abd e-ticaret sektörü etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
abd e-ticaret sektörü etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Şubat 2019 Pazartesi

Perakende Sektörü 2019: Kimileri İçin Dijital Dönüşüm, Kimileri İçin Yeni Perakende

Perakende sektöründe, ürün odaklı (ucuza tedarik edip pahalıya satabilmek için tüm süreçleri optimize etmeye dayalı) bir iş modelinden, müşteri odaklı (müşteri ve ürünlere dair tüm veriyi toplayıp bunlardan elde edilen içgörüye göre en uygun alışveriş tecrübesini sağlama) bir modele geçilen ciddi bir devrim yaşıyoruz. 'Dijital Dönüşüm' olarak adlandırılan bu dönemde teknolojinin iş yapış yöntemlerini nasıl değiştirebileceğine dair bir farkındalık ve önceliklendirme yaşanıyor.

Dünyanın en büyük perakende pazarı olan ABD'deki perakende sektörünün yaşadığı ciddi metamorfoz, dijital odaklı perakendecilerin hızlı büyümesi ve paralelde geleneksel perakendecilerin ise yavaşlamalarının da ötesinde küçülmeleriyle kendini gösteriyor. McKinsey'in 2019 yılı raporunda bir geleneksel perakendecinin fiziksel satışlarının sadece %5'inin internete kaymasının, süreçler iyi yönetilemediğinde kazancı %20-30 civarında azaltabilecek olumsuz duruma neden olabileceği tahmin ediliyor. Tüketicilerin, dijitalleşmenin artışıyla birlikte alışveriş rahatlığına verdikleri önem de giderek artıyor. PwC'nin son yaptığı perakende araştırmasına göre memnuniyetsiz bir alışveriş tecrübesi yaşayan tüketicilerin %96'sı bir daha o şirketten alışveriş yapmayacağını belirtmiş.

Dünyanın en büyük perakendecisi olan ABD'li Walmart'ın geçirdiği dijital dönüşüm; Jet.com satınalması sonrasında Çinli JD ve Hindistanlı Flipkart ile ortaklıklara yol açtı. Walmart, aslında her tür kitleye ulaşma vizyonundaki ana geleneksel perakende iş modelini, e-ticaret yardımıyla farklı kategorilerde özelleşmiş tecrübelere dönüştürmeye çalışıyor.

Dijital dönüşümün son dönemdeki en etkileyici örneklerini düşündüğümüzde ise e-ticaretin en büyük firması Amazon'un dijitali fiziksel alışveriş tecrübesine eklemlediği AmazonGo isimli mağaza konsepti ilk akla gelenlerden.



Aslında bu tip dijital ve fiziksel alışverişin entegre edildiği projeler, dünyada başka perakendeciler tarafında da faaliyete geçirilmiş durumda. Çin'in en büyük e-ticaret firmalarından JD'nin insansız mağaza konsepti (X Unmanned Store) bunların en ünlülerinden.



Dünyanın en büyük perakendecilerinden AliBaba'nın kurucusu Jack Ma'nın Yeni Perakende (New Retail) olarak isimlendirdiği 'dijitalin dönüştürdüğü perakende'nin en ileri boyutu ise AliBaba grubuna ait olan Hema Mağazaları. Bu mağazalar sadece fiziksel ve internet alışveriş tecrübesiyle (bulut bilişim, yapay zeka ve sensörler sayesinde) mobil cihazları birleştiren teknik yapısıyla değil, içerilerinde taze ürün satmaya yönelik farklı yaklaşımların ve müşterilere robotlarla hizmet verilen Robot.He isimli restoranların bulunmasıyla da dünyadaki en yenilikçi perakende modellerinin  başında geliyor.


20 Ocak 2019 Pazar

Lüks markalar, e-ticareti ne zaman ciddiye alacak?

Lüks ürünler olarak tanımlanan kategoriyi, insanların gelirleri arttıkça talep oranlarının daha da arttığı ürünler olarak adlandırabiliriz; bir diğer ifadeyle de ihtiyacımızdan daha fazla talep ettiğimiz veya değer verdiğimiz ürünler olarak değerlendirebiliriz. Kimileri için pahalı bir kıyafet, kimileri için bir saat, spor bir araba veya bir kozmetik ürünü olabilir. Deloitte'nin raporuna göre başını Louis Vuitton ve Estee Lauder'in çektiği dünyanın en büyük 100 lüks şirketinin 38'i Kıyafet & Ayakkabı, 31'i Takı & Saat, 11'i Kozmetik & Koku ve 9 tanesi ise Çanta & Aksesuar kategorisinde faaliyet gösteriyor. Bunlara araç kategorisinin dahil edilmediğini ekleyeyim. Millward Brown'un BrandZ Raporu'na göre marka değerine göre dünyanın en büyük 5 lüks markası; Louis Vuitton, Hermes, Gucci, Chanel ve Rolex. Türkiye'de lüks denince akla gelen ilk iki marka ise hiç şüphesiz Vakko ve Beymen!

Lüks markaların artık ne kadar yenilikçi yaklaşımlara yöneldiği de son yıllarda ciddi önem taşıyor; Avrupa'da Gucci Bahçesi ve Sezane L'appartement projeleri ilginç örnekler olarak öne çıkıyor. Lüks tüketimin en önemli farklılığı, müşterilere alışveriş tecrübesinde yaratılan kendilerini özel hissettirme. Bu nedenle de elektronik ticaretin hayatımıza girdiği ilk dönemlerde, lüks kategorisinin çok da fazla dijitale kaymayacağı değerlendiriliyordu. Özellikle de ürün fiyatlarındaki yüksekliğin yaratacağı dijital ödeme bariyerinin çok da kolay atlanamayacağı ifade ediliyordu. Altiant'ın yayınladığı araştırmaya göre ise 2018 itibariyle lüks müşterilerinin lüks alışverişlerini markaların kendi siteleri veya diğer genel websitelerinden yaptığını ifade edenlerin oranı, %50'ye ulaşmış durumda.


