17 Şubat 2019 Pazar

Mobil Dünyanın 2019 Yılındaki Yeni Trendi: Hyper-Casual !

eMarketer verilerine göre ABD'de mobil cihaz ekranlarında geçirilen vakit, 2018 yılı itibariyle TV ekranları karşısında geçirilen zamanı geçti. Burada hiç şüphesiz aslan payı akıllı telefonlarda.



Mobil uygulamalar, akıllı telefonlarla birlikte hayatımıza giren ve internet kullanım tecrübesini bambaşka bir boyuta taşıyan en önemli katalizörler. Bu nedenle de akıllı telefonlarda geçirilen sürenin yaklaşık %90'ı mobil uygulamalarda geçirilse de ilginç bir bilgi olarak bu zamanın ise %90'ı sadece 5 mobil uygulamada geçiriliyor.



Mobil uygulamalardaki zamanın ise %13'ü mobil oyunlarda geçiriliyor.



Mobil oyunlar, kullanıcıların bu kadar zamanını aldığı halde oyun geliştiricileri gelir yaratma konusunda uzun yıllar boyunca sıkıntı çektiler. Bu dönemde mobil oyunlar için akla gelen en temel üç gelir kalemi İndirmeden Ücret Alınması, Uygulama İçi Özelliklerin Ücretlendirilmesi ve Uygulama İçi Reklamlar oldu. Burada temel sorun, oyunları oynayan kullanıcıların çok küçük bir bölümünün herhangi bir ücret ödemeye yanaşmasıydı.



Son birkaç yıldır diğer Uygulama İçi Reklam formatları arasından sıyrılarak popülerliğini hızla artıran Ödüllü Video İzleme Formatı, mobil oyun geliştiren firmaların en ciddi itici gücü olmayı başardı. Ödüllü Video Reklamlarının global olarak mobil uygulama reklam harcamasının dörtte birine ulaşıp en hızlı büyüyen kategori haline gelmesi, aslında oyun ekosisteminin de büyümesine katkı sağlayan bir sektörel ilerlemeye yol açtı. Ödüllü Video Reklamları, oyun geliştiriciler için aynı anda iki sorunu çözüyor; bir taraftan yaratılan aktif izleyici tecrübesi sayesinde uygulama indirtme maliyetlerinin düşmesine neden olurken diğer taraftan da reklamla ciddi bir gelir yaratabilme fırsatı sağlıyor. Hatta Google gibi reklam platformları bu formatı envanterlerine çoktan dahil ettiler ve öğrenimleri biriktirmeye başladılar.



Mobil oyunların yarattığı bu içiçe geçmiş gelir & büyüme iş modeli, mobil oyun dünyasında bu işe en uygun kategori olan 'komplike olmayan mobil oyunlar' kategorisinin ciddi yükselişine zemin hazırladı. Hyper-Casual olarak adlandırılan, çok fazla uzmanlık ve dikkat gerektirmeyen ve aynı zamanda da sürekliliğe ihtiyaç duyulmayan oyunlar; son hızla üretilip son birkaç yıl içinde tüm dünyadaki akıllı telefonlara yayılmayı başararak en yeni mobil trendi yaratmış oldu.

4 Şubat 2019 Pazartesi

Perakende Sektörü 2019: Kimileri İçin Dijital Dönüşüm, Kimileri İçin Yeni Perakende

Perakende sektöründe, ürün odaklı (ucuza tedarik edip pahalıya satabilmek için tüm süreçleri optimize etmeye dayalı) bir iş modelinden, müşteri odaklı (müşteri ve ürünlere dair tüm veriyi toplayıp bunlardan elde edilen içgörüye göre en uygun alışveriş tecrübesini sağlama) bir modele geçilen ciddi bir devrim yaşıyoruz. 'Dijital Dönüşüm' olarak adlandırılan bu dönemde teknolojinin iş yapış yöntemlerini nasıl değiştirebileceğine dair bir farkındalık ve önceliklendirme yaşanıyor.

