27 Şubat 2016 Cumartesi

Son Dönemde Girişimcilik Konusunda Yayınlanan Kitapları Biliyor Musunuz?

Girişimcilik, Türkiye'de gitgide daha da popüler hale geldikçe bu konu üzerinde birçok etkinlik ve eğitim düzenlenmeye başladı. Özel sektörde çalışan bir profesyonel olarak bu konularla ilgili değerlendirmelerim genelde tanıştığım ve birlikte çalıştığım girişimcilerin tecrübelerinden ve biraz da okuduğum kitaplardan oluşuyor. Birkaç yıl önce bu konuda konuşma yapmam istenen bir etkinlikte Türkiye'deki girişimcilik konusunda birkaç gözlemimi paylaşmıştım.

Geçen haftalarda San Francisco'ya yaptığım bir iş seyahatinde uzun yıllardır yapmayı istediğim fakat vakit bulamadığım bir aktiviteyi gerçekleştirdim; Bilgisayar Tarihi Müzesi'ni gezdim. Bilginin işlenmesine dair gelişmelerin gitgide nasıl hızlandığına dair birçok kaynağın ve örneğin yer aldığı bu yerde şüphesiz en popüler bölüm, internetin hayatımıza katılmasından sonraki dönemi kapsıyor.

Müzeyi gezerken hayatımızı ciddi anlamda değiştiren bu teknolojileri kuranlarla yapılan röportajları içeren bir kitapla karşılaştım. Kurucular İşte (Founders At Work); Yahoo, Apple, Hotmail, Blogger, Flicker gibi onlarca firmanın gerçek kurucuları ile yapılmış röportajları içeren ve bu firmaların birer amatör girişim olduğu ilk yıllarına ışık tutan nefis bir kaynak. Wozniak'ın ilk Apple cihazının prototipini evindeki televizyon ve benzer birkaç basit elektronik araç sayesinde yaratabilmesinin arkasındaki bilgi birikimi ve dehayı anlayıp; Bhatia'nın Hotmail'ı cılız bir fikirden yaratırken sadece 20 ay içinde 400 milyon dolarlık bir değere nasıl ulaştırdığını onların ağzından okumak büyük keyif. Y Combinator'un kurucusu Jessica Livingston'un bu kitabı, tüm girişimcilerin ihtiyacı olan gerçek hayat derslerinin bir özeti gibi.

Girişimcilik ekosisteminin bir diğer önemli bileşeni ise şüphesiz yatırımcılar. Kendisi de Paypal'ın kurucularından olan Peter Thiel'in üniversitede verdiği ders notlarından geliştirilen Sıfırdan Bire (Zero To One), bir girişimin başarılı olup olmayacağına dair kolay anlaşılabilir bir reçete sunuyor. Herhangi bir girişimcinin şu soruya yanıt alabildiği durumda işe koyulmasını öğütlüyor: Sizin önemli olduğunu düşündüğünüz o konuda sizinle hem fikir birkaç insan daha var mı? Yazar, girişimlerin nakit dengelerini nasıl yönetmesi gerektiğinden, işe alım dinamiklerine ve fark yaratıp bunu nasıl korumaları gerektiğine kadar birçok alanda kişisel değerlendirmelerini paylaşıyor.


29 Ocak 2016 Cuma

Dünyadan Örneklerle E-Ticaret Sektörü ve Karlılık

Türkiye'de 2016 yılı e-ticaret açısından iki önemli haberle başladı: Hızlıal'ın talipleri bulunmasına rağmen Gold Grubu genelinde yaşanan iflas erteleme sürecine dahil olması ve Sabancı Grubu'nun perakende stratejilerinde önemli yeri olan Kliksa'nın yeniden yapılanma adı altında Teknosa'ya bağlanması. Ana grupların farklı perakende organizasyonlarının bulunması yanında B2C formatında faaliyet göstermeleri gibi iki ortak paydaları bulunan bu büyük sitelerin yaşadığı ana sorunun, Türkiye'de e-ticaret sektörünün son birkaç yıldır beklendiği düzeyde büyümemesi olduğunu düşünüyorum. (Yeni) internet müşteri penetrasyonunun beklenilenden yavaş ilerlemesi; firma stratejilerinin fiyat rekabetine sıkışmasına ve ister istemez de tüm sektör için karlılık hedeflerinin ötelenmesine yol açtı.

