28 Haziran 2016 Salı

Programlanabilir Reklamcılıkta Veri Yönetim Yetenekleri ve Teknolojilerine Kısa Bir Bakış

İnternete bağlı kullanıcıların sayısının sürekli olarak yükseldiği günümüzde, hiç şüphesiz firmalar tarafında kullanıcılara (müşterilere) dair tutulan verilerin arttığı bir Büyük Veriye (Big Data) Hücum dönemi yaşıyoruz. Oysa bu konuya yatırım yapan şirketler hala bu verilerin nasıl anlamlandırılabileceğini çözümlemiş değil. Doğru iç görülere ulaşmanın bir yandan kolaylaşırken diğer yandan karmaşıklaştığı bu veri bolluğunda; pazarlama profesyonellerinin hayatını kolaylaştıracak çözüm yolu olarak görülen Programlanabilir Reklamcılık, birçok teknolojinin bilinmesini (örneğin günümüzdeki görsel reklam dünyası) gerektiriyor. Bu noktadan hareketle birbirleriyle doğrudan ilişkili Programlanabilir Reklamcılık ve Veri Yönetimi hakkında daha önce paylaştığım yazılara tamamlayıcı olması için, Kapil Goswami'nin önerisiyle yeni teknolojileri ve bunları sağlayan firmaları aşağıdaki gibi pazarlama ve reklam teknolojileri olarak iki grupta toplamayı uygun buldum.



PAZARLAMA TEKNOLOJİLERİ

Birçok profesyonel Müşteri İlişkisi Yönetimi (Customer Relationship Management / CRM) konusunda bir ölçüde bilgi sahibi. Sektörde müşteri ilişkileri yönetimi ve içerik yönetimi gibi alanlarda firmalara uzun yıllardır hizmet veren ve kendilerine ciddi yer edinmiş 'bütünlüklü teknolojik çözüm' firmaları bulunuyor. Bu firmalar, avantajlı oldukları kişi bazlı analiz sonuçlarını ve bunları oluşturdukları sinyalleri, reklam hedeflemelerine dönüştürme konusunda e-posta ve SMS iletişimi gibi 1. taraf verilerinin doğrudan kullanımları dışında çok gelişmiş reklam teknolojilerine sahip değiller.

Adobe Marketing Cloud olarak isimlendirdiği toplu çözüm modeli ile firmalara birçok avantaj sağlıyor. Henüz reklam teknolojileri tarafında ürünleri bulunmasa da pazarlama teknolojileri konusunda iyi bir noktadalar. Omniture satın alması ölçümleme alanında önemli bir adım olurken Efficient Frontier satınalması sayesinde ortaya çıkan Media Optimizer, reklam teknolojisi alanına girmeye dair bir atılım olarak düşünülebilir.

Oracle da yine Marketing Cloud adını verdiği bütünlüklü çözüm ile müşteri ilişki yönetimi ve diğer pazarlama teknolojisi konularında geniş bir ürün portföyüne sahip. BlueKai ve Data Logix satın almaları kendi Veri Yönetim Platform'unu (Data Management Platform / DMP) hayata geçirmekte en önemli yapı taşları oldu. 

Salesforce ise Marketing Cloud hizmetlerini ExactTarget satın almasıyla hayata geçirirken Site.com satınalması bulut (cloud) bazlı bir içerik yönetim teknolojisi sunmalarını sağladı.

SAP'nin de bu alanda Hybris gibi satınalmalarla güçlendirdiği birçok üründen oluşan çözüm paketleri bulunuyor. Reklam teknolojileri alanına ise kısa süre önce Exchange Media isimli ürünleriyle bir giriş yaptılar.


