5 Ağustos 2012 Pazar

M-Ticaret mi Daha Büyük Yoksa S-Ticaret mi?

Dijital dünyaya taşınan sosyal ilişkilerin (social), lokasyona bağlı özelleştirmelerin (local) ve akıllı mobil cihazların zenginleştirdiği özelliklerin (mobile) bir arada kullanılması, iletişimden ticarete her alana olumlu katkı sağlıyor. Tüm dünyada en çok kabul gören trendlerden biri haline gelen SOLOMO yaklaşımının farklı uygulamalarını, daha sık görmeye başladık. Bu kavramın alt bileşenleri hakkında ben de kişisel değerlendirmelerimi paylaşmak istedim.

Mobil ticaret (m-ticaret), klasik e-ticaret anlayışından çok daha geniş bir potansiyele sahip.
- Mobil ticaret kavramının kapsamı içerisinde mobil cihazlar kullanılarak yapılan İnternet alışverişi yanında, alışveriş akışını zenginleştiren lokasyondan / haritalardan faydalanma, fiyat karşılaştırma gibi kullanımlar da yer almakta. Bunların yanında cep telefonlarının dijital cüzdan veya ödeme aracı olarak kullanımları konusu da gitgide daha fazla önem kazanıyor.
- E-ticaretin toplam perakende içindeki oranı, ekonomik olarak gelişmiş ülkelerde %10 dolaylarına ulaşmış olsa da ticaretin büyük bölümü hala dijital dünya dışında (offline) olarak gerçekleşmekte. Akıllı telefonların alışveriş tecrübemizi geliştirecek kullanımlarının artışına paralel olarak daha fazla alışveriş, dijital dünyadan etkileniyor olacak.
- Gerek telefon ekranlarının ebatından kaynaklanan zorluklar, gerekse mobil cihaz dostu olmayan sitelerin yaşattığı olumsuz deneyim; mobil cihazlar üzerinden yapılan alışverişi kısıtlıyor. M-ticaret'te tüketiciler için alışveriş süresini ve potansiyelini düşüren bu dezavantaj, tablet cihazlar üzerindeki alışveriş (t-ticaret) tecrübesi ile ortadan kalkıyor. Üstelik üst segment markaların fiziksel alışveriş tecrübesinde yaşattıkları konfor, tabletler ve interaktif videolar aracılığı ile artık dijital dünyaya aktarılıyor.


Sosyal ticaret (s-ticaret), sosyal medya / platformlardaki ticaretin çok ötesinde bir kapsama sahip.
- Sosyal platformlar üzerinde açılan web mağazaları ciddi satış performansına ulaşmakta zorlanıyor, alternatif satış kanallarına dönüşemediler. Bunun temel nedeni, iletişim kurmak amacıyla bulunulan bir platformun tüketicileri alışverişe yönlendirmesinde yatan güçlük.
- Sosyal medya platformlarının üyelik altyapılarını diğer sitelere açarak, platforma giriş yapan kullanıcıların web'deki diğer sitelere otomatik olarak giriş yapmasını sağlayan ve bu profillerin sosyal medya siteleri dışındaki davranış verilerini de bir araya getiren uygulamalar genişliyor. Bu ortak profiller, her ne kadar kişisel mahremiyet konusunda tartışmalar yaratsa da web sitelerinde üyelik veya başka bilgilerin her ziyarette girilme verimsizliğini de düşürecek bir avantaj sağlıyor.
- Sosyal medyanın tüketiciler hakkında sağlayabileceği yeni verilerin sosyal CRM adı altında incelenebileceğine dair beklentiler, henüz verilerin yeterli düzeyde kullanılamaması sebebiyle karşılanamadı. Oysa dijital sosyal çevrelerimizin algılarına veya alışverişlerine nasıl bir etkimiz olduğunu analiz edip bu bilgileri markalama ve satış amaçlı kullanabilmenin sağlayabileceği verimlilik artışı tartışılamaz. Dijital ağımızdaki kişilerin özelliklerini ve özel günlerini içeren bilgileri süzüp arkadaşlarını alışverişe yönlendirecek önerilerde bulunabilecek mekanizmalar geliştirildikçe sosyal alışverişin etki alanı da genişleyecektir.