Geçen hafta katıldığım Asya E-Ticaret ve Dijital Pazarlama Yenilikçilik Zirvesi'ni takip ederken Türkiye'deki durumun, aslında bize özel değil; tüm dünyada e-ticaret sektörünün yaşadığı bir sancı olduğuna dair örneklerle karşılaştım. Ve bu bilgileri, sizlerle paylaşmak istedim.

Asya Pasifik Bölgesi; barındırdığı ciddi nüfus potansiyeli, henüz e-ticaret ile tanışanların oranının düşük olması ve mobil internet kullanımının bilgisayara kıyasla daha yüksek olması sebebiyle son birkaç yıldır yatırımcıların göz bebeği. Türkiye'de 2009-2013 yılları arasında yoğunlaşmasına tanıklık ettiğimiz yabancı fonların bu bölgedeki yatırım tutarları çok ciddi boyutlarda, şöyle ki bölgeye 2015 yılında 55 milyar dolara yakın bir yatırım yapıldığı değerlendiriliyor.

Tayland'ın en büyük e-ticaret sitesi olan ve Rakuten Grubu'nun 2005 yılında bünyesine kattığı Tarad'ın kurucusu Pawoot Pongvitayapanu, konuşmasında yatırım fonu girişlerinin pazar dinamiklerini nasıl etkilediğinden bahsetti. Gelişmekte olan ülkelerde pazar payını artırmak amaçlı stratejiler uygulandığını ve bu nedenle de karlılık hedefi yerine satış haciminin (ciroların) ana hedef haline geldiği söyledi. Bu tip büyüme dönemlerinde tüm firmalar açısından sürdürebilir bir ticaret yapmanın gitgide zorlaştığını ifade etti. Örnek olarak Rocket Internet Grubu'nun bölgede birçok ülkede faaliyet gösteren amiral siteleri olan Lazada (platform) ve Zalora'nın (online moda) operasyonlarını kurup büyütebilmek için (sadece) 2014 yılında 235 milyon USD düzeyinde zarar ettikleri bilgisini verdi. Tam burada bir noktanın altını çizeyim; bu, aslında Rocket Grubu'nun beklediği bir durum çünkü gruba bağlı firmaların EBIT pozitif değere 6 ile 9 yıl içerisinde ulaşması hedefleniyor.

Bir sonraki sunumu yapan Lazada Tedarik Zinciri Başkanı Alexis Lanternier, bu denli büyük yatırımların nereye harcandığından bahsederken aslında konunun devamını getirmiş oldu. Amazon'un 7 ülkede faaliyette oldukları bu bölgede henüz operasyonlara başlamamış olmasının mücadele ettikleri durumun zorluğunu kanıtladığını belirtmekle söze başladı. Pazaryeri iş modelinin internet satışı bilmeyen ve organizasyon konusunda deneyimsiz bu bölgedeki kobiler için işleri kolaylaştırıcı etkisinin altını çizip, özellikle yeterli iş ortağı bulamadıkları lojistik (tedarik ve dağıtım) tarafına büyük bir altyapı yatırımı yapmak durumunda kaldıklarını (multi nodal network ve last mile control isimli projelerinin detaylarını paylaşarak), hatta kendi tedarik organizasyonlarını hayata geçirdiklerini aktardı. Potansiyel müşterileri e-ticaret alışveriş tecrübesi ile tanıştırmak için ürün standardizasyonu sebebiyle tüketici elektroniğinin en önemli kategori olduğunu ve yaşanan ilk tecrübe sonrasında diğer kategorileri de müşterilerin tüketim alışkanlığına entegre etmeye çalıştıklarını belirtti. Aktardığı ilginç bir başka nokta ise bu bölgede özel günlerin anlık trafiği 100 katına çıkarma potansiyeli olması nedeniyle firmalar için teknoloji altyapı yatırımlarının zorunluluk olduğu konusundaki saptamasıydı. Kısacası düzgün bir e-ticaret işleyiş altyapısı kurma maliyetinin fonlar tarafından karşılandığı bu yeni dünyada, yatırım yapan aktörler şimdilik uzun vadeli planlarının gidişatından memnun görünüyor.