REKLAM TEKNOLOJİLERİ

Reklam teknolojileri, birbirleriyle entegre olabilen ve birçok kaynaktaki farklı özelliklerdeki verilerin bir araya getirilip paylaşılabilmesine ve pazarlama stratejilerinde programlanılabilir şekilde kullanılabilmelerine olanak sağlıyor. Büyük çoğunluğu kişi bazlı değil, çerez bazlı deterministik modelleme üzerinden çalışıyor. Teknik terimlere aşina olmayanlar için aşağıda açıklama bağlantılarını paylaştığım birçok yeni teknoloji, son dönemde bu kategori altında reklam veren firmaların kullanımına sunuldu. 
Reklam Sunucuları (Ad Serving), Reklam Ağları (Ad Network), Reklam Ağları Arası İşlem Platformları (Ad Exchange / AdX), Reklam verenler veya Ajanslar için Talep Yönetme Platformları (Demand Side Platform / DSP), Yayıncılar için Envanter Yönetme Platformları (Supply Side Platform / SSP) ve Veri Yönetim Platformları (Data Management Platform / DMP). Bu alanda faaliyet gösteren birçok teknoloji şirketi bulunmakla birlikte kendi envanterleri bulunan (Owned and Operated / O&O) teknoloji firmaları bütünlüklü çözüm getirebilme açısından daha avantajlı durumdalar.

Facebook kullanıcılarına ait verilerin pazarlamacılara sağlayabileceği olanaklar çok yüksek. Fakat bütünlüklü bir reklam teknolojisi yaratma amacıyla yapılan Atlas ve Liverail reklam teknolojisi satınalmaları sonrasında yayına alınan reklam ağları arası işlem platformunun (FbX) kapatma kararının alınması, artık reklamverenlere reklam teknolojileri üzerinden daha sınırlı bir kullanım sunulacağını işaret ediyor olabilir.

Google; arama motoru, görüntülü reklam ağı, Android, Gmail ve YouTube gibi çok farklı ve önemli envantere sahip. DoubleClick, Google Analytics ve Adometry gibi satınalmalar sayesinde bütünlüklü tek reklam teknolojisi olan Doubleclick Digital Marketing ürününü oluşturmayı başardı. Yeni lanse edilen Analytics 360 ile pazarlama teknolojisi kategorisindeki önemli özellikleri, reklam teknolojisi ile entegre haline getirirken kısa bir süre önce Firebase satınalmasının getirisi olan mobil uygulamalara özel bir yeni teknoloji çözümünü de kullanıma sundu.

29 Mayıs 2016 Pazar

Programlanabilir reklamcılık (programmatic) düşündüğünüz kadar karmaşık değil.

Çok değil 30 yıl önce aile fertlerinin tümünün medya tüketimini bir eve günlük giren gazete, haftalık giren dergi ve evin tek kanallı televizyonu (haftada bir gidilen sinemaları ve sokaklardaki panoları bir kenara koyarsak) oluşturuyordu. 30 yıl sonraya, yani günümüze baktığımızda ise manzara şu: özellikle mobil internet bağlantısı sağlayan cihazların hayatımıza daha yoğun şekilde girmesiyle medya tüketimi daha karmaşık bir hale geldi. Sadece bir tüketicinin medya içeriğine ulaştığı birden çok cihaza sahip olması bir yana, artık evdeki her birey kendi ekranları aracılığıyla kişisel tercihlerini tüketiyor. Çoklu cihaz (telefon-tablet-dizüstü) ve aynı cihazda çoklu platform (app-mobil web) gibi alt parçalara ayrılan bu dijital dünyanın gerçek dünya ile bağlantısı da gitgide artıyor. Hiç şüphesiz dijital panolar ve beacon teknolojileri bu entegrasyonun katalizörleri olacak.

Dijital dünyanın sadece günümüzdeki sınırlarını göz önüne alırsak web siteleri ve uygulamalar gibi ticari varlıklar bir yana, medya bileşenlerine baktığımızda içerik siteleri, arama motorları, sosyal platformlar, mesajlaşma uygulamaları ile bunların yanında anlık bildirimler, kısa mesajlar & e-posta gönderimlerinden oluşan ve mobilin daha da çetrefilli hale getirdiği bir dijital pazarlama ekosistemini fark ediyoruz.

