16 Mart 2014 Pazar

İnternet, Kontrol Altına Alınabilir Mi?

Merhaba, bu blog'da 6 yılı geçen bir süre boyunca düzenli şekilde özgün içerikler paylaşmaya çalıştım. 2014 yılı başından beri Can Erkan isimli haklı bir kişisel gerekçe nedeniyle yazılara kısa bir süre ara verdim :) Anlayışla karşılamanız dileğiyle...



Türkiye, son dönemde devletin bireylerin İnternet kullanımını kontrol altına almaya yönelik düzenlemelerini tartışıyor. İnternet ortamında yapılan yayınların düzenlemesi olarak isimlendirilen ve bireylerin İnternet'i her tür bilgiye ulaşabilmek veya bilgiyi yaymak amacıyla kullanabilmesinin önünü keyfi gerekçelerle kesebilecek yasa, şubat ayı içerisinde yürürlüğe girdi. Bundan sonra neler olacağını hep birlikte göreceğiz.

Aslında internetin kısıtlanması veya kayıt altına alınması sadece Türkiye'de konuşulmuyor; kısacası yalnız değiliz. Tüm dünyada benzeri kısıtlama / kontrol veya raporlama mekanizmaları birçok devlet tarafından kurulmaya çalışılıyor. En önemli iki örnek Çin'in Golden Shield ve ABD'nin NSA projeleri. Ayrıca İngiltere'de 2011 yılındaki protestolarda sosyal medya iletişimi kesilmek istenirken; Hindistan'da Aadhaar isimli bir program çerçevesinde tüm vatandaşların Online olarak kayıt altına alınması sağlanmaya çalışılıyor. Peki internet, gerçekten de devletlerin kontrol edebileceği kadar basit bir teknoloji mi?

Eric Schmidt ve Jared Cohen tarafından hazırlanan The New Digital Age (Yeni Dijital Çağ) isimli kitap, tam da bu soruyu yanıtlamaya çalışıyor. Terörizmden seçim sistemlerine kadar internetin (teknolojinin) dünyayı nasıl değiştireceği; devlet ve birey arasındaki mücadele üzerinden inceleniyor. Kitabı okurken ilgimi çeken birkaç öngörüyü sizlerle paylaşmak istedim. Bizi nasıl bir geleceğin beklediğine dair aşağıdaki saptamalar eminim ilginizi çekecek:

  • Teknoloji tarafsızdır, fakat insanlar değil.
  • Dijital nüfus ve bağlantılar arttıkça vatandaşlar kişisel bilgileri üzerindeki kontrollerinin bir kısmını kaybedecekler.
  • Kolluk kuvvetleri davranışları kaydedileceğinden daha kontrollü müdahale etmek durumunda kalacaklar.
  • Çocuklar Online ortamda daha hızlı gelişeceklerinden ailelerin evde kişisel gizlilik ve güvenlik eğitimi vermesi gerekecek.
  • Online profillerin ticareti yapılmaya başlanacak.
  • Dijitalleşen nüfus ve biriken veriler sayesinde bireyler hakkında daha fazla (kişisel) bilgiye sahip olabilme fırsatı ortaya çıkacak. Devletlerin kendi ürettikleri programlar ve vatandaşların kişisel hataları bu verilerin ele geçirilmesine neden olabilecek.
  • Ürünlerin kişisel güvenliğe verdiği önem, satın alma kararlarını fiyatlar kadar etkilemeye başlayacak.
  • P2P ağlar, her tür kotrolün dışında kaldıkları için bireyler arasındaki gerçek güvenli iletişimi sağlamak için daha yoğun kullanılacak. 
  • Devletlerin veya bölgelerin 'kendi' internetlerini kurması sanal vizelerin ortaya çıkmasına neden olacak.
  • Fiziksel olarak bir arada yaşamayan gruplar, internet üzerinde sanal özerkliklerini / bağımsızlıklarını (seçme, seçilme ve yönetilme) ilan edecekler.
  • Siber saldırılar ve terörizm; kod savaşları üzerinden artarak güçlenecek. Fiziksel terörist olarak yetişmek için gelişmemiş olan ülkelere giden kişilerin yerini, siber terörist olabilmek için gelişmiş ülkelere giden kişiler alacak.