Dijital dönüşüm, tüketiciler açısından alternatif ve fiyat avantajı sağlayan olumlu bir alışveriş tecrübesi yaratırken firmalar açısından geleneksel iş modellerini sarsan, kargaşa yaratıcı bir sürece yol açtı. Walmart, Macy's ve Gap gibi dünyanın sayılı büyük perakende firmalarının yüzlerce mağazalarını kapattıkları bir dönem için zaten daha başka ne söylenebilir ki. 2015 yılını 107 milyar dolar ciro ile kapatan dünyanın en büyük e-ticaret firması Amazon'un bile sıfıra yakın kar marjıyla operasyonlarını (nefesini) devam ettirdiği bu dijital dönüşüm süreci, dünyada e-ticaret firmaları için de pek kolay geçmeyecek gibi görünüyor. Yine de firmalar için karlılık beklendiği ölçüde gerçekleşmese de cirolarını sürekli büyütebilen bir e-ticaret sektörü, yatırımcılar için tercih edilmeye devam edecek gibi duruyor.

29 Aralık 2015 Salı

E-Ticaret firmalarında neden Mobil Ticaret Yöneticisi pozisyonu olmalı?

Mobil internet kullanım tecrübesi, bildiğimiz bilgisayar kullanma tecrübesinden çok farklı.
Mobil cihazları kullanan tüketicilerin kullanım alışkanlıkları; fiyat karşılaştırması veya lokasyona dayalı araştırma gibi anlık etkileşim yanında yoğun oranda cihazlar-arası geçişi içeriyor.


Mobil ticaretin evrimi, masaüstü veya dizüstü bilgisayarlardaki alışverişe kıyasla yeni, kendine özgü bir yapıyı işaret ediyor.
Mobil web sitelerinde veya uygulamalarda en çok satan ürün veya hizmetler; site genelindeki en popüler kategoriler olmayabilir. 2015 yılının mobil perakendecisi seçilen Starbucks'tan bahsettiğim konuşmanın da yer aldığı IAB Singapur mobil eğitim günü özetine göz atabilirsiniz.



Mobil varlıkların (mobil siteler ve mobil uygulamalar) yönetimi, bu konuda özelleşmiş bir tecrübe gerektiriyor.
Google'ın Asya Pasifik sitesine yazdığım bu yazıda, mobil varlıklar için dikkat edilmesi gereken önemli noktaları paylaştım.



Mobil pazarlama, dijital pazarlamadan daha çeşitli dinamiklere sahip.
Mobil için pazarlama stratejilerinden reklam kreatiflerine kadar uzanan önemli bir farklılık söz konusu. Bu konuda benim de içeriğine katkıda bulunduğum Capital Dergisi'nde yayınlanan aşağıdaki yazıya göz atabilirsiniz.



Mobil cihazların kullanım alışkanlıkları, performans değerlendirme faktörlerinin ve başarı kriterlerinin değişmesine yol açıyor.
Mobil, cihazların ekran genişliklerinin de etkisiyle, kullanıcıların daha sık fakat daha kısa süreli etkileşim kurdukları bir platform. Bu nedenle standart başarı kriterlerinin dışında değerlendirme yapmak önemli.


Mobil teknolojiler veya mobil altyapılar bambaşka platformlarda geliştiriliyor.
Flash'ın artık kullanılmadığı bir altyapı olan mobil için reklam kreatifleri ve websiteleri alanında HTML5 kilit önem kazanırken, mobil uygulamalar SDK altyapılarında çalışıyor.