Peki hedef kitlelerine erişip onların tercihlerini etkilemek için tüm zamanlarını ayıran pazarlama uzmanları bu karmaşık hale gelen dünyada stratejilerini nasıl hayata geçirecek? Her mesajın doğru kitleye doğru platform formatında doğru maliyetle ulaştığını raporlamak bile ciddi bir mesai isterken bunca planlamayı ve aktivasyonu kim gerçekleştirecek? Üzerine bir de tüm bu stratejiler için özelleşmiş kreatifleri kim hazırlayacak?

Pazarlama / reklamcılık her ne kadar tüketiciye ulaşmayı sağlayan araçların çoğalması nedeniyle gitgide karmaşıklaşsa da teknoloji aslında bize bunun yönetim kolaylığını sağlayacak çözümleri de sunuyor. Programlanabilir reklamcılık (Programmatic) konusuna bu gözle baktığımızda 2017 yılı itibariyle banner reklamcılığı pazarının %70'inden fazlasının neden programlama üzerinden gerçekleşmesinin beklendiğini anlayabiliyoruz. Bizi ismiyle bile ürküten Büyük Veri (Big Data) yerine Basit Veri tanımlamasını kullanabileceğimiz ve bu sayede içgörüleri aksiyona otomatik bir şekilde dökebileceğimiz bir pazarlama dünyası tasviri eminim tüm pazarlama profesyonellerini daha olumlu şekilde motive edecektir.

Programlanabilir reklamcılığın en basit özeti; birçok kaynaktan toplanan veriler / sinyaller, bunların anlamlandırılmasına ve potansiyel müşterilere yönelik daha hedefli kampanyalar kurgulanabilmesine yardımcı bir teknoloji ve tüm medya kanallarının tek elden yönetilmesini sağlayan bir platform. Birkaç teknoloji bileşenini örneklendirecek olursak; gerçek zamanlı (real-time bidding), hedeflere göre otomatiğe bağlanabilir, reklam mesajlarının / kreatiflerinin özelleştirilebileceği (dynamic) bir kampanya yönetim yeteneğinden bahsediyoruz. Her şeyi bir yana bırakırsak yaratıcı örneklerini burada görebileceğiniz gibi birçok farklı özellikteki veri ile reklamcılığın sistematiğini otomatik olarak harmanlayan bir düzenekten bahsediyoruz.


Aslında programlanabilir reklamcılık pazarlama profesyonelleri için çok da yeni bir teknoloji değil. Birçok dijital uzman, yıllardır bu özellikleri Google'ın AdWords reklam programı içerisinde kullanıyordu. Örneğin arama motoru pazarlamasında seçilen anahtar kelimelerin tekliflerinin anlık değişimi, kampanyalara gerçek zamanlı müdahale edebilme olanağı, geri dönüşüm optimize edici aracı, yeniden pazarlama listelerinin yaratılıp kampanyalara eklenebilmesi, görüntülü reklamları otomatik değişen dinamik yeniden pazarlama kampanyalarının kullanımı, firmaların ürün envanterlerinden beslenen kampanyalar yaratabilme olanağı ve daha birçok özellik; programlanabilir reklamcılık konseptini karşılıyor. Günümüzde DoubleClick gibi programlama teknolojilerinin hayatımıza katkısı; mümkün olan tüm yeteneklerin ve yeni geliştirilen özelliklerin birbiriyle uyumlu şekilde kullanılabildiği, pazarlama planının bütünlüklü olarak yönetilebileceği ve fiziksel dünyayı da kapsayan bir entegre çözüm sunmaları veya başka bir ifadeyle iyice karmaşık hale gelen pazarlamayı yönetilebilir hale getirmeleri.

2 Mayıs 2016 Pazartesi

Elon Musk, yeni Steve Jobs mu yoksa Tony Stark mı?