Yerel ticaret (y-ticaret), lokasyon bazlı özelleştirme gücü ile KOBİ'ler için iletişim fırsatı.
- Küçük ve orta ölçekli işletmeler; faaliyet alanları coğrafi olarak sınırlı olduğu ve belirli pazarlama bütçelerine sahip olmadıkları için tanıtım konusunda sorun yaşıyorlar.
- Lokasyon bazlı pazarlama metodlarını geliştiren uygulamalar sayesinde KOBİ'lerin daha hedefli ve kazançlı tanıtım ve satış kampanyaları yapmaları mümkün hale gelecek.
- Küçük ölçekli firmalar, İnternet'in doğal avantajı olan kolay ölçümleme sayesinde bölgesel mesajlarını daha iyi özelleştirip mobil ve dijital billboard'lar gibi farklı kanallardaki etkileşimi birlikte kullanma şansına sahip olacaklar.

13 Temmuz 2012 Cuma

Arama Motorlarının İktisada Katkısı

Haberboyu Sitesi'nde geçen ay konuk yazar olarak yayınlanan yazımı sizlerle paylaşmak istedim.

Arama Motorlarının İktisada Katkısı
İnternet arama motorları artık insanların bilgiye ulaştıkları ortak kanal oldu. Tüketiciler her tür ürün ve hizmetlerle ilgili bilgi ihtiyaçlarını arama motorları aracılığı ile karşılıyor. Hatta son araştırmalara göre bu pratikliğin insanoğlunun hatırlama / hafıza kullanımı üzerinde ciddi etkileri oluşmaya başladı. Bu nedenle arama motorlarına gerçek zamanlı içgörü araçları da diyebiliriz. Çünkü hangi konuya ilgi duyduğumuzu anlayabileceğimiz ilk kaynak haline geldiler. İnternet kullanıcılarının neredeyse tamamı araştırma yaparken arama motorlarını kullanıyor. Son yıllarda İnternet kullanıcı adedindeki artış ve İnternet kullanıcılarının kullanımlarda daha uzmanlaşmış hale gelmesi; arama motorlarının kullanımını daha da artırdı. Google’ın anahtar kelime aracından aldığım aşağıda örnek ekran görüntüsünde Türkiye’de arama hacimlerinin ne noktaya geldiğini görebilirsiniz.


Dünyadaki aramaların büyük bölümünün yapıldığı Google.com'daki aramaların hacminde zaman içerisinde görülen değişim, uzun yıllardır İçgörü Aracı sayesinde herkesin erişimine açık. Bu veriler birçok araştırmacı için farklı bir dünyanın kapılarını da açtı. Arama motorlarının kullanımları sayesinde makro trendlere ulaşılabileceğine dair detaylı araştırmalar 2008 yılında ABD’de bulaşıcı hastalıklar üzerine yazılan bir makale ile başladı. Google’ın bu analizi daha da ilerlettiği çalışma ile meşruluğunu ilan edip birçok alandaki analizlerin önünü açtı. Hatta bu araştırmayı daha anlaşılır hale getiren Flu Trends görsel sitesi yayına alındı.

Arama motorlarının birçok kişinin gözünden kaçan en önemli katkısı iktisat bilimine oldu. Bu siteler, ekonometrik modellerin en problemli noktası olan hata teriminin (error term) etkisini ciddi şekilde düşürebilecek bir veri genişlemesi sağladı. Tüketicilerin tercihlerine ait veriler; gerçek zamanlı, kesintisiz seriler halinde ve erişilemeyen parametrelere sağlıklı ikame edilebilecek hale geldiler. Kısaca, daha sağlıklı öngörüde bulunmayı sağlayacak önemli bir ek veri kümesine kavuşuldu. Arama motorlarının iktisadi olarak temsil kapasiteleri ve ekonometri dünyasına getirdikleri katkılara dair yazılmış makaleleri yazının sonunda linkleri ile bulabilirsiniz.

Arama motoru verileri ile makro trendlerin analizi konusunda ortaya çıkan en son gelişme ise arama evreninde hangi kelimelerin arama trendlerinin birbirleriyle uyum gösterdiğine dair otomatik bir regresyon aracının geliştirilmesi oldu. Google Correlate sitesi sayesinde artık herhangi bir kelimenin arama hacmine paralel değişim gösteren başka kelimeler çok kısa bir süre içerisinde arama tabanından çekilebiliyor. Bu gelişme, iktisat bilimi için hep teoride kalan gerçeğe çok yakın ve sürekli kendini revize eden ekonometrik modellerin oluşturulabileceği idealine ne kadar az kaldığını da göstermiyor mu?

Dünyaca ünlü ekonomist Hal Varian'ın yukarıda bahsettiğim aracı özetleyen videosunu bu sayfada izleyebilirsiniz.


