26 Ağustos 2014 Salı

Mobil Ticaretin Yeni Yıldızı Asya Pasifik Bölgesi'nden Bildiriyorum

Interneticaret blog'unu yıllardır karşıma çıkan bilgileri başkaları ile paylaşmak için kullanıyorum. Dünyada son yıllarda hem kullanıcı hem de gelir hacmi anlamında internet ekosistemini en ciddi büyüten bölgelerin başında Asya Pasifik / Uzak Doğu geliyor. Bu ay içerisinde taşındığım Singapur'da tüm bölgeyi kapsayan yeni görevimde bu bölgeyi daha yakından tanıma fırsatı elde etmeyi ve sizlere bundan sonra bölgedeki trendleri 'yerinden' aktarmayı umuyorum.

Böyle bir karar vermemde etkili olan şeylerin başında nüfusu yoğunluğu dışında, mobil internet ve mobil ticaret konusunda bölgedeki ciddi ilerlemeyi fark etmem geliyor. Asya Pasifik'te bulunan ülkelerin mobil cihazlar sayesinde dünyaya nasıl bir etkide bulunacağına dair temel verileri sizlerle de paylaşmak istedim.

Nüfus 
Gelecek 5 sene içerisinde dünya nüfusunun yarısı bu bölgede yaşıyor olacak. Bu da haliyle telefon sahipliğinden internet kullanıcılığına kadar uzanan her alanda çok önemli bir kullanıcı hacmi yaratacak.



Mobil İnternet 
Asya Pasifik Bölgesi, yukarıdaki tablodaki nüfus yoğunluğunun yanında mobil teknolojilerin (altyapı yetersizliğine bağlı olarak) alternatifsizliği nedeniyle dünyanın mobil internet popülasyonunun da ağırlığını taşıyor.



Akıllı Telefon 
Asya Pasifik Bölgesi'ndeki birçok kullanıcı henüz akıllı telefonla tanışmış değil. Mobil cihazlara dair Google'ın Android One gibi tüm projeler, mobil internetle kötü cihaz tecrübeleriyle tanışan kullanıcıların mobil internet kullanım tecrübesini daha çok geliştirmesini amaçlıyor.



E-Ticaret 
E-Ticaretin ciddi hacimlere ulaştığı ABD ve Avrupa'da büyüme oranları ciddi bir gerileme yaşıyor. Bu nedenle dünyanın gündemi; hem turizm gibi hizmet hem de perakende  alanlarında dijital ticaretin hızlandığı bölgelere çevrildi. Turizmde ciddi bir büyüme beklenen bölgede, Online perakendede de ciddi bir atılım yaşanıyor.


Kaynak: European Travel Commission

Mobil Ticaret
Asya Pasifik Bölgesi, cihaz penetrasyonu açısından henüz tam olarak Amerika ve Avrupa ile boy ölçüşemese de tüketicilerin mobil cihazları üzerinden tüketim yapma tercihleri ciddi şekilde yüksek. Bu da bölgede mobil ticaretin yakın gelecekte çok önemli hacimlere ulaşabileceği değerlendirmesine neden oluyor.


Kaynak: eMarketer

26 Temmuz 2014 Cumartesi

Mobil Ticaretin Temel İçgörülerinden Haberdar Mısınız?

2018 yılında ABD e-perakende hacminin %27'sini oluşturacağı öngörülen mobil ticaretin büyüme hızı, yandaki tabloda gördüğünüz gibi tüm alt kategoriler için göz kamaştırıcı. Bu yazıda raporlardan / verilerden sıyrılıp mobil ticaret konusunda ciddi aşama kaydeden firmaların tecrübelerini aktarmak istedim:

- Dünyanın her bölgesinde mobil ziyaretçi hacimleri ile mobil gelirler arasında ciddi bir fark bulunuyor. Büyüklükler değişse de aradaki bu fark ticarete bakış açımızın değişmemesinden kaynaklanıyor olabilir. Mobil cihazları gün içerisinde daha sık kullanan tüketicilerin firmalara gerçek katkısını ölçmek için daha sağlıklı bir hedef koymayı değerlendirebiliriz. Mobil ticareti değerlendirirken Conversion (Dönüşüm) yerine Conversation (Görüşme) konseptini kullanmaya başlayarak mağaza adresini incelemekten, çağrı merkezini aramaya kadar birçok ticari etkileşimi bütünlüklü olarak görebiliriz. Hiç tüketicilerinizin mobil cihazlardan sitenizi ziyaret edip çağrı merkezinize ulaştığını raporlamadınız mı?

