin bir uçak biletinin en optimal satınalma zamanını belirtebilmek
- Hareketle kontrol (Context based): Örneğin dokunmatik değil sallamatik kullanılabilen uygulamalar
- İnteraktif etkileşimli mini arayüzler (Interactive widget): Uzun süredir kullanılan diğer uygulamaların verilerini kullanarak özelleşmiş tecrübeler yaratmak
- Geribildirim (Feedback): Mobil uygulamaların gerçek zamanlı geri bildirim / oylama araçları haline gelmesi
- İndirim yakalama (Savings catcher): Örneğin ilgilenilen ürünün indirim dönemi hakkında uyarı mekanizması veya satınalınan ürünlerdeki fiyat değişiminin iade edilmesi
Mobil uygulamaların tasarımları ve stratejilerine dair aşağıdaki iki rehber önemli içgörüler içeriyor:
Mobil Uygulama Tasarım Rehberi
Google Play Rehberi
Tüm dünyada mobil internetin şekillendirdiği bir tüketici davranışı görülmeye başlandı. Tüketicilerin büyük bölümü bir mağazadayken akıllı telefonlarını kullanıyor. Mağaza içerisinde mobil cihazların kullanımı %75'e ulaşmış durumda, düzenli olarak fiyat karşılaştırmak için cep telefonlarını kullandıklarını belirtenlerin oranı ise neredeyse %50. Bu oran Türkiye'de de çok yüksek. Aradığı bilgilere daha hızlı ulaşmayı isteyenlerin %47'si mobil uygulamaları tercih ediyor.
Millward Brown'un son raporundan aldığım aşağıdaki grafikte göreceğiniz gibi akıllı telefonlarından alışveriş yapan tüketiciler, mobil tarayıcıları ve uygulamaları birlikte kullanmayı tercih ederken mobil alışveriş uygulaması kullanan tüketicilerin %72'sinin telefonunda bu kategoriden 5'in altında uygulama yer alıyor.
PWC'nin son raporunda Türkiye'de mobil uygulama kullanımının en önemli nedeni olarak 'kolaylık' seçeneğinin tercih edildiği belirtilmiş. 'Mobil Öncelikli' (mobile first) olarak nitelendirilen Asya Pasifik Bölge'sinde internetle mobil cihazlar sayesinde tanışan gelişmekte olan ülkelerde mobil uygulamaların başı çektiği bir dönüşüm yaşanıyor. Bu konuda ek bir destekleyici bilgi de Hindistan, Endonezya ve Filipinler gibi ülkelerde mobil internet bağlantılarının yavaş olması.
Mobil uygulamaları alışveriş süreçlerine entegre etmiş olan başarılı perakendecilerin kullandıkları özellikleri aşağıdaki şekilde listeleyebiliriz:
- Kuponlar (Coupons)
- Bölgesel Reklamlar (Local Ads)
- İstek Listesi (Wish List)
- Katalog ve Broşürler (Catalog and Flyer)
- Sipariş Takibi / Benim Siparişim (Track Order / My Order)
- Barkod Tarama (Barcode Scan)
- Üye Olma (Sign Up)
* Eposta (Email)
* Kısa Mesaj (SMS)
* Sosyal medya (Social Media)
- Mağaza Listesi (Stores List)
- Lokasyon / En Yakın Mağaza (Location / Nearest Store)
- Açılış Saatleri (Opening Hours)
- Mağaza İçi Planı (In-store Navigation)
- Harita (Map)
- Müşteri İlişkileri (Customer Service)
- İletişim (Contact Us)
Gelecekte mobil uygulamaların sahip olacağı özellikleri de şu şekilde öngörüyorum:
- Hareketle kontrol (Context based): Örneğin dokunmatik değil sallamatik kullanılabilen uygulamalar
- İnteraktif etkileşimli mini arayüzler (Interactive widget): Uzun süredir kullanılan diğer uygulamaların verilerini kullanarak özelleşmiş tecrübeler yaratmak
- Geribildirim (Feedback): Mobil uygulamaların gerçek zamanlı geri bildirim / oylama araçları haline gelmesi
- İndirim yakalama (Savings catcher): Örneğin ilgilenilen ürünün indirim dönemi hakkında uyarı mekanizması veya satınalınan ürünlerdeki fiyat değişiminin iade edilmesi
Mobil uygulamaların tasarımları ve stratejilerine dair aşağıdaki iki rehber önemli içgörüler içeriyor:
Mobil Uygulama Tasarım Rehberi
Google Play Rehberi
22 Mart 2015 Pazar
Yeni Trend ile Tanıştınız mı? U-Ticaret (App Commerce)
Mobil ticaret (m-ticaret), gerek akıllı telefon kullanımının artışı gerekse mobil internetin omni-channel ve ödeme sistemleri gibi alanlarla olan uyumu nedeniyle tüm dünyayı tahmin edilenin de ötesinde etkisi altına aldı. Dünyanın mobil internet ile çok daha önce tanışmış kısmında ise yeni bir trend yaşanıyor: mobil uygulamaların tetiklediği ticaret olarak ifade edebileceğimiz u-ticaret (app commerce).
