24 Nisan 2011 Pazar

İnternet Yatırımcıları için Zappos.com'un Hikayesinden Çıkarılacak Dersler

2009 yılından itibaren özel alışveriş ve grup alışveriş sitelerinin e-ticaret sektöründe yarattığı etkinin artık yavaş yavaş belli kategorilerde özelleşmiş, niş sektör sitelerine kayması bekleniyor. Hatta bu sebeple grup ve özel alışveriş siteleri de alt kategorilerini açmaya başladı. Beklentilerin bu yönde olması Türkiye'deki İnternet yatırımcılarının son dönemde Pabbuc ve Balerin gibi sitelere ortak olmaları yanında, Zizigo gibi doğrudan grup şirketi girişimlerinin faaliyete geçmesinde de kendini gösteriyor.

Odaklı alışveriş siteleri içerisinde Dünya'daki başarılı örnekler olarak Türkiye'de bile vergisel düzenleme yapılmasına neden olan fiyat avantajına sahip Uzak Doğu kozmetik sitesi StrawberryNET ve geçen yıl Amazon'un yaklaşık 1 milyar dolar vererek satın aldığı müşteri memnuniyeti üzerine kurulu ayakkabı sitesi Zappos sayılabilir.

Grup ve özel alışveriş sitelerinin sayısı nasıl birden çığ gibi büyüdüyse, alt kategorilerde özelleşmiş sitelerin de hızla çoğalacağından hiç şüphe yok. Çünkü malesef hala yüzmilyonlarca dolar ciroya ulaşan İnternet sitelerini, üç beş genç insanın bir araya gelerek kurduğu amatör girişimler olarak görecek bilgisiz birçok yatırımcı var. Sekördeki cirolar yükseldikçe, yatırımcıların artan iştahı; İnternet üzerinde ticaret yapmanın da belli bir birikim gerektirdiğinin göz ardı edilmesine neden oluyor.

İnternet girişimlerinde şansın yanında bilgi birikiminin de ne kadar önemli olduğunu hatırlatmak için, Zappos kurucusu Tony Hsieh'in firmanın kuruluş hikayesini yazdığı Delivering Happiness (Mutluluk Sağlamak) kitabından birkaç noktayı paylaşmak istedim:

- Tony Hsieh, Harvard mezunu bir bilgisayar yazılımcısı ve ilk projesi olan LinkExchange'i 1999 yılında 265 milyon dolara Microsoft'a satmış. (Sermaye edin ve internet yatırımcıları ile tanışıklık kur.)
- LinkExhange satışı sonrasında kurulan yatırım fonu, Shoesize.com sitesi sahibi bir kişinin projesine yatırım yapmaya karar vermiş. (İşleyen bir projeye yatırım yap.)
- Yaşanan ekonomik krizler ve iç sorunlar nedeniyle Zappos, zaman içerisinde iş modelini değiştirip tüm süreci şirket içine taşımış; stoklu çalışma, lojistik konusunu içeride çözme ve müşteri desteği konusuna en yüksek önemi vermek gibi. (Şirketin göreli avantajını, asla dışarıya verme / outsource etme.)

10 Nisan 2011 Pazar

Kadınlar (E-Ticaret Sitelerinden) Ne İster ?

Çok değil bir kaç yıl öncesine kadar elektronik ürünlerin domine ettiği Türkiye e-ticaret sektöründe standart olarak kabul edilen %80-%20 erkek-kadın müşteri oranı, özel alışveriş ve kupon sitelerinin hayatımıza girmesi ile tepe taklak oldu. %35-%65 erkek-kadın oranlarının konuşulduğu bu siteler sayesinde son iki yıl içerisinde yaklaşık 1-1,5 milyon yeni kadın tüketicinin İnternet'ten alışveriş ile tanışması, e-ticaret sektöründeki kadın müşteri adedini iki katına çıkardı.

Peki e-ticaret siteleri kendilerini bu yeni müşteri profiline göre yenileyebildi mi?

Sektördeki tüm oyuncuların üzerinde uzlaştığı ve yatırım yapmayı önceliklendirdiği konu; fiyat avantajı üzerinde yükselen ürün / hizmet odaklı tüketici ilgisini kendi sitelerine çekmek. Bu nedenle tüm sektörde tedarik konusunda ciddi bir hareketlenme olduğunu belirtebiliriz. Gittigidiyor'un ana sayfasında Günün Fırsatı bölümünü ön plana çıkarması ve Hepsiburada'nın kampanyalı ürünleri bir araya getirdiği hepsi1000go isimli bir alt bölüm açması, bu alandaki site geliştirmeleri açısından bir kaç önemli gelişme olarak görülebilir.