- Akıllı telefonların kullanım alışkanlıkları masaüstü bilgisayarlar, dizüstü bilgisayarlar veya tablet bilgisayarlardan çok farklı. Bu cihazlarda geçirilen süreden alışveriş frekansı ve sepet büyüklüklerine kadar bambaşka tüketici alışkanlıklarından bahsedebiliriz. Tüketicilerin cihaz değiştirdiklerindeki davranış farklılıkları nedeniyle artık mobil siteler, ayrı mağazalar gibi yönetilmeye başlandı. Bunu daha da ileriye götürüp her cihaza özel farklı tecrübeler ve süreçler içeren arayüzler yazılmaya çalışılıyor. Bu da ana sayfalardaki ürünlerden tutun da sepet süreçlerinin bile cihazlara özel hale getirilmesini sağlıyor. Acaba mobil sitenizden en çok satınalınan ürün, websiteniz ile aynı mı?

- Her an elinin altında ve küçük bir ekranı bulunan akıllı telefonundan sitenizi ziyaret eden bir kişinin alışveriş süreci; klavye sayesinde rahatça içerik girebilen ve geniş ekranlı olan laptop kullanıcısından ciddi şekilde ayrışıyor. Bu durumda Responsive Design'dan bahsedebilir miyiz? Mobil siteleri sadece o cihazlardan ziyaret edilebilen aynı site tecrübesinin arayüzleri olarak kurgulamak yerine mobil tecrübeye uygun dizayn etmeliyiz. Mobil sitenizden alışveriş yapan kişiler web sitenizin her özelliğini kullanıyor mu ya da mobil sitede daha fazla kullanılan bir özellik var mı?

- Mobil uygulama yapmayı tercih eden firmaların yaşadığı ortak sorun, ciddi indirtme stratejileri / maliyetleri sonrasında uygulamaları indiren tüketicilerin bunları aktif olarak kullanmaması. Bunun en temel nedeni, tüketicilerin uygulamaları belli sıklıkta kullanmaya ihtiyaç duymayıp unutmaları. Dolayısıyla mobil uygulama yapmak tercih edilecek bir durum değil, içerik pazarlaması (Content Marketing) konusundaki yetkinlikle doğrudan ilişkili bir iş geliştirme süreci. Ancak bu şekilde uygulamanın indiren kişiler tarafından aktif kullanılması sağlanabilir. Mobil uygulamalarınızın kullanımını artıracak özel kampanyalar, içerikler ve projeler yaratmanın etkisini ölçüyor musunuz?

- Mobil uygulamaların en önemli avantajlarından biri kullanıcılara ait ödeme sistemi verilerini (üyelik, kart bilgisi gibi) kişilerin kendi cihazlarında tutabilmeleri / kaydedebilmeleri. Bu şekilde firmaların web üzerinde ciddi sertifikasyonlar gerektiren bir güvenlik sorunsalını kolayca aşıp tüketicilerin mobil alışveriş akışlarını en çok yavaşlatan engeli ortadan kaldırabilmesini sağlıyor. Mobil uygulamanızda müşterilerinizin ödeme bilgilerini saklama seçeneği var mı?


29 Haziran 2014 Pazar

Türkiye E-Ticaret Pazarı 2014 Yılı İtibariyle Hangi Hacme Erişti?

Türkiye e-ticaret sektörünün en önemli eksikliklerinden biri, gerçek pazar büyüklüğüne dair verilerin bulunmamasıydı. Bugüne kadar sadece Bankalararası Kart Merkezi'nin (BKM) firmalar arasındaki ticareti de kapsayan (zaman zaman hatalı yorumlamalara neden olabilen) sanal POS hacmi üzerinden değerlendirme yapılabiliyordu. Haziran ayı içerisinde yayınlanan iki rapor, bu önemli eksikliğin giderilmesini sağlamaları açısından büyük önem taşıyor.

TÜSİAD Dijital Pazarın Odak Noktası E-Ticaret

Türkiye'de İnternet ve girişimcilik ekosistemi hakkında yayınlanmış en detaylı çalışmalardan biri olan Tüsiad raporunu, Sina Afra hazırlamış.

Türkiye'deki e-ticaret harcalamalarının 2012 yılı itibariyle 15.3 Milyar TL ile toplam perakendenin %1,7'sini oluşturduğu ifade edilmiş.

Türkiye ile diğer ülkelerdeki e-ticaret hacminin paylarının karşılaştırıldığı aşağıdaki grafik, e-ticaret oranları açısından ülkemizde daha yapılacak çok şey olduğunu gösteriyor.