Dünyanın en büyük perakende pazarı olan ABD'deki perakende sektörünün yaşadığı ciddi metamorfoz, dijital odaklı perakendecilerin hızlı büyümesi ve paralelde geleneksel perakendecilerin ise yavaşlamalarının da ötesinde küçülmeleriyle kendini gösteriyor. McKinsey'in 2019 yılı raporunda bir geleneksel perakendecinin fiziksel satışlarının sadece %5'inin internete kaymasının, süreçler iyi yönetilemediğinde kazancı %20-30 civarında azaltabilecek olumsuz duruma neden olabileceği tahmin ediliyor. Tüketicilerin, dijitalleşmenin artışıyla birlikte alışveriş rahatlığına verdikleri önem de giderek artıyor. PwC'nin son yaptığı perakende araştırmasına göre memnuniyetsiz bir alışveriş tecrübesi yaşayan tüketicilerin %96'sı bir daha o şirketten alışveriş yapmayacağını belirtmiş.

Dünyanın en büyük perakendecisi olan ABD'li Walmart'ın geçirdiği dijital dönüşüm; Jet.com satınalması sonrasında Çinli JD ve Hindistanlı Flipkart ile ortaklıklara yol açtı. Walmart, aslında her tür kitleye ulaşma vizyonundaki ana geleneksel perakende iş modelini, e-ticaret yardımıyla farklı kategorilerde özelleşmiş tecrübelere dönüştürmeye çalışıyor.

Dijital dönüşümün son dönemdeki en etkileyici örneklerini düşündüğümüzde ise e-ticaretin en büyük firması Amazon'un dijitali fiziksel alışveriş tecrübesine eklemlediği AmazonGo isimli mağaza konsepti ilk akla gelenlerden.



Aslında bu tip dijital ve fiziksel alışverişin entegre edildiği projeler, dünyada başka perakendeciler tarafında da faaliyete geçirilmiş durumda. Çin'in en büyük e-ticaret firmalarından JD'nin insansız mağaza konsepti (X Unmanned Store) bunların en ünlülerinden.



Dünyanın en büyük perakendecilerinden AliBaba'nın kurucusu Jack Ma'nın Yeni Perakende (New Retail) olarak isimlendirdiği 'dijitalin dönüştürdüğü perakende'nin en ileri boyutu ise AliBaba grubuna ait olan Hema Mağazaları. Bu mağazalar sadece fiziksel ve internet alışveriş tecrübesiyle (bulut bilişim, yapay zeka ve sensörler sayesinde) mobil cihazları birleştiren teknik yapısıyla değil, içerilerinde taze ürün satmaya yönelik farklı yaklaşımların ve müşterilere robotlarla hizmet verilen Robot.He isimli restoranların bulunmasıyla da dünyadaki en yenilikçi perakende modellerinin  başında geliyor.


20 Ocak 2019 Pazar

Lüks markalar, e-ticareti ne zaman ciddiye alacak?

Lüks ürünler olarak tanımlanan kategoriyi, insanların gelirleri arttıkça talep oranlarının daha da arttığı ürünler olarak adlandırabiliriz; bir diğer ifadeyle de ihtiyacımızdan daha fazla talep ettiğimiz veya değer verdiğimiz ürünler olarak değerlendirebiliriz. Kimileri için pahalı bir kıyafet, kimileri için bir saat, spor bir araba veya bir kozmetik ürünü olabilir. Deloitte'nin raporuna göre başını Louis Vuitton ve Estee Lauder'in çektiği dünyanın en büyük 100 lüks şirketinin 38'i Kıyafet & Ayakkabı, 31'i Takı & Saat, 11'i Kozmetik & Koku ve 9 tanesi ise Çanta & Aksesuar kategorisinde faaliyet gösteriyor. Bunlara araç kategorisinin dahil edilmediğini ekleyeyim. Millward Brown'un BrandZ Raporu'na göre marka değerine göre dünyanın en büyük 5 lüks markası; Louis Vuitton, Hermes, Gucci, Chanel ve Rolex. Türkiye'de lüks denince akla gelen ilk iki marka ise hiç şüphesiz Vakko ve Beymen!