Burada araya girip kadınların en çok istemediği şeylerin; ucuz görünmek ve sıradan olmak olduğunu hatırlatma ihtiyacı hissediyorum. Yani sadece ürün ve fiyat odaklı iş modellerine sahip sitelerin üye adetleri genişledikçe; özellikle kadın üyelerin, kendilerini diğerlerinden farklı hissetmemeye başlayacaklarını ve e-ticaret sektöründeki bu ivmenin düşebileceğini değerlendirebiliriz. Bu nedenle özel alışveriş klüpleri gerek özelleşmiş yeni sitelere yatırım yaparak gerekse alt kategorilerini geliştirerek, gelirlerini artıracak farklı kanallar bulmaya çalışıyor.

Kadın tüketicilere ulaşmada henüz üzerinde durulmayan asıl konu ise alışveriş sürecini, kadınlara uygun hale getirmek. Yani güzel ürünleri bulup siteye koymak dışında, bu ürünleri sunuş sistematiği de e-ticaret siteleri için üzerinde ciddi zaman harcanması gereken bir konu. İnternet üzerinden alışveriş bir bilgisayar aracılığı ile yapılsa da duygusal etkileşim yine de önemini koruyor.

Buraya kadar her şey tamam da kadınlara uyarlanmış alışveriş sürecini nasıl kurgulayacağız? Kısaca, kadınlar (e-ticaret sitelerinden) ne ister?

- Özel hissetmek: Bu ihtiyaç, fırsat sitelerinin neden daha çok kadınları alışverişe yönlendirebildiğinin de en net açıklaması sanırım. Doğum günü, evlilik yıldönümü gibi özel günlerde onlarla iletişim kurmak için bilgilerini istemek ve daha sonra bu özel iletişimi epostadan telefon aramalarına kadar kurgulayıp geliştirmek; kadın müşterilerin siteniz ile daha yoğun bir bağ kurmasına neden olacaktır. Bunun yanında kısıtlı sayıdaki bazı markalı ürünlere sadece kendileri sahip olmak için, aylık ek bir özel üyelik ücreti vermeyi göze alacak kadın müşteri adedini analiz etmek özel alışveriş klüpleri için faydalı olabilir.

- Özgür hissetmek: Sipariş verdikleri ürünü veya hizmeti kullanamadıklarında rahatça iade edebileceklerini (Hatta ek kargo maliyeti olmaması gibi bir opsiyon daha da iyi olabilir) bilen müşterileriniz, aslında ortalama alışveriş tutarlarının üzerinde harcama yapmaya eğilimli olabilir.

- Sürprizle karşılaşmak: E-ticaret sitelerinden alışveriş yapan kadınların en çok hoşlarına giden şeylerden biri de verdikleri siparişleri unutup paket teslim edildiğinde, bir hediye almış olma duygusunu yaşamaları. Sipariş paketlerinin albenisinin artması, firmalar için ek maliyet gibi görünse de kadın müşterilerin siteye sadakati konusunda önemli avantaj sağlayacaktır. Ayrıca siteden sıklıkla alışveriş yapan kişilere, bazı siparişleri ile birlikte maliyeti düşük de olsa satın alamayacakları küçük hediyeler gönderilmesi, müşteri kitlesinde ciddi bir algı farkındalığı yaratacaktır.

- Paylaşmak / Dinlenilmek: Özellikle sosyal medyanın ve İnternet'e bağlı mobil cihazların kullanımının artması ile tüketicilerin ürün ve hizmetler hakkındaki paylaşımları ciddi oranda artıyor. Tüketicilerin sosyal medyada yorum yapma oranı, mobil cihazlar üzerinden fiziksel mağazalar içerisinde dahi %25'e ulaşmış. Kadın müşteriler arasında bu paylaşım yatkınlığı daha yoğun olduğu için, olumsuz tecrübelerin arkadaşlar ile paylaşılmadan önce doğrudan e-ticaret siteleri ile paylaşılması sağlayabilirse (Siteler samimi bir dinleme ortamı yaratabilirse) kadın müşterilerin sadakati de o oranda artacaktır. Çünkü unutmayın, bir kadın sadece sorunlarının çözülmesi için değil aynı zamanda sorunlarını paylaşıp kendinin ciddiye alındığını bilmek için de sizinle iletişim kurmak isteyebilir.