MAKALE LİSTESİ

2000 - A Review of Web Searching Studies and a Framework for Future Research

2005 - Using Web-based Search Data to Predict Macroeconomic Statistics

2008 - Using Internet Searches for Influenza Surveillance

2009 – Forecasting Private Consumption: Survey-based Indicators vs. Google Trends

2009 - Google Econometrics and Unemployment Forecasting

2009 – More Diseases Tracked by Using Google Trends

2009 – Query Indices and a 2008 Downturn: Israeli Data

2009 - The Future of Prediction: How Google Searches Foreshadow Housing Prices and Sales

2009 – Predicting the Present with Google Trends

2009 – Predicting initial claims for unemployment benefits

2010 – In Search of Attention

2010 – Information Demand and Stock Market Volatility

2010 - Predicting consumer behavior with Web search

2010 – The Past as Prologue? Business Cycles and Forecasting since the 1960s

2010 – Potential Impact of the Gulf Oil Spill on Tourism

2011 – Google Correlate Whitepaper

7 Temmuz 2012 Cumartesi

Dünyaca Ünlü Pazarlama Gurularını Tanıyor Musunuz?

Pazarlama konusunda vizyoner yorumlar yapmış, bugün kabul gören fikirleri geliştirmiş veya yeni pazarlamanın dinamiklerini belirlemiş profesyonellere günümüzde guru diyoruz. Zamansızlığın en önemli problem olduğu iş dünyasında, guruların katkılarını öğrenebilmek için yazdıklarını ilk elden okumak pek de mümkün değil. Bu ihtiyaçtan yola çıkılarak önemli pazarlama yöneticilerinin kitaplarının bir kısmı, Chris Murray’in The Marketing Gurus (Pazarlama Guruları) isimli kitabında özetlenmiş. Bu özet kitabı, aynı zamanda örnek stratejilerin ve tecrübelerin alt alta sıralandığı bir paylaşım havuzu. Bu kitabı okumaya dahi vakti olmayanlar için ise aşağıdaki listede kronolojik olarak guruları, kitaplarını ve yenilikçi yaklaşımlarını paylaşmak istedim.

1991
Regis McKenna - Relationship Marketing: Strategies for the Age of the Customer (İlişki Pazarlaması: Müşteri Çağı İçin Stratejiler)
Şirketlerin yönlendirdiği 1970’lerin ekonomisinden 1990’ların müşterilerin yönlendirdiği (customer-driven) ekonomiye geçişini anlatıyor. Müşterilerin ihtiyaçlarını göz önüne alan, sadece reklamla beslenmeyip ürünleri geliştirmeyi içine alan pazarlama yaklaşımını özetliyor.

Faith Popcorn - The Popcorn Report (Mısır Patlağı Raporu)
Bireyselleşme (cocooning), doğaya dönüş, yavaş ve sağlıklı yaşam gibi günümüzde çok önemli hale gelen tüketici trendlerini içeren vizyoner bir pazarlama yaklaşımından bahsediyor.

Geoffrey A. Moore - Crossing the Chasm (Boşluğu Geçerken)
Teknoloji ürünlerindeki kendine özgü adaptasyon sürecini (adoption life cycle) detaylandırıyor. Başarılı pazarlama yaklaşımı ile ürünlere ilk adapte olan kitle (early adopters) ile öncü çoğunluk (early majority) arasındaki boşluğun / kopukluğun (chasm) giderilebileceğini belirtiyor.

1993
Thomas Stanley - Networking with the Affluent (Nüfuzlu ile Bağlantı Kurmak)

Don Peppers & Martha Rogers - The One to One Future (Birebir Gelecek)
Klasik kitle pazarlamasının yerini müşterilerle birebir / özelleşmiş pazarlamanın aldığını temel alan bir yaklaşım getiriyor. Erişim maliyeti yerine (cost of reach) etkileşim maliyetini (cost of response) gözetmek gereken bu bireyselleşmiş pazarlama yaklaşımını, müşteri ilişkileri yönetiminde (CRM) diyalog olarak ifade ediyor. Müşterileri elde tutmanın en ucuz maliyetli strateji olduğu mesajını veriyor.

1995
Guy Kawasaki - How to Drive Your Competition Crazy (Rekabeti Nasıl Kızıştırırsınız)
Klasik pazarlama yaklaşımlarının dışına çıkıp ürünün ve rakiplerinin gerçek kullanıcısı olarak müşterilere ve ihtiyaçlarına gerçekten empati kurmayı öneriyor. Ortaya çıkması gereken yeni ürün / özellik, belli oranda süregelen işe zarar verebilecekse de (self-canabilizing), orta vadede başarılı olabilmek için bunu göze almanın gerektiğini belirtiyor.

