15 Kasım 2009 Pazar

Medyanın Yeni Terminolojisi ve Geleceği

Son dönemde okuduğum birçok yazıda reklam ve iletişim dünyasının İnternet ile yeni bir perspektif kazandığı ifade ediliyor. Bugüne kadar Üretilen Medya (Owned Media) ve Satın Alınan Medya (Paid Media) olarak iki boyutlu sürdürülen iletişim, İnternet sayesinde Kazanılan Medya (Earned Media) olarak adlandırılan üçüncü bir boyut kazandı. Hatta bunun da bir alt kırılımı olarak Sosyal Medya (Social Media) kavramı da artık iletişim gündemine girdi. Birçok etkinlikte ifade edilen trend ise; artık firmaların pazarlama iletişimindeki klasik Üretilen Medya ve Satın Alınan Medya ikilisine yatırım olgusunun değişeceği. Ve Üretilen Medya ile Kazanılan Medya’nın daha sıkı bir işbirliği içine gireceği. Bu değerlendirme aslında günümüzde Satın Alınan Medya’nın artık neden İnternet ve mobil dünyaya kaydığının ve “performans” temeline oturmaya başladığının da güzel bir açıklaması.

Aşağıda bu medya terimlerini, örnekler üzerinden açıklamaya çalıştım:

Üretilen Medya (Owned Media): Reklam filmlerinden basın bültenlerine hatta etkinlik katılımlarına kadar içeriği nedeniyle, firmaların iletişim için kullanılabilecek her tür varlığı

Satın Alınan Medya (Paid Media): Firmaların reklam filmlerini, ilanlarını veya web sitelerini ücretli şekilde yayınlayan iletişim araçları

Kazanılan Medya (Earned Media): Basın bültenleri gibi oluşturulmuş veya haber değeri taşıdığı için kontrolsüz olarak yayılan herhangi bir içeriği duyurmak için ücretsiz şekilde kullanılabilen iletişim araçları

Sosyal Medya (Social Media): İnternet temelinde; fazla sayıda bulunan katkı sağlayıcıların ve onların yarattığı paylaşım amaçlı içeriklerin kontrol edilemediği, ücretsiz iletişim araçları

14 Kasım 2009 Cumartesi

İnternet Kullanımı ve İnternet'ten Alışveriş Penetrasyonları Arasında İlişki Var Mı?

2009 yılı hanehalkı bilişim teknolojileri kullanım araştırması sonuçlarından önceki bir yazımda bahsetmiştim. Bu veriler ışığında Türkiye’de 2009 yılı itibariyle yetişkinler arasındaki internet kullanımının ortalama olarak %35 ve İnternet üzerinden mal veya hizmet alışverişi oranının da yaklaşık %10 seviyesinde olduğunu kabul edebiliriz.

Peki Avrupa’da bu oranlar ne düzeyde?

Elektronik ticaret konusunda ülke bazlı olarak en detaylı raporları yayınlayan araştırma şirketlerinin başında Forrester geliyor. Forrester’ın henüz Türkiye e-ticaret sektörü için yaptığı bir çalışma olmasa da birçok Avrupa ülkesi için yayınlanmış detaylı raporları bulunuyor. 2009 tarihli bu araştırma sonuçlarının bir kısmını aşağıdaki tabloda bir araya getirmeye çalıştım:

Burada gözümüze çarpan ilk nokta, Avrupa’da yetişkinler arasındaki İnternet kullanımı (penetrasyonu) ve İnternet üzerinden alışveriş oranlarının; Türkiye ortalamalarının çok üzerinde olması. Daha önemli bir nokta ise İnternet ve eticaret penetrasyonu parametreleri arasında basit bir doğrusal ilişki (korelasyon) bulunma ihtimali. Bu korelasyon, İnternet kullanıcılarının tecrübeli hale gelmesi, e-ticaret altyapısının gelişmesi veya firmaların e-ticaret yatırımlarının artması gibi zaman içerisinde gelişebilecek birçok faktöre bağlı olabilir. Bu çerçeveden bakınca “Türkiye’de İnternet penetrasyonu arttıkça İnternet üzerinden alışveriş yapma oranı da artacaktır.” sonucuna ulaşmak hiç de zor değil.

07 Kasım 2009 Cumartesi

Yemeksepeti.com'un Promosyon Kampanyası Başarısı


Digital Age konferansının sunum aralarında birçok kişi ile sohbet etmek imkanım oldu. Uzun zamandır Yemeksepeti.com’un yaptığı “30 TL üzerindeki alışverişe ücretsiz DVD” promosyon kampanyasının performansını öğrenmek istiyordum. Bu sitenin kurucusu Nevzat Aydın'ı henüz tanımayanlar ve sitenin hikayesini dinlemeyenlerin bu videoyu izlemesini öneriyorum. Dünya’da birçok firmanın yaptığı belli bir tutar üzerindeki alımlarda ücretsiz ürün verme promosyonu, bugüne kadar Türkiye’deki e-ticaret firmaları tarafından ek indirim veya sürpriz hediye olarak kurgulanıyordu.