Mobil pazarlama veya ticaret ölçümlemesi karmaşık bir yapıya sahip.
Çoklu cihazların, dijital pazarlama ve ticari satış kanallarının birbiriyle etkileşimi yanında fiziksel dünya ile ilişkiyi de içeren ölçümleme yöntemlerine dair Girişim Savaşçısı programında yaptığım sunumu, aşağıda inceleyebilirsiniz.


27 Kasım 2015 Cuma

E-Ticaret Cirolarının Artış Gösterdiği Özel Dönemler

Tüketicilerin alışverişlerini en çok artırdığı dönemler özel günler. Bu dönemleri temel olarak Sevgililer Günü, Anneler Günü; Yılbaşı gibi başkalarına hediye alınan ve Sezon Sonu İndirimleri gibi tüketicilerin kendileri için alışveriş için yaptıkları dönemler olarak ikiye ayırabiliriz. Özel günlerin dinamikleri birbirinden farklı olsa da firmalar açısından sağladıkları hacim ciddi bir önem taşıyor. 

İnternet satışlarının en önemli artışları da yine bu özel dönemlerde gerçekleşiyor. İnternetin ölçeğinin büyüklüğü ve kişiselleştirme maliyetinin fiziksel perakendeye göre daha avantajlı olması sebebiyle dijital dünyada bilindik özel günler dışında özel alışveriş günleri yaratmak ve organize etmek daha kolay

Görsel: theguardian.com

E-ticaret ekosistemine yeni müşteriler kazandırmak veya halihazırdaki internet müşterilerinin alışveriş frekanslarını artırmak
 amacıyla yaratılmış dünya çapıda etki uyandıran özel günlerin en bilinenleri şöyle:

Siber Pazartesi (Cyber Monday): ABD / Kasım ayının son pazartesi. İnternet üzerinde satış yapan firmaların ABD ve İngiltere başta olmak üzere 2005 yılından beri Shop.org gibi farklı birliklerle organize edilen genel indirim günü. 2014 yılında 2 milyar dolar ticari hacmi geçmişti.

Yeşil Pazartesi (Green Monday): ABD / Aralık ayının ikinci pazartesi. 2008 yılında eBay tarafından ayrıştırılmaya başlanan ve birçok kategoride indirimleri içeren yılbaşı alışverişi günü. 2014 yılında 1.6 milyar dolar ciroya yaklaşmıştı.

Bekarlar Günü (Singles Day): Çin / 11 Kasım. Ali Baba Grubu'nun global bir marka haline getirdiği ve 2015 yılında sadece bu grubun 14.3 milyar dolar ciroya ulaştığı özel gün.

Aşağıdaki grafiği ülkelerin en yüksek internet ciro hacmine sahip günlerinin analizinden aldım:



Asya Pasifik Bölgesi'nden ilgili bilgilerle devam edecek olursak; her yıl düzenli olmasalar da internetten alışverişi desteklemek için aşağıdaki gibi özel günler organize ediliyor.

Büyük İnternet'ten Alışveriş Festivali (Great Online Shopping Festival): Hindistan ve Singapur / Aralık ayı. Önce Hindistan'da organize edilmeye başlanan ve daha sonra Singapur'un da dahil olduğu özel indirim günü.

Ulusal İnternet'ten Alışveriş Günü (National Online Shopping Day): Endonezya'da organize edilen özel gün. 

Tıklama Kuşatması (Clickfrenzy): Avustralya'da organize edilen indirim günü.

Ulusal İnternet'ten Alışveriş Günü (National Online Shopping Day): Vietnam'da düzenlenen özel alışveriş günü.

İnternet'ten Alışveriş Festivali (Online Shopping Festival): Filipinler'e özel indirim günü.


Eticareti desteklemek ve büyütmek adına Türkiye'de de aşağıdaki gibi benzer özel gün projeleri organize edilmeye çalışıldı.

Mastercard e-fest: Üstüste birkaç yıl süren ve birçok büyük eticaret firmasının iştirak ettiği ortak indirim dönemini tanıtmak amacıyla önemli iletişim kampanyaları da düzenlendi.