Murray Raphel & Neil Raphel - Up the Loyalty Ladder (Sadakat Merdiveninin Tepesine)
Pazarlamanın en önemli noktasının müşteri sadakati olduğunu belirtip kazanılan müşterileri elde tutmak için onlarla düzenli iletişim kurma (four-mula) stratejisinin nasıl çizilmesi gerektiğini açıklıyor. 'Müşterilerin bir ürünü kullanmayı bırakması için onlara gerçek nedeni / fırsatı ürün sahibinin kendsi verecektir' tezini destekliyor.

Michael Treacy & Fred Wiersema - The Discipline of Market Leaders (Pazar Liderlerinin Disiplini)

1997
Johny K. Johansson & Ikujiro Nonaka - Relentless (Merhametsiz)
Klasik pazarlamadaki statik pazar araştırmasına dayanan quantitatif keskinliğin yumuşatılıp, içgörülere dayanan ve ürünlerin sorun çıkaran taraflarının düzeltilerek ürünlerin mükemmel hale getirilmesini amaçlayan bir yaklaşımı savunuyor. Öncülerden / rakiplerden kopyalanan (churning) ürün veya özelliklerin üzerinde yapılacak geliştirmelerin ilerlemeyi hızlandırdığını savunuyor.

1998
Larry Downes & Chunka Mui - Unleashing the Killer App (Ölümcül Uygulamayı Serbest Bırakmak)
Sektörlerin ve firmaların dijital sayesinde iş modellerini veya diğer stratejilerini kökünden değiştirebilecek yeniliklere sahip olabileceğini Moore ve Metcalfe Yasaları üzerinden açıklıyor.

2000
Jack Trout & Steve Rivkin - Differentiate or Die (Farklılaş ya da Öl)
Firmaların, iletişim bombardımanı (overcommunication) altında kalan tüketicilerin algısında ürünlerini farklılaştırmalarının ve bunu yaparken de olabildiğince basit bir mesaj etrafında stratejilerini uygulamalarının önemini belirtiyor. Benzersiz satış noktası (unique selling point) gibi birçok konuya değinerek farklılaşma yöntemlerini paylaşıyor.

Emanuel Rosen - The Anatomy of Buzz (Kendinden Bahsettirmenin Anatomisi)
Sosyal medyanın yaygın kullanılır hale geldiği günümüzde adından sıkça bahsettiğimiz bir anda yükselen algının (buzz) pazarlamadaki önemi üzerine ilk yorum yapanlardan biri. Bulaşıcı pazarlama (viral marketing) ve yemleme (seeding) gibi yöntemlerin yerini açıklayıp kulaktan kulağa / ağızdan ağıza pazarlama stratejisinin altını dolduruyor.

2002
Seth Godin - Purple Cow (Mor İnek)
Ürünlerin reklamlarla satılmaya alışıldığı günümüzde dikkat edilmeyen en önemli konu potensiyel müşterilerin ihtiyaçlarının çoğuna sahip olması. Bu yeni pazarlama dünyasında firmalar için en önemli pazarlama stratejisi, tüketicilerin fark edeceği ürünler geliştirme ve müşterilerin izin verdikleri şekilde bu ürünler hakkında bilgilendirilmesi (permission marketing) olmalı.

2003
Clive Humby & Terry Hunt & Tim Phillips - Scoring Points (Sayı Yapılan Noktalar)

Philip Kotler & Fernando Trias de Bes - Lateral Marketing (Yanal Pazarlama)
Segmentler üzerinden kurgulanan tek üründen alt kategorilere uzanan, klasik dikey pazarlama (vertical marketing) anlayışının yerine; müşterilerin ihtiyaçları üzerine kurgulanan, yepyeni bir ürün veya sektör yaratmayla sonuçlanabilecek yanal pazarlama (lateral marketing) yaklaşımı getirilmeli. Doymuş pazarda (saturated market) kısıtlanmış stratejilerle iş yapmak yerine; yeni pazarlar oluşturabilecek, ürünler arasında sinerji yaratabilecek stratejiler takip edilmeli.

2004
Lisa Johnson & Andrea Learned - Don't Think Pink (Pembe Düşünmeyin)
Hanelerdeki alışverişin büyük oranda karar vericisi olan kadın tüketiciler, günümüzde cinsiyet üzerinden pazarlama (gender marketing) stratejilerine ev kadını klişesi araclığı ile tepki vermeyi bıraktı. Bu konudaki yeni stratejileri açıklanırken, ürünün sadece kadınlar için olduğunun net belirtildiği görünür pazarlama (visible marketing) ve ürünlerin özelliklerinin kadınların ihtiyaçlarını karşıladığı şeffaf pazarlama (transparent marketing) gibi alt başlıklar da detaylandırılıyor.