Nevzat Aydın’ın söylediğine göre yemeksepeti.com sitesinde promosyon ile verilen DVD adedi Türkiye’de bir ayda yasal olarak satılan DVD’lerin %5 ile %10’u arasındaymış. Bunun ortalama sepet tutarının artışına yaptığı ciddi katkının da altını çizdi. Yemeksepeti.com’un DVD promosyon kampanyası, doğru şekilde kurgulanmış etkileşimli kampanyaların e-ticaret sektörü için ne kadar başarılı olabileceğinin de en önemli ve güncel kanıtı.

Digital Age 2009 Konferansı

Türkiye’deki dijital dünyanın önemli etkinliklerinden olan Digital Age geçen hafta pazarlama yöneticilerinden ajans temsilcilerine kadar birçok sektör profesyonelini bir araya getirdi. Dijital iletişim ve ticaret konusunda adım atmış büyük ölçekli firmaların neredeyse tümünden katılımcıların bulunduğu bu etkinlikteki sunum içerikleri ise malesef çok tatmin edici değildi. Aklımda kalan birkaç noktayı paylaşmak istedim:

Türk Telekom CEO Danışmanı Ramazan Demir, dijital dünya ve iletişimin analizini yapıp geleceğine ışık tuttuğu konuşmasında e-ticareti; sektör dinamiklerinin odağı olarak konumladı.

Dijital hikayeler bölümünde Türkiye’deki birçok ajans, yaratıcı dijital kampanyalarını anlatma fırsatını buldular. Sunumlar sırasında kampanya iletişiminden ve alınan sonuçlardan daha çok kreatif fikirleri aktarmaya odaklandıkları için dinleyiciler etkinlik sonrasında kampanyaları birbirinden ayrıştırmakta zorlandı. Günün sonunda ise en başarılı dijital hikaye olarak Paramarka tarafından Gitti Gidiyor için yapılan “Eski Sevgiliye Kapak” kampanyası seçildi. Fulya'nın videosunu henüz izlemediyseniz buradan izleyebilirsiniz.

25 Ekim 2009 Pazar

Dünya Krizinden Sonra E-Ticaret'in Geleceği


Web 2.0 Zirvesi her yıl dünyadaki bir çok teknoloji profesyonelinin biraraya geldiği önemli etkinliklerden. Teknoloji ve İnternet’i etkileyen hemen her konuda birçok önemli konu başlığının bulunduğu konferans programındaki konuşmalara ve sunumlara etkinliğin web sitesinden ulaşılabiliyor.

Dünyaca ünlü danışmanlık firması Morgan Stanley de her yıl bu konferans programına “Ekonomi ve İnternet Trendleri” isimli güncel ve vizyoner bir sunum ile katılıyor. Geçen hafta sona eren bu yılki etkinlikteki konuşma ise aşağıdaki değerlendirmeleri içeriyordu:

Ekonomik göstergeler, dünya krizinin global olarak atlatılmaya başlandığı sinyalini veriyor. (Borsalar, üretim endeksleri ve reklam yatırımları olumlu trende girmiş görünüyor.)

İnternet kullanımı, mobil araçlara doğru hızlı bir değişim gösteriyor. (İnternet kullanımı, iPhone’lar ve Android işletim sistemli cihazlar ile 3G teknolojisinin genişlemesi ile gitgide hızlanıyor.)

Mobil cihazlar ve Sosyal Network’lerin etkileşimi ile anlık ve yeni bir iletişim şekli başlıyor. (Japonya’nın en önemli sosyalleşme platformu olan Mixi'ye ağırlıklı olarak mobil cihazlar ile erişiliyor.)

Mobil Ticaret’in mobil dünyada yaratılan toplam katma değer içindeki oranı artıyor. (M-ticaret'in dünyada ortalama olarak %10 dolaylarındaki mobil dünya katma değeri, Japonya’da %20’nin üzerinde.)

Mobil internet kullanımının yoğun olduğu yerlerde m-ticaret cirolarının e-ticaret içerisindeki payı hızla yükseliyor. (Japonya’nın önemli e-ticaret sitelerinden olan Rakuten'in mobil ticaret cirosu 2008 itibariyle %16’a yükselmiş durumda.

Morgan Stanley’in Ekonomi ve İnternet Trendleri 2009 sunumunun tümüne buradan ulaşabilirsiniz.