Görsel: http://www.sofiemoulin.com/

1 Nisan 2011 Cuma

Avrupa ve ABD'den Güncel E-Ticaret Verileri ve Beklentileri

Elektronik ticaretin işlem hacmi tüm dünyada hızla yükselmeye devam ediyor. Araştırma şirketleri tarafından son açıklanan verilere göre Avrupa'daki toplam e-perakende cirosu 2012 yılında 100 milyar Euro’nun üzerine çıkacak. Burada yıllık %10’un üzerinde büyüme beklentisi olduğunu ekleyeyim. ABD’deki e-perakende sektörü büyüklüğünün de aşağıdaki tabloda görebileceğiniz gibi 2012 itibariyle 200 milyar dolar’ın üzerine çıkacağı öngörülüyor.


Son dönemde özel alışveriş ve kupon / grup alışveriş sitelerinin sürüklediği sektör için bu yıl daha da zenginleştirilmiş sosyal alışveriş tecrübesinin öne çıkabileceği değerlendiriliyor. Gerek birçok farklı dinamikte kurgulanmış, yeni açılan sosyal alışveriş sitelerinin; gerekse sosyal ağları ve benzer teknolojileri alışveriş sürecine dahil edebilen e-ticaret sitelerinin önümüzdeki dönemde ciddi büyümeler yaşayabileceği tahmin ediliyor.

Türkiye’de yeni konuşulmaya başlanan 1 milyar dolarlık sektör hacmi için karamsar olmamak gerekli. ABD’de %85 ve Avrupa’da %60 dolaylarında bulunan 'satın alma gücüne sahip İnternet kullanıcılarının İnternet alışverişini tecrübe etme oranı', Türkiye’de henüz %20-25’ler seviyesinde. 2010 yılında yeni iş modelleri ile e-ticaret konusunda arz tarafındaki eksikliğin giderildiği Türkiye’de, artık İnternet’ten alışveriş rahatlığı ve avantajı ile tanışacak İnternet kullanıcıları; ülkemizdeki elektronik ticaret hacminin büyümesinde en önemli faktör olacaktır. Sizce de başta İnternet kullanıcıları olmak üzere tüm tüketiciler için ülke çapında bir İnternet’ten alışveriş farkındalığı kampanyasının zamanı gelmedi mi?

25 Mart 2011 Cuma

Webrazzi Gündem E-Ticaret Etkinliği'nde Paylaşılan Sektörel Veriler

Geçen haftalardaki Webrazzi Gündem E-Ticaret Etkinliği'ne katıldım. İzleyicilerin salona sığmadığını görmek sektöre ilginin ne kadar arttığının da açık bir göstergesi oldu. Konuşmacıların gün boyunca aralara serpiştirdiği bilgileri paylaşmak istedim:

BKM Pelin Kabalak
2008 yılında yapılan e-ticaret araştırmasındaki veriler ile 2010 yılındakiler karşılaştırıldığında:
- Türkiye’den bir siteden alışveriş yaptım diyenlerin oranı iki katına çıkarak %32 olmuş.
- İnternet alışverişinde sanal kart kullanıyorum diyenlerin adedi %14 oranında düşmüş.

1 0cak 2011 itibariyle e-ticaret sitelerine 3D Secure modülü bulundurma zorunluluğu getirilmiş. (Bu seçim müşteriler için tercih halinde sunulabiliyor.)

Hepsiburada.com – Aytuğ İğneli
  • Hepsiburada.com ziyaretçilerinin sitede geçirdiği ortalama süre, 2011 yılında bir önceki yıla göre iki katına çıkarak 10 dk. oldu.
  • Ziyaretçiyi satışa dönüştürme oranı, (Conversion Rate) 2011 yılında %2.6’ya yükseldi.
  • Son bir yıl içerisinde 1-1,5 milyon adet kadın, İnternet üzerinden alışveriş ile tanıştı.
  • 2010 yılında 450 milyon TL seviyelerinde olan ciromuzu 2013 yılında 1 milyar TL’ye çıkarmayı hedefliyoruz.

Haziran 2012 itibariyle yeni Türk Ticaret Kanunu’na göre her firma İnternet sitesinde finansal tablolarını paylaşmak zorunda olacak.

Gittigidiyor.com Cenk Angın
  • Gittigidiyor.com sitesinde aylık ortalama 300-350 bin satış işlemi gerçekleşiyor.
  • Sitede aralık 2010 döneminde 10 milyon tekil ziyaretçiye ulaşıldı.