Sergio Zyman - Renovate Before You Innovate (Yeniden Yaratmadan Önce Onarın)

30 Haziran 2012 Cumartesi

Türkiye Tüketici Elektroniği Sektöründe E-Ticaret Dönüşümü

Türkiye'de son yıllarda e-ticaret denildiğinde akla giyim ve aksesuar sektörü gelse de tüketici elektroniği kategorisi hala ciddi bir hacme sahip. İndirimli ürün satışının yerini yavaş yavaş sezon ürünlerinin satışına bırakmasının beklendiği önümüzdeki e-ticaret döneminde, tüketici elektroniği sektörü ciddi bir ivme yakalayabilir. Çünkü Türkiye'de TUIK raporlarına göre İnternet'ten alışveriş yapanların %28'i elektronik ürün aldığını belirtiyor.

Tüketici Elektroniği Pazarı ve E-Ticaret
2011 yılı itibariyle GFK'nin raporuna göre 12.5 milyar dolar, Deloitte'nin araştırmasına göre ise 9 milyar dolar seviyelerinde olan tüketici elektroniği sektörü; toplam perakende sektörünün aşağı yukarı %5'ini oluşturuyor. Oysa bu kategori, e-ticareti domine eden kategorilerden biri; dünyada e-ticaret pastası içerisindeki payı %20'den fazla. Hatta uzmanlığı bu alan olan global firmaların web satışları her yıl %20'ler dolayında büyürken toplam cirolarındaki artış %2 düzeyinde kalıyor.

Tüketici Elektroniği ve Türkiye'deki E-Ticaret Siteleri
Türkiye'de İnternet üzerinde gerçekleşen tüketici elektroniği ticareti, ilk e-ticaret sitesi olan Infoshop.com.tr'den günümüze kadar, ikinci el ürünler konusunda bambaşka açılım yaratan listeleme olanağı veren Sahibinden.com ve teklif modelini getiren GittiGidiyor dışında, genel B2C sitelerinin önderliğinde gelişti. Sektör lideri Hepsiburada.com ile şu anda faaliyette olmayan Bascuda.com, Weblebi.com, Koysepete.com ve Estore.com.tr bu kategoride ciddi cirolara ulaştılar. Daha sonra da Ereyon.com.tr, Hızlıal.com ve Webdenal gibi elektronik ürün tedariği yönünden güçlü sitelerle bu trend devam etti. Hatta İstanbul Bilişim tüketici elektroniği konusunda ciddi bir algı yaratıp marka bilinirliğini fiziksel mağazalar açmaya kadar götürebildi. Bu dönemde www.pazartesisendromu.com gibi ses getiren web projeleri hayata geçti. Teknoloji ürünleri sektörü, düşük kar marjları nedeniyle başka sektörlerdeki / kategorilerdeki indirimlere ulaşamasa da son yıllarda fiyat odaklı hale gelen İnternet alışveriş trendine kayıtsız kalamadı. Limangotech'in özel alışveriş modelini teknoloji ürünlerine taşıması ve bunu Go220 gibi sitelerin takip etmesi yanında Sabancı Grubu'nun tüketici elektroniği özelindeki e-ticaret sitesi Kliksa'nın açılması sektöre bambaşka bir ivme kazandırdı. Ayrıca son yıllarda farklı sektörel dinamikler nedeniyle sorun yaşayan projeler sektöre geniş çaplı problemler yaşatmadan durduruldular.

Klasik Tüketici Elektroniği Perakendecileri ve E-Ticaret
Türkiye tüketici elektroniği sektöründe yabancı firmaların önemli bir ağırlığı bulunuyor. Bunun yanında birçok perakende firmasının web mağazaları, en büyük ciroyu yaptıkları mağazaları haline geldiler. Yerel perakendeciler, son yıllarda fiziksel mağaza adetlerini hızlı bir şekilde artırmaya yönelik bir strateji izlerken İnternet satışlarını artıracak ve fiziksel mağazalar ile entegrasyonu sağlayacak sitelerini geliştirmeyi de öncelikleri arasına aldılar. Teknosa bu yıl web sitesini ayrı bir mağaza gibi konumlamak yerine fiziksel mağazalarını daha fazla destekleyici hale getirdi. Vatan Computer son yıllarda web-mağaza entegrasyonunu ilerletip e-ticaret uzmanlarının katkısı ile performansını artırıp Online konumunu güçlendirdi. Bimeks ise sosyaleşen site tasarımı yanında Bi Dakka gibi hızlı teslimat kampanyaları ile web'de farklılaşma yoluna gitti. Gold tasarım ve altyapı yenilenmesiyle web sitesini tam bir e-ticaret sitesi haline getirdi. Yabancı perakendecilerin diğer ülkelerdeki durumları ile karşılaştırıldığında, Türkiye'de web satışı konusuna henüz yeterince yatırım yaptıklarını söyleyemeyiz. 2012 yılı itibariyle sadece Darty'nin İnternet sitesinden alışveriş yapılabilmekteyken Electro World de birkaç gün önce e-ticaret sitesini yayına aldı. Dixons Grubu'nun fiziksel mağaza ve web mağazası etkileşimi konusunda ciddi bir tecrübesi bulunduğunun altını çizelim. 2011 yılına kadar global olarak web satışından uzak duran, fakat geçen yıl Almanya sitesini faaliyete alan MediaMarkt & Saturn'ün de Türkiye'de son dönemde ısınan bu web rekabetine uzak kalmayacağını değerlendirmek yanlış olmayacaktır.