Uzun yıllar boyunca bu alanda yapılan öngörülerde atlanan / büyüklüğü fark edilemeyen faktörlerin başında, dijitalin (internetin) aslında tüketicilerin fiziksel alışveriş alışkanlıklarına da etkisinin bulunduğu gerçeği vardı. Bain & Company Raporu'nda dünyadaki toplam lüks ürün satışlarının %70'inde en az bir dijital etkileşim bulunduğu ifade edilirken, 2025 yılında bu kategorideki ciroların %25'inin e-ticaret olacağı öngörülüyor. McKinsey Raporu'na göre ise bu oranın Euromonitor ve Forrester tahminleriyle paralel olarak %20 dolaylarında olacağı ifade ediliyor.


Bu trende etki eden ana unsurlar; Çin'de yaşanan ciddi nüfus hacmindeki gelir artışına paralel olarak iç pazarda fiziksel olarak bulunamayan lüks ürünlerin bir başka ülkeden internet sayesinde kolayca sipariş edilebilmesinin yanı sıra Amazon Prime gibi alışveriş ve ödeme tecrübesini hızlı ve güvenli hale getiren e-ticaret hizmetlerinin gelişmesi olarak değerlendirilebilir. Hatta hızlandırıcılar içinde MrPorter.com'un Mr P. özel marka (private label) projesi gibi lüks e-ticaretçilerin özel lüks markalarını yaratmaya başlaması da düşünülebilir.

Bir diğer taraftan da geleneksel lüks markalarının dijital alanla ilgili son dönemde attıkları ciddi adımların da öneminin altını çizmeliyiz. Louis Vuitton ana şirketi LVMH'ye ait eluxury.com global bir e-ticaret oyuncusu olarak faaliyetine devam ederken, lüks kıyafet ve aksesuar kiralama internet şirketi renttherunway.com ciddi bir hzıla yoluna devam ediyor. 2018 yılı içinde gerçekleşenlerse lüks kategorisinde gelecekte e-ticaretin etkisini daha da hissedeceğimizin işaretleri; Richemont önemli e-ticaret markalarından Yoox Net-a-Porter'ı satın aldı, Chanel Farfetch'e yatırım yaptı ve 24Sevres Celine ürünlerini Online olarak satmaya başladı. Hala ikna olmadıysanız L'oreal ve LVMH'nin girişimcilik hızlandırma projelerine Station F ile birlikte başladığını da duymamış olabilirsiniz, linklere bir göz atmanızda fayda var :)

27 Kasım 2015 Cuma

E-Ticaret Cirolarının Artış Gösterdiği Özel Dönemler

Tüketicilerin alışverişlerini en çok artırdığı dönemler özel günler. Bu dönemleri temel olarak Sevgililer Günü, Anneler Günü; Yılbaşı gibi başkalarına hediye alınan ve Sezon Sonu İndirimleri gibi tüketicilerin kendileri için alışveriş için yaptıkları dönemler olarak ikiye ayırabiliriz. Özel günlerin dinamikleri birbirinden farklı olsa da firmalar açısından sağladıkları hacim ciddi bir önem taşıyor. 

İnternet satışlarının en önemli artışları da yine bu özel dönemlerde gerçekleşiyor. İnternetin ölçeğinin büyüklüğü ve kişiselleştirme maliyetinin fiziksel perakendeye göre daha avantajlı olması sebebiyle dijital dünyada bilindik özel günler dışında özel alışveriş günleri yaratmak ve organize etmek daha kolay. 

Görsel: theguardian.com

E-ticaret ekosistemine yeni müşteriler kazandırmak veya halihazırdaki internet müşterilerinin alışveriş frekanslarını artırmak
 amacıyla yaratılmış dünya çapıda etki uyandıran özel günlerin en bilinenleri şöyle:

Siber Pazartesi (Cyber Monday): ABD / Kasım ayının son pazartesi. İnternet üzerinde satış yapan firmaların ABD ve İngiltere başta olmak üzere 2005 yılından beri Shop.org gibi farklı birliklerle organize edilen genel indirim günü. 2014 yılında 2 milyar dolar ticari hacmi geçmişti.

Yeşil Pazartesi (Green Monday): ABD / Aralık ayının ikinci pazartesi. 2008 yılında eBay tarafından ayrıştırılmaya başlanan ve birçok kategoride indirimleri içeren yılbaşı alışverişi günü. 2014 yılında 1.6 milyar dolar ciroya yaklaşmıştı.

Bekarlar Günü (Singles Day): Çin / 11 Kasım. Ali Baba Grubu'nun global bir marka haline getirdiği ve 2015 yılında sadece bu grubun 14.3 milyar dolar ciroya ulaştığı özel gün.

Aşağıdaki grafiği ülkelerin en yüksek internet ciro hacmine sahip günlerinin analizinden aldım:



Asya Pasifik Bölgesi'nden ilgili bilgilerle devam edecek olursak; her yıl düzenli olmasalar da internetten alışverişi desteklemek için aşağıdaki gibi özel günler organize ediliyor.

Büyük İnternet'ten Alışveriş Festivali (Great Online Shopping Festival): Hindistan ve Singapur / Aralık ayı. Önce Hindistan'da organize edilmeye başlanan ve daha sonra Singapur'un da dahil olduğu özel indirim günü.

