25 Haziran 2017 Pazar

Çanlar Fiziksel Perakende İçin Çalıyor - Mu ?

ABD'yi 2017 itibariyle 5 milyar dolarlık perakende sektör hacmiyle organize perakendeciliğin en önemli ülkesi olarak değerlendirmek hiç de yanlış olmayacaktır. Cushman Wakefield Raporu, 2010 ile 2013 yılları arasında ABD'de mağaza ziyaretçilerinin %50 azaldığını ortaya koyduğunda, bahsedilen analiz ciddi bir dönüşüm sinyali olarak algılanmıştı. Bu haftaki haberlere göre ABD perakende sektöründe aşağıdaki tabloda kırılımı bulunan 3500 civarında mağazanın önümüzdeki birkaç aylık dönemde verimsizlik nedeniyle kapatılacağı konuşuluyor. Bebe gibi kimi perakendeciler, tüm fiziksel mağazalarını kapatıp Online'a geçeceklerini duyurdular.




Aslında bu durumun gittikçe hızlanan yapısı, yılın başından beri dillendiriliyordu. ABD toplam ticaretinin %10'una ulaşan e-ticaretin agresif büyümesine karşın 1200 alışveriş merkezi sayısını yaratan fiziksel perakendecilik malesef istenilen hızda büyümüyor. İşte bu nedenle ABD'nin ve dünyanın en büyük perakendecisi Walmart'ın Jet.com satınalması sonrasında başlattığı Omni-Channel dönüşümünün zamanlamasını daha iyi okuyabiliyoruz.


Dünyanın en büyük e-ticaret firması olan Amazon.com ise tam da bu dönemde fiziksel perakendeciliğe hız vermeye başladı. Geçen haftanın en sürpriz haberi, Amazon'un ABD'nin büyük süpermarket zincirlerinden yüzlerce fiziksel mağazası olan Whole Foods'u satın alma açıklamasıydı. Çok değil sadece birkaç ay önce yapılan Fiziksel Kitap Mağazası konseptinin ciddi genişleme duyurusu ile bu haber birleştiğinde, 2017 yılının Amazon için fiziksel mağazacılık kararının uygulamaya konduğu yıl olarak düşünülmesine neden oluyor.


Bu iki eğilimi alt alta koyduğumuzda bir çok yorum yapabilmek mümkün. Ama bu değerlendirmeyi en optimal perakendecilik omni-channel'dır gibi sığ şekilde okumak gerçeği tam olarak yansıtmayabilir. Çünkü e-ticaret daha şimdiden (tüketici elektroniği gibi) standart bir ticari eşya haline gelmiş ürünlerin kategorileri için ana kanal olarak konumlanmaya başlandı. Günümüzde perakendecilik, herkese standard ürün konseptinden daha kişiselleşmiş ve karmaşık segmentasyonlarla zenginleşmiş olarak belli bir tüketici grubunun hayat boyu harcamasını kontrol eden bir yapıya geçmeye başladı. Dünyanın en önemli pazarındaki firmalar da gelir düzeyi yüksek müşterilerin tükettiği kategorilerde rakipleriyle arayı açıp en optimal omni-channel kurgusunu sağlamayı amaçlayan bir vizyon üzerinde çalışıyor olabilir.


Türkiye'de ise son yıllarda fiziksel mağazalara yapılan ziyaretlerde bir azalma görülse de perakendeciler için (kapatma adetlerini ve yurt dışı planlarını tam olarak bilmesek de) yeni mağaza açmak, hala stratejilerinin önemli bir parçası.