Lüks markaların artık ne kadar yenilikçi yaklaşımlara yöneldiği de son yıllarda ciddi önem taşıyor; Avrupa'da Gucci Bahçesi ve Sezane L'appartement projeleri ilginç örnekler olarak öne çıkıyor. Lüks tüketimin en önemli farklılığı, müşterilere alışveriş tecrübesinde yaratılan kendilerini özel hissettirme. Bu nedenle de elektronik ticaretin hayatımıza girdiği ilk dönemlerde, lüks kategorisinin çok da fazla dijitale kaymayacağı değerlendiriliyordu. Özellikle de ürün fiyatlarındaki yüksekliğin yaratacağı dijital ödeme bariyerinin çok da kolay atlanamayacağı ifade ediliyordu. Altiant'ın yayınladığı araştırmaya göre ise 2018 itibariyle lüks müşterilerinin lüks alışverişlerini markaların kendi siteleri veya diğer genel websitelerinden yaptığını ifade edenlerin oranı, %50'ye ulaşmış durumda.


Uzun yıllar boyunca bu alanda yapılan öngörülerde atlanan / büyüklüğü fark edilemeyen faktörlerin başında, dijitalin (internetin) aslında tüketicilerin fiziksel alışveriş alışkanlıklarına da etkisinin bulunduğu gerçeği vardı. Bain & Company Raporu'nda dünyadaki toplam lüks ürün satışlarının %70'inde en az bir dijital etkileşim bulunduğu ifade edilirken, 2025 yılında bu kategorideki ciroların %25'inin e-ticaret olacağı öngörülüyor. McKinsey Raporu'na göre ise bu oranın Euromonitor ve Forrester tahminleriyle paralel olarak %20 dolaylarında olacağı ifade ediliyor.


Bu trende etki eden ana unsurlar; Çin'de yaşanan ciddi nüfus hacmindeki gelir artışına paralel olarak iç pazarda fiziksel olarak bulunamayan lüks ürünlerin bir başka ülkeden internet sayesinde kolayca sipariş edilebilmesinin yanı sıra Amazon Prime gibi alışveriş ve ödeme tecrübesini hızlı ve güvenli hale getiren e-ticaret hizmetlerinin gelişmesi olarak değerlendirilebilir. Hatta hızlandırıcılar içinde MrPorter.com'un Mr P. özel marka (private label) projesi gibi lüks e-ticaretçilerin özel lüks markalarını yaratmaya başlaması da düşünülebilir.

Bir diğer taraftan da geleneksel lüks markalarının dijital alanla ilgili son dönemde attıkları ciddi adımların da öneminin altını çizmeliyiz. Louis Vuitton ana şirketi LVMH'ye ait eluxury.com global bir e-ticaret oyuncusu olarak faaliyetine devam ederken, lüks kıyafet ve aksesuar kiralama internet şirketi renttherunway.com ciddi bir hzıla yoluna devam ediyor. 2018 yılı içinde gerçekleşenlerse lüks kategorisinde gelecekte e-ticaretin etkisini daha da hissedeceğimizin işaretleri; Richemont önemli e-ticaret markalarından Yoox Net-a-Porter'ı satın aldı, Chanel Farfetch'e yatırım yaptı ve 24Sevres Celine ürünlerini Online olarak satmaya başladı. Hala ikna olmadıysanız L'oreal ve LVMH'nin girişimcilik hızlandırma projelerine Station F ile birlikte başladığını da duymamış olabilirsiniz, linklere bir göz atmanızda fayda var :)

7 Ocak 2019 Pazartesi

Türkiye Perakende Sektörü, 2018 Yılı İtibariyle E-Ticaret Dönüşümünün Neresinde?