29 Aralık 2013 Pazar

E-ticaret'in Geleceği: Fiziksel Mağaza mı yoksa Gönderim Merkezi mi?

Tüketicileri internet ve mağaza müşterisi diye ayrıştırmak gittikçe zorlaşıyor. Çünkü tüketiciler alışveriş yaparken farklı zamanlarda, kategorilerde ve amaçlar için birden fazla kanalı kullanmayı tercih ediyor. Satın alma süreci aşağıdaki grafikte göreceğiniz şekilde çok karmaşık hale geldi.


Tam da bu nedenle, firmalar için potansiyel müşterilerinin tümüne ulaşabilmelerinin tek yolu; 'her tür kanallarını açmak.' Fiziksel mağazaları olan klasik perakende firmaları günden güne interneti iş modellerine eklemlemeye çalışırken; aşağıda örneklerini paylaşacağım şekilde e-ticaret firmaları da mağazalar açarak ve fiziksel varlıklar oluşturarak tüketiciye 'dokunma' gayretindeler.

  • Dünyanın en önemli e-ticaret firmalarından olan AmazonLocker Delivery projesi çerçevesinde kendi sipariş kutularını, ABD'de farklı lokasyonlara yerleştirmeye başladı.





Türkiye'de Fiziksel Mağazaları Olan E-Ticaret Firmaları

2013 yılına kadar Türkiye'de web dışında da faaliyet gösteren e-ticaret firması sayısı sadece 2 idi:


Bu yıl sayıları az da olsa, farklı kategorilerde faaliyet gösteren diğer e-ticaret firmaları da fiziksel mağazacılığa adım attı. Trendyol'un Maslak'ta ve Altıncıcadde'nin Trump AVM'de açtığı mağaza, belki de Türkiye e-ticaret sektörüne; 2014 yılı ve sonrası için önemli içgörüler sağlayacak.














Görsel Kaynak: treehugger.com

15 Aralık 2013 Pazar

İhracatın E-Hali İle Tanıştınız Mı?

Elektronik ticaret, toplam ticaretin etkisiz, küçük bir parçası olarak konumlanma noktasını çoktan geçti. Javelin Group'un Perakende Günleri 2013'te yaptığı sunumda belirtildiği gibi büyük perakendeciler, fiziksel mağazacılığın gelecek 10 yıl süresince kan kaybetmesinin beklenmesi nedeniyle, toplam satışlarının %10'a yakın bölümünü şimdiden web'e taşıdı. Tüm yayınlanan raporlarda yakın gelecekte e-ticaretin, Omni-channel yaklaşımlar sayesinde firmaların temel ticari kurgularının içerisine eklemleneceği öngörülüyor.

E-ticaret şüphesiz sadece ülke içi satış ile sınırlı değil. E-ticaret firmaları, global hale gelme uğraşındalar. E-ticaretin globalizasyonu (globalization of ecommerce) olarak adlandırılan bu süreç, firmaların başka ülkelerde operasyonlar açması / yerel hale gelmesi olarak ifade edilebilir. Ülkeler arası e-ticaret / e-ticaret ihracatı (cross border ecommerce) olarak isimlendirilen konsept ise bu ana başlığın farklı şekilde ele alındığı bir yaklaşım. Normalde B2B olarak değerlendirilen 'ihracat'ın gittikçe artan bir kısmı, bireylerin doğrudan yaptıkları alışverişlerden (B2C) oluşmaya başladı. Bu ekonomik etki bazı ülkeler için o denli büyük bir hale geldi ki ülkeler arası anlaşmalar içerisinde yer almaya başladı. Hatta e-ticaret ihracatı konusunda (Avrupalı firmaların çatı kurumu Ecommerce Europe başta olmak üzere) ülkeler üstü eğitimler organize edilir oldu.