Ulusal İnternet'ten Alışveriş Günü (National Online Shopping Day): Endonezya'da organize edilen özel gün. 

Tıklama Kuşatması (Clickfrenzy): Avustralya'da organize edilen indirim günü.

Ulusal İnternet'ten Alışveriş Günü (National Online Shopping Day): Vietnam'da düzenlenen özel alışveriş günü.

İnternet'ten Alışveriş Festivali (Online Shopping Festival): Filipinler'e özel indirim günü.


Eticareti desteklemek ve büyütmek adına Türkiye'de de aşağıdaki gibi benzer özel gün projeleri organize edilmeye çalışıldı.

Mastercard e-fest: Üstüste birkaç yıl süren ve birçok büyük eticaret firmasının iştirak ettiği ortak indirim dönemini tanıtmak amacıyla önemli iletişim kampanyaları da düzenlendi.

Online Alışveriş Festivali: TTNET'in öncülüğünde internet sektörüne farklı bir soluk getirmek için gerçekleştirilen özel alışveriş festivali.


Bunların dışında; eticaret firmalarının kendileri de doğrudan özel günler yaratmaya çalışıyor. Hindistan'dan Flipkart'ın Büyük Milyar Günleri (The Big Billion Days), Japonya'dan Rakuten'in Süper İndirim Etkinliği (Super Sale Event) ve Türkiye'den N11'in Yılın En Uğurlu Günü projeleri güncel örnekler arasında sayılabilir.


11 Ekim 2014 Cumartesi

Perakendedeki Dijital Dönüşümün En Güncel Örnekleri

İnternetin tüketicilerin davranışlarını, alışveriş öncesinden mağaza içerisine kadar değiştirdiği bir dönem yaşıyoruz. Geleneksel perakendeciler de bu değişimi iş modellerini dönüştürerek karşılamaya çalışıyor: multi-channel (çoklu kanal) ve omni-channel (tek deneyim) olarak adlandırılan dijital değişimleri birkaç başlık altında örneklemek istedim:

Mağaza İçi Tecrübenin Dijitalleşmesi

Stokların tümüyle erişime açılması: JCPenny'nin tüm envanterlerini mağaza müşterilerinin erişimine açtığı mağaza içi kioskları yaygınlaşmaya başladı.


Yeni interaktif müşteri deneyimi: Nike'ın Fuelstation isimli sosyal platformlarda paylaşılabilir şekilde mağaza ziyaretçilerinin hareketlerinin görselleşmesini sağlayıcı interaktif tecrübeler artıyor.


Entegre müşteri deneyimi: Hointer'ın soyunma kabinlerine kadar entegre ettiği kişiye özel öneri sistemleri yaygınlaşıyor.


Mağaza içi dijital CRM: Timberland'in de bazı mağazalarında uygulamaya başladığı Beacon teknolojisi sayesinde (potansiyel) müşterilerle telefonları üzerinden kişiye özel iletişim yapılması mümkün.


Ödeme Sistemlerinin Dijitalleşmesi

İnternet siparişlerinde kapıda ödeme (Cash on delivery): Bu özellik günümüzde kargo firmalarının bir katma değerli servisi haline geldi.


İnternet siparişlerini mağazalarda ödeme: İnternet alışverişi bariyerlerinin en önemlisi olan ödeme güvenliği sorununu aşmak için Walmart'ın sunduğu yeni ödeme hizmeti güzel bir örnek.



Gönderimlerin Dijitalleşmesi

Aynı gün içerisinde gönderim (Same day delivery): Birçok perakendecinin diğerlerine göre tercih edilmesinin en önemli nedenlerinden olan bu özellik de ayrı bir katma değerli hizmet haline gelmek üzere. (Örneğin: Google Shopping Express)


Mağaza içerisinde teslimat alanı (Pick at store): Best Buy'ın öncülerinden olduğu bu özellik, tam da internet siparişlerini istediği zaman teslim almak isteyen tüketicilere hitap ediyor.


İade / ürün teslim süreçlerinin dijitalleşmesi: Sears gibi yenilikçi firmalar iade sürecini kolaylaştırmak için müşterilerine özel alanlar sağlayıp süreci mobil cihazlarla yönetiyor.


E-ticaretin Depo / Lojistik Süreçlerine Entegrasyonu

Karanlık mağazalar (Dark stores): Tesco gibi geleneksel perakendeciler, şehir merkezlerindeki verimsiz mağazalarını online sipariş dağım merkezlerine dönüştürüyorlar.


Tek deneyim (Omni-channel): Macys gibi ciddi adette fiziksel mağazaları bulunan perakendeciler karmaşık tek deneyim süreçlerini yönetebilecekleri özel depolar kurmaya başladılar. Bu akıllı depolar, çok ciddi büyüklükteki ürün stoklarının bireysel gönderiler düzeyinde koordine edilebilmesini sağlıyor.


Mağazadışı Mobil Transformasyon

Dijital duvar mağazaları: Tesco'nun öncülüğünü yaptığı bu sanal mağazalar, barkod okuyuculu mobil uygulamaların popüler hale gelmesine ciddi bir katkı yaptı.


Sanal gerçeklik uygulamaları: Ikea'nın ilk uygulamalarından birini hayata geçirdiği interaktif çözümler sayesinde; tüketiciler için ürünlere sahip olmadan görsel anlamda aynı hisse ulaşmanın önü açılmış oldu.


E-ticaret Firmaları ile Ortaklıkları

Özel ürün gamı: Yeni modelleri sürekli ilgi çeken internet markası Bonobos'un dünyaca ünlü perakendecilerden Nordstorm ile yaptığı anlaşma ile ürünlerini mağazaiçi alışverişe taşıması.