İki farklı grupta yer alan firmalar bu eğilimden benzer şekilde etkileniyor: Birinci grupta yer alan ve fiziksel satış noktaları bulunan perakendecilerin, genel stratejileri içerisine ciddi şekilde entegre ettikleri mobil uygulamalar, ikinci grubu oluşturan e-ticaret firmaları için de gelirlerinin hızla arttığı ciddi bir kanala işaret ediyor.
Söze ikinci gruptan girecek olursak mobil uygulamaların üzerinden geçen ciroların önemli orandaki artışı, Hindistan'ın en büyük eticaret firması Flipkart ile giyim sitesi Myntra gibi bazı online perakendecilerin mobil (ve hatta web) sitelerinden vazgeçip tamamen mobil uygulamalara yönelmesi sonucunu doğurdu.
Öte yandan birinci gruptaki fiziksel perakendecilerin birçok süreçlerinde mobil uygulamaların kullanılmaya başladığı bir dünyada yaşıyoruz.
Şüphesiz bu kullanıcı alışkanlığı geçişini sağlıklı bir şekilde kurgulamak her şeyden önemli. O sebeple mobil site ve mobil uygulama konusunda eksiklerinizi gidermek için ilk adımı, bu kontrol listesini gözden geçirerek atabilirsiniz.
Mobil Uygulamalarla İlgili Bilmeniz Gerekenler
Akıllı telefonlara indirilen uygulamaların mobil cihazlarda muhafaza edilme oranlarında son yıllarda bir iyileşme görülüyor. Uygulamaların beşte biri indirildikten sonra sadece bir kez kullanılmış. En başta gelen nedenler olmasa da telefonda hafızanın bulunmaması ve uygulamaları bulmak için harcanan uzun zaman gibi konular çözüldüğü taktirde mobil uygulamaların kullanımı çok daha artacaktır.
Tüketicilerin %55'i alışveriş için / sırasında perakendecilerin mobil uygulamalarını kullanacağını belirtiyor.
Müşterilerin %41'i alışveriş sırasında aktif olarak mobil uygulamaları kullanıyor.
Mobil uygulamaların alışveriş için kullanımı 2014 yılında %174 oranında artmış.
Akıllı telefon kullanıcılarının %64'ü bir mobil uygulama aracılığı ile alışveriş yapmış. Satınalınan ürünler (şimdilik) çoğunlukla fiziksel olmasa da online alışveriş bariyerinin en önemlilerinden olan 'güven' probleminin mobil uygulamalarda aşıldığını göstermesi açısından önemli. Aynı raporda mobil cihazlar üzerinden yapılan alışveriş istatistiklerinde Türkiye'nin adı yukarılarda geçiyor.
Alışveriş uygulamalarının açılmalarının üçte biri anlık bildirimlerden (push notification) kaynaklanıyor. U-ticaretin en önemli etkileşim kanallarından biri olan bildirimler, e-posta pazarlamasının tahtına göz kırpıyor.
