27 Eylül 2009 Pazar

İngiltere'den Eticaret Reklam Kampanyası Örnekleri

İngiltere’deki iş seyahatim sırasında metroda karşılaştığım iki eticaret firmasının reklam kampanyası çok ilginçti. Bu örnekler size ülkede eticaretin güncel olarak tüketicilerde nasıl konumlandığını da gösteriyor olacak:


İngiltere’nin önemli teknoloji mağazalarından Dixons, 2006 yılında tüm operasyonunu İnternet üzerinde sürdürmeye karar vermişti. Karşıma çıkan kampanyasını da tamamen eticaretin avantajlarından bir tanesi olan uygun fiyat ve eve teslimat üzerine dayandırmışlar. Mağaza alışverişi tecrübesini tamamen bir ön araştırma olarak konumlayıp alışverişin bitişi için tek adresinin (satın alınacak yerin) Dixons.Co.Uk olduğunu ifade etmişler.





Bir diğer kampanyada ise İngiltere’de çok yaygın bir bayi ağına sahip ve farklı iş kolları olan Post Office, düşük bilet maliyetli uçak firmalarının son dönemde daha çok tercih edildiğinden yola çıkarak, İngilizleri bagajları için bilet ücretlerine yakın para ödemekten kurtarma vaadinde bulunuyor. İnternet’ten işlemlerin kolayca yapılıp bavulun evlerinden ek bir ücret olmadan alınacağını ve uygun maliyetle taşınacağını belirtiyor.

Türkiye’de genelde basın reklamları yolu ile kampanya odaklı iletişim yapmayı tercih eden eticaret firmalarının iletişimlerinde biraz daha yaratıcı ve agresif olmaları, belki de sektörün tüketiciler için nasıl konumlanması gerektiği konusunda da öğretici olacaktır.

Ad Tech Londra Etkinliği ve İngiltere'nin Son Eticaret Verileri

Bir iş seyahatim nedeniyle geçen hafta Londra’da gerçekleştirilen Ad Tech etkinliğine uğrama şansım oldu. Ölçümleme ve tüketici davranışları gibi eticaret konusunda zengin içeriklere sahip birkaç seminere katıldım. Katılımcıların ağırlıklı olarak dijital network’ler, araştırma şirketleri ve performans bazlı ajanslar olduğu fuar bölümünde az da olsa eticaret ödeme sistemleri konusunda mobil ödeme yapma ve global ödeme alma gibi farklı ürünlerini tanıtmaya gelmiş firma yer alıyordu. Özellikle mobil cihazların mağaza alışverişinde kullanımlarına dair yeni uygulamalar, ileride perakende sektöründe yaşanacak değişiklikleri şimdiden görebilmemiz açısından dikkat çekiciydi.

Etkinliğin düzenlendiği ülkeden de bahsetmeden geçmeyeyim. İngiltere, eticaret konusunda dünyadaki en gelişmiş ülkelerin başında yer alıyor. İnternet’ten alışveriş yapan tüketicilerin 2009 yılı itibariyle toplam İnternet kullanıcılarının %73’üne ulaşıp 30 milyon seviyesine yükseldiği İngiltere’de; eticaretin toplam perakende sektöründeki payının %4 civarında olduğu tahmin ediliyor. Bunun yanında yapılan birçok anket çalışması, ürün satın almadan önce İnternet üzerinden yapılan ön araştırmanın satın alma kararına (toplam perakende sektörüne) etkisinin çok yüksek olduğunu gösteriyor.

Kaynak: eMarketer, Ağustos 2009

6 Eylül 2009 Pazar

İnternet Ölçümlemesi ve Ücretsiz Tüketici Analizi Araçları

Elektronik ticaretin en önemli göreli avantajlarının başında ziyaretçilerin online mağazada gerçekleştirdiği tüm aktivitenin ölçümlenebilmesi geliyor. Fakat İnternet’teki ölçümlemenin avantajları bununla da sınırlı değil. Tüketicilerin arama motorlarındaki veya diğer sitelerdeki davranışlarının da kolayca ve büyük örneklem gruplarını içerecek şekilde yapılabilmesi, tüketici davranışlarının gerçek zamanlı olarak takip edilebilmesini sağlıyor. Başka bir ifade ile İnternet sayesinde tüketim eğilimleri hakkındaki güncel verilere daha çabuk ve anlık olarak sahip olduğumuzu söyleyebiliriz.