Bu değişimin en büyük nedeni; tüketicilerin sadece yaşadıkları semtlerle sınırlı olan alışverişin farklı dillerde ve ödeme sistemlerinde faaliyet gösteren e-ticaret siteleri sayesinde, uluslararası bir aktivite haline gelmesi. Aklımıza önce Amazon, eBay ve Alibaba gibi dünya çapında müşterileri olan global siteler gelse de aslında elektronik ticaret sitelerinin birçoğu kuruldukları ülke dışından ciddi cirolar elde ediyor. 237 ülkeye gönderim yapan İngiltere'den Asos ve 18 ülkeye gönderim yapan Fransa'dan Vente-Privee'yi örnek olarak inceleyebilirsiniz.

E-ticaret ihracatı dünyanın belli bölgelerinde o denli yoğunlaştı ki firmalara farklı ülkelerdeki operasyonları için destek vermek amacıyla Orta Doğu'da faaliyet gösteren Aramex ve Çin'de operasyonlarını genişleten Export Now gibi özelleşmiş ara hizmet firmaları kurulmaya başlandı. E-ticaret ekosisteminin en önemli parçalarından biri olan kargo firmaları da e-ticaret ihracatını artırmak üzerine UPS'in Online Tüketici Raporu gibi uluslararası analizler yayınlayıp detaylı çalışmalar yapıyor. Örneğin Uluslarası Posta Birliği, internet üzerinden başka ülkelere ihracat yapmak isteyen firmalara yol göstermek amacıyla Avrupa ülkelerini kapsayan bir pazar raporu yayınladı. Bu araştırmaya göre Kitap, CD ve Giyim, Ayakkabı kategorileri; farklı ülkelerden yapılan alışverişlerde başı çekiyor. Posta Birliği, bunun dışında da firmaların ihracat için organizasyon yapılarını ve iç süreçlerini hazırlamalarında yardımcı olacak bir doküman yayınladı.

İnternet alışverişlerinin başka ülkelerden yapılmasının ana nedeni fiyat avantajı olsa da; İngiltere gibi e-ticaret konusunda tecrübeli ülkelerin bulunması ve Çin gibi bazı ülkelerin üretim maliyetleri konusundaki avantajları diğer önemli faktörler olarak değerlendiriliyor. Nielsen'in yayınladığı rapordan aldığım aşağıdaki grafik, dünyada e-ticaret ihracatı konusunda öne çıkan ülkeler arasında Kanada ve Hong Kong'un da yer aldığının görülmesi açısında önem taşıyor.



Dünyada Hangi Ülkelere E-İhracat Yapılabilir?
  • Forrester'ın son yayınladığı E-ticarete Hazır Olma Global Raporu'nda pazarın hazır olmasına göre büyük fırsatlar sunan ilk 5 ülke ABD, Çin, Japonya, Güney Kore ve İngiltere şeklinde ortaya çıkmış. 
  • Planet Retail'in yayınladığı raporda ise e-ihracat alanında planlamalara başlayan firmalar için gelişmekte olan (e-ticaret pazarları yılda ortalama %30 büyüyen) Hindistan, Brezilya, Çin ve Rusya gibi ülkelerin detaylı analizlerine yer verilmiş. 
  • Aşağıdaki tabloyu aldığım AtKearney'in 2013 yılı Global Online Perakendecilik Raporu'nda da dünya çapında e-ticaret endeksinde ilk beş sıra Çin, Japonya, ABD, İngiltere ve Güney Kore'den oluşurken; Türkiye 22. sırada yer almış.