Tamamen elektrikle çalışan ve büyük ölçüde standardize edilmiş modern otomobili piyasaya süren ve ürün satış & dağıtım sürecini neredeyse bir telefon satış sürecine dönüştüren Tesla'nın kurucusu Elon Musk, son dönemin en popüler iş adamlarından biri. Bu yönüyle kişisel bilgisayarları ve cep telefonları dönüştüren Steven Jobs'a benzetilmesi de son derece doğal. Özellikle de henüz ön satışa sunulan yeni model Tesla Model 3'ün 400 bin adede yaklaşan sipariş adedini öğrendikten sonra bu kadar geleneksel bir sektörü ne ölçüde değiştirebildiğini daha da net görmüş olduk. Ashlee Vance'ın Elon Musk'ın biyografisini yazdığı kitabını okuduktan sonra bu, dünyayı değiştirmeye aday kişinin geçmişine ve gelecekteki planlarına dair aklımda kalanları sizlerle paylaşmak istedim.

Elon Musk'ın Tesla kadar zaman, kafa ve para ayırdığı diğer iki projesi ise uzay yolculuğunu ticarileştirmeyi amaçladığı SpaceX ile güneş teknolojileri üzerine kurulu enerji şirketi SolarCity.

SpaceX'in son başarılarından biri uzaya gönderdikleri bir roketi dünya üzerindeki istedikleri noktaya geri indirebilmeleri oldu.

ABD'nin en önemli güneş enerji şirketlerinden olan SolarCity, aynı zamanda batarya teknolojisi gibi alanlarda son dönemde ciddi atılım yapmış durumda.

Elon Musk ismini aslında birçok kişi, kurucularından olduğu dünyanın en büyük dijital para gönderim / ödeme sistemi olan PayPal ile birlikte duydu. PayPal'ın eBay tarafından satın alınması Musk'ın en büyük hissedarı olduğu şirket sayesinde yüzmilyonlarca dolarlık bir servete sahip olmasını sağladı. Tesla, SpaceX ve SolarCity'nin finansmanlarının önemli bir bölümü bu servetten kaynaklanıyor.

Elon Musk'ın PayPal'dan önce kardeşiyle birlikte kurduğu, neredeyse ilk dijital harita (firma bilgi listeleme) servisi olan Zip2, ya da ilk kurulduğu zamanki adıyla Global Link Information Network; Compaq firması tarafından 1999 yılında 307 milyon dolara satın alınmıştı.

Musk, 12 yaşındayken yazdığı bilgisayar oyunu Blaster'ın kodlarını bir dergiye 500 dolara satmayı başarmış (Yıl 1984).

Elon Musk'ın dedesinin kayropraktik alanında Amerika'da büyük bir merkez kurmuş ve kazandığı ciddi servet sonrasında satın aldığı uçakla ailesiyle birlikte Güney Afrika'ya yerleşmeyi tercih etmiş önemli bir girişimci olduğunun altını çizelim.

Günümüzde sermaye piyasalarında, özellikle teknoloji şirketlerinin fiziksel sektörlere dair yatırımları firma değerlemelerine yansımasa da Elon Musk'ın PayPal gibi bir projeden sonra tüm yatırımlarını bu alana yönlendirmesi ve bunda inat etmesi takip edilmesi gereken bir konu. Bakalım Iron Man senaryosunda Tony Stark karakterine ilham verdiği söylenen Musk, filmdeki gibi dünyada tüm insanlığın faydalanacağı bir etki yaratabilecek mi? Bu da Elon Musk'ın Tony Stark ile karşılaştığı anı kaçıranlar için gelsin:

31 Mart 2016 Perşembe

Dijital pazarlamada son trend Kitle Hedefleme; peki hangi tip verilerle bu mümkün?

Türkiye'de çok uzun yıllardır perakendeciler başta olmak üzere birçok firma, müşterilerini daha iyi tanıyıp (müşteri ilişkileri yönetimi) bu kişilere daha verimli ulaşabilmek adına tüketicileri belli özelliklere göre gruplamaya (profillemek) çalışıyor. Burada planlanan ise daha sonra her gruba özel kampanyalar veya mesajlar yaratıp ticari ilişkilerini artırmak.