16 Haziran 2012 Cumartesi

Ücret Ödemeden E-Ticaret Sitesi, Web Sitesi ve Mobil Site Sahibi Olabileceğinizi Biliyor Musunuz?

Google, Garanti Bankası, Yurtiçi Kargo, IdeaSoft ve SadeceHosting işbirliği ile birkaç gün önce hayata geçen 'İşinizi İnternete Taşıyın' projesi sayesinde artık Türkiye'de faaliyet gösteren tüm işletmeler ücretsiz şekilde e-ticarete başlayabilecek. www.isinizinternette.com.tr sitesi üzerinde basit bir arayüz ile anlaşılır şekilde oluşturulan web dükkanına, sanal ödeme ve kargo sistemlerinin entegre edilmiş olması; normalde karmaşık olarak değerlendirilen bu süreci çok kolaylaştırmış. Projenin bir diğer önemli tarafı da e-ticarete şimdilik başlamayı planlamayan, hatta henüz İnternet sitesi bile bulunmayan firmalara ücretsiz web sitesi kurma fırsatı vermesi. Bu sayede Yeni Türk Ticaret Kanunu'nun getireceği yükümlülüklerin konuşulduğu son dönemde, Türkiye'de yüzbinlerce işletmenin web site sahibi olma ihtiyacına ciddi bir çözüm sağlanmış.

Peki ya ücretsiz mobil web sitesi?
Günümüzde en önemli trendlerden biri de şüphesiz mobil cihazlar üzerinden İnternet kullanımının hızlı artışı. Bu konuda Türkiye'deki firmaların hali hazırdaki sitelerini nasıl mobil cihazlara uyumlu hale getirebileceğine dair ipuçlarını içeren www.gomo.com.tr sitesi geçen hafta yayına girdi. Portalda özellikle sitenizin mobil cihazlara uyumluluğunu test edebileceğiniz ve özel bir rapor almanızı sağlayacak GoMoMetre'yi denemenizi öneriyorum. Sitenizi belirtilen detaylarda mobil uyumlu hale getirmek için ücretsiz bir desteğe ihtiyaç duyuyorsanız projenin uluslararası sayfasında o da yer alıyor. HowToGomo sitesindeki site oluşturma modülü sayesinde halihazırdaki web sitenizin kolayca mobil cihazlara uyumlu versiyonunu oluşturup yayına alabilirsiniz.

1 Haziran 2012 Cuma

E-ticaretin Geleceğine Dair Günümüzdeki Trendler Üzerinden Öngörüler

Günümüzde e-ticaret sektöründe ilk örneklerini gördüğümüz uygulamaların bir kısmı, gelecekte önemli yoğunlukta kullanıma sahip olacak. Bu yazıda son dönemde ilgimi çeken (gelecek vaadettiğini düşündüğüm) birkaç trendi sizlerle paylaşmak istedim:

Tabletler, ana bilgisayar tipi / formatı olma yolunda.
2011 yılında dünyada %350 yıllık büyüme oranı ile yaklaşık 70 milyon tablet bilgisayar satılırken kişisel bilgisayar adedi bir önceki yıl ile aynı düzeyde kalarak 350 milyon oldu. Mary Meeker’in bu hafta yaptığı 2012 İnternet Trendleri sunumunda belirtildiği üzere ABD’de tablet sahipliği %30’a ulaşmış durumda. Tablet bilgisayar sektörünün son dönemde yaşadığı sıçramayı sadece iPad ile ilişkilendirmek yanlış olacaktır. İnternet tarayıcılarının gelişmesi ile birlikte artık birçok işlemi bu platformlar üzerinde yapabilir hale geldik. HTML5 gibi teknolojiler sayesinde gelecekte masaüstü uygulamaların yerini tarayıcılar üzerindeki uygulamaların alacağı bir çok kişinin ortak görüşü.