Perakende sektörü tüm dünyada farklı hızlarda da olsa dijitalleşiyor. Satışların bir bölümü doğrudan internet üzerine taşınıp elektronik ticarete geçerken; mağazalarda devam eden kısmı da omni-channel olarak adlandırılan bir dijital eksende dönüşüm yaşıyor. Kısacası perakendecilerin bu dönüşümden kaçma şansı yok.

Toplam perakende hacminin e-ticarete kayan kısmı; ABD, İngiltere ve Almanya gibi ekonomik olarak gelişmiş ülkelerde %10'u geçmiş durumda. E-ticaretin toplam perakende içindeki oranı (%20'yi geçen Çin'i bir kenara koyarsak) Hindistan, Brezilya ve Rusya gibi ekonomik olarak gelişmekte olan ülkelerde ise %5'i geçmiş durumda. Aşağıdaki tablonun alındığı Tübisad 2018 Yılı Raporu'nda Türkiye'de %4'e ulaştığı ifade edilen bu oran, ülke olarak önümüzdeki fırsatları işaret ediyor.



Bu fırsatın büyüklüğünün bir başka yoldan sağlamasını da firmalar üzerinden yapmak mümkün.

eMarketer'in perakende verilerine göre Levi's ve Dockers gibi markaların çatı şirketi Levi Strauss'un, toplam cirosu içindeki e-ticaret payı, %4,2; Lee ve Wrangler gibi markaların ana şirketi VF'de ise bu oran %5,5. Ekonomist Dergisi'nin haberinde yer verilen rakamlara göre bu firmalarla benzer kategoride değerlendirebileceğimiz Mavi'de bu oran %2 dolayındaymış.

E-ticaretin toplam ciro içerisindeki payının LC Waikiki'de %3,5, Defacto'da %4 ve Koton'da %5 olduğu aynı haberde geçerken; benzer kategorideki ABD menşeili GAP'te %17'yi geçtiği raporlarda yer alıyor. Avrupalı şirketlerde ise Zara'nın çatı şirketi Inditex %10'a ulaşırken, H&M'deki oranın %12,5'e yükseldiği ve Mango'da ise %13'e dolayında olduğu ifade ediliyor.

Son olarak Macy's, Nordstorm, Neiman Marcus ve Sears gibi çok katlı mağaza grubunda e-ticaretin toplam ciro içerisindeki payı %15 ile %35 arasında değişirken Boyner'de ise %7 olarak ifade edilmiş.

Türkiye, tüm bu açılardan bakıldığında elektronik ticaret dönüşümünün kırılma noktasına çok yakın. Belki de bizi hala tutan, mağazalardaki ticaretin hızı azalsa da hala büyümeye devam etmesi, o da şimdilik! Merak edenler eMarketer'in verilerinde açıkça görülen 'fiziksel mağaza cirolarındaki gerilemelere' kısaca göz atabilir.

23 Kasım 2017 Perşembe

Fast-Food şirketleri birer teknoloji şirketine dönüşüyor, farkında mısınız?

2017 tüm dünyada dijital transformasyon açısından çok önemli bir yıl olarak geçiyor. Forrester'a göre ABD'de manav ürünleri dışında kalan perakende satışlarının %58'inin dijital bir etkileşimi bulunuyor ya da kısaca perakende satışlarının yarıdan fazlasını dijital etkiliyor. Yine ABD'de son yapılan bir araştırmada tüketicilerin %78'i, satın alacakları bir ürün hakkında araştırma yaparken internette geçirdikleri zamanın mağazada geçirilen zamandan daha fazla olduğunu ifade etmiş. Gitgide daha fazla yaşanan bu çoklu kanal etkileşim (Omnichannel) örneklerinin artması nedeniyle de tüm şirketler dijital ve fiziksel aktivitelerini ölçümlemeye yönelik projeler yapma gayretindeler. Bu sayede de daha fazla para harcayan / daha değerli müşterilerini daha iyi analiz edip onlarla her alana yayılmış uzun soluklu bir ticari ilişki kurmayı amaçlıyorlar.