Ürün teslim mağazaları: Argos'un belli mağazalarını ebay müşterileri için birer teslimat alanına dönüştürmesi.


Perakendecilerin dönüşümüne ilişkin bunca örneğin üzerine, perakendedeki dijital dönüşümün analiz edildiği alışveriş tecrübesinin transformasyonu hakkındaki bu video güzel bir tamamlayıcı olacaktır.

29 Aralık 2013 Pazar

E-ticaret'in Geleceği: Fiziksel Mağaza mı yoksa Gönderim Merkezi mi?

Tüketicileri internet ve mağaza müşterisi diye ayrıştırmak gittikçe zorlaşıyor. Çünkü tüketiciler alışveriş yaparken farklı zamanlarda, kategorilerde ve amaçlar için birden fazla kanalı kullanmayı tercih ediyor. Satın alma süreci aşağıdaki grafikte göreceğiniz şekilde çok karmaşık hale geldi.


Tam da bu nedenle, firmalar için potansiyel müşterilerinin tümüne ulaşabilmelerinin tek yolu; 'her tür kanallarını açmak.' Fiziksel mağazaları olan klasik perakende firmaları günden güne interneti iş modellerine eklemlemeye çalışırken; aşağıda örneklerini paylaşacağım şekilde e-ticaret firmaları da mağazalar açarak ve fiziksel varlıklar oluşturarak tüketiciye 'dokunma' gayretindeler.

  • Dünyanın en önemli e-ticaret firmalarından olan Amazon, Locker Delivery projesi çerçevesinde kendi sipariş kutularını, ABD'de farklı lokasyonlara yerleştirmeye başladı.





Türkiye'de Fiziksel Mağazaları Olan E-Ticaret Firmaları

2013 yılına kadar Türkiye'de web dışında da faaliyet gösteren e-ticaret firması sayısı sadece 2 idi:


Bu yıl sayıları az da olsa, farklı kategorilerde faaliyet gösteren diğer e-ticaret firmaları da fiziksel mağazacılığa adım attı. Trendyol'un Maslak'ta ve Altıncıcadde'nin Trump AVM'de açtığı mağaza, belki de Türkiye e-ticaret sektörüne; 2014 yılı ve sonrası için önemli içgörüler sağlayacak.














Görsel Kaynak: treehugger.com

15 Aralık 2013 Pazar

İhracatın E-Hali İle Tanıştınız Mı?

Elektronik ticaret, toplam ticaretin etkisiz, küçük bir parçası olarak konumlanma noktasını çoktan geçti. Javelin Group'un Perakende Günleri 2013'te yaptığı sunumda belirtildiği gibi büyük perakendeciler, fiziksel mağazacılığın gelecek 10 yıl süresince kan kaybetmesinin beklenmesi nedeniyle, toplam satışlarının %10'a yakın bölümünü şimdiden web'e taşıdı. Tüm yayınlanan raporlarda yakın gelecekte e-ticaretin, Omni-channel yaklaşımlar sayesinde firmaların temel ticari kurgularının içerisine eklemleneceği öngörülüyor.

E-ticaret şüphesiz sadece ülke içi satış ile sınırlı değil. E-ticaret firmaları, global hale gelme uğraşındalar. E-ticaretin globalizasyonu (globalization of ecommerce) olarak adlandırılan bu süreç, firmaların başka ülkelerde operasyonlar açması / yerel hale gelmesi olarak ifade edilebilir. Ülkeler arası e-ticaret / e-ticaret ihracatı (cross border ecommerce) olarak isimlendirilen konsept ise bu ana başlığın farklı şekilde ele alındığı bir yaklaşım. Normalde B2B olarak değerlendirilen 'ihracat'ın gittikçe artan bir kısmı, bireylerin doğrudan yaptıkları alışverişlerden (B2C) oluşmaya başladı. Bu ekonomik etki bazı ülkeler için o denli büyük bir hale geldi ki ülkeler arası anlaşmalar içerisinde yer almaya başladı. Hatta e-ticaret ihracatı konusunda (Avrupalı firmaların çatı kurumu Ecommerce Europe başta olmak üzere) ülkeler üstü eğitimler organize edilir oldu.

Bu değişimin en büyük nedeni; tüketicilerin sadece yaşadıkları semtlerle sınırlı olan alışverişin farklı dillerde ve ödeme sistemlerinde faaliyet gösteren e-ticaret siteleri sayesinde, uluslararası bir aktivite haline gelmesi. Aklımıza önce Amazon, eBay ve Alibaba gibi dünya çapında müşterileri olan global siteler gelse de aslında elektronik ticaret sitelerinin birçoğu kuruldukları ülke dışından ciddi cirolar elde ediyor. 237 ülkeye gönderim yapan İngiltere'den Asos ve 18 ülkeye gönderim yapan Fransa'dan Vente-Privee'yi örnek olarak inceleyebilirsiniz.

E-ticaret ihracatı dünyanın belli bölgelerinde o denli yoğunlaştı ki firmalara farklı ülkelerdeki operasyonları için destek vermek amacıyla Orta Doğu'da faaliyet gösteren Aramex ve Çin'de operasyonlarını genişleten Export Now gibi özelleşmiş ara hizmet firmaları kurulmaya başlandı. E-ticaret ekosisteminin en önemli parçalarından biri olan kargo firmaları da e-ticaret ihracatını artırmak üzerine UPS'in Online Tüketici Raporu gibi uluslararası analizler yayınlayıp detaylı çalışmalar yapıyor. Örneğin Uluslarası Posta Birliği, internet üzerinden başka ülkelere ihracat yapmak isteyen firmalara yol göstermek amacıyla Avrupa ülkelerini kapsayan bir pazar raporu yayınladı. Bu araştırmaya göre Kitap, CD ve Giyim, Ayakkabı kategorileri; farklı ülkelerden yapılan alışverişlerde başı çekiyor. Posta Birliği, bunun dışında da firmaların ihracat için organizasyon yapılarını ve iç süreçlerini hazırlamalarında yardımcı olacak bir doküman yayınladı.