Dijital pazarlama teknolojilerinin hayatımıza kazandırdığı en önemli özellikler her tür davranışın takibine olanak tanıması ve sonrasında da bu kitlelerin özelleşmiş hedeflemesinde çok zengin olanaklar sunması. Bu stratejilerin tümünü ifade eden Yeniden Pazarlama - Yeniden Hedefleme (remarketing - retargeting) konsepti ise gitgide daha popüler olan bir pazarlama stratejisi.

Potansiyel müşterilere dair oluşturulan dijitalize edilmiş (dijital veri tabanlarına aktarılan mağaza satış rakamları gibi) bilgilerin, kaydedilip daha sonra ilgili kitleleri hedefleme amaçlı olarak kullanılabilmesini sağlayan teknolojilere Veri Yönetme Platformu (Data Management Platform - DMP) ismi veriliyor. Bu şekilde bir zenginlikte kullanılabilecek verilerin edinilmesi konusu ise Büyük Veri teriminin konu olduğu makaleler arttıkça daha da stratejik bir hale geliyor. Potansiyel ve hali hazırdaki tüketicilere dair verileri artırma metodlarını anlayabilmek için öncelikle bu veri tiplerini bilmemizde fayda var.


Birinci Taraf Verileri (First-Party Data): Herhangi bir firmanın iletişim formu, sosyal medya hesabı, web sitesi, fiziksel mağaza ve uygulamaları aracılığı ile kendisiyle etkileşim kuran ziyaretçilerine veya müşterilerine ait verileri ifade ediyor. İzinli eposta adresi, telefon numarası, sosyal medya takipçileri ve yeniden hedefleme kitleleri bu gruba giriyor.

İkinci Taraf Verileri (Second-Party Data): İki veya daha fazla firmanın özel bir karşılıklı veri paylaşma anlaşması ile ücretlendirme olmadan birbirinin ziyaretçi veya müşteri verilerini kullanması durumu. İnternet portalları, bankalar veya telekom operatörleri gibi çok geniş veri tabanlarına sahip firmaların ortak iş yaptıkları firmalara kullanıcıların izin verdikleri ölçülerde veri tabanlarını açmaları olarak özetleyebiliriz.

Üçüncü Taraf Verileri (Third-Party Data): Bir firmanın doğrudan sahip olmadığı fakat başka bir firmanın varlıkları aracılığı ile üretilmiş verileri kullanarak tercih ettiği kitleleri hedefleyebilmesi olarak tanımlayabiliriz. Günümüzde firmalar, yarattıkları Birinci Taraf Verilerini (özelleşmiş kitleleri), Veri Yönetme Platformu gibi teknolojiler sayesinde başka firmaların kullanımına (hedeflemesine) sunabiliyor.

Dördüncü Taraf Verileri (Fourth-Party Data): Üçüncü taraf verilerinin kullanımına dair bazı durumlarda bir kitlenin özelliklerini doğrulama amaçlı olarak başka bir firma ile paylaşılan bilgiler Yeniden pazarlama kullanım amacına hizmet etmeyen ve hakem gibi konumlanılan durumları ifade ediyor.

Bu veri tiplerinin performans verimlilikleri açısından kullanım özelliklerine dair yayınlanan aşağıdaki tablo güzel bir özet aslında.

27 Şubat 2016 Cumartesi

Son Dönemde Girişimcilik Konusunda Yayınlanan Kitapları Biliyor Musunuz?

Girişimcilik, Türkiye'de gitgide daha da popüler hale geldikçe bu konu üzerinde birçok etkinlik ve eğitim düzenlenmeye başladı. Özel sektörde çalışan bir profesyonel olarak bu konularla ilgili değerlendirmelerim genelde tanıştığım ve birlikte çalıştığım girişimcilerin tecrübelerinden ve biraz da okuduğum kitaplardan oluşuyor. Birkaç yıl önce bu konuda konuşma yapmam istenen bir etkinlikte Türkiye'deki girişimcilik konusunda birkaç gözlemimi paylaşmıştım.