Photo Credit: biztechmagazine.com

Bu dijitalizasyon döneminin yıldızı, şüphesiz mobil. Her ne kadar tüketicilerdeki bu değişim uzun yıllardır konuşulsa da firmaların bu alanda aslında ne kadar hazırlıksız olduklarına da net bir şekilde tanıklık ediyoruz. Örneğin bu yıl Google'ın bir milyon adet civarında mobil sitede yaptığı global analize göre bir mobil sayfanın tümüyle yüklenmesi ortalama 22 saniye sürüyor. Bir araştırma kurumunun değerlendirmesine göre mobil cihazlarda ortalama etkileşim süresi / bir kullanıcı oturumunun 38 saniye olduğuna dair bir ek bilgiyi de buraya ilave edelim. Ve ayrıca ilginç bir tüketici araştırmasında da bahsetmeden geçmeyelim, mobil sayfa yüklenmesi sırasında yapılan beklemenin kullanıcılarda yarattığı stres düzeyi, korku filmi ve yüksek bir yerde bulunma durumlarında oluşan stres seviyesinden daha fazlaymış. Mobilde yaşanan kullanıcı tecrübesi o kadar önemli bir noktaya geldi ki bir markanın mobil varlıklarında olumsuz bir tecrübe yaşayan tüketicilerin daha sonra o markadan alışveriş yapmama tercihi olumlu tecrübe yaşadıkları markalara göre %62 oranında daha düşük.


Aslında bu dönemi sadece mobil internet olarak adlandırmak tam da doğru bir tanımlama olmayacaktır. Cihazlar arası geçişin sıklıkla yapıldığı ve tüketicilerin kişiselleştirilmiş tecrübelerini farklı cihazlarda kesintisiz şekilde sürdürmeyi tercih ettiği bir dönem yaşıyoruz. ABD'de masaüstü bilgisayarlardan yapılan alışverişlerin akışlarına bakıldığında %30'unda alışveriş öncesinde bir mobil cihazdan ve %11'inin de başka bir masaüstü bilgisayardan tıklama içerdiği belirtiliyor.


Yaşanan tüm bu dönüşümler şirketlerin de iş yapış yöntemlerini değiştirmeye başladı. Ama bu bozucu (Disruptive) etki, sadece Airbnb ve Uber gibi dijital platformlarla sınırlı değil. Belki farkında değilsiniz ama global zincir mağazalardan oluşan ayaküstü yemek (Fast-food) sektörü de ciddi bir dönüşüm içinde.


DOMINO'S: 2016 yılında ABD'deki satışlarının %60'ının mobil cihazlardan geldi. Kendini 'Pizza yapan teknoloji şirketi' olarak konumlamaya başladı.

MCDONALD'S: Bu yıl sonuna kadar 20 bin mağazasına Mobil Sipariş ve Ödeme özelliğini entegre etmeyi hedefliyor. Gelecek Tecrübesi tanımlamasıyla müşterilerin siparişten teslime kadar tüm alışveriş sürecini her tür cihaz üzerinden kişiselleştirmesini amaçlıyor.


STARBUCKS: ABD'de gerçekleşen toplam işlemlerin %10'u akıllı telefonlar için tasarlanan mobil uygulamasında bulunan Mobil Sipariş et ve Öde özelliğinden geçiyor. Kendini 'Her Zaman Elde Kahveyle Parasallaşan Teknoloji Şirketi' olarak konumlamaya başladı.


25 Haziran 2017 Pazar

Çanlar Fiziksel Perakende İçin Çalıyor - Mu ?