30 Aralık 2016 Cuma

2017 Yılının En Önemli Trendi Yapay Zeka ve Makine Öğrenimi


Büyük Veri (Big Data) kelimesi fazla kullanım nedeniyle aşınsa da hala çok popüler. Yeni dünyada karşımıza çıkan dağ gibi veri yığınları birçok kişinin gözünü korkutsa da teknoloji şirketleri Artificial Intelligence (Yapay Zeka) ve Machine Learning (Makine / Yapay Zeka Öğrenimi) teknolojileri sayesinde artık bunu bir sorun olarak görmeyi çoktan bıraktı. Hatta Google, çeviri ve konuşma gibi 4 makine öğrenim API’sini herkesin kullanımına açtı. Yaşanan büyük dönüşümün temelinde; verilerin artık bulut bilişim (Cloud) altyapılarında tutulmaya başlanması ve neredeyse her bireyi dijital platforma bağlayan akıllı mobil cihazlar ile her tür nesnenin bir internet bağlantısına kavuşup bu platformlara eklemlenmesini ifade eden Şeylerin İnterneti (Internet of Things / IoT) yer alıyor.

2017, yapay zekaya dayalı kullanımların hızlanacağı ve ulaştırma, pazarlama & bilişim sistemleri gibi önemli alanların büyük değişimler geçireceği bir yıl olabilir. Bu alanda en medyatik örnek Google'dan Tesla ve Uber'e birçok firmanın son rötuşlarını yaptığı kendi kendine giden araba teknolojisi olsa da, en basit örnekler Chat botları ile Analytics web analiz aracı içerisine eklenen otomatik yorumlama modülü. Bu sayede raporlarınızın kendini güncelleyen bir özet yorumuna ulaşmak mümkün.

Akıllı yapay zekalar tarafından işlenen veriler ve yönetilen sistemler, hiç şüphesiz gelecekteki dünyanın karşı konulmaz dinamikleri olacak, fakat bu yeni dünyayı anlamanın kolay bir yolu yok. Google’ın dahi firma yönü olarak belirlediği yapay zeka otomasyonu konusuna en sağlıklı giriş, temel kavramları anlayarak olacaktır:

Artificial Intelligence / AI: (Bilgisayar) kontrolündeki bir makinenin (örnek robot) çeşitli faaliyetleri zeki canlılara benzer şekilde yerine getirme kabiliyeti olarak tanımlanabilir. Google Translate'in geçtiğimiz ay geçiş yaptığı yeni yapay zeka altyapısı sayesinde ortaya çıkan çok olumlu sonuç, yeni bir dönemin işareti olabilir. Teknoloji şirketleri bu alanda faaliyet gösteren girişimleri desteklemek üzere özel organizasyonlar kurmaya başladı bile.

Machine Learning: Bilgisayarlara önceden programlanmadan veriye dayalı akılcı kararlar verebilme becerisi, bir başka değişle kendi kendine öğrenebilme yeteneği kazandırılması. Kullanımı son yıllarda o kadar gelişti ki oyunlardan ısıtmaya birçok alanda hayatımızı kolaylaştıran bir noktadayız. Artık tüm ham veriler bir havuza aktarılıp bilgisayarların onları analiz etmesi ve en optimal sonucu vermesi tercih ediliyor.

Bu alandaki yetenek havuzunun küçüklüğü ve firmalardaki kararların tamamının veriye dayalı hale gelmesi için geçirilecek dönüşüm sancıları gibi başka birçok etken firmaların büyük veriyle mücadelesini zorlaştırıyor. Sektörler arası analitik gelişmişlik düzeyleri de çok farklı, bu da yapılan yatırımların sonuçlarını doğrudan etkiliyor. Maalesef birçok sektör henüz standart veri toplama ve değerlendirme sistemlerini bile kurmuş değil.

Firma seviyesinde harekete geçmek için en basit yöntem; pazarlama ve CRM aktivitelerinin gerçek zamanlı ve programlanabilir olan pazarlama otomasyon teknolojilerine geçirilmesi olabilir. Bireysel olarak kendini geliştirmek isteyenler için ise ilk adım ücretsiz bir Online eğitim seminerine katılmak olacaktır.

Bu konu hala ilginizi çekmediyse aşağıdaki videoyu izlemenizi öneriyorum.