İnternet alışverişlerinin başka ülkelerden yapılmasının ana nedeni fiyat avantajı olsa da; İngiltere gibi e-ticaret konusunda tecrübeli ülkelerin bulunması ve Çin gibi bazı ülkelerin üretim maliyetleri konusundaki avantajları diğer önemli faktörler olarak değerlendiriliyor. Nielsen'in yayınladığı rapordan aldığım aşağıdaki grafik, dünyada e-ticaret ihracatı konusunda öne çıkan ülkeler arasında Kanada ve Hong Kong'un da yer aldığının görülmesi açısında önem taşıyor.



Dünyada Hangi Ülkelere E-İhracat Yapılabilir?
  • Forrester'ın son yayınladığı E-ticarete Hazır Olma Global Raporu'nda pazarın hazır olmasına göre büyük fırsatlar sunan ilk 5 ülke ABD, Çin, Japonya, Güney Kore ve İngiltere şeklinde ortaya çıkmış. 
  • Planet Retail'in yayınladığı raporda ise e-ihracat alanında planlamalara başlayan firmalar için gelişmekte olan (e-ticaret pazarları yılda ortalama %30 büyüyen) Hindistan, Brezilya, Çin ve Rusya gibi ülkelerin detaylı analizlerine yer verilmiş. 
  • Aşağıdaki tabloyu aldığım AtKearney'in 2013 yılı Global Online Perakendecilik Raporu'nda da dünya çapında e-ticaret endeksinde ilk beş sıra Çin, Japonya, ABD, İngiltere ve Güney Kore'den oluşurken; Türkiye 22. sırada yer almış.



Türkiye'den E-ticaret İhracatı Yapılır Mı?
Ülkemizin 2023 yılı ihracat hedefi olan 500 milyar dolarlık hacim içerisinde son tüketicilere yapılacak gönderiler de bulunuyor. Firmaları bu alanda desteklemek için uygulamaya konmuş aşağıdaki üç temel düzenleme, devlet tarafında bu konuya verilen önemi göstermekte:
1- Elektronik Ticaret Gümrük Beyannamesi ile e-ticaret ihracatının Türkiye'den çıkış prosedürü kolaylaştırılmış oldu. Detayları daha önceki bir yazıda paylaşmıştım.
2- E-ticaret ihracatını yurt dışında dağıtım merkezleri açarak yürütmeyi tercih eden firmalar için sağlanan Yurt Dışı Depo Desteği firmalara ciddi avantajlar sağlıyor.
3 - Yurt Dışındaki Tanıtım Faaliyetleri Desteği sayesinde yurt dışındaki e-ticaret müşterilerine yapılacak pazarlama faaliyetleri için ciddi oranda bir geri ödeme alınabiliyor.

27 Temmuz 2013 Cumartesi

Perakende ve E-Ticaret'in Mutlu Sonu, Tek Deneyim (Omni-Channel)


Batıda elektronik ticaret (e-ticaret) terimi yavaş yavaş tedavülden kalkıyor. E-ticaret; ana bir satış kanalı olarak firmalar tarafından yukarıdaki görsel akışta ve aşağıda listelediğim ana trendler eşliğinde, tüketicilerin alışveriş sürecine tamamen entegre ediliyor:

  • Gelişmiş ülkelerdeki perakendecilerin Tek Deneyim (Omni-Channel) yapılarına geçmeye başlamalarıyla bütünlükçü bir satış süreci yaratılması mümkün hale geldi. (Anlık entegre çalışan stok ve gönderi sistemleri)
  • Bir fiziksel mağaza ancak lokasyonu kadar potansiyele sahipken, web mağazası ise sadece bütün ülkeye değil dünyadaki tüm internet kullanıcılarına erişebilecek potansiyele sahip. (İhracatın perakendeye inmesi)
  • ABD’de internet şirketlerinin vergisel avantajlarının ortadan kaldırılmaya başlanması ile internet ve mağazalar arasında fiyatlar eşitlenmese de yakınlaşmaya başladı. (Lokasyona göre değişen fiyatlar)
  • Alım gücü yüksek tüketiciler artık araştırma ve alışveriş yaptıkları yerleri internet veya mağaza diye ayırmıyor. Bütünlükçü alışveriş tecrübesinin odağında yer alan internete bağlı akıllı telefon penetrasyonu da birçok ülkede çoğunluğa ulaştı. (Satış temsilcisiz mağazalar)
  • 3 boyutlu baskı makinalarının satış fiyatları hızla düşmeye başladı. Son tüketicilerin hammaddeleri temin edip birçok fiziksel ürünü doğrudan üretmesi, uzak gelecek değil. (Ev yapımı telefonlar)

Şüphesiz bu değişen pazar dinamikleri dünyadaki yüzbinlerce perakendeciyi çok kısa vadede etkilemeyecek. Fakat bu geçiş döneminde klasik perakendecilerin yeni süreçleri planlarken göz önüne almaları gereken önemli bir ayrıntı var: Mağaza perakendeciliğinde ziyaretçileri (potansiyel müşterileri) mağazaya getirme (trafik) maliyetinin büyük bölümü, operasyonel gider olarak değerlendirilip 'lokasyon kirası' için kullanılıyor. Oysa internet perakendeciliğinde ziyaretçileri web mağazasına getirme (trafik) maliyetinin en önemli ayağını 'site trafiği kaynakları' oluşturuyor. Bir başka ifade ile web mağazaları için Online ziyaretçileri mağazaya getirme maliyeti sadece pazarlama giderleri içerisinde değil, fiziksel mağazaların ziyaretçileri için göz önüne alınan sabit giderlerin ciro içerisindeki payı düzeyinde düşünülmeli.