TÜBİSAD Türkiye'de E-Ticaret

Deloitte, Etid ve ComScore'un birlikte hazırladığı çalışmada Türkiye'deki e-ticaret pazar büyüklüğü 14 Milyar TL olarak ortaya çıkmış. Bu hacmin 5 Milyar TL'lik kısmı Online perakende firmalarının cirolarından oluşurken 2,3 Milyar TL'lik kısmı ise çok kanallı perakende şirketlerine atfedilmiş.

Çalışmadan aldığım aşağıdaki ülkelerarası karşılaştırmalı grafik, e-ticareti geliştirmek için Türkiye'de tüketici tarafında gidilmesi gereken alanları göstermesi açısından önem taşıyor.
















Bu raporlardaki ülkelerarası karşılaştırmalardan çıkarılabilecek ortak sonuç, Türkiye'de e-ticaret alanında daha işi başında olduğumuz ve bu nedenle ciddi bir büyüme fırsatının bulunması. Aşağıda paylaştığım şirket istatistikleri karşılaştırmaları da bu pencereden değerlendirilmesi gereken önemli fırsatları işaret ediyor.

25 Mayıs 2014 Pazar

Mobil ticaret hakkında güncel istatistik ve rapor ihtiyacınız mı var?

Mobil internet ve onun getirisi olan Mobil Ticaret, hacimler arttıkça gündemde daha fazla yer işgal etmeye başladı. Son dönem raporlarından derlediğim aşağıdaki veriler, bu konuya daha farklı bir pencereden bakmanızı sağlayabilir.

Mobil internet kullanımının en yoğun olduğu Asya'da büyük ekranlı akıllı telefon (Phablet) talebi, ciddi bir büyüme göstermiş.


Kaynak: Business Insider The Future of Mobile


Gün içerisinde televizyon izlerken aynı anda akıllı telefon kullanma süreleri birçok ülkede yarım saati aşmış. Türkiye'de bu süre 46 dakika olmuş.


Kaynak: Millward Brown AdReaction 2014


Akıllı telefonlarda geçirilen vaktin %86'sı uygulamalarda (app) %14'ü ise internet tarayıcılarda (browser) geçiriliyormuş.


Kaynak: Flurry Statista


Mobil ticaretin elektronik ticaret içindeki payı, tüm dünyada ciddi şekilde arttı. Bu oranın Türkiye'de 2012 yılında %6 olduğu belirtilmiş. Aynı raporda ABD %4.2 olarak belirtilirken bir başka raporda ABD'de mobil ticaretin e-perakende içerisindeki payı 2014 yılında %19 olarak ifade edilmiş.






Mobil cihazların (akıllı telefon ve tabletler) fiziksel mağazalardaki satışları çok ciddi olarak etkilemeye başladığı konuşulmaya çaşlandı. ABD'de mağazaiçi satışların %19'unun bu cihazlardan etkilendiği belirtilmiş.




Yukarıdaki raporlarda MOBİL'in günümüzde ne kadar önemli hale geldiği net bir şekilde ortaya konmuş. Dijital varlıklarınızın mobil tecrübeye uygunluğunu geliştirmek için aşağıdaki üç noktayı gözden geçirmeyi ihmal etmeyin:

- Siteniz Mobil site dizayn prensiplerine uygun mu?
- Sayfa yüklenme testini (PageSpeed Test) denediniz mi?
- Etiket Yöneticisini (Tag Manager) mobil uygulamalarınıza eklediniz mi?

14 Nisan 2014 Pazartesi

Geleneksel Perakendecilerin Dijital Serüveni

Fiziksel mağazalar açarak metrekare üzerinde büyüyen geleneksel perakende firmaları için önümüzdeki dönem zor geçecek gibi görünüyor. Türkiye'de hala birçok danışmanlık firması, analizlerinde perakendeciler için fırsatın yeni mağazalar açmak olduğunu belirtse de yurt dışında mağaza perakendeciliğinin geleceği tartışılmaya başlandı. Geleneksel perakende firmaları bir yandan daha az metrekare ile faaliyetlerini sürdürmeyi planlarken diğer yandan yeni mağaza açma konusunda çok daha temkinli davranıyor.


Business Insider verilerine göre ABD'de GAP 2012 ve 2013 yıllarında 189 mağaza kapatırken; Staples 2015 yılına kadar 225 mağaza kapatmayı planlıyor. Geleneksel perakende firmaları, fiziksel mağazalarında düşen ciroları ise web satışları ile telafi etmeye çalışıyor. ABD'deki perakende mağazalarının e-ticaret ciroları 2013 yılında %24 artarken, aynı dönemde toplam e-ticaret hacmi %17 oranında büyüdü.