Geçen haftalarda San Francisco'ya yaptığım bir iş seyahatinde uzun yıllardır yapmayı istediğim fakat vakit bulamadığım bir aktiviteyi gerçekleştirdim; Bilgisayar Tarihi Müzesi'ni gezdim. Bilginin işlenmesine dair gelişmelerin gitgide nasıl hızlandığına dair birçok kaynağın ve örneğin yer aldığı bu yerde şüphesiz en popüler bölüm, internetin hayatımıza katılmasından sonraki dönemi kapsıyor.

Müzeyi gezerken hayatımızı ciddi anlamda değiştiren bu teknolojileri kuranlarla yapılan röportajları içeren bir kitapla karşılaştım. Kurucular İşte (Founders At Work); Yahoo, Apple, Hotmail, Blogger, Flicker gibi onlarca firmanın gerçek kurucuları ile yapılmış röportajları içeren ve bu firmaların birer amatör girişim olduğu ilk yıllarına ışık tutan nefis bir kaynak. Wozniak'ın ilk Apple cihazının prototipini evindeki televizyon ve benzer birkaç basit elektronik araç sayesinde yaratabilmesinin arkasındaki bilgi birikimi ve dehayı anlayıp; Bhatia'nın Hotmail'ı cılız bir fikirden yaratırken sadece 20 ay içinde 400 milyon dolarlık bir değere nasıl ulaştırdığını onların ağzından okumak büyük keyif. Y Combinator'un kurucusu Jessica Livingston'un bu kitabı, tüm girişimcilerin ihtiyacı olan gerçek hayat derslerinin bir özeti gibi.

Girişimcilik ekosisteminin bir diğer önemli bileşeni ise şüphesiz yatırımcılar. Kendisi de Paypal'ın kurucularından olan Peter Thiel'in üniversitede verdiği ders notlarından geliştirilen Sıfırdan Bire (Zero To One), bir girişimin başarılı olup olmayacağına dair kolay anlaşılabilir bir reçete sunuyor. Herhangi bir girişimcinin şu soruya yanıt alabildiği durumda işe koyulmasını öğütlüyor: Sizin önemli olduğunu düşündüğünüz o konuda sizinle hem fikir birkaç insan daha var mı? Yazar, girişimlerin nakit dengelerini nasıl yönetmesi gerektiğinden, işe alım dinamiklerine ve fark yaratıp bunu nasıl korumaları gerektiğine kadar birçok alanda kişisel değerlendirmelerini paylaşıyor.


29 Ocak 2016 Cuma

Dünyadan Örneklerle E-Ticaret Sektörü ve Karlılık

Türkiye'de 2016 yılı e-ticaret açısından iki önemli haberle başladı: Hızlıal'ın talipleri bulunmasına rağmen Gold Grubu genelinde yaşanan iflas erteleme sürecine dahil olması ve Sabancı Grubu'nun perakende stratejilerinde önemli yeri olan Kliksa'nın yeniden yapılanma adı altında Teknosa'ya bağlanması. Ana grupların farklı perakende organizasyonlarının bulunması yanında B2C formatında faaliyet göstermeleri gibi iki ortak paydaları bulunan bu büyük sitelerin yaşadığı ana sorunun, Türkiye'de e-ticaret sektörünün son birkaç yıldır beklendiği düzeyde büyümemesi olduğunu düşünüyorum. (Yeni) internet müşteri penetrasyonunun beklenilenden yavaş ilerlemesi; firma stratejilerinin fiyat rekabetine sıkışmasına ve ister istemez de tüm sektör için karlılık hedeflerinin ötelenmesine yol açtı.