15 Mayıs 2013 Çarşamba

AVM'lerin Dijitalle İmtihanı

Alışveriş merkezleri Türkiye'de birçok kentte halkın tek zaman geçirme alanı haline geldi. AVM'ler; geleneksel, küçük sokak esnafı modelinin organize perakende modeline dönüşümünün ana sembolleri. Son dönemde kapanan AVM'ler ile model değiştiren AVM'ler hakkında haberler çıkmaya başladı.

Bilgilerimizi tazeleyelim; Türkiye'de alışveriş merkezi furyası, 1987 yılında açılan Galleria ile başladı. Özellikle son 10 yılda alışveriş merkezlerinin sayıları hızla artmaya devam ediyor. 2013 yılı ilk çeyreği itibariyle 307 adete ulaşan AVM'ler, son yayınlanan araştırmalara göre 2015 yılında 400'ün üzerine çıkacak. Bu hızlı büyümeye rağmen sektördeki kiralama ve diğer maliyetlerin düşmesi beklenmiyor. Her yeni açılan alışveriş merkezi, perakende firmaları için dolaylı olarak rakiplerinin (ciro, marka algısı açısından) önünü kesmeleri amacıyla; yeni mağazalar açmaları sonucunu doğuruyor. Bu nedenle AVM adetlerindeki artışlar bir taraftan mağaza sahibi perakendecileri iflas erteleme istemeye varan düzeyde etkilerken diğer taraftan kiralanabilir alanları sürekli artan AVM yönetimlerini de bir şekilde etkiliyor.

Yurt dışında, her ne kadar Türkiye'de olduğu gibi şehir içerisinde ve geç saatlere kadar açık alışveriş merkezlerine sık rastlanmasa da çok sayıda alışveriş merkezi bulunuyor. Son yıllarda kontrolsüz büyüyen organize perakendenin ortaya çıkardığı verimsizlikten kaynaklanan olumsuz sonuçlar küresel bir olgu. Havaalanları gibi sürekli insan trafiği alanlar dışındaki alışveriş merkezleri belli bir süredir kan kaybediyor. Hatta alışveriş merkezi yönetimleri, tercih edilmelerini sağlayacak sağlık / eğlence modüllerini alanlarına eklemekle ilgili stratejileri hayata geçirmeye başladılar. Düşüşün görüldüğü dönem detaylı olarak değerlendirildiğinde AVM'lerdeki duraklamanın, tam da İnternet kullanımının ve İnternet üzerinden yapılan alışverişin yükseldiği dönemle paralellik gösterdiği görülebilir.

Görsel: cnn.com

Bu dönemde en kısa tabiriyle; dijitalize olan tüketicilerin, alışveriş yapma ve alışveriş öncesi bilgi alma alışkanlıkları değişti:

* E-ticaretin %10 bandına ulaştığı İngiltere gibi gelişmiş ekonomilerde fiziksel AVM mağaza alanlarının boşluk oranı %10 seviyelerinde. Hatta ABD'de kapanan alışveriş merkezleri hakkında bilgiler yer alan siteler bile yapılmış durumda. Uzun yıllar önce İnternet'in fiziksel alışveriş merkezleri için ne kadar önemli hale gelebileceğine dair araştırmalar yapılmaya başlanmıştı. Hatta birkaç yıl önce bu trendin daha da hızlandığına dair saptamaları içeren yazılar okumaya başlamıştık. Artık AVM'ler için e-ticareti daha yakından takip etmenin önemi tartışılmaz sekilde kabul görüyor. Şüphesiz sanal AVM'lerin cirolarındaki büyüme oranları da önemli bir gösterge.

* FMCG başta olmak üzere perakende sektöründe tüketicilerin alışveriş öncesi araştırma yapma oranları %81 dolayında. Bu sürecin büyük bölümü (ve haliyle karar vermeye etkisi) gitgide daha fazla İnternet üzerinde gerçekleşiyor. Fiziksel alışveriş merkezleri İnternet'te alışveriş araştırması yapan kişileri fiziksel alanlara çekecek Google Shopping listelerine girmek veya sosyal özellikleri olan oyunlaştırma kampanyaları geliştirmek gibi İnternet'e özgü dinamikleri içeren projeleri hayata geçirmeye başladılar.

Bir fiziksel alışveriş merkezi için potansiyel ziyaretçilerine ulaşmak için kullanabileceği bir kaç basit dijital strateji ile yazıyı bitirelim:

- Merkezde mağazası bulunan markalar ve parakendecilerle ilgili olarak İnternet'te araştırma yapan (arama motorları, fiyat karşılaştırma siteleri, sosyal paylaşım siteleri, ...) tüketicilere, kodlarla aktive edilecek özel avantajların bilgisi iletilebilir. Bunlar; ürünlerde fiyat indirimleri, AVM'lerdeki sosyal alanların kullanımı için avantajlar (ücretsiz otopark, sinema bileti, ünlülerle tanışma fırsatı, ...) olabileceği gibi mobil cihazların tecrübesiyle zenginleştirilip lokasyon bazlı hale de getirilebilir.