Türkiye'den E-ticaret İhracatı Yapılır Mı?
Ülkemizin 2023 yılı ihracat hedefi olan 500 milyar dolarlık hacim içerisinde son tüketicilere yapılacak gönderiler de bulunuyor. Firmaları bu alanda desteklemek için uygulamaya konmuş aşağıdaki üç temel düzenleme, devlet tarafında bu konuya verilen önemi göstermekte:
1- Elektronik Ticaret Gümrük Beyannamesi ile e-ticaret ihracatının Türkiye'den çıkış prosedürü kolaylaştırılmış oldu. Detayları daha önceki bir yazıda paylaşmıştım.
2- E-ticaret ihracatını yurt dışında dağıtım merkezleri açarak yürütmeyi tercih eden firmalar için sağlanan Yurt Dışı Depo Desteği firmalara ciddi avantajlar sağlıyor.
3 - Yurt Dışındaki Tanıtım Faaliyetleri Desteği sayesinde yurt dışındaki e-ticaret müşterilerine yapılacak pazarlama faaliyetleri için ciddi oranda bir geri ödeme alınabiliyor.

24 Kasım 2013 Pazar

Perakendeciler, Mobil Ticarete Hazırlıksız Mı Yakalandı?

Ticaretin teknoloji ve internet sayesinde dijitalize olmasından bahsedilirken mobil ticaret, hep geleceğin trendi olarak konuşmalara konu oluyor. Oysa 'gelecek' erken geldi. Bu da ABD dahil olmak üzere tüm dünyada birçok perakendecinin yeni ticari hayata hazırlıksız yakalanmasına neden oldu. Günümüzde ulaşılan noktalardan nereye sıçrama yapılabileceğine dair kişisel değerlendirmelerimi paylaşmak istedim.

1- Dünya üzerinde yıllık satışı yapılan internete bağlı cihaz adedi 1,6 milyarın üzerine çıkmış durumda. Bu cihazların içerisinde akıllı telefon ve tabletler, bilgisayarların hacmini çoktan geçti. (Kaynak: Business Insider The Future of Digital 2013)
Yorum: internet of things denilen her tür teknolojik cihazın internete bağlanması konsepti mobil internet sayesinde daha da hızlanacak ve kişi başı internet bağlantısı adedi çok artacak.


2- Global internet trafiğinin %20'si akıllı telefonlar aracılığıyla oluşmakta. (Kaynak: Webcertain Global Mobile Report 2013)
Yorum: Tabletlerin bilgisayarları ikamesi hızlandıkça internet trafiğinin çok büyük kullanımı ve kapsamı lokasyondan bağımsız cihazlardan gerçekleşecek.

3- ABD'de e-ticaret sitelerinin ziyaretlerinin %20'sinden fazlası akıllı telefon ve tabletlerden yapılıyor. (Kaynak: Business Insider The Future of Digital 2013)
Yorum: Tüketicilerin mağaza-içi kullanımları arttıkça klasik perakendeciler için mobil internetin ve ticaretin etkisi katlanarak büyüyecek.

4- ABD'de e-perakende satış hacminin %16'sı akıllı telefon ve tabletlerden yapılan alışverişlerden oluşuyor. (Kaynak: eMarketer September 2013)
Yorum: Mobil ciroların ağırlığının sürekli artışı, firmaların tüm IT süreçlerini ve önceliklerini değiştirmesine neden olacak. Site raporlama teknolojileri daha karmaşık hale gelecek.

5- ABD'de büyük e-ticaret sitelerinin ziyaretçilerinin %20'lere ulaşan bir kısmı sitelere 'sadece' akıllı telefon ve tabletler aracılığı ile giriyor. (Kaynak: Shop.org Annual Summit 2013 comScore Mobile Retail Boot Camp)
Yorum: Tüketicilerin tek cihaz kullanım / konfor tercihleri, mobil'i çoklu cihaz (Multiscreen, multi device) tecrübesinin bile ötesine taşımaya başladı.