İnternet üzerinde ölçümleme konusunda dünyada ComScore, Hitwise, Nielsen ve IAB Turkiye’nin ölçümleme ihalesini kazanan Gemius gibi birçok araştırma şirketi faaliyet gösteriyor. Belli panel verileri ile elde ettikleri sonuçları ücretli olarak kurumlar veya firmalar ile paylaşıyorlar. Ölçümlemenin yerleşmediği ülkelerde site ziyaretçilerinin hacmi, demografik özellikleri gibi birçok veri sağlıklı olarak sağlanamadığı için İnternet’in yapısından kaynaklanan pozitif avantajları tam olarak kullanılamıyor.


İngiltere kökenli araştırma şirketi Hitwise’ın Global Araştırma Birimi Genel Müdürü Bill Tancer’ın geçen yıl çıkardığı "Click" isimli kitabının yeni baskısını nihayet vakit bulup okuyabildim. Tancer, bu kitapta yıl başlarında ciddi talep artışı yaşayan diyet ve mezuniyet balosu gibi çok farklı sektörlerdeki eğilimlerden tutun da; sosyalleşme siteleri ve porno endüstrisi gibi görünürde ilgisiz olan konulardaki ortak noktalara kadar birçok analizine yer vermiş. Ve bu değerlendirmelerin ana kaynağı olarak yararlandığı arama motoru kullanımları ile site ziyaret verilerinin iş dünyası için tüketiciyi anlamakta ne derece önemli olduğunu kanıtlamaya çalışmış.

İnternet araştırma şirketleri, sahip oldukları kullanıcı panellerine dayanarak bir arama motorunda yapılan arama sonrasında hangi sitelerin ziyaret edildiğini raporlayabiliyorlar. Bu detayda olmasa da benzer analizleri yapabilmek için aslında her zaman araştırma şirketlerinden danışmanlık almanıza gerek yok. Türkiye’deki İnternet kullanıcılarının arama ve site ziyaret eğilimi verilerini içeren araçlar sadece Google tarafından sağlanıyor. Tümü ücretsiz olan bu analiz araçlarının birkaç tanesini aşağıda sıralamaya çalıştım:

Insights For Search ile Google’da yapılan aramaların zaman içindeki değişimini, farklı yerlerdeki seviyelerini ve benzerlerindeki değişimlere kolayca görebilirsiniz.

KeyWord Tool ile Google’da yapılan aramaların adetlerine ve benzer aramaların neler olduğuna ulaşabilirsiniz.

AdPlanner ile sitelerin istatistiklerine, bir siteyi ziyaret edenlerin başka hangi siteleri ziyaret ettiği ve hangi aramayı yaptığı bilgisine erişmeniz mümkün.

27 Ağustos 2009 Perşembe

Müşterilerinize Mal veya Hizmetlerinizi Bedava Sunarak Para Kazanmanın 10 Yöntemi



Wired dergisi editörü Chris Anderson’un ilk kitabı Long Tail (Uzun Kuyruk) kısa zamanda elektronik ticaret konusunda en çok referans verilen teorilerden birini ortaya çıkardı. Bu konudaki literatüre ben de bir blog yazısı ile katılmıştım. Anderson’un yeni kitabı Free (Bedava) geçtiğimiz ay ismi gibi ücretsiz veya ücretli birçok kanalda piyasaya sürüldü. Kitabı İnternet üzerinden okumak isteyenler burada bulabilirler. Anderson son kitabında bizi gitgide dijitalleşen yeni dünyanın yeni fiyatı ile tanıştırıyor: bedava. Hatta negatif fiyat kavramını dahi ekonomi teorisinin tozlu kitap raflarından alıp birkaç örnekte önümüze koyuyor. Eticaret konusunda farklı projeler geliştiren tüm profesyonellerin ve girişimcilerin bu bol örnekli kitaptan önemli şekilde faydalanacağını düşünüyorum.