- Lokasyon dışındaki potansiyel ziyaretçilere, havalanı mağazalarında uygulanmaya başlanan rezervasyon modeli veya direk Online alışveriş yapmayı sağlayacak elektronik alışveriş hizmeti sunulabilir. Bunun son dönemde Türkiye dışından ziyaretçilerin arttığı AVM'ler için diğer ülkelere gönderim (ihracat) fırsatını kapsadığını düşünürsek sağlayacağı potansiyeli daha sağlıklı değerlendirebiliriz.

11 Kasım 2012 Pazar

Büyük Veri (Big Data) Kavramı ve 1984 Yılındaki E-Ticaret Vizyonu

Bilgisayarların (ve sonraki yıllarda İnternet'in) ticaretin her alanına girmesi, dijitalleşmenin avantajından kaynaklanan verilerin çoğalmasını ve firmalar tarafından kullanımını beraberinde getirdi. İlk başta tüm ticari süreçlere (tedarik, dağıtım, raporlama, CRM gibi) önemli bir verimlilik katkısı sağlayan veri akışı, çok kısa bir sürede gerçek zamanlı olarak geometrik oranda artan kontrolsüz bir güç haline geldi. Bu süreç aslında fizikten ekonomiye değin akademik dünyada uzun yıllardır karşılaşılan bir sorunun ticari yapıda ortaya çıkması olarak da düşünülebilir. Beklentileri daha gerçekçi hale getirmek veya geleceği daha iyi öngörme / planlama amacıyla kullanılan geniş veri kümelerinin analiz kabiliyetini çok yükseltmesi fakat aynı zamanda da karmaşıklaştırması olarak ifade edilen kavram, Büyük Veri (Big Data) olarak isimlendiriliyor. Son yıllarda birçok sektörün konuştuğu ortak bir fırsat veya sorun haline gelen Büyük Veri hakkında detaylı raporlar yayınlanmaya başlandı.

E-ticaret, tamamen Online dünya içerisinde bulunmasından dolayı çok daha kısa bir süre içerisinde Büyük Veri tartışmalarına katıldı. 2000'li yılların başından itibaren, İnternet üzerindeki ticaretin getirdiği veri büyüklüğü hakkında farklı yaklaşımlar içeren çalışmalar yapılmaya başlandı. Son yıllarda ise e-ticaret süreçlerini anlamayı güçleştiren bilgi yığınlarının daha anlaşılır kılınmasını amaçlayan anlayışlar ön plana çıkmaya başladı. Günümüze Büyük Veri (Big Data) ismi yerine; bu sürecin avantajlarını öne çıkaran fırsatları ifade eden Basit Veri (Simple Data) veya Akıllı Veri (Smart Data) isimlendirmeleri tercih ediliyor. Gelecekte (E)ticaretin, dijitalleşme yanında sosyal medya platformlarının tüketicilerin gerçek kimlikleri hakkındaki verileri erişilebilir kılması sayesinde tamamen kişiselleştirilebilir bir yapıya oturması bekleniyor. Bu ise ancak günden güne artan büyük hacimli verilerin zekice işlenmesi ile mümkün olabilecek.

Peki e-ticaretin geleceği üzerine düşünürken, İnternet'in varolmadığı günlerde bugünleri hayal etmiş kişilerin (fütüristlerin) değerlendirmelerini merak etmiyor musunuz?

Aşağıda, henüz İnternet'in kişisel kullanıma açılmadığı 1984 yılında yayınlanmış bir Bilim ve Teknoloji Ansiklopedisi yazısında; e-ticaret konseptinin ne kadar gerçekçi anlatıldığına göz atmanızı öneriyorum.

İnternet'ten alışveriş yapmanın ne kadar avantajlı ve kolay olacağının gerçekçi bir şekilde betimlenmiş olması bir yana, bugünün en ileri e-ticaret firmalarının depo ve lojistik süreçleri de inanılmaz bir şekilde bundan 30 yıl önce öngörülebilmiş.

15 Ağustos 2012 Çarşamba

E-Ticaret, Fiziksel Dünyadan Nasıl Güç Alabilir?

Elektronik ticaret sektörünün büyüme rakamlarındaki sıçramalar, e-ticaret firmalarını daha farklı projeler geliştirebilmeleri için yüreklendiriyor. Son dönemde üzerinde konuşulan, örnek alanlarda hayata geçmiş bu projeleri bir araya getirmek istedim:

Groupon.com Alışveriş Kioskları
Fırsat modelinin global lideri Groupon, internet üzerindeki iş modelini fiziksel dünyaya taşımak için kiosklardan yararlanmaya başladı.


Ebay.com Aynı Gün Teslim Opsiyonu
Kullanıcıdan kullanıcıya ticaret konusunda dünyanın en büyük markası olan eBay de aynı gün teslimatı içeren ebay now isimli modülünü Beta yayına aldığını duyurdu. Aslında bu model uzun yıllardır, özellikle süpermarketler tarafından teslimat saatlerinin bile belirlenebileceği kadar detaylı olarak uygulanıyordu.


Amazon.com Aynı Gün Teslim Opsiyonu
Siparişlerin aynı gün içerisinde teslim edilebilmesine olanak sağlayan Amazon Local Express Delivery hizmeti ABD'de test edilmeye başladı.


Amazon.com Teslim Kutuları
Dünya e-ticaret sektörünün en büyük markası, Amazonlocker isimli projesi ile artık teslimat sorunu yaşayan müşterilerine bir çözüm sunmayı deniyor. Aynı firma geçen sene başlattığı pilot uygulama çerçevesinde kutularını 7-Eleven mağazaları içerisine yerleştirmişti.