6- ABD'de e-ticaret firmalarının ziyaretçilerini satışa dönüştürme oranı tabletlerde bilgisayarlarla aynı seviyede %2,5 düzeyinde gerçekleşirken; akıllı telefonlarda %1'in altında kalıp neredeyse üçte biri oranında gerçekleşmiş. (Kaynak: Monetate Q2 2013 Report)
Yorum: E-perakende firmaları, akıllı telefonlardan gelen ziyaretçilerini satışa dönüştürebilmek için iş modellerini dahi değiştirmek durumunda kalabilirler.

27 Ekim 2013 Pazar

Retargeting / Remarketing Teknolojisine Yakından Bakmayı İsteyen Var Mı?

Fiziksel perakendecilerin müşteri ilişkileri yönetiminde (CRM) kullanabildiği veriler büyük oranda kendilerinden alışveriş yapan kişilerle sınırlı. Mağaza ziyaretçilerinin %5'in altındaki bir oranının satın alma işlemi gerçekleştirmesi nedeniyle, asıl hacmi oluşturan 'alışveriş yapmayan çoğunlukla' ilgili olarak erişilemeyen bilgileri içeren çok ciddi bir içgörü hazinesi bulunuyor.

Aslında e-perakende sektöründe de site ziyaretçilerinin alışverişe dönüşen kısmı, fiziksel perakendeden çok farklı değil. Hedefli pazarlama stratejileri sayesinde bu oran yükseltilebilse de ortalama olarak hala site ziyaretçilerinin %3 civarında bir oranı alışverişi tamamlıyor. İnternet, 'tüm ziyaretçileri ölçümleyebilme' avantajı sayesinde e-ticaret firmaları için fiziksel perakendeci rakiplerine oranla daha fazla veri kullanım imkanı sağlıyor. Daha önceki bir yazıda e-perakendecilerin, ziyaretçilerinin geçmiş davranışlarına göre özelleşmiş tekniklerle sitelerinde nasıl kişiye özel mesajlar ve içerikler sunabildiklerinden bahsetmiştim.

İnternet’in ölçümleyebilme gücü sadece site içerisiyle sınırlı değil. Bunun dışında birçok kaynaktan sağlanan verilerle oluşturulan pazarlama faaliyetleri, site dışında da kişiselleşmiş kampanyalar yapılabilmesine olanak sağlıyor. Global olarak kullanımı hızla artan ve kişileri yeniden hedefleyebilmeyi mümkün kılan bu teknolojiye Retargeting / tekrar hedefleme deniyor. Retargeting teknolojisi Cookie / çerez altyapısı üzerinden uygulanabiliyor. Retargeting teknolojisini detaylandıracağım bu yazıda bahsedeceğim özellikleri daha elle tutulur bir şekilde anlatabilmek için Google'ın (sahip olduğu gelişmiş reklam sunucusu Doubleclick ile birlikte) reklam hedefleme özelliklerini örnek linkleriyle kullanacağım. Bu arada Google AdWords sisteminde bu terim Remarketing / yeniden pazarlama olarak kullanılıyor.


Hedef Kitle Listesini Genişletme (Etiketleme)
Retargeting için ilk aşama, kişilerin ilgi alanlarına göre gruplanmasının sağlanması, yani bir anlamda hedefleyebileceğimiz kitleler oluşturmak. Bunun da en kolay yöntemi gezilen site sayfaları (URL) üzerinden sayfaları gezenlerle ilgili bir segmentasyon yapmak. Uygulanması planlanan pazarlama stratejilerinin doğru şekilde hayata geçebilmesi için özelleşmiş yeniden hedefleme listelerinin düzgün oluşması çok önemli.

Hatta sadece sayfa verisiyle sınırlı kalmayıp ziyaretçilerin ziyaret sıklığı, süresi ve kaynaklarıyla ilgili verilerini alabildiğimiz web analiz araçları da ziyaretçileri gruplandırmak için kullanılabiliyor. Örnek olarak Google Analytics'in Remarketing Listeleri özelliğini inceleyebilirsiniz.