ABD'yi 2017 itibariyle 5 milyar dolarlık perakende sektör hacmiyle organize perakendeciliğin en önemli ülkesi olarak değerlendirmek hiç de yanlış olmayacaktır. Cushman Wakefield Raporu, 2010 ile 2013 yılları arasında ABD'de mağaza ziyaretçilerinin %50 azaldığını ortaya koyduğunda, bahsedilen analiz ciddi bir dönüşüm sinyali olarak algılanmıştı. Bu haftaki haberlere göre ABD perakende sektöründe aşağıdaki tabloda kırılımı bulunan 3500 civarında mağazanın önümüzdeki birkaç aylık dönemde verimsizlik nedeniyle kapatılacağı konuşuluyor. Bebe gibi kimi perakendeciler, tüm fiziksel mağazalarını kapatıp Online'a geçeceklerini duyurdular.




Aslında bu durumun gittikçe hızlanan yapısı, yılın başından beri dillendiriliyordu. ABD toplam ticaretinin %10'una ulaşan e-ticaretin agresif büyümesine karşın 1200 alışveriş merkezi sayısını yaratan fiziksel perakendecilik malesef istenilen hızda büyümüyor. İşte bu nedenle ABD'nin ve dünyanın en büyük perakendecisi Walmart'ın Jet.com satınalması sonrasında başlattığı Omni-Channel dönüşümünün zamanlamasını daha iyi okuyabiliyoruz.


Dünyanın en büyük e-ticaret firması olan Amazon.com ise tam da bu dönemde fiziksel perakendeciliğe hız vermeye başladı. Geçen haftanın en sürpriz haberi, Amazon'un ABD'nin büyük süpermarket zincirlerinden yüzlerce fiziksel mağazası olan Whole Foods'u satın alma açıklamasıydı. Çok değil sadece birkaç ay önce yapılan Fiziksel Kitap Mağazası konseptinin ciddi genişleme duyurusu ile bu haber birleştiğinde, 2017 yılının Amazon için fiziksel mağazacılık kararının uygulamaya konduğu yıl olarak düşünülmesine neden oluyor.


Bu iki eğilimi alt alta koyduğumuzda bir çok yorum yapabilmek mümkün. Ama bu değerlendirmeyi en optimal perakendecilik omni-channel'dır gibi sığ şekilde okumak gerçeği tam olarak yansıtmayabilir. Çünkü e-ticaret daha şimdiden (tüketici elektroniği gibi) standart bir ticari eşya haline gelmiş ürünlerin kategorileri için ana kanal olarak konumlanmaya başlandı. Günümüzde perakendecilik, herkese standard ürün konseptinden daha kişiselleşmiş ve karmaşık segmentasyonlarla zenginleşmiş olarak belli bir tüketici grubunun hayat boyu harcamasını kontrol eden bir yapıya geçmeye başladı. Dünyanın en önemli pazarındaki firmalar da gelir düzeyi yüksek müşterilerin tükettiği kategorilerde rakipleriyle arayı açıp en optimal omni-channel kurgusunu sağlamayı amaçlayan bir vizyon üzerinde çalışıyor olabilir.


Türkiye'de ise son yıllarda fiziksel mağazalara yapılan ziyaretlerde bir azalma görülse de perakendeciler için (kapatma adetlerini ve yurt dışı planlarını tam olarak bilmesek de) yeni mağaza açmak, hala stratejilerinin önemli bir parçası.