Mynet.com Emre Kurttepeli
  • Türkiye’de 1 milyon kişi İnternet’ten tekstil alışverişi yaptı.
  • Dikey (özelleşmiş) e-ticaret siteleri yakın gelecekte daha fazla önem kazanacak.
  • Alış frekansı yüksek (geniş pazarı olan) ve kar marjı doymamış ürünler için e-ticaret projeleri düşünülmeli.
  • Bir İnternet girişimi için en az 2 ortak, mükemmeliyetçi yaklaşım, belli bir süre sonunda ek bir sermayedar ve 100 bin TL üzerinde başlangıç sermayesi gerekli.


Grupanya.comOnur Yıldırım
Grupanya.com sitesine üye 1,3 milyon kişiden 1 milyonu İstanbul’da.

Sehirfirsati.com – Anıl Süren
Sehirfirsati.com sitesinde 2,5 milyon adet üye bulunuyor.
2011 yılı ciro hedefi, 30 milyon Euro seviyesinde.

Markapon.com Murat Demirhan
Markapon.com sitesinin 1 milyon üyesi var.

20 Mart 2011 Pazar

İnternet Şirketleri Ne Kadar (Kar) Eder?

Son dönemde isimlerinden en çok söz ettiren İnternet firmaları olan Twitter ve Facebook henüz borsada hisselerini satışa sunmamış olsalar da bu firmaların ikincil piyasalar üzerinden tahmini değerleri belirlenmeye çalışılıyor. Mart 2011 itibariyle Twitter’ın tahmini değerlemesi 7.7 milyar USD dolayında iken Facebook’un piyasa değeri 75 milyar USD olarak konuşulmaya başlandı. Gerçekleşen gelirlere bakıldığında ise tablo biraz farklı; Twitter’ın birkaç cılız reklam modeli testi dışında henüz ciddi bir gelir modeli bulunmuyor. Facebook ise şimdilik 2 milyar USD dolayında tahmin edilen, reklam ve sanal para gelirinden oluşan yılık cirosu ile şimdilik piyasadaki değerlemesinin epey gerisinde. Firmaların güncel ciroları dışında farklı fonlardan aldıkları yatırımlar ile gelecekte ortaya çıkaracakları gelir ve büyüme potansiyelleri de şüphesiz bu değerlemelerde önemli faktörler. Dolayısıyla dünyanın en geniş ağı olan Facebook, sadece reklam programının arkasına sığınmayıp iletişim konusunda telekom operatörlerine ve ödemeler konusunda bankalara rakip olabilecek bir kullanıcı bazına ve teknolojiye eriştiği için farklı bir yerde değerlendirilmeyi hakediyor. Yine de şu anda borsada hisseleri bulunan teknoloji şirketlerini göz önüne aldığımızda, ciro ve değerleme arasında bire beşe (1/5) yaklaşan bir oran bulunduğu gözlemleyebiliriz. Örneğin Apple’ın 2010 yılında 76 milyar USD’lik cirosu ile 330 milyar USD dolayında bir piyasa değerine ulaştığını ve Google’ın ise 2010 yılında 29 milyar USD üzerinde bir ciroya ulaşarak firma değerinin 193 milyar USD düzeyine çıkardığını görüyoruz. Burada yapılabilecek en olumlu değerlendirme, piyasada Facebook ve Twitter’ın gelirlerini hızla artıracaklarının beklendiği olabilir. Tam da bu noktada son dönemdeki bir başka tartışmayı da hatırlamakta yarar var. Mark Cuban gibi önemli İnternet girişimcileri; yeni İnternet projelerine ortak olan yatırım sermayesi şirketlerinin yarattığı bir saadet zinciri nedeniyle, İnternet şirketlerinde önemli oranda bir ‘fazla değerleme’ olduğuna dair düşüncelerini paylaşmaya başladı.

Birçok kişinin ortak düşüncesi 2000’li yılların başında yaşanan ve e-ticaret şirketlerinin batışı ile sonuçlanan dot.com krizinin bu dönemde de yaşanmaması için geçmiş tecrübeleri daha iyi anlamak. E-ticaret konusunda dünyadaki önemli üst düzey yöneticilerden biri olan David Soskin’in kitabı, işte tam da bu dönemde sektördeki tüm aktörlere önemli bir referans noktası oluşturuyor. Net Kar (Net Profit) isimli kitapta e-ticaret dünyasının geçmişi, bugünü ve geleceği İnternet firmalarından örnekler ve verilerle desteklenerek ustaca sunuluyor. Özellikle yaşanmış örnek vakaları dinlemekten hoşlanan sektör profesyonelleri için kaçırılmaması gereken bir kaynak olduğunu belirteyim.