Geçen hafta katıldığım Asya E-Ticaret ve Dijital Pazarlama Yenilikçilik Zirvesi'ni takip ederken Türkiye'deki durumun, aslında bize özel değil; tüm dünyada e-ticaret sektörünün yaşadığı bir sancı olduğuna dair örneklerle karşılaştım. Ve bu bilgileri, sizlerle paylaşmak istedim.

Asya Pasifik Bölgesi; barındırdığı ciddi nüfus potansiyeli, henüz e-ticaret ile tanışanların oranının düşük olması ve mobil internet kullanımının bilgisayara kıyasla daha yüksek olması sebebiyle son birkaç yıldır yatırımcıların göz bebeği. Türkiye'de 2009-2013 yılları arasında yoğunlaşmasına tanıklık ettiğimiz yabancı fonların bu bölgedeki yatırım tutarları çok ciddi boyutlarda, şöyle ki bölgeye 2015 yılında 55 milyar dolara yakın bir yatırım yapıldığı değerlendiriliyor.

Tayland'ın en büyük e-ticaret sitesi olan ve Rakuten Grubu'nun 2005 yılında bünyesine kattığı Tarad'ın kurucusu Pawoot Pongvitayapanu, konuşmasında yatırım fonu girişlerinin pazar dinamiklerini nasıl etkilediğinden bahsetti. Gelişmekte olan ülkelerde pazar payını artırmak amaçlı stratejiler uygulandığını ve bu nedenle de karlılık hedefi yerine satış haciminin (ciroların) ana hedef haline geldiği söyledi. Bu tip büyüme dönemlerinde tüm firmalar açısından sürdürebilir bir ticaret yapmanın gitgide zorlaştığını ifade etti. Örnek olarak Rocket Internet Grubu'nun bölgede birçok ülkede faaliyet gösteren amiral siteleri olan Lazada (platform) ve Zalora'nın (online moda) operasyonlarını kurup büyütebilmek için (sadece) 2014 yılında 235 milyon USD düzeyinde zarar ettikleri bilgisini verdi. Tam burada bir noktanın altını çizeyim; bu, aslında Rocket Grubu'nun beklediği bir durum çünkü gruba bağlı firmaların EBIT pozitif değere 6 ile 9 yıl içerisinde ulaşması hedefleniyor.

Bir sonraki sunumu yapan Lazada Tedarik Zinciri Başkanı Alexis Lanternier, bu denli büyük yatırımların nereye harcandığından bahsederken aslında konunun devamını getirmiş oldu. Amazon'un 7 ülkede faaliyette oldukları bu bölgede henüz operasyonlara başlamamış olmasının mücadele ettikleri durumun zorluğunu kanıtladığını belirtmekle söze başladı. Pazaryeri iş modelinin internet satışı bilmeyen ve organizasyon konusunda deneyimsiz bu bölgedeki kobiler için işleri kolaylaştırıcı etkisinin altını çizip, özellikle yeterli iş ortağı bulamadıkları lojistik (tedarik ve dağıtım) tarafına büyük bir altyapı yatırımı yapmak durumunda kaldıklarını (multi nodal network ve last mile control isimli projelerinin detaylarını paylaşarak), hatta kendi tedarik organizasyonlarını hayata geçirdiklerini aktardı. Potansiyel müşterileri e-ticaret alışveriş tecrübesi ile tanıştırmak için ürün standardizasyonu sebebiyle tüketici elektroniğinin en önemli kategori olduğunu ve yaşanan ilk tecrübe sonrasında diğer kategorileri de müşterilerin tüketim alışkanlığına entegre etmeye çalıştıklarını belirtti. Aktardığı ilginç bir başka nokta ise bu bölgede özel günlerin anlık trafiği 100 katına çıkarma potansiyeli olması nedeniyle firmalar için teknoloji altyapı yatırımlarının zorunluluk olduğu konusundaki saptamasıydı. Kısacası düzgün bir e-ticaret işleyiş altyapısı kurma maliyetinin fonlar tarafından karşılandığı bu yeni dünyada, yatırım yapan aktörler şimdilik uzun vadeli planlarının gidişatından memnun görünüyor.