30 Aralık 2016 Cuma

2017 Yılının En Önemli Trendi Yapay Zeka ve Makine Öğrenimi


Büyük Veri (Big Data) kelimesi fazla kullanım nedeniyle aşınsa da hala çok popüler. Yeni dünyada karşımıza çıkan dağ gibi veri yığınları birçok kişinin gözünü korkutsa da teknoloji şirketleri Artificial Intelligence (Yapay Zeka) ve Machine Learning (Makine / Yapay Zeka Öğrenimi) teknolojileri sayesinde artık bunu bir sorun olarak görmeyi çoktan bıraktı. Hatta Google, çeviri ve konuşma gibi 4 makine öğrenim API’sini herkesin kullanımına açtı. Yaşanan büyük dönüşümün temelinde; verilerin artık bulut bilişim (Cloud) altyapılarında tutulmaya başlanması ve neredeyse her bireyi dijital platforma bağlayan akıllı mobil cihazlar ile her tür nesnenin bir internet bağlantısına kavuşup bu platformlara eklemlenmesini ifade eden Şeylerin İnterneti (Internet of Things / IoT) yer alıyor.

2017, yapay zekaya dayalı kullanımların hızlanacağı ve ulaştırma, pazarlama & bilişim sistemleri gibi önemli alanların büyük değişimler geçireceği bir yıl olabilir. Bu alanda en medyatik örnek Google'dan Tesla ve Uber'e birçok firmanın son rötuşlarını yaptığı kendi kendine giden araba teknolojisi olsa da, en basit örnekler Chat botları ile Analytics web analiz aracı içerisine eklenen otomatik yorumlama modülü. Bu sayede raporlarınızın kendini güncelleyen bir özet yorumuna ulaşmak mümkün.

Akıllı yapay zekalar tarafından işlenen veriler ve yönetilen sistemler, hiç şüphesiz gelecekteki dünyanın karşı konulmaz dinamikleri olacak, fakat bu yeni dünyayı anlamanın kolay bir yolu yok. Google’ın dahi firma yönü olarak belirlediği yapay zeka otomasyonu konusuna en sağlıklı giriş, temel kavramları anlayarak olacaktır:

Artificial Intelligence / AI: (Bilgisayar) kontrolündeki bir makinenin (örnek robot) çeşitli faaliyetleri zeki canlılara benzer şekilde yerine getirme kabiliyeti olarak tanımlanabilir. Google Translate'in geçtiğimiz ay geçiş yaptığı yeni yapay zeka altyapısı sayesinde ortaya çıkan çok olumlu sonuç, yeni bir dönemin işareti olabilir. Teknoloji şirketleri bu alanda faaliyet gösteren girişimleri desteklemek üzere özel organizasyonlar kurmaya başladı bile.

Machine Learning: Bilgisayarlara önceden programlanmadan veriye dayalı akılcı kararlar verebilme becerisi, bir başka değişle kendi kendine öğrenebilme yeteneği kazandırılması. Kullanımı son yıllarda o kadar gelişti ki oyunlardan ısıtmaya birçok alanda hayatımızı kolaylaştıran bir noktadayız. Artık tüm ham veriler bir havuza aktarılıp bilgisayarların onları analiz etmesi ve en optimal sonucu vermesi tercih ediliyor.

Bu alandaki yetenek havuzunun küçüklüğü ve firmalardaki kararların tamamının veriye dayalı hale gelmesi için geçirilecek dönüşüm sancıları gibi başka birçok etken firmaların büyük veriyle mücadelesini zorlaştırıyor. Sektörler arası analitik gelişmişlik düzeyleri de çok farklı, bu da yapılan yatırımların sonuçlarını doğrudan etkiliyor. Maalesef birçok sektör henüz standart veri toplama ve değerlendirme sistemlerini bile kurmuş değil.

Firma seviyesinde harekete geçmek için en basit yöntem; pazarlama ve CRM aktivitelerinin gerçek zamanlı ve programlanabilir olan pazarlama otomasyon teknolojilerine geçirilmesi olabilir. Bireysel olarak kendini geliştirmek isteyenler için ise ilk adım ücretsiz bir Online eğitim seminerine katılmak olacaktır.

Bu konu hala ilginizi çekmediyse aşağıdaki videoyu izlemenizi öneriyorum.