Online Alışveriş Festivali: TTNET'in öncülüğünde internet sektörüne farklı bir soluk getirmek için gerçekleştirilen özel alışveriş festivali.


Bunların dışında; eticaret firmalarının kendileri de doğrudan özel günler yaratmaya çalışıyor. Hindistan'dan Flipkart'ın Büyük Milyar Günleri (The Big Billion Days), Japonya'dan Rakuten'in Süper İndirim Etkinliği (Super Sale Event) ve Türkiye'den N11'in Yılın En Uğurlu Günü projeleri güncel örnekler arasında sayılabilir.


27 Ekim 2015 Salı

Türkiye E-Ticaret Sektörünün Yeni Trendi Pazaryerleri ve Ali Baba

Son yıllarda global e-ticaret pazarını, Amazon ve Ali Baba sürüklüyor. Bu arada bir ekleme yapayım; Ali Baba Grubu içerisinde elektronik ticaretten ödeme sistemlerine uzanan farklı kollarda faaliyet gösteren onlarca şirket bulunuyor. Alibaba B2B pazaryeri modeline, Taobao C2C pazaryeri modeline, Tmall B2C pazaryeri modeline ve AliExpress Çin dışında faaliyet gösteren B2C pazaryeri modeline sahip e-ticaret siteleri. Grubun pazarlama iletişiminden sorumlu başkan yardımcısı Porter Erisman'ın kaleme aldığı kitap olan Alibaba's World (Ali Baba'nın Dünyası), son dönemin bu popüler şirketinin başarı hikayesini içeriden birinin gözünden anlatması açısından çok ilginç. Aşağıdaki gibi çok fazla kişinin bilmediği bilgilere de arka planda yaşanan olumlu ve olumsuz olayları okuyarak ulaşma şansınız oluyor: 

  • Taobao projesinin eBay ile rekabet sonucunda ortaya çıkması. 
  • İşbirliklerinin başarısızlıkla sonuçlanması nedeniyle Yahoo'nun Çin'de faaliyetini durdurmak durumunda kalması.
  • Silikon Vadisi'nde açılan ofisin birkaç yıl içerisinde kapanması.
  • Ali Baba'nın 2007 yılında Hong Kong'da borsa ile ilk tanışmasının olumsuz sonuçlanması.

Yukarıda bahsettiğim dünyanın en büyük e-ticaret şirketlerinin en önemli farklılaşma noktaları, iş modelleri. Pazaryeri (marketplace) modeli olarak adlandırılan bu modelde irili ufaklı birçok satıcı siteyi potansiyel müşterilerine ulaşmak için bir satış platformu olarak kullanıyor. Ana e-ticaret firması ise temelde siteye trafiği sağlayıp alışveriş ödemelerini tahsil ediyor. Bunun dışında başarıyı getiren ek noktalar olarak; Amazon önerme teknolojisi ve lojistik tesislerine çok ciddi yatırım yaparken Ali Baba ödeme sisteminden mobil teknolojilere uzanan bir ekosistem yaratmış durumda.

Türkiye e-ticaret sektörünü yakında takip ediyorsanız, son birkaç yıldır görülen en önemli değişimin pazaryeri modeline kayış olduğunu fark etmişsinizdir. Bunu kaçırmış olanlar için bir haber özeti yapmaya çalıştım: Uzun yıllardır ağırlıklı olarak bu modelde faaliyet gösteren Gittigidiyor'un 2014 yılı verilerinde hala hız kesmeyen bir performans görülüyor. Son yıllardaki en önemli yabancı e-ticaret yatırımı olan N11 ise ilk günden itibaren bu modelin en başarılı uygulayıcılarından biri. PTT'nin e-ticaret ayağı olan ePTTAVM de planlama aşamasından itibaren bir pazaryeri olarak kurgulanmıştı. Sabancı Grubu'nun önemli e-ticaret atılımı olan Kliksa da yakında üzerinde çalıştığı bu modele geçiş yapacağını açıklamıştı. Ve son olarak Türkiye'nin en köklü e-ticaret firması olan Hepsiburada 2015 yılı içerisinde pazaryeri modeline geçmişti.