26 Ekim 2016 Çarşamba

Dijital, Dünya Perakende Sektörünü Geri Dönülmeyecek Şekilde Dönüştürüyor; Peki Türkiye Ne Durumda?

Global (fiziksel) perakende sektörü için yayınlanan güncel büyüme beklentisi raporları pek olumlu değil; ve herkesin bildiği gibi mağazaların ziyaret ve ciro rakamları düşüşte. ABD'de bunun en önemli nedeni olarak tüketicilerdeki internet ile zenginleşen alışveriş dönüşümü gösteriliyor. Bu dönüşümün ana tetikleyicisi, artık tüketicilerin akıllı telefonları sayesinde her tür ürün / hizmete ihtiyaç duydukları anlarda araştırma veya alışveriş amacıyla internete erişebilmeleri. Hatta dünyanın en büyük perakendecisi olan Walmart, bu ay içerisinde iş modelinde önemli bir değişikliğe giderek e-ticareti daha fazla ön plana çıkaracak bir yapıya geçeceğini duyurdu. Amazon'un yaptığı ciddi lojistik yatırımı sayesinde aşağıda görebileceğiniz gibi ABD'de neredeyse nüfusun yarısına 30 KM mesafede bir depoya sahip olması, fiziksel perakende modelinin son dönemde yaşadığı baskının en gözle görülür kanıtı. Bunun yanında Amazon'un fiziksel alışverişe uygun ürünler için oluşturduğu küçük mağaza konsepti de iddialı bir genişleme planına sahip.


2016 yılı Türkiye perakende sektörü için de pek iyi gitmiyor. Bu yıl içerisinde Top Shop, C&A ve Tesco gibi yabancı markalar Türkiye'den çekilme kararı alırken, birçok yerli markalar ise yüzlerce mağazasını ‘verimsizlik' nedeniyle kapattı. Bunun bir nedeni Capital'in En Büyük 500 raporundan alınan aşağıdaki tabloda görülebiliyor; 1,5 milyar TL üzerinde ciroları bulunan perakendecilerin karlılık oranları yüksek değil. Bu alandan bir başka veri olan fiziksel mağazalara giren ziyaretçilerin satın alma oranlarına ilişkin tabloya göre ise perakendeciler, ilginç bir şekilde son yıllarda satışa dönüştürme performanslarının arttığını ifade ediyor. (Bir dip not: Bu oranlar e-ticaretten aşina olduklarımızın çok üzerinde.) 2014 yılında AVM'lere yapılan 1,7 milyar ziyaretin sonraki dönemde hız kaybettiği fakat çok ciddi şekilde düşmediği değerlendirmesini / rakamlarını gerçekçi kabul edersek yapılabilecek tek yorum, tüketicilerin sepet tutarlarının ya da müşteri başı harcamanın azalmış olması. 



Dijital dönüşümün Türkiye'deki yansıması, kendisini en çok satınalma öncesi araştırma aşamasında gösteriyor. Mobil internet kullanımının artmasının bir sonucu olarak Türkiye'deki tüketicilerin araştırmalarında internetten yararlanma tercihi, alışverişin saatler (%22) ve hatta anlar (%15) öncesinde yoğunlaşıyor. Fakat Türkiye'deki fiziksel mağaza (AVM) müşterileri ile e-ticaret müşterilerinin profilleri ve davranışları hala birbirinden çok farklı. Dolayısıyla 2011-2012 yılları arasında özel alışveriş sitelerinin Türkiye perakende sektöründe yarattığı ciddi ivmeyi bir kenara koyarsak, henüz tam olarak olgunlaşmamış bir internet alışveriş alışkanlığının toplam perakende sektörünü ne oranda etkileyebileceğini analiz etmek gerçekten zor. Son kullanıcıların cep telefonu başta olmak üzere teknoloji ürünleriyle bu kadar ilgili olduğu bir ülkede, e-ticaretin perakende üzerindeki etkisinin gelecekte çok daha yükseleceğine dair birçok raporun olması; yakın gelecekte bu konuda yaşanacak ciddi bir sıçramanın habercisi.