Soskin sayesinde kısa sürede 6 milyar USD piyasa değerine ulaşan Online manav sitesi Webvan.com’ın 2 yıl içerisindeki düşüş hikayesini tüm ayrıntıları ile öğrenirken ClickMango.com ve Beenz.com gibi sonu kötü biten e-ticaret sitelerinin tecrübelerini okuyabiliyoruz. Pets.com gibi tümü başarısızlıkla sonuçlanan 17 adet farklı e-ticaret sitesinin 2000 yılındaki Super Bowl maçı arasında televizyon reklamı vermiş olması, geliri olmayan firmaların aldıkları yatırımları verimsiz kullanarak dot.com krizine nasıl zemin hazırladıklarını da açıkça ortaya koyuyor. Bu kötü örneklerin yaşandığı 2000-2002 dönemi ile günümüzü karşılaştırdığımızda, İnternet kullanım ve İnternet’ten alışveriş penetrasyonları açısından dijital ticaretin artık çok daha güçlü bir zeminde yükseldiğini kabul etmeliyiz. Yine de firmaların piyasadaki değerlerinin, her dönemde sağlıklı bir gelir modelinden (ve ulaşılan cirolardan) geçtiğini unutmamalıyız.

5 Mart 2011 Cumartesi

Bilgisayarların Dönüşümünün Tarihçesini Biliyor Musunuz?

İnternet teorisi konusunda önemli akademisyenlerden olan Jonathan Zittrain'ın, teknoloji dünyasının ve İnternet’in tarihsel olarak nasıl bir gelişim gösterdiği hakkında İnternet’in Geleceği (The Future of Internet) isimli bir kitabı bulunuyor. Özellikle bilgi teknolojisi (IT) uzmanlarını mutlu edecek bir teknik derinlikle yazılmış bu önemli kaynağı okurken aldığım notları, aşağıda paylaşmak istedim.

iPhone lansmanı ile teknoloji alanında devrim yaratan Steve Jobs’un yine benzer bir paradigma değişikliğini bundan 30 yıl önce Apple II bilgisayarı lansmanı ile nasıl benzer şekilde yaptığını çok güzel açıklamış.

Yine aynı şekilde Robert Tappan Morris ile ilk kez 1988 yılında ortaya çıkan İnternet korsanlığının, doğuş ve gelişme hikayesini de çok başarılı şekilde aktarmış. Çıkışında yazılım yetkinliğine dair bir tür güç gösterisi olarak başlayan bu akımın, günümüzde nasıl parasal değeri olan (bot orduları yönetmek gibi) bir suç haline geldiği ve çıkış amacından saptığına da değinmiş.

Kitapta, başlangıçta iş için kullanılma amacıla tasarlanan bilgisayarların kişisel kullanım için nasıl evrimleştiği ve bu süreçte İnternet’in sağladığı katkı başarılı şekilde özetlenmiş. Zittrain, tarihsel süreçte bilgisayar dünyasındaki ilerlemeyi aşağıdaki gibi birbirini takip eden dönemlerdeki 3 modelde ifade etmiş:

Hollerith Modeli: Herman Hollerith 1890’larda oluşturduğu delgili kart (punch card) ve okuyucu aparatı sistemiyle makineleri programlamayı başaran ilk kişi. Oluşturduğu kiralama (leasing) modeli, özellikle ismi International Business Machines’in kısaltması olan IBM’in 1900’lerin başında ABD’deki bilgisayar dünyasını domine etmesine neden oldu. Bu iş modelinde firmalar, tüm yazılım ve destek hizmetleri ile birlikte makinaları da kiralıyorlardı, yani bilgisayarların satışı yapılmıyordu. Müşterilerin ihtiyacı olan tüm programlama değişiklikleri IBM tarafından sağlanıyordu.

Bu dönemde Amerika’nın en önemli telefon altyapı sağlayıcısı AT&T’nin sistemi de buna benziyordu. İnsanların evlerindeki tüm telefon cihazları bu firmaya aitti, yani telefonlar kiralanıyordu.