Firmalar, zaman içerisinde gelişen teknolojilerle hedef kitleleri oluşturmak (genişletmek) için gerekli bilgileri sadece kendi siteleriyle sınırlı kalmadan da edinebilmeye başladılar. Site dışında kullanıcı verisi alınabilecek başka kaynaklar olarak mobil uygulamalar ve firmaların kendilerinin ürettiği videolar düşünülebilir. Örnek olarak Youtube Remarketing olarak isimlendirilen ve Youtube'a yüklenen videoları (videoların paylaşıldıkları yerlerde de) izleyen kişileri, hedef kitle listelerine eklemeye olanak sağlayan özelliği inceleyebilirsiniz.

Farklı web varlıkları aracılığıyla birçok kişiyi segmente eden ve bu kitleleri (çerez / cookie listelerini) ticari iş modeli olarak başka firmaların pazarlama faaliyetlerine sunan aracı firmalar da giderek artıyor. Bu firmalara yeni çağın reklam ara-ajansları da diyebiliriz. Kitleleri hedeflemeye yarayan teknolojiler Demand Side Platform / kitle yönetimi yapılan platformlar olarak adlandırılıyor ve Real Time Bidding / gerçek zamanlı fiyatlama ücretlendirmeleri ile birçok reklam ağında kullanılabiliyor. Örnek olarak Doubleclick Bid Manager gerçek zamanlı fiyatlama sunan bir kitle yönetimi platformuyken Doubleclick Ad Exchange entegre reklam ağı şemsiyelerinin en genişlerinden biri.

Retargeting Kampanyalarının Kullanım Platformları
Etiketlenen kişilere ulaşmak için banner, video veya diğer formatlarda reklamlar oluşturularak Google Görüntülü Reklam Ağı gibi reklam ağları kullanılabildiği gibi arama motorlarındaki kampanyalarda da ilgili Remarketing listeleri kullanılarak, reklamlar kitlelere göre özelleştirilebiliyor. Bu şekilde internette ziyaret edilen sitelerdeki reklam alanlarında hedef kitlelere göre özelleşmiş reklamlar sadece ilgili kişilere gösterilebiliyor.

Henüz çoklu cihaz kullanan bireyleri bütünlüklü olarak analiz edebilecek teknolojiler üzerinde çalışmalar devam etse de tarayıcı tabanlı akıllı mobil cihazlardan yapılan site ziyaretleri de benzer şekilde daha sonra yeniden (hedefli) pazarlama yapabilmek için kullanılabiliyor.

Dinamik Retargeting Reklamları
Retargeting teknolojilerinin kullanımının daha gelişmiş hali reklamların dinamik şekilde oluşturulması. Tecrübeli perakende profesyonelleri, hangi segmentin hangi ürün veya mesaja daha iyi tepki vereceğini geçmiş tecrübeleri ışığında yorumlayıp onlara uygun stratejiler kullanmayı tercih ediyor. Yine de bu yeniden hedefleme ve uygun reklamları oluşturma sürecinin, otomatik pilot şeklinde sisteme bırakılıp hedefler doğrultusunda reklamların hedeflenecek kitlenin geçmiş davranışlarına göre otomatik olarak oluşturulabilmesi de zamandan ciddi bir tasarruf sağlayabilir. Örnek olarak Google'ın (Merchant Center ürününün aktif olduğu ülkelerde) kendi Google Görüntülü Reklam Ağı'nda kullanılan AdWords dinamik yeniden pazarlama teknolojisi incelenebileceği gibi , bu özelliğe sahip Doubleclick reklam sunucusu kullanılarak tüm Doubleclick Ad-Exchange ağına mensup sitelerde de bu hedefleme teknolojisinin uygulanabileceği değerlendirilebilir.