20 Eylül 2016 Salı

Google'ın girişimcilik ekosistemine sağladığı desteklerden haberdar mısınız?

10 yıldan uzun süredir en önemli başarısı sürekli teknolojik yenilik üretmek olan, dünyanın en ünlü şirketlerinden biri olan Google'da çalışıyorum. Google'ın faaliyet alanları çoğunlukla dinamik ve girişimciliğe yakın olan internet ekosisteminin içerisinde yer aldığı için şirket çalışanlarının da bu özellikte olacağı gibi bir algı olduğunu görüyorum. Bu belki de ürünleri geliştiren mühendisleri düşündüğümüzde gerçekçi bir değerlendirme olsa da tüm çalışanların bu profilde olmadığı bir gerçek. Hatta girişimcilik konusuna neden yatkın olmadığımdan Etohum'un eğitim kampındaki sunumumda bahsetmiştim.

Bu yazıda ismi inovasyon ve girişimcilik ile bu kadar anılan Google'ın Alphabet çatısı altında kurum olarak girişimcilik ekosistemine sağladığı desteklerden bildiğim kadarıyla bahsetmeye çalışacağım. Yalnızca önemli bir konunun altını çizeyim; bu paylaşım Google'ın çalışanlarına yönelik yürüttüğü iç programları hakkında değil. Yani yazı, ne Google'ın çalışanların yaratıcılığını destekleyen %20 Zaman projesi ne de ismi Area 120 olarak haberlere konu olan şirketiçi innovasyon çalıştayları hakkında bir bilgi içermiyor. Google kültürünün temel noktalarını merak edenler, Laszlo'nun kitabının kısa özetine göz atabilirler.

Google Capital: 2013 yılında büyüme odaklı girişimlere yönelik bir yatırım fonu olarak kurulan Google Capital'in portföyündeki şirketler aynı zamanda şirketin üst düzey yöneticilerinin uzmanlığından da doğrudan yararlanıyor. Örnek yatırımlar: Duolingo, Care.

Google Ventures: 2009 yılında kurulan Google Ventures (GV) Alphabet'in yatırım sermayesi kolu olarak düşünülebilir. Girişimcilere mühendislikten dizayn ve pazarlamaya kadar uzanan birçok alanda destek veren geniş bir ekibi bulunuyor. Hatta geçenlerde girişim süreçlerini hızlandırmak amacıyla oluşturdukları Sprint modelini kitap olarak yayınladılar. Örnek yatırımlar: Uber, 23andMe.

Google For Entrepreneurs: 2011 yılında oluşturulan Google For Entrepreneurs Organizasyonu, girişimcilik topluluklarıyla (komüniteler) ortaklaşa bir şekilde dünyanın farklı yerlerinde girişimcilerin bir araya gelip projeler üreteceği Campus isimli merkezler açılmasını koordine ediyor.

Google Developers Launchpad: Yazılım kökenli girişimcilerin daha fazla faydalanabileceği bir girişimcilik destek projesi. Launchpad Accelerator, girişimcileri birebir rehberlik (mentörlük) ve diğer desteklerle geliştirmeyi amaçlayan bir program. Launchpad Space, girişimcilerin Google uzmanlarıyla birebir tanışıp son teknolojileri takip edebileceği ve projelerini daha sağlıklı şekilde hayata geçirmenin yöntemlerini öğrenebilecekleri bir merkez.