Son dönemde yapılan değerlendirmeler, sadece metrekare genişletmeye çalışan ve yeni mağazalar açmaya odaklanan perakende yaklaşımının e-ticarete kayan cirolar sebebiyle popülerliğini borçlu olduğu 'hız'ını kaybetmesi üzerinde odaklanıyor. Marc Andreessen, bunun ciroların hızlı düşüşüne paralel şekilde düşürülemeyen kira giderleri ve yüksek stok maliyetlerinin sonucu olduğunu açıklayıp; bir tık daha ileriye giderek yaşanan bu olumsuz gidişatı, geleneksel perakendenin ölümü olarak lanse etmişti.

Dünyada offline perakende cirolarının e-ticarete kayması her geçen yıl artarken, e-ticaretin büyüme hızı ise ulaşılan ölçekten dolayı yıllık %17'ye kadar düştü. E-ticaretin artan gelişiminden söz açılmışken, ABD'de perakendenin ortalama olarak %9'una ulaşan web satışlarının gerçek gücünün sağlıklı analiz edilemediğini fark ediyor muyuz? Jeff Jordan, ABD e-ticaretinin sektörlere göre kırılımına baktığında medya kategorisinin cirosunun %25'inin şimdiden dijital olduğunu, tüketici elektroniğinde ise %20'ye yaklaştığını ortaya koymuştu. Aynı analiz içerisinde paylaşılan tüketici elektroniği ve ev dekorasyon gibi birçok kategoride offline satışların küçüldüğü bilgisini de buna katarsak; perakende sektörünün bazı alt kategorilerinde web satışlarının çok ciddi hacimlere ulaştığı ve büyüme metriklerini üstlendiğini görebiliriz. Aslında e-ticaret; ciddi oranlarda penetre olduğu kategorilerde, (toplam ortalamalara bakarak) yapılan değerlendirmelerin çok üzerinde bir etkiye sahip olmuş durumda.


Şüphesiz ki perakende sektörü sadece dijital hale gelmeyecek. Ama nasıl bir dengede altın bir oran bulunacağı da tartışmaların en can alıcı noktasına oturmuş durumda. Müşterilerin alışveriş deneyimini yaşamak için ürünlerle doğrudan etkileşime gireceği fiziksel alanların varlığının önemine dair değerlendirmeler bir yana dursun, birçok Online perakendeci zaten fiziksel satış noktalarını faaliyete geçirmiş durumda.

Gelecekte kaçınılmaz olarak karşılaşacağımız bir başka durum da fiziksel perakendecilerin tüketici analizlerini Online deneyimden aldıkları vizyonla geliştirme çalışmalarını artırmaları olacak. Daha önce bir yazıda örneklerini paylaştığım mağaza içi analiz araçları, bu alandaki teknolojik gelişmenin göstergeleri. Beacon olarak isimlendirilen takip teknolojileri, bu özellikleri standart olarak barındıran akıllı telefonların yaygınlaşması ile bizleri alışveriş yapmayan kişilerin tutumlarının da analiz edilebildiği bir perakende geleceğine taşıyacak.

16 Mart 2014 Pazar

İnternet, Kontrol Altına Alınabilir Mi?

Merhaba, bu blog'da 6 yılı geçen bir süre boyunca düzenli şekilde özgün içerikler paylaşmaya çalıştım. 2014 yılı başından beri Can Erkan isimli haklı bir kişisel gerekçe nedeniyle yazılara kısa bir süre ara verdim :) Anlayışla karşılamanız dileğiyle...



Türkiye, son dönemde devletin bireylerin İnternet kullanımını kontrol altına almaya yönelik düzenlemelerini tartışıyor. İnternet ortamında yapılan yayınların düzenlemesi olarak isimlendirilen ve bireylerin İnternet'i her tür bilgiye ulaşabilmek veya bilgiyi yaymak amacıyla kullanabilmesinin önünü keyfi gerekçelerle kesebilecek yasa, şubat ayı içerisinde yürürlüğe girdi. Bundan sonra neler olacağını hep birlikte göreceğiz.

Aslında internetin kısıtlanması veya kayıt altına alınması sadece Türkiye'de konuşulmuyor; kısacası yalnız değiliz. Tüm dünyada benzeri kısıtlama / kontrol veya raporlama mekanizmaları birçok devlet tarafından kurulmaya çalışılıyor. En önemli iki örnek Çin'in Golden Shield ve ABD'nin NSA projeleri. Ayrıca İngiltere'de 2011 yılındaki protestolarda sosyal medya iletişimi kesilmek istenirken; Hindistan'da Aadhaar isimli bir program çerçevesinde tüm vatandaşların Online olarak kayıt altına alınması sağlanmaya çalışılıyor. Peki internet, gerçekten de devletlerin kontrol edebileceği kadar basit bir teknoloji mi?