Dijital dönüşüm, tüketiciler açısından alternatif ve fiyat avantajı sağlayan olumlu bir alışveriş tecrübesi yaratırken firmalar açısından geleneksel iş modellerini sarsan, kargaşa yaratıcı bir sürece yol açtı. Walmart, Macy's ve Gap gibi dünyanın sayılı büyük perakende firmalarının yüzlerce mağazalarını kapattıkları bir dönem için zaten daha başka ne söylenebilir ki. 2015 yılını 107 milyar dolar ciro ile kapatan dünyanın en büyük e-ticaret firması Amazon'un bile sıfıra yakın kar marjıyla operasyonlarını (nefesini) devam ettirdiği bu dijital dönüşüm süreci, dünyada e-ticaret firmaları için de pek kolay geçmeyecek gibi görünüyor. Yine de firmalar için karlılık beklendiği ölçüde gerçekleşmese de cirolarını sürekli büyütebilen bir e-ticaret sektörü, yatırımcılar için tercih edilmeye devam edecek gibi duruyor.

29 Aralık 2015 Salı

E-Ticaret firmalarında neden Mobil Ticaret Yöneticisi pozisyonu olmalı?

Mobil internet kullanım tecrübesi, bildiğimiz bilgisayar kullanma tecrübesinden çok farklı.
Mobil cihazları kullanan tüketicilerin kullanım alışkanlıkları; fiyat karşılaştırması veya lokasyona dayalı araştırma gibi anlık etkileşim yanında yoğun oranda cihazlar-arası geçişi içeriyor.


Mobil ticaretin evrimi, masaüstü veya dizüstü bilgisayarlardaki alışverişe kıyasla yeni, kendine özgü bir yapıyı işaret ediyor.
Mobil web sitelerinde veya uygulamalarda en çok satan ürün veya hizmetler; site genelindeki en popüler kategoriler olmayabilir. 2015 yılının mobil perakendecisi seçilen Starbucks'tan bahsettiğim konuşmanın da yer aldığı IAB Singapur mobil eğitim günü özetine göz atabilirsiniz.



Mobil varlıkların (mobil siteler ve mobil uygulamalar) yönetimi, bu konuda özelleşmiş bir tecrübe gerektiriyor.
Google'ın Asya Pasifik sitesine yazdığım bu yazıda, mobil varlıklar için dikkat edilmesi gereken önemli noktaları paylaştım.



Mobil pazarlama, dijital pazarlamadan daha çeşitli dinamiklere sahip.
Mobil için pazarlama stratejilerinden reklam kreatiflerine kadar uzanan önemli bir farklılık söz konusu. Bu konuda benim de içeriğine katkıda bulunduğum Capital Dergisi'nde yayınlanan aşağıdaki yazıya göz atabilirsiniz.



Mobil cihazların kullanım alışkanlıkları, performans değerlendirme faktörlerinin ve başarı kriterlerinin değişmesine yol açıyor.
Mobil, cihazların ekran genişliklerinin de etkisiyle, kullanıcıların daha sık fakat daha kısa süreli etkileşim kurdukları bir platform. Bu nedenle standart başarı kriterlerinin dışında değerlendirme yapmak önemli.


Mobil teknolojiler veya mobil altyapılar bambaşka platformlarda geliştiriliyor.
Flash'ın artık kullanılmadığı bir altyapı olan mobil için reklam kreatifleri ve websiteleri alanında HTML5 kilit önem kazanırken, mobil uygulamalar SDK altyapılarında çalışıyor.


Mobil pazarlama veya ticaret ölçümlemesi karmaşık bir yapıya sahip.
Çoklu cihazların, dijital pazarlama ve ticari satış kanallarının birbiriyle etkileşimi yanında fiziksel dünya ile ilişkiyi de içeren ölçümleme yöntemlerine dair Girişim Savaşçısı programında yaptığım sunumu, aşağıda inceleyebilirsiniz.