28 Ağustos 2016 Pazar

Mobilin Domine Ettiği Çin, Hindistan ve Endonezya'dan Son Haberler ve Yenilikçi Örnekler

Asya Pasifik Bölgesi, mobilin güdümüne giren dünya internet ekosistemini ciddi anlamda etkilemeye başladı. Yaratıcı ve yenilikçi mobil teknolojilerin bu bölgede ortaya çıkmasının en önemli nedeni şüphesiz internet ile ilk kez tanışan kişilerin büyük bölümünün mobil cihazlarında bu tecrübeyi yaşaması (mobile-first). Bu yazıda nüfus faktörü nedeniyle 'mobile-first' etkisinin en ciddi hissedildiği Çin, Hindistan ve Endonezya hakkında birkaç değerlendirmeyi, kaçırmış olabileceğiniz perspektiflerle ve yaratıcı örnekleriyle paylaşmak istedim. Umarım aşağıdaki bilgiler sizlerin de ilgisini çeker.

ÇİN
- Akıllı yaşam / ev konseptini şimdiden yaşatan donanım geliştirme konusunda ciddi aşama kaydettiler. Örnek Xiaomi'nin akıllı bisiklet, bileklik, router, hava temizleyici, televizyon ve ev kiti ürünleri.
- Facebook ve Tencent'in kullanıcı adedi, ciro ve karlılık açılarından başabaş olduğunu fark etmiş miydiniz?
- En büyük perakendecileri, fiziksel mağaza sahipleri değil iki e-perakende firması (AliBaba ve JD).

YENİLİKÇİ ÖRNEK: WECHAT
- Birçoğu ilk kez internet ile mobil cihazda tanışan (mobile-first) 700 milyon üzerinde kullanıcıdan güç alan, anlık mesajlaşma gibi birçok özelliği içeren mobil uygulama formatındaki yeni jenerasyon internet portalı olarak düşünebiliriz.
- Hesap sahipleri takipçilerine reklam yayınlayarak gelir sağlıyor.
- Ödeme yapmak için kullanım sıklığı aylık kişi başına 50'den fazla. Çünkü bu özellik 100 bin alışveriş noktasında, 80 bin restoranda ve 400 bin park yerinde geçerli.


YENİLİKÇİ ÖRNEK: UCBROWSER
- İnternet ile ilk kez mobil cihazda tanışan (mobile-first) kullanıcı kitlesini hedefleyen ve 500 milyon civarında kullanıcısına kendi uygulama ekosistemini sunan mobil internet tarayıcısı (browser) formatındaki mobil uygulama.
- Reklam engelleme, pil güçlendirme ve bağlantı hızı değiştirme gibi mobil kullanıcılar tarafından tercih edilen özelliklere sahip.
- Reklam ortaklıkları (ad affiliate) modeli ile ciddi gelir yaratıyor




HİNDİSTAN
- Toplam nüfusa oranı %15 civarında olan internet kullanıcılarının %65'i sadece mobil cihazları kullanıyor. İnternet bağlantı hızı ve cihazların hafıza kapasitesi; kullanıcılar için o kadar önem taşıyor ki gelişmekte olan benzer ülkelerde iş yapmak için özel içgörüleri gözden geçirmelisiniz.
- 200 milyonluk kullanıcı hacmi ile akıllı telefon penetrasyonu telefon kullanıcılarının %50'sini oluşturuyor. İnternet ile ilk tanışılan cihazların Android'in düşük kapasiteli modelleri olması nedeniyle telefonda tutulan mobil uygulama adeti bölgenin en düşük seviyesinde.
- E-ticaret pazarının 2020 yılında organize perakendenin %25'ine ulaşarak 60 milyar dolara yükselmesi öngörülüyor. (Hızlı gönderim, geri iade ve garanti kapsamı üç önemli katalizör)

YENİLİKÇİ ÖRNEK: FLIPKART
- En büyük yerel e-perakendeci (pazaryeri) olan Flipkart'ın trafiğinin %70'inden fazlası mobil cihazlardan yapılırken cirosunun büyük kısmını uygulaması oluşturuyor. Android kullanıcılarının %37'si mobil uygulamayı indirmiş.
- Büyük Milyar (İndirim) Günü'nü sadece mobil uygulamada düzenleyerek sadece mobil uygulama olarak faaliyetini sürdürmek gibi bir stratejisini açıklasa da Chrome'un başını çektiği bir grup tarafından oluşturulan PWA isimli yeni web teknoloji altyapısı nedeniyle planlarını değiştirdi. Mobil sitesine; uygulama benzeri çevrimdışı kullanım, anlık bildirim, vb. özellikleri ekledi.