Bu alan son dönemde ciddi bir ivme kazandığı için biraz daha bilgi vermek faydalı olabilir. 2005 yılında kurulan ve yakında borsaya açılması beklenen Fransız firması Criteo ile Sociomantic ve Adroll gibi (kendi yayıncı, reklam ağları olmasa bile) kendi reklam sunucularına sahip birçok dinamik Remarketing firması bulunuyor. Hatta Facebook reklamları, bu teknoloji firmaları sayesinde kullanıcılara göre özelleştirilebiliyor.

Aslında buradaki en önemli nokta; gelişmiş bir reklam sunucusu (Adserver) aracılığıyla ve reklam ağlarına entegre bir platform (Ad-exchange) sayesinde; gelişmiş Retargeting teknolojisinin reklamverenler tarafından sahip olunabilir hale gelmesi. Programmatic Marketing / pazarlamayı bir strateji çerçevesinde programlamak olarak isimlendirilen ve gerçek zamanlı ücretleme altyapısına dayanan bir teknoloji ile günümüzde bir reklam verenin hiçbir aracı kullanmadan, internette reklam alanı bulunan sitelerin bir çoğunda hedef kitlesine yönelik olarak onların ilgilendikleri ürünleri otomatik şekilde kreatiflere ekleyen reklamlarını gösterebilmesi mümkün hale geldi.

Görsel kaynak: http://lateseo.com/

22 Ağustos 2013 Perşembe

Raporlarla Türkiye E-Perakende Sektörünün Son Durumu

Elektronik ticaret sektörü 2013'ü önceki yıllara göre daha sakin bir şekilde geçiriyor gibi görünse de e-ticaret sektörünün dinamikleri, global olarak farklılıklar gösteriyor. ABD'de firmalar mobil öncelikli ticarete adapte olmaya çalışırken Avrupa'daki firmalar ürün gönderebildikleri pazarları (ülkeleri) genişletme gayretindeler; Türkiye'de ise klasik perakende firmalarının web mağazalarına yaptıkları yatırımlarda ciddi bir artış var.

Son dönemde yayınlanan raporlardan ilgimi çekenleri sizlerle paylaşmak istedim.

Ecommerce Europe 2013 Raporu
Avrupa'daki birçok ülkenin e-ticaret pazar verilerinin içerisinde yer aldığı raporda, Türkiye'deki B2C e-satış hacminin 2012 yılında 5.4 milyar euro'ya ulaştığı belirtilmiş.

Raporu buradan indirebilirsiniz.

Türkiye İstatistik Kurumu 2013 Hanehalkı Bilişim Araştırması
Türkiye'de İnternet kullanıcılarının dörtte birinin 2013 yılı ilk döneminde e-ticaret müşterisi olduğunu belirten yeni araştırma sonuçları açıklandı. İnternet'ten alışveriş yapan kişilerin satın aldıkları ürün / hizmetlere dair değişimi verileri bir araya getirdiğim aşağıda tabloda görebilirsiniz.

Rapora buradan erişebilirsiniz.

Ipsos Our Mobile Planet Türkiye 2013 Mobil Raporu
Türkiye'de akıllı telefon sahipliğinin %30'a ulaştığını ve bu kişilerin %70'inin İnternet'e her gün mobil cihazları üzerinden eriştiğini belirten son araştırma önemli bilgiler içeriyor.

Raporun tamamını buradan indirebilirsiniz.

Deloitte Türkiye 2013 Perakende Sektör Raporu
Türkiye perakende sektörü alt kırılımlarına dair büyüklükleri ve beklentileri içeren raporda, sektörde yaşanan birleşmeler ve satınalmalar da listelenmiş.

Raporu buradan indirebilirsiniz.