Teçhizat (Appliance) Modeli: 1930’larda güç kazanan bu modelde, istenen her işe uygun bir cihaz üretiliyordu. Bu cihazlar sadece üretildikleri amaç için çalışabiliyor ve daha sonra farklı konular için programlanamıyorlardı. Örnek olarak elektrikli daktiloların atası sayılabilecek ilkel yazı cihazı Flexowriter verilebilir.

Programlanabilir Bilgisayar Modeli: 1970’lerle birlikte yeniden programlanabilen bilgisayarlar ortaya çıktı. Standart olarak üretilen makinalar, ek programlar ile sonradan istenen ihtiyaçları karşılayacak hale getirilebilme fonksiyonunu kazandı. Böylece donanım ve yazılım iki ayrı alan olarak gelişme olanağı buldu. Burada Microsoft sektörde verdiği olumlu katkının da altı çizilerek iş modelinin, sistemin açık hale gelmesi yönünde yazılımcı ekosisteminin oluşmasına nasıl fayda sağladığı da belirtiliyor.

Bu arada kitabın, bilgisayar veya e-okuyucu üzerinden okumak isteyecekler için ücretsiz olarak buradan indirilebileceğini ekleyeyim.

18 Şubat 2011 Cuma

eTohum Kampı’ndan En Güncel Türkiye E-Ticaret Sektörü Verileri


2011 yılı eTohum Kampı’nın tamamında bulunamasam da Garanti Bankası ve PayPal’ın sunum yaptığı günde İnternet konusundaki bu önemli etkinliğe uğradım. Konuşmalardan not ettiğim, sizlerin de ilgisini çekeceğini düşündüğüm sektörel verileri paylaşmak istedim.

Altan Taşkıran, Garanti Bankası

- 2011 yılı itibariyle milisaniyede 1.000 işleme yanıt verebilecek bir teknik alt yapımız mevcut.
- Toplam POS üyemiz 400 bin adet, bunların 13 bini sanal POS kullanıyor.
- E-ticaret ciromuz toplam ticaret hacminin %8-10’unu oluşturuyor. Bu hacmin içerisinde yalnızca son kullanıcı ile yapılan sanal ticaret (B2C, C2C) bulunmuyor. Son tüketici ile yapılan ticaretin üç büyük sektörü e-perakende, seyahat ve sigortacılık.
- Türkiye, %47 İnternet kullanım penetrasyonu ile toplam İnternet kullanıcısı nüfusunda dünyadaki 13. büyük ülke.
- Türkiye’deki sanal işlem hacmi 2010 yılı sonu itibariyle 15.2 milyar TL. Bunun %70’i doğrudan son tüketici ile yapılan (B2C, C2C) ticari işlemlerden gelirken, %30’u kurum içi (B2B) oluşuyor. Bu hacmin %85’i sadece 200 firma tarafından yapılıyor.
- Türkiye’de toplam sanal POS işlem adeti, aylık 10.7 milyon seviyelerinde. Bu pazarda Garanti Sanal POS’un payı %40 düzeyinde.
- E-ticaret işlem hacminde gün içerisinde en yoğun zaman dilimi saat 14:00-16:00 arası.
- Garanti Bankası’nda 28 kişilik bir chargeback (ters ibraz) ekibi bulunuyor.
- Bizdeki fraud (sahtecilik) oranları, fiziksel POS’lar için %2, sanal POS’lar için %10 düzeyinde.
- Garanti Bankası’ndaki 8 milyon kredi kartı sahibinin 1 milyon adedi İnternet’ten alışveriş yapıyor.
- Garanti Sanal POS kullanıcısı firmaların sektörel olarak toplam işlem haciminde büyük orana sahip olanlarının payları aşağıdaki gibi:
%29 doğrudan pazarlama
%15 sigorta (yoğun olarak B2B)
%12 havayolu
%8 elektronik eşya
%8 seyahat
%8 telekom

Kıvanç Onan, PayPal

- 24 ayrı para biriminde 94 milyon aktif kullanıcı ve 9 milyon üye işyerinde kullanılıyoruz.
- 57 finansal ağ (visa, mastercard) ve 15 bin yerel banka ile işbirliği içindeyiz.
- 94 milyar USD’lik dünya e-ticaret cirosunun %18’i PayPal üzerinden geçiyor.
- 2010 yılında dünyadaki dijital ürün ticaretinin toplam hacmi, 20 milyar USD dolayında gerçekleşti. Bunun 3.4 milyar USD’sinde PayPal kullanıldı.
- PayPal’ın yeni Türkçe sitesi açıldı.
- Türk Lirası (TL) da artık işlemlerde para birimi olarak kullanılabiliyor.