Bu kitapta üzerinde durulan bir diğer konu ise dijitalleşme ile birlikte artık klasik ürün ve hizmet satışı modeli yerine farklı ticari modellerin oluşmaya başlaması. Birçok müzisyenin albümlerinin CD’ler şeklindeki satışlarının düşüşe geçmesi ile suçu tamamen İnternet üzerinden paylaşım konusuna atmaları, aslında net bir gerçeği görmemizi engelliyor: her geçen yıl müzik endüstrisinin dünyada yarattığı katma değer artmaya devam ediyor. Bir başka ifade ile müzik üzerinden sadece albüm satış gelirleri ile oluşturulan toplam değer, yeni dinamiklerle gelişiyor. Şatafatlı konser turları, özel promosyonlar ve pop star yarışmaları gibi bambaşka mekanizmalar, müzik endüstrisinin ana öğeleri haline dönüşüyor...

Chris Anderson, kitabında mal veya hizmeti ücretsiz vererek para kazanılabilecek 50 iş modelini listelemiş. Ben burada en çok ilgimi çeken 10 tanesini listelemek istedim:
  • Yazılımı ücretsiz hale getirip donanım satışı gelirlerini arttırmak (Linux destekli IBM)
  • Albümü İnternet’ten ücretsiz dağıtıp konser ve promosyon gelirlerini arttırmak (Prince, Coldplay, Radiohead)
  • Ürünleri ücretsiz hale getirip reklam gelirlerini arttırmak (Google)
  • Çocukların katılımından ücret almayıp ebebeynlerin seçimini etkileyerek gelirleri arttırmak (Tatil Köyleri)
  • Ürünü iki aşamalı oluşturup temel versiyonu ücretsiz şekilde kullanıma açıp gelişmiş versiyondan gelir elde etmek (Apple Quicktime)
  • Ürünün iki fonksiyonunu iki versiyon haline getirip bir versiyonu ücretsiz şekilde kullanıma açıp diğer versiyondan gelir kazanmak (Adobe)
  • Belli konuşma / fatura tahahütü veren kişilere ücretsiz cep telefonu vermek (Telekom operatörleri)
  • Demo versiyonunu ücretsiz olarak kullanıma açıp orjinal ürünün satış gelirlerini arttırmak (Bilgisayar oyunu üreticileri)
  • Ürün içerisine sürpriz bir ücretsiz hediye ekleyip ürün satışlarını arttırmak (Kinder Surprise)
  • İlk üyelikte belli bir tutarı ücretsiz olarak kullanıma açıp kullanıcıların işlemleri tecrübe etmesini sağlayarak gelirleri arttırmak (Gitti Gidiyor)

Peki sizin en çok beğendiğiniz “ücretsiz satış modeli” hangisi?

20 Ağustos 2009 Perşembe

Türkiye’nin Eticaret Potansiyeline Haneler Üzerinden Bakış

Türkiye İstatistik Kurumu, 2009 yılı Hanehalkı Bilişim Teknolojileri Kullanım Araştırması sonuçlarını açıkladı. Bu araştırmaya göre Türkiye’de hanelerin %30’u İnternet erişimine sahip iken bireylerin İnternet kullanım oranı %38 olarak ortaya çıkmış. Ve İnternet kullanan bireylerin kişisel kullanım amacıyla İnternet üzerinden mal veya hizmet siparişi verme ya da satın alma oranı da %12 olarak ifade edilmiş.

Hanelerin %30’una erişmek, düşük bir oran mı?