Mobil cihazlardan gelen trafik, site analiz raporlarını karıştırıyor.
Akıllı telefonların ve tablet bilgisayarların kullanımındaki artışa paralel olarak site trafiklerinde mobil ziyaretçilerin oranı her geçen gün artıyor.
Bu hafta düzenlenen E-ticaret Konferansı ve Fuarı’nda konuşma yapan E-Tailing Group Başkanı Lauren Freedman, ABD’de e-ticaret sitelerindeki mobil ticaretin oranının %10’a yaklaştığını belirtti. Hatta bazı sitelerde m-ticaret cirolarının oranı %50’yi bile geçmeye başladı. Bu durumun en çok etkilediği alanlardan biri de analiz raporları. Mobil ziyaretçilerin davranışları, masaüstü veya dizüstü ziyaretçilerinden çok farklı olduğu için bu iki segmenti, tüm raporlarda ayrıştırarak değerlendirmeye başlamak daha sağlıklı olacaktır.


Sanal ürün ticareti hacmi artıyor.
Oyunlaştırma (gamification) konseptinin bu kadar popüler hale gelmesinin temelinde sosyal platformlar üzerindeki uygulamalarda ve MMORPG oyunlarında yeni bir gelir modelinin ortaya çıkması yatıyor. Facebook’un halka açılmadan önceki analizlerinde 557 milyon dolar olarak belirtilen 2011 yılı ortaklık gelirlerini, büyük oranda bu sosyal uygulamalarda ticareti yapılan sanal ürünlerin satışı oluşturuyor. Sadece fiziksel ürün satışı ile sınırlanmayan yeni e-ticaret siteleri, yenilikçi sanal ürün satış stratejileri ile önemli bir ek katma değer yaratabilirler.


Bilgisayarlar ve mobil cihazlar, bireysel POS makineleri haline geliyor.
E-ticaret sektöründeki güvenlik kaygısını en aza indiren Online alternatif ödeme sistemlerinin kullanımı hızla artsa da firmalar, bu konuda fiziksel çözümler de geliştirmeye devam ediyor. POS özelliğini yeni ultrabook bilgisayarlara entegre eden Intel ve MasterCard, artık tüketicilerin kredi kartlarını kişisel bilgisayarlarında kullanmalarını sağlamış. Her ölçekteki firmanın herhangi bir bankadan fiziksel POS cihazı almadan mobil cihazlara monte edilen basit bir aparat yardımı ile kredi kartlarından ödeme alabilmesini sağlayan yeni teknoloji şirketi Square de firma tarafı için portatif bir çözüm yaratmış.

E-ticaretin karşı konulamayan büyümesi, fiziksel mağazaları showroom’lara çeviriyor.
Fiziksel perakendeciler, e-ticaret kanalının diğer kanallara kıyasla ciddi oranda artan cirosu ve düşük maliyeti sebebiyle fiziksel alanlarını azaltacak şekilde şirket kurgularını revize etmeye başladı. E-ticaret firmaları da müşterilerine doğal bariyerleri olan Online dünyayı aşıp entegre alışveriş yaşatabilmek için gerek özelleşmiş alışveriş tecrübesini gerekse showroomvari sergileme noktalarını hayata geçirmeye başladılar.

E-ticaret firmaları büyürken alışveriş içerikli sitelerdeki reklamlar da artıyor.
Google’ın global Ad Exchange ve AdSense verilerine dayanarak hazırladığı son rapora göre alışveriş üzerine sitelerde yayınlanan reklamların oranı bir önceki yıla göre %37 artarak en çok yükseliş gösteren kategori olmuş. Alışveriş kategorisindeki sitelerdeki yıllık artış mobil reklamlar için ise yine en çok gelişme kaydeden alan olarak %69 düzeyinde sıçrama yapmış. E-ticaret siteleri, doğrudan geri dönüşümünü ölçümleyebildikleri için İnternet reklamcılığına en çok yatırım yapan kategoriyi oluşturuyor. Alışveriş içerikli sitelerdeki reklamların artışı, e-ticaret sitelerinin pazarlama harcamalarının da son bir sene içerisinde tüm dünyada ciddi oranda arttığının bir göstergesi.

10 Mayıs 2012 Perşembe

Türkiye E-Ticaret Sektörü Üzerine 2012 Yılında Yapılan Araştırmaları Biliyor Musunuz?