Şimdi sırada modeli destekleyip farklılaşılacak yatırım alanlarının belirlenmesi var. Bu da gerçekleştiğinde; belki de Türkiye e-ticaret sektörü için yıllardır beklediğimiz sıçramayı bu toplu yönelime borçlu olacağız.

27 Eylül 2015 Pazar

Omni-Channel Hakkındaki Yeni Trendler ve Okunması Gerekli Kitaplar

Artık Perakende Birlikleri dahi perakendecilikte e-ticaretin ana süreçlere entegrasyonu ile ilgili stratejilerden bahsediyor. Bu entegrasyon süreçlerinin en tepe noktası olan Omni-Channel yaklaşımı ise tüketicilerin odağa alındığı yeni bir yapıyı ifade ediyor. Tüketicilerin sadece alışverişlerine göre segmente edildiği bir dünyadan; marka veya mağazalarla etkileşimde olan fakat alışveriş yapmayan kişileri de içeren çok daha geniş bir hedef kitleyle ilgili lokasyon, beğenme ve ödeme tercihleri gibi birçok konuda analiz yapma olanağına kavuşulan bir dünyaya geçiş yapıyoruz. Bahsettiğim yeni dünyadaki en güncel eğilimlere göre akıllı telefon kullanıcılarının ciddi artışı ile bu cihazlardaki kamera, sensör, GPS gibi özellikleri sayesinde tüketiciler hakkında daha fazla bilgiye erişebilme fırsatına kavuşulduğunu görüyoruz. Akıllı telefonların perakende tüketici süreçlerinde artan rolü ile ilgili son raporlardan daha detaylı içgörüler alabilirsiniz.

Omnichannel yaklaşımının iki önemli bacağı; alışveriş yapmayan kişileri de ölçümleyebilmek ve tüketicilerle tamamen kişiselleştirilmiş şekilde iletişim kurabilmek.

Ölçümleme her ne kadar dijital analiz araçları sayesinde basitleşmiş ve herkesin kullanabileceği bir hale gelmiş olsa da alışveriş süreçleriyle ilgili benzer araştırmaların tarihi çok daha eskiye uzanıyor. 1970'lerde davranışsal psikolog Paco Underhill'in kurduğu Envirosell şirketi, fiziksel mağazalar içerisine kurduğu kamera sistemleri ve gözlemcilerin değerlendirmeleri ile kullanıcı anketlerinden oluşan ve 40 parametre için kayıt yapan büyük bir veri tabanı oluşturmaya başladı. Bunu Shopper Marketing kavramının ilk testi olarak düşünebiliriz. İşlenen veriler ürünlerin yerlerinden, raf yüksekliklerine, hatta satış elemanlarının müşterilere temas ettikleri vücut pozisyonlarına kadar alışveriş süreçlerinin (satışa dönüştürme hedefli olarak) daha verimli hale getirilmesi açısından fiziksel perakendeciliği ciddi şekilde etkiledi. Birkaç örnek vermek gerekirse; bir ürünü denemek için kabine giren erkekler müşterilerin %65'i satın alma kararı verirken, kadınlarda bu oran %25 seviyesindeymiş. Veya alışveriş sırasında dar raflar veya tecrübesiz satış temsilcileri nedeniyle müşterilere sırtlarından / arkalarından dokunulursa alışveriş yarım bırakılıyormuş. Paco Underhill'in mutlaka okumanız gereken 'Neden Satın Alıyoruz? (Why We Buy)' Kitabı'ndan birkaç önemli noktaya buradan ulaşabilirsiniz.