1 Haziran 2012 Cuma

E-ticaretin Geleceğine Dair Günümüzdeki Trendler Üzerinden Öngörüler

Günümüzde e-ticaret sektöründe ilk örneklerini gördüğümüz uygulamaların bir kısmı, gelecekte önemli yoğunlukta kullanıma sahip olacak. Bu yazıda son dönemde ilgimi çeken (gelecek vaadettiğini düşündüğüm) birkaç trendi sizlerle paylaşmak istedim:

Tabletler, ana bilgisayar tipi / formatı olma yolunda.
2011 yılında dünyada %350 yıllık büyüme oranı ile yaklaşık 70 milyon tablet bilgisayar satılırken kişisel bilgisayar adedi bir önceki yıl ile aynı düzeyde kalarak 350 milyon oldu. Mary Meeker’in bu hafta yaptığı 2012 İnternet Trendleri sunumunda belirtildiği üzere ABD’de tablet sahipliği %30’a ulaşmış durumda. Tablet bilgisayar sektörünün son dönemde yaşadığı sıçramayı sadece iPad ile ilişkilendirmek yanlış olacaktır. İnternet tarayıcılarının gelişmesi ile birlikte artık birçok işlemi bu platformlar üzerinde yapabilir hale geldik. HTML5 gibi teknolojiler sayesinde gelecekte masaüstü uygulamaların yerini tarayıcılar üzerindeki uygulamaların alacağı bir çok kişinin ortak görüşü.


Mobil cihazlardan gelen trafik, site analiz raporlarını karıştırıyor.
Akıllı telefonların ve tablet bilgisayarların kullanımındaki artışa paralel olarak site trafiklerinde mobil ziyaretçilerin oranı her geçen gün artıyor.
Bu hafta düzenlenen E-ticaret Konferansı ve Fuarı’nda konuşma yapan E-Tailing Group Başkanı Lauren Freedman, ABD’de e-ticaret sitelerindeki mobil ticaretin oranının %10’a yaklaştığını belirtti. Hatta bazı sitelerde m-ticaret cirolarının oranı %50’yi bile geçmeye başladı. Bu durumun en çok etkilediği alanlardan biri de analiz raporları. Mobil ziyaretçilerin davranışları, masaüstü veya dizüstü ziyaretçilerinden çok farklı olduğu için bu iki segmenti, tüm raporlarda ayrıştırarak değerlendirmeye başlamak daha sağlıklı olacaktır.


Sanal ürün ticareti hacmi artıyor.
Oyunlaştırma (gamification) konseptinin bu kadar popüler hale gelmesinin temelinde sosyal platformlar üzerindeki uygulamalarda ve MMORPG oyunlarında yeni bir gelir modelinin ortaya çıkması yatıyor. Facebook’un halka açılmadan önceki analizlerinde 557 milyon dolar olarak belirtilen 2011 yılı ortaklık gelirlerini, büyük oranda bu sosyal uygulamalarda ticareti yapılan sanal ürünlerin satışı oluşturuyor. Sadece fiziksel ürün satışı ile sınırlanmayan yeni e-ticaret siteleri, yenilikçi sanal ürün satış stratejileri ile önemli bir ek katma değer yaratabilirler.


Bilgisayarlar ve mobil cihazlar, bireysel POS makineleri haline geliyor.
E-ticaret sektöründeki güvenlik kaygısını en aza indiren Online alternatif ödeme sistemlerinin kullanımı hızla artsa da firmalar, bu konuda fiziksel çözümler de geliştirmeye devam ediyor. POS özelliğini yeni ultrabook bilgisayarlara entegre eden Intel ve MasterCard, artık tüketicilerin kredi kartlarını kişisel bilgisayarlarında kullanmalarını sağlamış. Her ölçekteki firmanın herhangi bir bankadan fiziksel POS cihazı almadan mobil cihazlara monte edilen basit bir aparat yardımı ile kredi kartlarından ödeme alabilmesini sağlayan yeni teknoloji şirketi Square de firma tarafı için portatif bir çözüm yaratmış.

E-ticaretin karşı konulamayan büyümesi, fiziksel mağazaları showroom’lara çeviriyor.
Fiziksel perakendeciler, e-ticaret kanalının diğer kanallara kıyasla ciddi oranda artan cirosu ve düşük maliyeti sebebiyle fiziksel alanlarını azaltacak şekilde şirket kurgularını revize etmeye başladı. E-ticaret firmaları da müşterilerine doğal bariyerleri olan Online dünyayı aşıp entegre alışveriş yaşatabilmek için gerek özelleşmiş alışveriş tecrübesini gerekse showroomvari sergileme noktalarını hayata geçirmeye başladılar.

E-ticaret firmaları büyürken alışveriş içerikli sitelerdeki reklamlar da artıyor.
Google’ın global Ad Exchange ve AdSense verilerine dayanarak hazırladığı son rapora göre alışveriş üzerine sitelerde yayınlanan reklamların oranı bir önceki yıla göre %37 artarak en çok yükseliş gösteren kategori olmuş. Alışveriş kategorisindeki sitelerdeki yıllık artış mobil reklamlar için ise yine en çok gelişme kaydeden alan olarak %69 düzeyinde sıçrama yapmış. E-ticaret siteleri, doğrudan geri dönüşümünü ölçümleyebildikleri için İnternet reklamcılığına en çok yatırım yapan kategoriyi oluşturuyor. Alışveriş içerikli sitelerdeki reklamların artışı, e-ticaret sitelerinin pazarlama harcamalarının da son bir sene içerisinde tüm dünyada ciddi oranda arttığının bir göstergesi.