Türkiye'de İnternet üzerindeki alışveriş hacmi arttıkça eksikliğini çektiğimiz araştırmalar konusunda da ciddi gelişmeler yaşanmaya başladı. Yıllarca sadece BKM verilerine dayanan analizler, artık daha başka araştırmalarla geliştirilebilecek. Bu sayede ülkemizdeki potansiyeli fark edecek yeni yatırımcıların da katılımı ile e-ticaret sektöründeki büyümenin uzun soluklu olarak devam etmesini sağlayabileceğiz. Ulaşabildiğim araştırmalardan önemli noktaları aşağıda paylaşmak istedim:


BKM 2012
BKM verilerine göre 2011 sonu itibariyle Türkiye'de 50 milyon kredi kartı ve 80 milyon banka kartı bulunurken B2B işlemlerinin de içerisinde yer aldığı toplam yıllık sanal POS işlem tutarı, 13 milyar dolar seviyesine ulaşmış.


GFK E-Ticaret Araştırması 2012
MasterCard 2. e-ticaret Günü'nde GFK tarafından 2012 yılında yapılan araştırmanın sonuçları paylaşıldı. 2011 yılı sonuçları ile karşılaştırıldığında İnternet'ten alışveriş yaptığını belirtenlerin profilinde şöyle bir değişim var: kadınların oranı artarken çalışanların oranı azalmış, aynı paralellikte C2 segmenti genişlemiş. Özel alışveriş sitelerinin son dönemde yapmış olduğu TV reklam kampanyaları, İnternet alışverişi için ucuzluk algısını güçlendirdiği için İnternet sitelerini yeni bir müşteri kitlesi ziyaret etmeye başladı. Bu kitle  nedeniyle alışverişlerde kapıdan yapılan nakit ödeme oranı %9'lara ulaşırken, İnternet müşterilerinin %70'i aylık 300 TL altında alışveriş yapanlardan oluşur hale gelmiş. Bu arada son dönemde İnternet alışverişinin temel dinamikleri de değişime uğramaya başladı. Örneğin birkaç yıl öncesine kadar İnternet'ten alışverişin güvenilirliğini sorgulayan tüketiciler, artık hangi sitenin güvenli olduğu noktasında bir kararsızlık yaşıyor.


McKinsey İnternet'in Etkisi Araştırması 2012
McKinsey'in birçok ülkeyi içine alan araştırması, İnternet'in toplam milli hasılaya ne ölçüde etkisi olduğunu analiz ediyor. ABD'de %3.8, İngiltere'de %5.4, Brezilya'da %1.4 ve Rusya'da %0.8 olan bu oran, Türkiye için %0.9 olarak hesaplanmış. İnternet'in toplam ekonomik büyümeye katkısına gelince ise Türkiye için %1.5 olarak ifade edilen bu oran; İngiltere'de %22.7, ABD'de %14.9, Brezilya'da %2.4 ve Rusya'da %0.9 olarak belirtilmiş. Bu analizlerin 2010 yılı verilerine dayanması üzerinde bir kez daha düşünmemizi zorunlu kılıyor. Çünkü 2011 yılı itibariyle ciddi sayıda yabancı yatırımcının ülkemize giriş yapmış olması ve son bir iki yılda hızla artmış olan İnternet alışverişi müşterisi hacmi; analizdeki faktörlerin Türkiye lehine; tüm resmi değiştirebilecek kadar geliştiğine işaret ediyor.


TNS Tüketici Alışverişi Araştırması 2012
TNS'in Türkiye'de gerçekleştirdiği tüketici analizi araştırması, İnternet'in tüketici elektroniği satın alırken tüketiciler için ne kadar önemli hale geldiğini destekliyor. Türkiye'de İnternet kullanıcıları arasında her beş alışverişten biri İnternet'ten yapılırken akıllı telefonların bu Online alışverişler içerisindeki payı %20 düzeyine ulaşmış. Cep telefonu alacak tüketicilerin %90'ı ise ön araştırmayı İnternet'ten yapıyormuş.


TNS Tüketici Araştırması 2011
TNS'in 2011 yılı içerisinde sunduğu araştırma sonuçlarına göre tüketicilerin %38'i gelecek 12 ay içerisinde giyim ve aksesuar kategorisinden bir ürünü İnternet üzerinden alacağını belirtirken ev eşyası kategorisi için bu oran %26 olarak ortaya çıkmış. Bu araştırmada ortaya çıkan ilginç saptamalardan biri de İnternet'ten alışveriş yapmadığını ifade eden kişilerin, ilk neden olarak fiziksel dokunma / test eksikliğini belirtmesi olmuş. Yıllardır hep tüketiciler için bariyer olarak en önde dile getirilen ödeme konusundaki endişeler dördüncü sıraya inmiş.