Sektör ortalamalarını açıklayan firmaların raporlarında mobil uygulama indirtme maliyetleri yanında lansman maliyeti ve yaşam boyu üretilen değer (lifetime value) gibi analizler de paylaşılmaya başlanmış.
Mobil uygulamaların en önemli avantajlarından olan lokasyon verisi, kullanıcıların gün içerisinde zamanlarını geçirdikleri iş yerleri ve gecelerini geçirdikleri evlerinin girdileri ile satınalım gücünü ortaya çıkarabiliyor. Bunun da üzerine bulunulan yere göre değişen özelleşmiş hedefleme olanağı, hizmet sektörünü bir sonraki sıçramaya taşıyabilir mi hep birlikte göreceğiz.
Mobil uygulama analizi / analitiği konusunda öncelik uygulamanın ayakta kalması / kullanılmabilmesi: bu da uygulamanın silinmesi, çökmesi ve yavaşlığı gibi durumların raporlanabilmesinden geçiyor. Mobil uygulama geliştiricilerin bu alanlara hakim olması her seyin önünde bir katma değer yaratıyor.
Mobil uygulama dünyasında oyunlar dışında anlık mesajlaşma ve paylaşım uygulamaları gibi ticaret ile doğrudan bağlantılı iki alan bulunuyor. Whatsup, Line ve Wechat gibi uygulamalar edindikleri ciddi kullanıcı bazını birer platforma dönüşerek parasallaştırmaya çalışıyor. Bu firmalara mobil dönemin portalları diyebiliriz. Uber, Lyft, Airbnb gibi lokasyonun gücünü kullanan uygulamalar ise paylaşım ekonomisinin fiziksel dünyayı dönüştürmeye başladığı iş modellerini yaratma uğraşındalar. Değerlemelerine bakınca bunun ne kadar önemli bir devrim olacağını öngörmek güç değil.
Uygulama geliştiren yazılımcıların iş gücü içerisindeki payının bazı ülkelerde şimdiden yüzdelik dilimlere girdiğinin altını çizmek, potansiyeli her açıdan görmek açısından faydalı.
Google algoritmasında mobil uygulama sahipliği lehine yapılan son değişiklik, mobil uygulamaya sahip olmanın avantajlarına bir yenisini ekledi.
Yazıyı mobil uygulama alanında farklı sektörlerde ve ülkelerde başarılı sonuçlara ulaşan örnekleri inceleyebileceğiniz üç kaynak ile bitireyim:
- Google Mobil Kitapçığı
- Mastercard Mobil Uygulama Endeksi
- psfk Mobil Ticaret Kitapçığı
İki farklı grupta yer alan firmalar bu eğilimden benzer şekilde etkileniyor: Birinci grupta yer alan ve fiziksel satış noktaları bulunan perakendecilerin, genel stratejileri içerisine ciddi şekilde entegre ettikleri mobil uygulamalar, ikinci grubu oluşturan e-ticaret firmaları için de gelirlerinin hızla arttığı ciddi bir kanala işaret ediyor.Söze ikinci gruptan girecek olursak mobil uygulamaların üzerinden geçen ciroların önemli orandaki artışı, Hindistan'ın en büyük eticaret firması Flipkart ile giyim sitesi Myntra gibi bazı online perakendecilerin mobil (ve hatta web) sitelerinden vazgeçip tamamen mobil uygulamalara yönelmesi sonucunu doğurdu.
Öte yandan birinci gruptaki fiziksel perakendecilerin birçok süreçlerinde mobil uygulamaların kullanılmaya başladığı bir dünyada yaşıyoruz.
Şüphesiz bu kullanıcı alışkanlığı geçişini sağlıklı bir şekilde kurgulamak her şeyden önemli. O sebeple mobil site ve mobil uygulama konusunda eksiklerinizi gidermek için ilk adımı, bu kontrol listesini gözden geçirerek atabilirsiniz.