TÜİK’in hanehalkı araştırmalarına göre Türkiye’de 17 milyon dolayında hane bulunuyor. Bu veriyi Teknoloji Kullanım Araştırması sonuçları ile birleştirdiğimizde yaklaşık 5 milyon hanenin İnternet’e erişiminin bulunduğu sonucuna ulaşıyoruz. Peki İnternet bağlantısı bulunan hanelerin sahip olduğu alımgücü ne?

Geçen haftalarda ulaştığım haziran 2009 tarihli Sina Afra tarafından hazırlanan Türkiye İnternet Sektörü değerlendirme sunumu içerisinde Türk Telekom verilerine dayanarak Türkiye’deki ADSL abonesinin 6 Milyon olduğu bilgisi yer alıyor. Bu veriden yola çıkarak Türkiye’de en az 5-6 milyon sürekli İnternet kullanıcısı hane olduğu sonucuna ulaşabiliriz. Bu çıkarımı geçen aylarda kuruluşu tamamlanan Interactive Advertising Bureau Türkiye Başkanı Levent Erden’in ölçümleme çalışmalarına başlanmasına dair düzenlediği basın toplantısındaki sözleri ile birlikte değerlendirdiğimizde ilginç bir Türkiye analizi ile karşı karşıya kalıyoruz: Türkiye’deki tüm pazarlama iletişimi çalışmaları aslında görünürdeki 15-17 milyon hane içerisindeki alışveriş potansiyeline sahip 6-8 milyon hanenin veya hane reisinin alışveriş tutumlarını etkilemeye yönelik. Bu tabloyu ADSL kullanımı verileri ile birleştirirsek, tüketim alışkanlıkları etkilenilmeye çalışılan bu grubun üyelerinin tümünün ciddi düzeyde İnternet kullanıcısı olduğu sonucuna ulaşabiliriz.

Bu durumda Türkiye’nin eticaret potansiyelinin düşük olduğu sonucuna mı varmalıyız?

Elektronik ticaret ile ilgili birçok analizde İnternet üzerinden alışveriş hacmi artışının İnternet kullanıcılarının Online oldukları yıl ile doğru orantılı olduğu belirtiliyor. Türkiye'de şu anda İnternet kullanıcıları arasında İnternet ile tanışma geçmişinin ortalama olarak 3-4 yıl olduğunu göz önüne aldığımızda, İnternet kullanıcılarının çok büyük bölümünde henüz eticaret farkındalığının oluşmadığını değerlendirebiliriz. Burada üzerinde düşünülmesi gereken asıl nokta, Türkiye eticaret sektöründe yakın dönemde beklediğimiz büyüme için alt yapının (Alımgücü olan tüketicilerin tümüne erişim.) sağlanmış olabileceği ve sıranın büyümenin kendisinde (Alımgücü olan tüketicilerin eticaret tercihlerindeki gelişim.) olabileceği fikri. Bu ivmenin kazanılması için şüphesiz eticaretin avantajlarının, öngörü sahibi yatırımcılar tarafından farklı kanallar ile tüketicilere aktarılması gerekiyor.

19 Ağustos 2009 Çarşamba

Best Buy ve Çoklu Kanal Deneyimi

Dünyanın en önemli tüketici elektroniği perakendecilerinden Best Buy, Türkiye’deki ilk mağazasını açmaya hazırlanıyor. Sevindirici olan asıl gelişme Best Buy’ın İnternet’in ticaret için kullanılmaya başladığı ilk günlerden bu yana artan şekilde eticaret konusuna çok ciddi yatırım yapıyor olması. Nielsen//NetRatings* raporuna göre 2009 yılı Mart ayında Best Buy'ın sadece ABD’de 400 Bin’in üzerindeki online müşterilerinin ortalama sipariş büyüklüğü 150 ABD Doları’nın üzerinde gerçekleşmiş. Türkiye’deki eticaret sitesini ne zaman faaliyete geçireceğini öngöremesek de Best Buy’ın Türkiye pazarına girmesi, uzun süredir elektronik ticaret konusunda herhangi bir atılım yapmayan teknoloji marketlerinin de İnternet’e daha fazla önem vermesine neden olabilir.