Eric Schmidt ve Jared Cohen tarafından hazırlanan The New Digital Age (Yeni Dijital Çağ) isimli kitap, tam da bu soruyu yanıtlamaya çalışıyor. Terörizmden seçim sistemlerine kadar internetin (teknolojinin) dünyayı nasıl değiştireceği; devlet ve birey arasındaki mücadele üzerinden inceleniyor. Kitabı okurken ilgimi çeken birkaç öngörüyü sizlerle paylaşmak istedim. Bizi nasıl bir geleceğin beklediğine dair aşağıdaki saptamalar eminim ilginizi çekecek:

  • Teknoloji tarafsızdır, fakat insanlar değil.
  • Dijital nüfus ve bağlantılar arttıkça vatandaşlar kişisel bilgileri üzerindeki kontrollerinin bir kısmını kaybedecekler.
  • Kolluk kuvvetleri davranışları kaydedileceğinden daha kontrollü müdahale etmek durumunda kalacaklar.
  • Çocuklar Online ortamda daha hızlı gelişeceklerinden ailelerin evde kişisel gizlilik ve güvenlik eğitimi vermesi gerekecek.
  • Online profillerin ticareti yapılmaya başlanacak.
  • Dijitalleşen nüfus ve biriken veriler sayesinde bireyler hakkında daha fazla (kişisel) bilgiye sahip olabilme fırsatı ortaya çıkacak. Devletlerin kendi ürettikleri programlar ve vatandaşların kişisel hataları bu verilerin ele geçirilmesine neden olabilecek.
  • Ürünlerin kişisel güvenliğe verdiği önem, satın alma kararlarını fiyatlar kadar etkilemeye başlayacak.
  • P2P ağlar, her tür kotrolün dışında kaldıkları için bireyler arasındaki gerçek güvenli iletişimi sağlamak için daha yoğun kullanılacak. 
  • Devletlerin veya bölgelerin 'kendi' internetlerini kurması sanal vizelerin ortaya çıkmasına neden olacak.
  • Fiziksel olarak bir arada yaşamayan gruplar, internet üzerinde sanal özerkliklerini / bağımsızlıklarını (seçme, seçilme ve yönetilme) ilan edecekler.
  • Siber saldırılar ve terörizm; kod savaşları üzerinden artarak güçlenecek. Fiziksel terörist olarak yetişmek için gelişmemiş olan ülkelere giden kişilerin yerini, siber terörist olabilmek için gelişmiş ülkelere giden kişiler alacak.

29 Aralık 2013 Pazar

E-ticaret'in Geleceği: Fiziksel Mağaza mı yoksa Gönderim Merkezi mi?

Tüketicileri internet ve mağaza müşterisi diye ayrıştırmak gittikçe zorlaşıyor. Çünkü tüketiciler alışveriş yaparken farklı zamanlarda, kategorilerde ve amaçlar için birden fazla kanalı kullanmayı tercih ediyor. Satın alma süreci aşağıdaki grafikte göreceğiniz şekilde çok karmaşık hale geldi.


Tam da bu nedenle, firmalar için potansiyel müşterilerinin tümüne ulaşabilmelerinin tek yolu; 'her tür kanallarını açmak.' Fiziksel mağazaları olan klasik perakende firmaları günden güne interneti iş modellerine eklemlemeye çalışırken; aşağıda örneklerini paylaşacağım şekilde e-ticaret firmaları da mağazalar açarak ve fiziksel varlıklar oluşturarak tüketiciye 'dokunma' gayretindeler.

  • Dünyanın en önemli e-ticaret firmalarından olan AmazonLocker Delivery projesi çerçevesinde kendi sipariş kutularını, ABD'de farklı lokasyonlara yerleştirmeye başladı.





Türkiye'de Fiziksel Mağazaları Olan E-Ticaret Firmaları

2013 yılına kadar Türkiye'de web dışında da faaliyet gösteren e-ticaret firması sayısı sadece 2 idi:


Bu yıl sayıları az da olsa, farklı kategorilerde faaliyet gösteren diğer e-ticaret firmaları da fiziksel mağazacılığa adım attı. Trendyol'un Maslak'ta ve Altıncıcadde'nin Trump AVM'de açtığı mağaza, belki de Türkiye e-ticaret sektörüne; 2014 yılı ve sonrası için önemli içgörüler sağlayacak.














Görsel Kaynak: treehugger.com