ENDONEZYA
- 2020 yılı itibariyle İnternet kullanıcılarının 215 milyona ve 2025 yılı itibariyle e-ticaret pazarının 46 milyar dolara ulaşması öngörülüyor.
- Akıllı telefon kullanıcılarının %49'u bunları ana cihazları olarak kabul ediyor.
- 13 bin adadan oluşan bu ülke için e-ticaretin katalizörleri, gönderim olanağı ve nakit ödeme olarak ifade ediliyor. Bu sorunları çözmek için e-ticaretçiler de lojistik firmaları kurup bu alanda birçok yatırım yapıyor.

YENİLİKÇİ ÖRNEK: GO-JEK
- Lokasyon bazlı mobil uygulama iş modeliyle 1 milyar dolar değerlemeyi geçen son dönemin en önemli e-ticaret girişimlerinden biri.
- Ciddi trafik sorunu yaşanan Jakarta'da motorsiklet-taksiler için pazaryeri modeli olarak başlayıp porföyüne bilet, kurye, araç kiralama, ödeme, hatta masaja kadar uzanan birçok kategoriyi ekleyerek iş modelini tüm hizmet türlerini içeren hale evirdi.

28 Haziran 2016 Salı

Programlanabilir Reklamcılıkta Veri Yönetim Yetenekleri ve Teknolojilerine Kısa Bir Bakış

İnternete bağlı kullanıcıların sayısının sürekli olarak yükseldiği günümüzde, hiç şüphesiz firmalar tarafında kullanıcılara (müşterilere) dair tutulan verilerin arttığı bir Büyük Veriye (Big Data) Hücum dönemi yaşıyoruz. Oysa bu konuya yatırım yapan şirketler hala bu verilerin nasıl anlamlandırılabileceğini çözümlemiş değil. Doğru iç görülere ulaşmanın bir yandan kolaylaşırken diğer yandan karmaşıklaştığı bu veri bolluğunda; pazarlama profesyonellerinin hayatını kolaylaştıracak çözüm yolu olarak görülen Programlanabilir Reklamcılık, birçok teknolojinin bilinmesini (örneğin günümüzdeki görsel reklam dünyası) gerektiriyor. Bu noktadan hareketle birbirleriyle doğrudan ilişkili Programlanabilir Reklamcılık ve Veri Yönetimi hakkında daha önce paylaştığım yazılara tamamlayıcı olması için, Kapil Goswami'nin önerisiyle yeni teknolojileri ve bunları sağlayan firmaları aşağıdaki gibi pazarlama ve reklam teknolojileri olarak iki grupta toplamayı uygun buldum.



PAZARLAMA TEKNOLOJİLERİ

Birçok profesyonel Müşteri İlişkisi Yönetimi (Customer Relationship Management / CRM) konusunda bir ölçüde bilgi sahibi. Sektörde müşteri ilişkileri yönetimi ve içerik yönetimi gibi alanlarda firmalara uzun yıllardır hizmet veren ve kendilerine ciddi yer edinmiş 'bütünlüklü teknolojik çözüm' firmaları bulunuyor. Bu firmalar, avantajlı oldukları kişi bazlı analiz sonuçlarını ve bunları oluşturdukları sinyalleri, reklam hedeflemelerine dönüştürme konusunda e-posta ve SMS iletişimi gibi 1. taraf verilerinin doğrudan kullanımları dışında çok gelişmiş reklam teknolojilerine sahip değiller.