Mobil Uygulamalarla İlgili Bilmeniz Gerekenler
Akıllı telefonlara indirilen uygulamaların mobil cihazlarda muhafaza edilme oranlarında son yıllarda bir iyileşme görülüyor. Uygulamaların beşte biri indirildikten sonra sadece bir kez kullanılmış. En başta gelen nedenler olmasa da telefonda hafızanın bulunmaması ve uygulamaları bulmak için harcanan uzun zaman gibi konular çözüldüğü taktirde mobil uygulamaların kullanımı çok daha artacaktır.
Tüketicilerin %55'i alışveriş için / sırasında perakendecilerin mobil uygulamalarını kullanacağını belirtiyor.
Müşterilerin %41'i alışveriş sırasında aktif olarak mobil uygulamaları kullanıyor.
Mobil uygulamaların alışveriş için kullanımı 2014 yılında %174 oranında artmış.
Akıllı telefon kullanıcılarının %64'ü bir mobil uygulama aracılığı ile alışveriş yapmış. Satınalınan ürünler (şimdilik) çoğunlukla fiziksel olmasa da online alışveriş bariyerinin en önemlilerinden olan 'güven' probleminin mobil uygulamalarda aşıldığını göstermesi açısından önemli. Aynı raporda mobil cihazlar üzerinden yapılan alışveriş istatistiklerinde Türkiye'nin adı yukarılarda geçiyor.
Alışveriş uygulamalarının açılmalarının üçte biri anlık bildirimlerden (push notification) kaynaklanıyor. U-ticaretin en önemli etkileşim kanallarından biri olan bildirimler, e-posta pazarlamasının tahtına göz kırpıyor.
Sektör ortalamalarını açıklayan firmaların raporlarında mobil uygulama indirtme maliyetleri yanında lansman maliyeti ve yaşam boyu üretilen değer (lifetime value) gibi analizler de paylaşılmaya başlanmış.
Mobil uygulamaların en önemli avantajlarından olan lokasyon verisi, kullanıcıların gün içerisinde zamanlarını geçirdikleri iş yerleri ve gecelerini geçirdikleri evlerinin girdileri ile satınalım gücünü ortaya çıkarabiliyor. Bunun da üzerine bulunulan yere göre değişen özelleşmiş hedefleme olanağı, hizmet sektörünü bir sonraki sıçramaya taşıyabilir mi hep birlikte göreceğiz.
Mobil uygulama analizi / analitiği konusunda öncelik uygulamanın ayakta kalması / kullanılmabilmesi: bu da uygulamanın silinmesi, çökmesi ve yavaşlığı gibi durumların raporlanabilmesinden geçiyor. Mobil uygulama geliştiricilerin bu alanlara hakim olması her seyin önünde bir katma değer yaratıyor.
Mobil uygulama dünyasında oyunlar dışında anlık mesajlaşma ve paylaşım uygulamaları gibi ticaret ile doğrudan bağlantılı iki alan bulunuyor. Whatsup, Line ve Wechat gibi uygulamalar edindikleri ciddi kullanıcı bazını birer platforma dönüşerek parasallaştırmaya çalışıyor. Bu firmalara mobil dönemin portalları diyebiliriz. Uber, Lyft, Airbnb gibi lokasyonun gücünü kullanan uygulamalar ise paylaşım ekonomisinin fiziksel dünyayı dönüştürmeye başladığı iş modellerini yaratma uğraşındalar. Değerlemelerine bakınca bunun ne kadar önemli bir devrim olacağını öngörmek güç değil.
Uygulama geliştiren yazılımcıların iş gücü içerisindeki payının bazı ülkelerde şimdiden yüzdelik dilimlere girdiğinin altını çizmek, potansiyeli her açıdan görmek açısından faydalı.
Google algoritmasında mobil uygulama sahipliği lehine yapılan son değişiklik, mobil uygulamaya sahip olmanın avantajlarına bir yenisini ekledi.
Yazıyı mobil uygulama alanında farklı sektörlerde ve ülkelerde başarılı sonuçlara ulaşan örnekleri inceleyebileceğiniz üç kaynak ile bitireyim:
- Google Mobil Kitapçığı
- Mastercard Mobil Uygulama Endeksi
- psfk Mobil Ticaret Kitapçığı
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
