Akıllı telefonların getirdiği en önemli yeniliklerden biri de mobil uygulamalar. Bu sayede firmalar, son kullanıcıların kendi mini platformlarını sürekli yanlarında taşımasını sağlayabildiler. Son dönemde karşımıza çıkmaya başlayan Omnichannel çözümleri; mobil uygulamaların sağlayabildiği lokasyon verisi, gerektiğinde offline kullanım, diğer uygulamalarla etkileşim ve kullanım tercihlerini kaydetme gibi özelliklerin kullanımına yönelik olarak geliştiriliyor. George Berkowski'nin 'Milyar Dolarlık Uygulama Nasıl Yapılır (How to Build a Billion Dollar App)' Kitabı'nda ise mobil uygulama geliştirme evreleri basit bir şekilde açıklanıp kullanıcıların akıllı telefonlar ve mobil uygulamalarla etkileşim içgörüleri paylaşılıyor. Tüketicilerin kişiselleştirme ve kullanım sıklığı konusunda tercihleri hiç şüphesiz ilgi alanlarına yönelik doğru yaklaşımlardan kaynaklanıyor. Human Universals isimli bir kitaba göre insanlara özel olan ve tüm dünyada genel geçer 67 ortak payda bulunuyormuş: yaş ayrımı, atletik sporlar, vücut gösterme, takvim, temizlik eğitimi, .. vb. Aslında gün boyu kullanıcılardan en fazla 1 metre uzakta olan bir nesne ile olan etkileşimi de bu çerçevede düşünmek gerekiyor. Berkowski, gün içerisinde ortalama olarak 150 kez cihazlarına uzanan akıllı telefon kullanıcılarının en çok yaptıkları aktivitelerin mesajlarına bakmak, telefonla konuşmak ve saate bakmak olduğunu belirtiyor. Bu etkileşimlerin %5'inin de alarmla ilgili olduğunu da eklemeden geçmiyor. Kişiselleştirmeyi mobil uygulamalara indirgemek doğru olmasa da perakendecilerin işini basitleştirmesi açısından bu yeni dünyaya kolay bir giriş yapma şansı verecektir.

* Görsel itsdatatime.nl sitesinden alınmıştır.

30 Ağustos 2015 Pazar

Yaklaşımlar ve Veriler Eşliğinde İnternetin Mobil Kullanımındaki Artışın Bugünü ve Geleceği

Bir yıldır Asya Pasifik bölgesinde profesyonel iş hayatıma devam etmek, mobil internetin gerçek etkisini görmek açısından önemli bir görüş açısı ve tecrübe kazandırdı. İnterneti daha 10 yıl öncesine kadar masaüstü bilgisayarlardan erişilen bir bilgi platformu olarak değerlendirirken, zaman içerisinde iletişim ve ticaret alanlarına yayılan etkisinin mobil akıllı cihazlar sayesinde nasıl gerçek zamanlı bir hale geldiğine tanıklık ettik. Artık mobil cihazlarımız sayesinde aklımıza estiği (mikro) anda her istediğimiz bilgiye erişip her tür içeriği paylaşıp alışverişlerimizi dahi hızlıca gerçekleştirebiliyoruz. Ticaret alanındaki mobil dönüşümü güzel özetleyen bu yazıya göz atmanızda fayda var.

Kullanıcıları internete sürekli bağlı (bağımlı değil bağlı) hale getiren akıllı mobil cihazların kullanımındaki artış, internetin kullanım alanlarını da hiç şüphesiz çok geliştirdi. Google, kullanıcıların bu mobil dönüşümüne dair Mikro Anlar (Micro Moments) yaklaşımını getirirken FacebookAnlamı olan Anlar (Moments That Matter) söylemi ile mobil değişimi ifade etmeye çalışıyor.





Geçen ay gerçekleştirdiğim Türkiye seyahatimde Emarsys Kahvaltı Semineri'ne konuk oldum. Yakından gözlemleme şansı bulduğum bu mobil değişimi seminer dinleyicilerine, bizzat yaşayan birisi olarak 'içeriden' aktarmaya çalıştım. Sunumu aşağıda inceleyebilirsiniz.

Not: Sunum başlığındaki 'Gelecek'ten kastım: Hindistan ve Endonezya gibi internet trafiğinin büyük bölümü mobil cihazlarda gerçekleşen ülkelerde şu anda gözlemlenen (mobil) internet kullanım alışkanlıklarının, 5-10 yıl sonra dünyanın geri kalanında da benzer olacağını değerlendiriyorum.