Adobe Marketing Cloud olarak isimlendirdiği toplu çözüm modeli ile firmalara birçok avantaj sağlıyor. Henüz reklam teknolojileri tarafında ürünleri bulunmasa da pazarlama teknolojileri konusunda iyi bir noktadalar. Omniture satın alması ölçümleme alanında önemli bir adım olurken Efficient Frontier satınalması sayesinde ortaya çıkan Media Optimizer, reklam teknolojisi alanına girmeye dair bir atılım olarak düşünülebilir.

Oracle da yine Marketing Cloud adını verdiği bütünlüklü çözüm ile müşteri ilişki yönetimi ve diğer pazarlama teknolojisi konularında geniş bir ürün portföyüne sahip. BlueKai ve Data Logix satın almaları kendi Veri Yönetim Platform'unu (Data Management Platform / DMP) hayata geçirmekte en önemli yapı taşları oldu. 

Salesforce ise Marketing Cloud hizmetlerini ExactTarget satın almasıyla hayata geçirirken Site.com satınalması bulut (cloud) bazlı bir içerik yönetim teknolojisi sunmalarını sağladı.

SAP'nin de bu alanda Hybris gibi satınalmalarla güçlendirdiği birçok üründen oluşan çözüm paketleri bulunuyor. Reklam teknolojileri alanına ise kısa süre önce Exchange Media isimli ürünleriyle bir giriş yaptılar.


REKLAM TEKNOLOJİLERİ

Reklam teknolojileri, birbirleriyle entegre olabilen ve birçok kaynaktaki farklı özelliklerdeki verilerin bir araya getirilip paylaşılabilmesine ve pazarlama stratejilerinde programlanılabilir şekilde kullanılabilmelerine olanak sağlıyor. Büyük çoğunluğu kişi bazlı değil, çerez bazlı deterministik modelleme üzerinden çalışıyor. Teknik terimlere aşina olmayanlar için aşağıda açıklama bağlantılarını paylaştığım birçok yeni teknoloji, son dönemde bu kategori altında reklam veren firmaların kullanımına sunuldu. 
Reklam Sunucuları (Ad Serving), Reklam Ağları (Ad Network), Reklam Ağları Arası İşlem Platformları (Ad Exchange / AdX), Reklam verenler veya Ajanslar için Talep Yönetme Platformları (Demand Side Platform / DSP), Yayıncılar için Envanter Yönetme Platformları (Supply Side Platform / SSP) ve Veri Yönetim Platformları (Data Management Platform / DMP). Bu alanda faaliyet gösteren birçok teknoloji şirketi bulunmakla birlikte kendi envanterleri bulunan (Owned and Operated / O&O) teknoloji firmaları bütünlüklü çözüm getirebilme açısından daha avantajlı durumdalar.

Facebook kullanıcılarına ait verilerin pazarlamacılara sağlayabileceği olanaklar çok yüksek. Fakat bütünlüklü bir reklam teknolojisi yaratma amacıyla yapılan Atlas ve Liverail reklam teknolojisi satınalmaları sonrasında yayına alınan reklam ağları arası işlem platformunun (FbX) kapatma kararının alınması, artık reklamverenlere reklam teknolojileri üzerinden daha sınırlı bir kullanım sunulacağını işaret ediyor olabilir.

Google; arama motoru, görüntülü reklam ağı, Android, Gmail ve YouTube gibi çok farklı ve önemli envantere sahip. DoubleClick, Google Analytics ve Adometry gibi satınalmalar sayesinde bütünlüklü tek reklam teknolojisi olan Doubleclick Digital Marketing ürününü oluşturmayı başardı. Yeni lanse edilen Analytics 360 ile pazarlama teknolojisi kategorisindeki önemli özellikleri, reklam teknolojisi ile entegre haline getirirken kısa bir süre önce Firebase satınalmasının getirisi olan mobil uygulamalara özel bir yeni teknoloji çözümünü de kullanıma sundu.