Ekonomist 2013 Türkiye Perakende Dosyası
Türkiye'de klasik perakende firmalarının web satışlarının, toplam cirolar içindeki payları ve gelecekteki planlarına dair detaylı bir araştırma yapılmış. Teknoloji marketlerde yıllık Online cirolar, Teknosa 69 milyon TL, Gold Bilgisayar 45 milyon TL ve Bimeks 34.6 milyon TL olarak belirtilmiş. Dosyadaki firmalara dair verileri, aşağıdaki tabloda toplu olarak görebilirsiniz:


IAB İngiltere Mobil Perakende Raporu 2013
Perakendeciler için mobil cihazlardan kaynaklanan trafik ve cirolar gitgide daha önemli hale gelirken İngiltere gibi bu konuda lider bir ülkenin perakende sektörünün fotoğrafını çeken bir makale yayınlandı. Perakendecilerin %74'ü mobil cihaz uyumlu sitelere sahipken iPhone uygulamasına sahip olanların oranı ise %62 imiş.

Makaleye buradan ulaşabilirsiniz.

27 Temmuz 2013 Cumartesi

Perakende ve E-Ticaret'in Mutlu Sonu, Tek Deneyim (Omni-Channel)


Batıda elektronik ticaret (e-ticaret) terimi yavaş yavaş tedavülden kalkıyor. E-ticaret; ana bir satış kanalı olarak firmalar tarafından yukarıdaki görsel akışta ve aşağıda listelediğim ana trendler eşliğinde, tüketicilerin alışveriş sürecine tamamen entegre ediliyor:

  • Gelişmiş ülkelerdeki perakendecilerin Tek Deneyim (Omni-Channel) yapılarına geçmeye başlamalarıyla bütünlükçü bir satış süreci yaratılması mümkün hale geldi. (Anlık entegre çalışan stok ve gönderi sistemleri)
  • Bir fiziksel mağaza ancak lokasyonu kadar potansiyele sahipken, web mağazası ise sadece bütün ülkeye değil dünyadaki tüm internet kullanıcılarına erişebilecek potansiyele sahip. (İhracatın perakendeye inmesi)
  • ABD’de internet şirketlerinin vergisel avantajlarının ortadan kaldırılmaya başlanması ile internet ve mağazalar arasında fiyatlar eşitlenmese de yakınlaşmaya başladı. (Lokasyona göre değişen fiyatlar)
  • Alım gücü yüksek tüketiciler artık araştırma ve alışveriş yaptıkları yerleri internet veya mağaza diye ayırmıyor. Bütünlükçü alışveriş tecrübesinin odağında yer alan internete bağlı akıllı telefon penetrasyonu da birçok ülkede çoğunluğa ulaştı. (Satış temsilcisiz mağazalar)
  • 3 boyutlu baskı makinalarının satış fiyatları hızla düşmeye başladı. Son tüketicilerin hammaddeleri temin edip birçok fiziksel ürünü doğrudan üretmesi, uzak gelecek değil. (Ev yapımı telefonlar)

Şüphesiz bu değişen pazar dinamikleri dünyadaki yüzbinlerce perakendeciyi çok kısa vadede etkilemeyecek. Fakat bu geçiş döneminde klasik perakendecilerin yeni süreçleri planlarken göz önüne almaları gereken önemli bir ayrıntı var: Mağaza perakendeciliğinde ziyaretçileri (potansiyel müşterileri) mağazaya getirme (trafik) maliyetinin büyük bölümü, operasyonel gider olarak değerlendirilip 'lokasyon kirası' için kullanılıyor. Oysa internet perakendeciliğinde ziyaretçileri web mağazasına getirme (trafik) maliyetinin en önemli ayağını 'site trafiği kaynakları' oluşturuyor. Bir başka ifade ile web mağazaları için Online ziyaretçileri mağazaya getirme maliyeti sadece pazarlama giderleri içerisinde değil, fiziksel mağazaların ziyaretçileri için göz önüne alınan sabit giderlerin ciro içerisindeki payı düzeyinde düşünülmeli.