Yazıya hem İnternet hem fiziksel mağazası olan firmalar (click & mortar) ile başladığıma göre dilerseniz, biraz da perakende sektöründe artık daha sık karşılaştığımız çoklu kanal deneyiminden bahsedeyim. Önceki bir yazımda kendini mağaza ile sınırlandıran klasik perakendecilik anlayışını farklı satış metodları ile kırmaya çalışan firmaların ilk örneklerinden bahsetmiştim. Günümüzde İnternet neredeyse bu alanda mağaza alışveriş tecrübesinin bir uzantısı haline geldi. Özellikle ABD ve İngiltere’de alışveriş öncesinde araştırma ve karşılaştırmanın İnternet sitesinde yapılmasının yanı sıra zamansızlık nedeniyle siparişin İnternet üzerinden verilip ürünlerin mağazadan alınmasına kadar uzanan çok farklı yöntemlerle İnternet’in mağaza alışverişine eklemlenmesi konusunda büyük aşama kaydedildi. Buradaki kırılma noktası, firmaların İnternet sitelerini fiziksel mağazaları ile rekabet eder konumdan çıkarıp, daha olumlu tüketici deneyimlerini oluşturacak bir sinerji yaratmayı hedeflemeleri.

Nielsen Online’ın Aralık 2008’de yayınladığı bir anket** sonucuna göre ABD’de mağazalardan alışveriş yapan tüketicilerin alışveriş yaptıkları perakendecilerin İnternet sitelerini kullanma nedenleri aşağıdaki şekilde ortaya çıkmış:


Türkiye’de özellikle fiyat karşılaştırma sitelerinin ziyaretçi hacimlerinde son yıllarda çok ciddi bir artış var. Sizce bu durum elektronik ticaretin henüz emekleme aşamasında olduğu ülkemizde İnternet’in fiziksel mağazalar için de ne kadar önemli hale geldiğini göstermiyor mu?


* Nielsen MegaView Perakende, Satıcı Sıralaması, Mart 2009
** Nielsen Online, Basın bülteninde yer aldığı şekliyle “Tatil Anketi”, Aralık 2008

6 Ağustos 2009 Perşembe

Siteniz İçin Ücretsiz E-Ticaret Sistemi

E-ticaret sitelerindeki ödeme güvenliği konusuna değindiğim yazımda eBay’in sahibi olduğu Paypal ve diğer alternatif ödeme metodlarından kısaca bahsetmiştim. Bunların yanı sıra Google’ın sahibi olduğu ve tüketicilere e-ticaret sitelerinden kredi kartı bilgilerini sitelerle paylaşmadan alışveriş etme aracılığı sağlayan Checkout isimli bir ürün de bulunuyor. Şu anda sadece ABD ve İngiltere’de faaliyette bulunan firmaların kullanabildiği bu aracılık sistemi ile Çin’den Yeni Zelanda’ya kadar dünyanın birçok ülkesindeki tüketiciler, kredi kartı bilgilerini sadece Google ile paylaşarak alışveriş yapabiliyor.




Checkout şimdilik Türkiye’de kullanılamasa da sektördeki çoğu kişi tarafından biliniyordu. Fakat bu ürünün gelecekte çok başarılı sonuçlar doğurabilecek yeni bir uygulamasının varlığından haberdar mısınız? Geçen ay sonunda sessiz sedasız Google’ın yeni ürünlerini test ettiği Google Labs bölümüne Google Checkout Store Gadget isimli bir uygulama eklendi. Bu uygulama sayesinde birkaç dakika içerisinde oluşturulabilecek bir gadget ile artık herhangi bir siteden ürün satmak mümkün hale gelmiş. Google Checkout’a üye olup ürün listenizi sisteme ekleyince kolayca yaratılabilen bir gadget’ı her tür sayfaya koyabiliyorsunuz. Daha detaylı teknik bilgi için Google’ın ilgili kod sayfasını ziyaret edebilirsiniz.