16 Ekim 2009 Cuma

E-ticaret ile Yurtdışına Ürün Satmak Artık Mümkün

Elektronik ticaretin en önemli dinamiklerinden birisi; ülkeler arasında ürün zenginliği, maliyet farklılığı ve doğal kaynak avantajı gibi faktörler nedeniyle ihracat yapan firmalara ciddi bir satış hacmi sağlayabilmesi. Malesef Türkiye'de bugüne kadar tek taraflı olarak ebay, Amazon ve StrawberryNET gibi siteler aracılığı ile sadece tüketim perspektifinden değerlendirilebilen bu durum, kısa süre içerisinde değişecek gibi duruyor.

turk.internet sitesinde yayınlanan habere göre yasal mevzuatta yapılan düzenleme sayesinde e-ticaret firmaları, artık gümrüğe gitmek zorunda kalmadan PTT veya hızlı kargo taşıyıcıları aracılığıyla ihracat yapma imkanına kavuşmuş olacak. Haliyle miktar konusunda belli bir kısıtlama da getiriliyor; ağırlığı 30 kilogramı ve değeri 1500 Avro'yu geçmeyen eşyalar bu kapsama alınıyor olacak.

Türkiye’nin göreli avantajı en yüksek ürününü düşünürken aklıma lületaşından pipolar ve diğer hediyelikler geldi. Bu alanda ışık olabileceğini, yaptığım küçük bir pazar araştırması ile de destekleyeyim: Google’ın Arama Trendleri ve Anahtar Kelime araçlarına göre, dünyada lületaşının ingilizcesi olan “meerschaum” kelimesini içeren aramaların büyük çoğunluğu ABD ile Almanya’da yapılırken aylık arama adetleri ortalama olarak yüzbin seviyelerindeymiş.

Hazır yeri gelmişken e-ticaret konusundaki tüm resmi bilgilere Dış Ticaret Müsteşarlığı'nın ilgili sitesinden ulaşabileceğinizi de hatırlatmak isterim.

12 Ekim 2009 Pazartesi

Bilişim Zirvesi '09 Yeni Medya Konferansı'nda ne konuşuldu?

Bu hafta içerisinde Cebit Eurasia Fuarı ile paralel olarak organize edilen Bilişim Zirvesi’nin Yeni Medya isimli konferansına katıldım. Tüm gün boyunca farklı oturumlarda dijital dünyanın bugünkü durumu ve yarını için değerlendirmeler yapıldı. Tüm konuşmalardaki ortak görüş, facebook’tan xing’e uzanan sosyal medyanın gelecekte gelişmiş mobil cihazların yaygınlaşması ile birlikte daha da önemli hale geleceği idi.

Yeni Medya Konferansı’ndan aklımda kalanlar

İnteraktif Reklam ve Pazarlama ile Yeni İş Modelleri Oturumu’nun katılımcılarından Soyak Genel Müdür Yardımcısı Tarık Ongun, 2004 yılından bu yana toplam 450 civarında konutu İnternet üzerinden sattıklarını, hatta yeni bir projelerinde bu oranın %13 seviyesinde olduğunu ifade etti. Sanırım bunun alternatif satış stratejileri ve iletişimi konusunda çok geleneksel kalan Türkiye inşaat sektörü için önemli bir başarı olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır.

Yeni Medya ve Yaşam isimli oturumda ise geleneksel medyanın dijitalleşen dünya ile birlikte nasıl bir gelişme göstereceği konuşuldu. Bu oturumun geleneksel medya kökenli konukları, gelecekte de gerçek katma değerin ve gelirin, sadece profesyonel içerik ile sağlanabileceğini öne sürdüler. Bir başka ifade ile Youtube, Facebook veya blog’lar gibi kullanıcıların içerik ürettiği yapılardan elde edilecek gelirlerin yüksek olamayacağını belirttiler. En önemli örnek olarak da kısıtlı sayıdaki kullanıcıya açık Hulu’nun göreli olarak az kullanıcısı olmasına rağmen sahip olduğu profesyonel icerik ile gelirlerini çok ciddi oranda arttırmasını gösterdiler. Bence burada göz önüne alınması gereken nokta, üzerinde ciddi olarak yaklaşık 5 senedir mesai harcanan “kullanıcıların ürettiği içerikten gelir elde etme” konusunda birçok firmanın çalışmalarını önceliklendirdikleri ve testlerini hızlandırdıkları. Eğer bu yeni gelir modeli hayata geçirilip inanılmaz bir hızla genişleyen kullanıcı içeriğine uygulanabilirse, orta vadede oturumda konuşulanların aksine büyük oranda kullanıcı merkezli (kaynaklı) bir medya dünyasından da söz ediyor olabiliriz.